Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: Allah (c.c)'ın Helallerini Haram Kılmamak  (Okunma sayısı 617 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Akidetul İslam

  • Site Yetkilisi
  • *****
  • İleti: 443
Allah (c.c)'ın Helallerini Haram Kılmamak
« : 11 Şubat 2019, 22:35:16 »
     بســـم الله الرحمن الرحيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تُحَرِّمُواْ طَيِّبَاتِ مَا أَحَلَّ اللّهُ لَكُمْ وَلاَ تَعْتَدُواْ إِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ الْمُعْتَدِينَ
       

Maide 87 - Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı temiz (ve güzel) şeyleri (kendinize)  haram kılmayın ve haddi aşmayın. Şüphesiz ki Allah, haddi aşanları sevmez.
   
     
  Allah (c.c) Maide suresine, “akitleri yerine getirme” emriyle başlamıştı. Allah (c.c)’ın akdini yerine getirmek ise; Allah (c.c)’ın koymuş olduğu sınırlara riayet etmek, helalini helal, haramını haram bilmek ve haramlarından uzak durmak demektir.

Allah (c.c), “akitleri yerine getirin” emrinden sonra haram kıldığı amelleri helal kılmamayı emretmişti. Bu ayette ise; helal kıldığı amelleri haram kılmamayı emretmektedir.

Allah (c.c), daha önceki ayetlerde hristiyan kıssis ve rahiblerin övülmesini bazı insanların yanlış anlayarak, kıssis ve rahiblerin ruhbanlık ile Allah’ın helal kıldığı bazı amelleri kendilerine haram kılabileceklerini ve Allah (c.c)’a bu şekilde yaklaşılabileceklerini zannetmemeleri için bu ayeti indirmiştir.

Bu ayetin nüzul sebebi ile alakalı değişik rivayetler vardır.

İbni Abbas (r.a) şöyle dedi:

“Bir adam Rasulullah (s.a.s)’a gelerek:

“Ben et yediğimde nefsim kadınlara daha çok meylediyor. Bu sebeble eti kendi nefsime haram kıldım” dedi. Bunun üzerine bu ayet nazil oldu.” (Tirmizi rivayet etti ve bu hadis için hasen-garib dedi.)

Bazı alimler bu hadisi Osman b. Sa’d (r.a)’dan mürsel olarak rivayet etmişlerdir.

Bazı alimler de bu hadisi İkrime (r.a)’den mürsel olarak rivayet etmişlerdir.

Bu hadisi; Taberani El Kebir’de, Taberi tefsirinde, İbni Ebi Hatim, İbni Ebi Adiy El Kamil’de, Suyuti Durer’de ve İbni Merdeveyh rivayet etmişlerdir. Bu hadisin senedi zayıftır. Çünkü hadisin senedinde Osman b. Sa’d vardır. Bu kişi zayıf bir kişidir. Ettakrib c: 2 s: 9’da ve İbni Hibban el Mecruhin c: 2 s: 96’da bu kişinin zayıf olduğunu zikretmişlerdir. Ayrıca bu hadisi rivayet edenler bu kişi hakkında “güvenilir değildir” demişlerdir.

İbni Abbas (r.a) şöyle dedi:

“Bu ayet, bir sahabe topluluğu hakkında inmiştir. Osman b. Maz’un da bu sahabelerden biridir. Onlar birbirlerine şöyle dediler:

“Erkeklik organlarımızı keselim, dünya şehvetlerinden uzak duralım ve rahiblerin yaptıkları gibi yeryüzünde seyahat yapalım.” Bu sözleri Rasulullah (s.a.s)’a ulaştığında Rasulullah (s.a.s) onları yanına çağırdı ve duymuş olduğu sözleri söyleyip söylemediklerini onlara sordu. Onlar:

“Evet, söyledik” dediler. Bunun üzerine Rasulullah onlara şöyle dedi:

“Ben bazen oruç tutarım, bazen tutmam. Hem namaz kılarım hem de uyurum. Ayrıca kadınlarla da evlenirim. Her kim benim sünnetime göre hareket etmezse o, benden değildir. Her kim de benim sünnetime göre hareket ederse o, bendendir.” (Taberi, İbni Ebi Hatim, İbni Merdeveyh)

Katade (r.a) şöyle dedi:

