Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: İman Edilmesi Gereken Üç Gerçek  (Okunma sayısı 77 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Akidetul İslam

  • Site Yetkilisi
  • *****
  • İleti: 404
İman Edilmesi Gereken Üç Gerçek
« : 02 Kasım 2018, 00:59:44 »
  بســـم الله الرحمن الرحيم

قُل لِّمَن مَّا فِي السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ قُل لِلّهِ كَتَبَ عَلَى نَفْسِهِ الرَّحْمَةَ لَيَجْمَعَنَّكُمْ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ لاَ رَيْبَ فِيهِ الَّذِينَ خَسِرُواْ أَنفُسَهُمْ فَهُمْ لاَ يُؤْمِنُونَ
           

En'am 12 - De ki: “Göklerde ve yerde olanlar kimindir?” De ki: “Allah’ındır.” O, kendi üzerine rahmeti yazdı. Muhakkak ki sizi, kendisinde şüphe olmayan kıyamet gününde toplayacaktır. Nefislerini hüsrana uğratanlar, işte onlar iman etmezler. 
   
     
  Allah (c.c) daha önceki ayetlerde tevhidi, dirilişi ve risaletin delillerini sunduktan sonra bu ayette bu üç gerçeği bir arada zikretmiştir:

“(Ey Muhammed) De ki: “Göklerde ve yerde olanlar kimindir?”

Allah (c.c), tevhidi, dirilişi ve Rasulullah (s.a.s)’ın risaletini kabul etmeyen müşrikleri azarlamak için şöyle bir soru soruyor:

“Ey Muhammed! Tevhidi, dirilişi ve senin risaletini yalanlayan kavmine, gökleri ve yerleri kimin yarattığını, bu varlıkların kime ait olduğunu sor.”

Allah (c.c)’ın, sorulmasını istediği soru, cevabı istenen bir soru değildir. Bilakis müşrikleri azarlamak için sorulmuş bir sorudur. Çünkü onlar bu sorunun cevabını çok iyi biliyor, gökleri, yeri ve insanları yaratanın Allah olduğunu inkar etmiyorlardı.”

Allah (c.c) bu konuda şöyle buyuruyor:

“Şüphesiz ki onlara: “Gökleri ve yeri kim yarattı” diye sorarsan “elbette Allah (yarattı)” derler. De ki: “Hamd (tamamiyle) Allah’ındır. Fakat onların çoğu bilmezler.” (Lokman: 25)                                                      

“De ki: “Allah’ındır.”

Allah (c.c), müşriklere sorulmasını bildirdiği sorunun cevabını bizzat kendisi veriyor. Çünkü onlar, sorulan bu sorunun cevabını zaten biliyor ve kabul ediyorlardı. Üstelik bu soruya verilecek tek cevap da sadece bu cevabtır.

Allah (c.c) rasulüne, o müşriklere soru sormasını belirtmiş, sonra da o sorunun cevabını kendisinin vermesini söylemiştir. Zira sorulan bu soruya karşılık verilecek cevab sadece bu cevabtır ve bu şekildeki bir cevaba hiçkimsenin itirazı olmaz.

“O, kendi üzerine rahmeti yazdı.”

Allah (c.c), rahmet sahibi olduğunu belirterek şöyle buyuruyor:

“Şüphesiz ki Allah, kendi zatına merhamet etmeyi farz kıldı. İşte bu sebeble kullarına muhakkak merhamet eder ve suç işleyen kimselere ceza vermede acele etmez. Onların tevbe etmeleri için onlara mühlet verir. Halis tevbe etmeleri halinde ise onları affeder. Öyleyse ey Muhammed! Tevhidi kabul etmeyen, dirilişi ve senin risaletini yalanlayan ve böylece şirk içerisinde yüzen o kimselere şunu bildir: “Onlar, yapmış oldukları bu amellerden tevbe eder, hakka döner ve sana iman ederlerse, muhakkak Allah onların tevbelerini kabul eder ve daha önce işlemiş oldukları suçları affeder.”

Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:

“Allah (c.c), halkı yarattığı zaman kendi katında, arşın üzerinde ve içinde şöyle yazan bir kitab yazdı: “Rahmetim, gazabıma galib gelir.” (Buhari, Müslim)

Allah (c.c), rahmeti; bir iyilik ve fazilet olarak kullarına nasıl ki farz kılmış ise, zulmü de aynı şekilde kendi zatı için haram kılmıştır.

Ebu Zer (r.a), Rasulullah (s.a.s)’den şu kudsi hadisi rivayet etmiştir:

“Ey kullarım! Ben nefsime zulmü haram kıldım ve başkasına zulmedilmesini de haram kıldım. Onun için birbirinize zulmetmeyin.”
(Müslim)                                     

Allah (c.c)’ın kendi nefsine rahmeti yazması; o rahmeti irade etmesi, onu sevmesi ve ondan razı olması demektir. Zulmü nefsine haram kılması ise; zulme buğzetmesi, onu istememesi ve zulmü işleyenlerden razı olmaması demektir.

“Muhakkak ki sizi, kendisinde şüphe olmayan kıyamet gününde toplayacaktır.”

Allah (c.c) bu ayette, kıyamet gününde hesab için insanları toplayacağını kesin bir şekilde bildiriyor.

İnsanların toplanacağı kıyamet günü, kendisinde şüphe olmayan bir gündür ve o gün muhakkak gelecektir. Allah (c.c)’a istediği şekilde iman etmiş mü’min kullar, bu günden ve bu günün geleceğinden, insanların o günde yaptıklarının hesabını vereceklerinden asla şüphe etmezler. Tevhidi, dirilişi ve rasullerin risaletini yalanlayan müşrik ve kafirler ise ya bu günü inkar ederler ya da şüphe ederler. O günün geleceğini, o günde hesaba çekileceklerini kabul etmezler. Oysa bu kimseler şunu iyi bilmelidirler ki; yalanladıkları o gün, kesinlikle gelecektir ve o günde Allah (c.c) onlara yaptıklarının hesabını tek tek soracaktır.

“Nefislerini hüsrana uğratanlar, işte onlar iman etmezler.”

Allah (c.c) ayetin bu bölümünde, selim fıtrata ve sahih akla uymayıp Allah (c.c)’ı tevhid etmekten beri olan, dirilişi ve risaleti inkar eden ve böylece nefislerine zulmederek, nefislerini büyük bir zarara uğratan o müşriklerin hiçbir şekilde iman etmeyeceğini haber veriyor. Zira bu kimselerin bu inkar, yalanlama ve karşı gelmeleri küfür ve şirklerinde inadi bir şekilde diretmelerinden ileri gelmektedir. Onlar asla iman etmeyi arzulamaz ve bunun için gayret göstermezler. Çünkü bu kimselerin kalbleri küfür ve şirklerle öyle bir kararmıştır ki artık onların kalbi temiz olan hiçbirşeyi kabul etmez, kendilerine gelen her temiz çağrıyı reddeder ve o çağrıya  karşı düşmanlığın en şiddetlisini gösterir. Böylece bu kalbi taşıyan kimselerin artık iman etmeleri mümkün olmaz.
   
   



SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Facebook  Twitter  Google  Google