Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: İsa (a.s)'nın Göğe Yükselmesi  (Okunma sayısı 27 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İnşirâh

  • Site Yöneticisi
  • *****
  • İleti: 1257
İsa (a.s)'nın Göğe Yükselmesi
« : 04 Aralık 2018, 13:40:35 »
بَل رَّفَعَهُ اللّهُ إِلَيْهِ وَكَانَ اللّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا

Nisa: 158 – Bilakis, Allah onu kendisine yükseltti. Allah Aziz’dir, Hakim’dir.
   
     
Allah (c.c) bu ayette, yahudi ve hristiyanların İsa (a.s)’ yı öldürdükleri iddialarına son noktayı koymaktadır. Evet! Şu, kafalara iyice yerleşsin: Yahudi ve hristiyanlar İsa’yı ne öldürdüler ne de astılar. Allah (c.c) İsa (a.s)’yı, hem cesedi hem de ruhuyla göğe yükseltti. Bütün sahabeler bu konuda icma etmişlerdir

Allah (c.c), kıyamete yakın bir zamanda İsa (a.s)’yı tekrar gökten indirecektir. O indiği zaman insanları İslam dinine davet edecek ve İslam şeriatiyle hükmedecektir. Bu konuda mütevatir hadisler vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:

Ebu Hureyre (r.a)’den Rasulullah (s.a.s)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

“Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, Meryem oğlu İsa size adaletli bir hakem olarak gelecektir. Haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracaktır. Mallar öyle çoğalacak ki, kimse verilen sadakayı almayacak. O zaman bir secde, dünya ve içindekilerden daha değerli olacaktır.”

Bu hadisi rivayet eden Ebu Hureyre (r.a) şu ayeti okumuştur:

“Kitab ehlinden her bir ferd, ölümünden önce muhakkak ona  iman edecek, o da kıyamet günü, onların aleyhine  bir şahid olacaktır.”  (Nisa: 159) (Buhari, Müslim, İbni Merdeveyh, Ahmed)

Ebu Hureyre (r.a)’den Rasulullah (s.a.s)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

“Nebiler, babaları bir anneleri ayrı kardeşler gibidirler. Şeriatleri ayrı fakat dinleri birdir. Meryem oğlu İsa konusunda en çok ben hak sahibiyim. Çünkü aramızda bir nebi yoktur. Muhakkak o inecektir. Eğer görürseniz, onu şu sıfatlarından tanıyınız: O ne şişman, ne zayıftır. Yüzü kırmızıyla beyaz arası renktedir. Üzerinde iki sarı elbise olacaktır. Saçı ıslak olmamasına rağmen saçından sanki su akıyormuş gibi gözükecektir. Haçı kıracak, domuzu öldürücek, cizyeyi kaldıracaktır. İnsanları İslam’a davet edecektir. O indiğinde İslam hariç bütün dinler helak olacak, Mesih Deccal helak olacak ve yeryüzünde güven yayılacaktır. Öyle ki aslanlar develerle, kaplanlar ineklerle, kurtlar koyunlarla dolaşacak. Çocuklar yılanlarla oynayacak ve yılanlar onlara eziyet vermeyecek. İsa (a.s) 40 sene müslümanların arasında kaldıktan sonra ölecek ve müslümanlar onun üzerine cenaze namazı kılacaklar.” (Ebu Davud, sahih senedle)

Ebu Hureyre (r.a)’den Rasulullah (s.a.s)’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:

“Rum, A’mak’a veya Dabik’a inmeden kıyamet kopmayacaktır. Rum askerleri A’mak’a inince Medine’de bulunan yeryüzünün en hayırlı insanları onlarla savaşmak için sefere çıkacaklar. Savaşmak için saflar oluşturduklarında rumlar onlara şöyle diyecek:

“Bizleri,
(bizden iken size katılarak) dinini değiştirenlerle başbaşa bırakın, onlarla savaşalım. Siz bu işe karışmayın!” Müslümanlar ise onlara:

