Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: Beşeriyyetin Kanını Emen Yahudiler  (Okunma sayısı 6054 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Hak Mücadelesi

  • Site Yöneticisi
  • *****
  • İleti: 1259
Beşeriyyetin Kanını Emen Yahudiler
« : 16 Aralık 2009, 22:52:55 »
İKİNCİ BÖLÜM
 
 
Beşeriyyetin Kanını Emen Yahudiler

 
 
Şimdi biz bu mücrimlerin adetlerinde birisi olan vahşice ve gaddarca uygulanan dini bir alışkanlıklarına değineceğiz.

İşte bu vahşice alışkanlıkları:

Yedikleri bayram böreğinin hamuruna karıştırmak için kendisinden başkasının kanını akıtmak.

Bu, Yahudilerin tarihin her döneminde devamlı olarak sürdüre geldikleri korkunç, vahşice ve gaddarca uygulanan alışkanlıklarından sadece birisidir.
 
 
Yahudilerin meşhur iki önemli bayramları vardır. Bu her iki bayramda da yahudiler hamuruna insan kanının karıştırıldığı böreği yemedikçe sevinçleri asla tamam olmaz.

1. Bayramları: Purim bayramı (Her senenin mart ayında)

2. Bayramları: Pasouer (FISH) bayramı. (Her senenin nisan ayında)

Purim bayramının kurbanları özellikle erişkin genç delikanlılardan seçilir, şu veya bu şekilde kan alınarak bu kanın pıhtılaşması sağlanır. Sonra kurumuş küçük parça halinde olan bu kan pıhtısı parçacıkları bayram böreği hamuruna katılır. Geriye kalan kan pıhtısı ise gelecek bayramlarda kullanılmak üzere muhafaza edilir.

Passouer Bayramı’nın kurbanları ise özellikle on yaşını aşmamış olan çocuklardan seçilir ve bu kurbanların kanı ya pıhtılaştırılıp küçük parçalar halinde yada pıhtılaşmadan sıvı olarak direk börek hamuruna karıştırılır ve yemek zevkle yenir.

Bu bayramlarda kurban edilen kişilerin kanlarını akıtmanın değişik yönleri vardır. En önemlisi ve bilineni "İĞNELİ FIÇI" usulü.

Bu yöntemde kanı alınacak kurbanın içine sığabileceği ebat da fıçı ve her bir parçasından yavaş yavaş kan akıtabilmek için fıçının her tarafına döşenmiş kurbana batırılan sivri iğneler vardır. Fıçının alt tarafında ise akan kanı toplamak içinde bir kap bulunur. Yahudiler fıçının altındaki kaba yavaş yavaş kanın dolduğunu gördükçe sevinçten öte büyük bir mutluluk ve haz duyarlar.

Diğer kan akıtma ve alma yöntemleri ise ya bir koçun kesilmesi gibi kanın tamamen vücuttan atılmasını sağlayacak boğazdan yada vücudun belli  yerlerindeki damarların kesilmesi şeklinde olmaktadır.

Sonra şu veya bu şekilde toplanan kurbanın kanı adeta kana susamış olan yahudilerin ilahı Yehova’yı bu kanla karıştırılmış mukaddes böreklerle razı ettirmeye uğraşan hahamlara teslim edilir.

Yahudiler bu iki bayramlarında hamuruma kendilerinden başkalarının kanı karıştırılmış börekleri yemedikçe, sevinçlerinin doruk noktasına asla ulaşamazlar.
 
 
İşte bütün bu söylediklerimiz yahudi kahinlerinin, Tevrat hahamlarının içlerini kemiren kine, karakterlerini uygun olan bozgunculuğa, hasetlerine, sinsice hareketlerine, gelmiş geçmiş dünya devletlerinde eşi görülmemiş bencilliklerine uygun olarak yorumladıkları ilkeler ve kurallar yumağının bir kısmını teşkil eder.

Kendi kişiliklerinde bulundurdukları aşağılık sıfatlarıyla yahudiler kendileri demese bile bu vasıflarıyla insanlığın düşmanı olduklarını bizzat ortaya koymaktadırlar. Çünkü onlar nebilerini öldüren, yılan gibi sokup sonra aniden çekilen yılan tabiatlı, iki yüzlü, inatçı ve sert kalpli bir topluluktur.

