Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: Önsöz  (Okunma sayısı 5674 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İnşirâh

  • Site Yöneticisi
  • *****
  • İleti: 1257
Önsöz
« : 07 Eylül 2013, 15:52:13 »
Zikredilmeye, kendisinden istenilmeye, kendisine dua edilmeye sadece ve sadece kendisinin layık olduğu yüce Allah-u Teâlâ'ya hamd olsun. Salat ve selam onun son Rasulü Muhammed sallAllahu aleyhi ve sellem’in, onun ehli beytinin, güzide sahabelerinin ve kıyamete kadar onların yolunda yürüyenlerin üzerine olsun.

Şehadet ederim ki Allah-u Teâlâ’dan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur. Yine şehadet ederim ki Muhammed sallAllahu aleyhi ve sellem O’nun kıyamete kadar hiç değişmeyecek şeriatini getiren, bu şeriatle insanlara hükmeden ve kıyamete kadar da hükmedilmesini tebliğ eden, ancak bu şeriate uyulduğunda ebedi mutluluk ve saadetin elde edileceğini, bu şeriate uyulmaması halinde ebedi bir hüsrana kavuşulacağını haber veren kulu ve rasulüdür.
 
 
Allah-u Teâlâ insanı yaratmış, onun rabbi, ilahı olduğunu, yüce isim ve sıfatların sahibi olduğunu ona öğretmiş, bununla birlikte insanın yaratılış gayesini, bu varlık aleminde yalnız ve başıboş olmadığını ona bildirmiştir.

Öyleyse insan, şu varlık aleminde aciz bir varlık olduğu bilinciyle hareket ederek gerçek rabbi ve ilahı olan Allah-u Teâlâ'ya teslimiyet gösterip hayatının her anında O’nu zikretmelidir. Çünkü Allah-u Teâlâ'yı zikretmek gönülleri açar, kalpleri yatıştırır, sıkıntıları dağıtır ve kulu rabbine yönelterek O’na karşı kulluk görevlerini hakkıyla yerine getirmesine vesile olur.

İslam nazarında zikir çok kapsamlı bir mana içerir. Kısacası, kula Rabbini hatırlatan, O’nu düşündüren ve O’na yönelten her şey zikirdir. Tefekkür de zikirdir, namaz da...

Oruç da zikirdir, zekat da...

Cihad da zikirdir, tebliğ de...

La ilahe illAllah demek de bir zikirdir, buna davet de...

Kur’an’ı okumak da bir zikirdir, onu sosyal hayatta hakim kılmaya çalışmak da.

İslam dini hayatın her yönünü, beşere Rabbini hatırlatacak şekilde zikre dönüştürmüştür.

Bu sebeble insan, sağlam bir imanla birlikte Allah-u Teâlâ ve rasulünün bildirdiği, sahabe ve onların yolunda gidenlerin pratikte gösterdiği şekilde Allah-u Teâlâ'yı zikretmesi halinde maddi manevi her türlü sıkıntılardan kurtulur, her türlü zorluğa Allah-u Teâlâ için göğüs gerer, imanından ve ibadetlerinden lezzet alır ve Allah-u Teâlâ’nın yüklemiş olduğu hiçbir yük kendisine ağır gelmez...

İşte böyle kimseler için dünyada da ahirette de kurtuluş ve mutluluk vardır.

Sağlam bir iman olmaksızın yapılan zikirler veya zikir olduğu iddia edilen, bir takım kimseler tarafından uydurulan ve insanların yapmaya zorlandığı veya yapmaları için teşvik edildikleri bir takım hal ve hareketler ise ne Allah-u Teâlâ'nın kullarına öğrettiği, ne Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem’ın bizlere gösterdiği ne de onun yolundan gerçek manada gidenlerin yapmış olduğu zikirlerdir...

Sağlam bir iman olmaksızın yapılan işte böyle zikirler ve zikir diye adlandırılan haller insanı rahatlatmaz, maddi ve manevi sıkıntılarından onu uzaklaştırmaz, Allah-u Teâlâ'ya gerçek manada iman etmediği ve ibadetlerin şuuruna varmadığı için iman ettiğini iddia etse bile, iddia ettiği iman ve ibadetinden lezzet almaz, Allah-u Teâlâ tarafından kendisine yüklenen yükümlülüklerin bir kısmını yapıyor olsa bile diğer bir kısmı nefsine ağır geldiği için onları yerine getirmez ya da getiremez.

 İşte böyle kimseler ise ne dünyada ne de ahirette mutlu olurlar. Oysa bu kimseler kendilerini dünyanın en mutlu, en mücahid, en muttaki insanı sanırlar...

Bu ise onların hüsnü kuruntuları ve kendilerini kandırmalarından başka bir şey değildir.
 
 
Şunu asla unutmamak gerekir:

Dünya hayatı geçici, ahiret hayatı ise kalıcıdır. Sağlam bir akıl ve sahih fıtrat mutlak surette kalıcı olanı geçici olana tercih eder. Kalıcı olanı elde etmek için yapılması gereken her ne varsa ona ulaşmaya çalışır.

Allah-u Teâlâ Kur’an’da, Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem sünnetinde ve güzide İslam alimleri yaşantılarında bizlere kalıcı olan ahiret hayatının nasıl kazanılacağının yollarını öğretmişlerdir.

Bu sebeble hayatı şekillendirecek her hareket, her söz, her düşünce Allah-u Teâlâ'nın kitabından, Rasulünün sünnetinden ve güzide İslam alimlerinin örnek yaşantılarından alınmalı, böylece körü körüne taklid, bid’at, hurafe gibi hal ve hareketlerden uzak kalınmalıdır.

İşte bu kitabta Kur’an ve sünnetten delillerle, İslam’ın insan hayatını her yönüyle zikre dönüştürmeye yönelik tavsiyelerini ortaya koyduk.

İşte bu amelimizle istedik ki ihtiyaç sahiblerinin kalbleri Allah-u Teâlâ'nın zikriyle gıdalansın, ruhları Allah-u Teâlâ'yı zikrederek deva bulsun ve fikirleri adeta cilalanarak parlaklık kazansın.

Böylece Allah-u Teâlâ'yı gerçek şekliyle zikreden kalbler rahatlasın, yüzler güzelleşsin, gözler nurlansın, zihinler şuurlansın, ızdırab, heyecan, kızgınlık, korku, kin gibi haller ve kötü düşüncüler sahibinin üzerinden uzaklaşsın.

Çalışmak bizden, başarı ise Allah-u Teâlâ’dandır.
Deseler ki "İslam'ın pınarından içmek suç"
O suçu kabullenir, içerim avuç avuç ...



SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Facebook  Twitter  Google  Google