“Hayır! Biz müslüman kardeşlerimizi asla bırakamayız” diyecekler. Böylece onlarla savaşa başlayacaklar. Müslümanların üçte biri savaştan kaçacak ve Allah (c.c) onları asla affetmeyecektir. Üçte biri şehit olacak. Kalan üçte biri ise hiçbir zaman şirk ve fitneye düşmeyip Konstantiniyye’yi
(İstanbul’u) fethedecektir. Konstantiniyye’yi fethedip ganimetleri paylaştıktan sonra şeytan onlara yalan söyleyerek şöyle seslenecek:

“Mesih’i Deccal sizin geride bıraktığınız ailelerinize saldırıyor.” Bunun üzerine onlar ailelerine dönecekler. Şam’a geldiklerinde Mesih’i Deccal çıkacak. Onunla savaşmak için safları düzenlerlerken namaz vakti girecek. İşte bu sırada İsa (a.s)
(gökten) inecek ve onlara imam olacak. Allah (c.c)’ın düşmanı Deccal, İsa (a.s)’yı görünce tuzun suda eridiği gibi eriyecek. Fakat İsa (a.s), onu eliyle öldürecek ve kılıcının üzerindeki (Deccal’ın) kanını müslümanlara gösterecek.”
(Müslim)

İsa (a.s)’nın gökten inmesiyle ilgili buna benzer mütevatir derecesine gelmiş daha başka rivayetler de vardır. Fakat şimdilik bu rivayetlerle yetiniyoruz. İsa’nın kıyamet gününe yakın bir zamanda tekrar inmesiyle alakalı hadisleri öğrenmek isteyenler, hadis kitaplarına bakabilirler.

“Allah Aziz’dir, Hakimdir.”

Aziz’dir:
O’na sığınınanlara hiç kimse zarar veremez.

Hakim’dir: Hüküm verdiği herşeyde hikmet sahibidir.

Kadiyaniler Ve Onların Sapık İnançları:

Arap memleketlerinde ve batıda sayıları oldukça çok, cahil ve kafir Kadiyani taifesi vardır. Bu taife, Hindistan’ın Kadiyan şehrinde doğmuş olan Merzi Ahmed adındaki bir şahsa nispet edilmektedir. Bu sebeble kendilerine Ahmediye taifesi de denilir. Bunlar, Merzi Ahmed’in Mehdi, İsa ve Allah’ın rasulü olduğunu iddia ederler. Onlara göre; Muhammed (a.s) son nebi değildir. Ondan sonra, onun şeriatine bağlı nebiler gelecektir. Merzi Ahmed bu nebilerdendir. Yahudi ve hristiyanlara gönderilen İsa ölmüştür ve göğe çıkmamıştır. Muhammed (a.s)’in hadislerde kıyamete yakın bir zamanda geleceğini haber verdiği İsa ise İsa’nın benzeridir. O gelmiştir ve o Merzi Ahmed’tir. İsa ile Mehdi aynı kişilerdir.

Yine bu taifeye göre; cin diye birşey yoktur. Adem (a.s)’in babası ve annesi vardır. Bu kimseler, bu sapık inançlarının yanısıra nebilerin mucizelerinin çoğunu tevil ederler ve ayetlerin manalarını da saptırırlar.

Saptırdıkları ayetlerden birisi de işte bu ayettir. Onlar şöyle dediler:

“Yahudiler İsa’yı yakaladılar, onu haça astılar. Fakat o haçta ölmedi. Eziyetlere tahammül etti ve bayıldı. Onlar ise öldüğünü zannederek haçtan indirdiler. İsa’nın adamları da onu oradan aldılar ve yaralarını iyileştirdiler. Sonra o, Hindistan’a gitti. 120 sene yaşadıktan sonra orada vefaat etti. Mezarı da Kadiyan’dadır. İşte bu sebeble Allah (c.c):

“Allah onu kendisine yükseltti. Allah Aziz’dir, Hakim’dir.” buyurmuştur

Bu cahil Kadiyani taifesi, bütün bu sapıklıklarına rağmen yine de kendilerinin müslüman olduklarını iddia ederler. Oysa her akıl sahibi insan bilir ki, bu inanç, ancak kafirlerin sahip olduğu bir inançtır.