Yahudiler, her nereye yerleştiyseler oranın içlerine nüfuz ederek bir takım tuzak, hile, kadın, rüşvet ve bundan başka tahrif olunmuş dinlerinin mübah kıldığı her türlü alçak ve sinsice yollarla gizlice iktisadi, siyasi, toplumsal ve kültürel baskıyı kurmak için olanca güçleriyle çalışmışlardır. Bu alçakça işlerini yapma noktasında kendisi dışındakilerin çıkarlarının ancak yahudi çıkarlarına uygun olarak hareket edildiğinde gerçekleşeceği ve kendisinin alçakça işlerine karşı tavır alarak onu ortadan kaldırmaya yönelik teşebbüslerin faturasının bu tür girişimde bulunana ödettirileceği imajını verdirecek duruma gelmiştir.

Yahudiler, çeşitli yerlerde dağınık olarak yaşamalarına ve sayılarının az olmasına rağmen yinede uluslararası düzeyde yardımlaşma ve dayanışmaları gerçeği inkar edilemez. İşte bu yardımlaşma ve dayanışma yerel ve genel olarak bütün dünyada olan etkinliklerinin kuvvetli olmalarının, ticaret ve bundan başka sahalardaki başarılarının yegane sırrıdır.

Yahudilerin hayatı kabile ve çöl hayatı esasına uygunluk arz eder. Dünyaya bağlı olmalarına rağmen insanlardan apayrı yaşamayı tercih etmişlerdir.

(Yahudiler sadece kendilerinin yaşadıkları, kendilerinden başkasının oturmasına müsaade etmedikleri onlara has olan "El-Gito" adındaki yerlerde ikamet ederler.)
 
 
Bu dünyaya bakış açıları sadece düşmanlıktan ibarettir. Fakat bu dünya gerek siyasi gerekse ekonomik yönden onlardan daha güçlü olduğunda ona boyun eğmek zorunda kalırlar. Şayet yahudiler bu noktalarda güçlüyse bu sefer onu kendilerine boyun eğdirirler. İşte bu sebepten, onlara baskı yapmaktan veya mevcut baskıyı ortadan kaldırmak arzusundan dolayı kendilerini bu olaya hazır tutmak amacına yönelik olarak silahlanmışlar ve halende silahlanmaktadırlar.

Yahudiler karakter olarak korkak bir kavimdir ve özellikle ölümden çok korkarlar. Savaştıkları zaman düşmanları onları görmesin ve onların farkına varmasın diye bilhassa gece savaşlarını ve ayrıca korkaklıklarından olsa gerek; evlere, duvarlara ve kendilerini koruyabilecek çetin burçlara sığınmayı tercih ederler.

Yahudilerin tahrif olunmuş dinleri, onlara zaferden sonra yapılacak ilk iş olarak ele geçirilmiş olan bölgelerdeki erişkin olan adamların onlardan hiç birinin kalmamacasına boyunlarının kılıçtan geçirilmesini, bütün kadın ve çocukları köle olarak almayı ve orada bulunana menkul ve gayrı menkul bütün mallara el konulması gerektiğini öngörmektedir.
 
 
Yahudiler, hayatları boyunca fesadın, kötülüğün ve fuhşun odağını teşkil ettiler. Rezilliği yaydılar ve erdem(fazilet)’e karşı savaş açtılar.

Yeryüzünde mevcut bulunan genel evlerin sahipleri durumunda olan yahudiler her mekanda cinsi burhan ve çöküntüyü yaydılar. Onlar insanlığı değerleriyle yok edebilmek için rezilliği yaymada, faiz yada daha değişik yollardan halkı sömürerek temin ettikleri serveti bu pis amaçlarına yönelik olarak kullanmaktadırlar. Onlar kendilerinde şeref, haysiyet bulunan herkese düşmandırlar. Onlar kendilerinden başkalarını hakir görerek, onların servetlerine konmakta, ırzlarına geçerek şereflerini beş paralık etmekte, kısacası kendilerinden başkalarını şu veya bu yönden tamamen parçalamaktadırlar.

Yahudilerce tapılacak ilk ve son yegane varlık sadece altındır. Diğer insanlardan daha fazla onu yüceltmek ve onu toplamak biriktirmek için değişik metotlar uygulamaktadırlar.