İsa (a.s)’nın Öldürülüp Asılması Hakkındaki Şüphe Ve Bu Şüphenin Kaldırılması:

Bazı kimseler şöyle iddia edebilirler:

“İsa (a.s)’nın asıldığını ve haçta öldüğünü çok kişi görmüştür. Bu meselenin böyle olduğu mütevatir olarak gelen haberlerden öğrenilmiştir. O halde nasıl olur da İsa (a.s)’ nın asıldığına inanan kişilerin yanlış olduğunu söyleyebiliriz?”

Bu kimselere şöyle cevap veririz:

İsa (a.s)’nın asıldığına ve haç üzerinde öldüğüne dair anlatılan haberler gerçeklere ve tarihi olaylara muhaliftir, hatta İncil’in rivayetlerine bile zıttır. Ayrıca İsa (a.s)’nın asılması ile ilgili haberler mütevatir haberin şartlarına haiz değildir. Çünkü bu konuda gelen haberler, sahih yolla gelmemiştir.

Bu konuyla ilgili olarak İbni Hazm, El Milel ve’n-Nihal kitabında şöyle dedi:

“İsa (a.s)’nın asılmadığına dair bizim inancımıza karşılık yahudi ve hristiyanlar şöyle derler:

“Bu inancınız, mütevatir haberlere zıttır. Çünkü yahudi ve hristiyanlar Mesih’in asılıp öldürüldüğünü mütevatir haberle nakletmişlerdir. Buna rağmen Kur’an onun bunun öldürülmediğini, asılmadığını zikrediyor. Cevab verin, bu nasıl olur? Şayet sizler, İsa (a.s)’nın asılıp öldürüldüğünü nakleden büyük çoğunluğun dinleri, hevaları, zamanları, cinsleri, beldeleri ayrı olan kişiler olduğunu ve bunların haberlerinin batıl olduğunu söylüyorsanız o zaman sizlerin de nebiniz, Kur’an ve şeriatiniz hakkında nakledilen haberlerin çoğu batıl olabilir.”

Onlara şöyle cevab veririz:

“Mesih (a.s)’in haça asılması meselesi bize asla mütevatir bir nakille gelmemiştir. Bu konuda sahih bir haber bile yoktur. Çünkü haberi kabul edilecek topluluk, ancak yalan üzerinde ittifak etmeleri mümkün olmayan, birbirleriyle görüşmeyen ve gördüklerini naklettiklerinde heva ve hevesleri birleşmeyen kimselerden olmalıdır. Bu topluluk iki kişi olabileceği gibi daha fazla da olabilir ve nakillerini ihtilaf etmeksizin yapmaları gerekir. Yine aynı vasıflara sahip kişilerin, aynı haberi ta bizlere ulaşıncaya kadar nakletmeleri gerekir. İşte, bize ulaşan ve inanılması gereken mütevatir haberler böyle olmalıdır. Bu haberi söyleyen topluluk, ister adil, ister fasık, ister kafir olsun farketmez. Çünkü bu kimselerin yalan üzerinde birleşmeleri mümkün değildir. Mütevatir haberin durumu işte böyledir.

Fakat İsa (a.s)’nın haça asıldığını ifade eden habere baktığımızda, bu haberi doğru söyleyen bir nesilin bize naklettiğini, bu nesilin de yine doğru söyleyen bir nesilden naklettiğini, dolayısıyla bu olayı bizzat görenlere kadar bütün nesillerin bu haberi doğru söyleyenlerden naklettiğini görürüz. Fakat, bu olayı bizzat görenlere gelince doğruluk sıfatının da değiştiği görülür. Çünkü bu olayı gördüğünü söyleyenler, o zamanki kafir yöneticinin bir kaç askeridir. Bu kimselerin yalan söylemeleri mümkündür ve yalan söylemeleri karşılığında rüşvet almış olabilirler. Bu meseleyle ilgili haberi nakledenler işte bunlardır.

Hristiyanlar, korktukları için İsa (a.s)’yı hemen alamadıklarını, ancak gece olup insanlar dağılınca ve bayram için toplanmaya gittiklerinde alabildiklerini söylerler. Onların bu haberine göre İsa (a.s) haçta ancak altı saat kalmış ve altı saat sonra indirilerek suçluların asılması için hazırlanmış özel bir yerde değil de şehirden uzak bir bostanda asılmıştır. Bu olaya şahit olan askerler, bazı kimselere rüşvet vererek onlara, İsa (a.s)’nın adamları tarafından çalındığını söylettirdiler.

Halktan biri olan Meryem el Necdalaniye ismindeki kadın, İsa (a.s)’nın asıldığını iddia ettiği yeri kesinlikle görmemiştir. O çok uzakta bekliyor ve sadece olan olayları seyrediyordu. Elbetteki bu, onların İncil’lerinde verilen haberdir. Bu habere dayanarak, İsa’nın asıldığını bildiren rivayetin mütevatir yolla nakledildiğini söylemek doğru değildir. Bilakis saptırıldığı ve gizlendiği konusunda ittifak edilmiş bir haber olarak bize intikal etmiştir.

İncil’in nassına göre; Havariler bu asılma olayına şahit olmamıştır. Çünkü onlar kendilerini kurtarmak için kaçıp gizlenmişlerdi. İncil’in haberine göre; İsa’nın asıldığı haberini doğru bir şekilde hiç kimse nakletmemiştir. Bu ise, bu haberin ilk olarak bir topluluk tarafından nakledilmediğini göstermektedir....”   

İbni Hazm sözlerine şöyle devam etti:

“Oysa onu ne öldürmüş ne de asmışlardır. Fakat onlara öyle gösterildi.” ayetine gelince; bu söz, geçmiş atalarını taklit ederek bu haberi söyleyen yahudi ve hristiyanlar hakkındadır. Onlar da dedelerini taklit ederek İsa (a.s)’yı öldürdüklerini ve astıklarını söylüyorlardı. Oysa olay onların baba ve dedelerine böyle gösterilmişti. Halbuki onlar gerçekte olayın böyle olmadığını çok iyi biliyorlardı. Onlar, insanların bu olaya şahit olmalarını engellemek için bir adamı gizlice asarak öldürmüş, sonra da halkı İsa (a.s)’yı astıklarına inandırmak için o adamın cesedini gizlice götürmüş ve böylece avamı kandırmışlardı.”

İbni Teymiyye bu konuda şöyle dedi:

“İsa’nın asılma hadisesi karanlık bir hadisedir. Asılanın İsa (a.s) olmadığına dair kesin deliller vardır. Asılan onun benzeridir. Fakat onlar bu kişiyi İsa (a.s) zannettiler. Havarilerden hiçbiri İsa’nın asıldığını görmedi. Onlara bunu, olaya şahit olan bazı yahudiler haber vermiştir. Bazı alimler:

“Havarilere İsa (a.s)’nın asıldığını söyleyenler  bilerek yalan söylediler” dediler Alimlerin çoğu ise:

“Havarilere İsa (a.s)’nın asıldığını söyleyenler yalan söylemediler, fakat onlara öyle gözüktü”dediler. Her iki görüşün sahipleri kendilerine “fakat onlara öyle gösterildi.” ayetini delil aldılar.

Birinci görüş sahipleri ayete; bu haberi havarilere verenler İsa’nın asılıp öldürülmediğini biliyorlardı. Fakat insanlara öldürüldüğünü söyleyerek onları kandırdılar manasını, ikinci görüş sahipleri ise ayete yukardaki manayı verdiler.” (El-cevabu Sahih Limen Beddele Dinel Mesih)
 
Deseler ki "İslam'ın pınarından içmek suç"
O suçu kabullenir, içerim avuç avuç ...



SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Facebook  Twitter  Google  Google