Sonra bu elde ettikleri altınları kendileri dışındakileri ortadan kaldırmak, ahlakını ve değerlerini yok etmek, bu dünyayı hegemonyaları altına almak için yaptıkları planların ve isteklerinin gerçekleşmesi yönünde kullanmaktadırlar.

Yahudiler bilhassa nüfusu kalabalık olan ve ticari limanlara sahip olan yerlerde toplanırlar. Ki böylelikle buralardan kaçmak veya birilerini kaçırmak ve birbirleriyle ilişkilerini kısıntısız ve daha kolay yapabilmek mümkün olsun.
 
 
Allah-u Teala Kur’anın bir çok yerinde yahudilerin durumlarını ve ahlaki tavırlarını vasfetmiştir.
 
1 -
Onları kibirle vasfetmiştir.

"(Ey Muhammed!) Kendilerine Allah'tan gelen hiçbir delil olmadan, (sana inen) Allah’ın ayetleri hakkında (seninle) tartışıp karşı gelenlerin kalplerinde (hasetlerinden dolayı, sana tabi olma ve getirdiğin hakkı kabul etme konusunda) kibir vardır." (Gafir: 56 )

2 -
Onları korkaklıkla vasfetmiştir.

"Onlar sizinle toplu olarak, ancak surlarla çevrilmiş kasabalar içinde veya duvarlar arkasından savaşı kabul ederler." (Haşr: 14 )

3 -
Onların dünyaya tapındıklarını ve bu dünya hayatına en düşkün kavim olduklarını zikretmiştir.

"(Ey Muhammed!) Muhakkak ki sen onları (Yahudileri), yaşamaya karşı bütün insanlardan ve (hatta) müşriklerden bile daha istekli görürsün." (Bakara: 96)

4 -
Onları anlaşmalarına sadık kalmamalarıyla vasfetmiştir.

"Allah’a verdikleri tekid edilmiş ahdi bozmaları sebebiyle İsrailoğullarına lanet ettik (onları rahmetimizden kovduk) ve kalplerini (nasihatlerden istifade etmeyecek şekilde) katılaştırdık." (Maide: 13)

5 -
Onları yalancılıkla ve haram malı yemekle vasıflandırmıştır.

"Bu Yahudiler, hep (heva ve heveslerine uyduğu için İslam dini ve Rasul’ümüz hakkında uydurulan) yalanlara uyarlar ve hep haram yerler." (Maide: 42)

6 -
Onları cimrilikle, Allah’a karşı iftira atmakla vasıflandırmıştır.

"Yahudiler (kıtlık isabet edince): “Allah’ın yed’i bağlıdır (bize rızık vermekte cimridir).” dediler." (Maide: 64)

7 -
Onları insanlar arasındaki harbi kızıştırmak, fesat ve kini yaymakla vasıflandırmıştır.

"Ne zaman savaş çıkarmak isteseler (hain plan ve tuzaklar hazırlasalar) Allah (aralarına ihtilaf sokarak) çıkarmak istedikleri savaş ateşini söndürür. Buna rağmen yeryüzünde hep fesat çıkarmaya (çeşitli hilelerle İslam şeriatini hayatın her alanında etkisiz hale getirmeye) çalışırlar. " (Maide: 64)
 
 
İşte bu karakterlerinden ötürü yahudiler her nereye yerleştiyseler bütün devletler onları tehlikeli bir unsur olarak görmüşler. Karakterlerinin bozukluğu nedeniyle bir çok baskıya maruz kalmışlardır.

Ancak bu baskılar onlara bir çok faydalar sağladı. Öyle ki bu baskılar süresi boyunca yahudi halkı liderlerine daha çok bağlandılar ve kendilerinden bu ezaları defedebilmek için birbirleriyle daha fazla yardımlaştılar ve birbirleriyle daha sıkı dayanışma içinde oldular.

Yahudilerin karşı karşıya kaldıkları bu durumlar karşısında takındıkları ortak tavırlar liderlerinin karlarlarına, katlarında ki tahrif olunmuş kitaplarda ki öğretilerin her asra uygun olarak onlara öngördüğü temel ilkelere uygunluk arz etmektedir.

İnşAllah bu gelecek bölümde bu asır ve diğer gelecek asırlar için yakın tarihte derlenmiş olan siyonist hakimler protokollerini ele alacağız.
 



SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Facebook  Twitter  Google  Google