“Bir gün Rasulullah (s.a.s) bizimle beraber oturdu ve müslümanlara vaazu nasihat yaptı. Onlara kıyameti vasfetti ve Allah (c.c)’ın azabıyla korkuttu. Bunun üzerine müslümanlar ağladılar. Sonra da sahabelerden; Ebu Bekir Sıddik, Ali b. Ebi Talib, Abdullah b. Mes’ud, Abdullah b. Amr, Ebu Zer el Gıfari, Ebu Huzeyfe’nin azadlı kölesi Salim, El Mikdad b. Esved, Selman el Farisi, Ma’kıl b. Mukarrin olmak üzere on kişi Osman b. Maz’un’un evinde toplandılar ve aralarında:

Gündüz oruç tutmak, geceyi namazla geçirmek, yatakta uyumamak, et yememek, kadınlara yaklaşmamak, güzel koku sürünmemek, çok sert ve ucuz şeyler giyinmek ve böylece dünyadan uzak durmak, rahiblerin yeryüzünde seyahat ettikleri gibi seyahat etmek, ayrıca erkeklik organlarını da kesmek üzere anlaştılar.

Üzerinde anlaştıkları bu meseleler Rasulullah (s.a.s)’a ulaşınca, Rasulullah (s.a.s) onları topladı ve onlara şöyle dedi:

“Aranızda şu şekilde anlaştığınız doğru mudur?”
Sahabeler:

“Evet, ya RasulAllah! Biz böyle anlaştık ve bunu iyi amel işlemek gayesiyle yaptık” dediler. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s) onlara:

“Ben, böyle yapmakla emrolunmadım. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır. O halde bazen oruç tutun, bazen tutmayın. Bazen kıyamul leyl yapın, bazen uyuyun. Çünkü ben, bazen gece namaz kılarım, bazen de uyurum. Bazen oruç tutarım, bazen tutmam. Et de yerim. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse o benden değildir” dedikten sonra müslümanlara bir hutbe vererek şöyle dedi:

“Bazı müslümanlara ne oluyor ki; kadınları, yemekleri, güzel kokuları, uykuyu ve dünya şehvetlerini kendilerine haram kılıyorlar. Ben size, kıssis ve rahibler gibi olmayı kesinlikle emretmedim. Zira benim dinimde; eti, kadınları terketmek, kıssis ve rahiblerin yaptıkları gibi havra edinmek yoktur. Benim ümmetimin seyahati oruç, ruhbaniyeti ise cihaddır. Sizler Allah (c.c)’a ibadet edin. O’na hiç bir şeyi ortak koşmayın, beyti haccedin, umre yapın, namazı ikame edin, zekatı verin ve Ramazan’da oruç tutun. Sizden önceki milletlerin helak olmalarının sebebi; dinlerinde aşırı gitmeleridir. Çünkü onlar nefislerini zorladılar, Allah (c.c) da onları zorladı. İşte onların kalıntıları, havralarda gördüğünüz kimselerdir.”

Bunun üzerine Allah (c.c) bu ayeti indirdi. Sahabeler Rasulullah (s.a.s)’a:

“Ey Allah’ın Rasulü! Biz, böyle yapma konusunda yemin etmiştik. Bu durumda yapmış olduğumuz yeminlerimiz ne olacak?” Bunun üzerine Allah (c.c) Maide: 89 ayetini indirdi.” (İbni Cerir, İbni Ebi Hatim, İbni Merdeveyh, Eddurer-Suyuti, Lübabu Nukul’de)

İkrime (r.a) şöyle demiştir:

“Osman b. Maz’un, Ali b. Ebi Talib, İbni Mes’ud, Mikdad b. Esved ve Ebu Huzeyfe’nin azadlı kölesi Salim evlerinde uzlete çekildiler, kadınlardan uzak durdular, yırtık ve sert elbiseleri giydiler. Böylece yemek ve elbiselerden güzel olan şeyleri kendilerine haram kıldılar. İsrail oğullarının rahiblerinin yediklerinden yemeye başladılar ve kendilerini hadım etmeyi düşündüler. Ayrıca gündüzü oruçlu, geceyi de namaz kılarak geçirme kararı aldılar. Bunun üzerine bu ayet indi. Bu ayet inince Rasulullah (s.a.s) onları çağırdı ve onlara şöyle dedi:

“Biliniz ki! Nefsinizin sizin üzerinizde hakkı vardır. Gözlerinizin de sizin üzerinizde hakkı vardır. Hanımlarınız ve çocuklarınızın da sizin üzerinizde hakları vardır. O halde sizler bazen oruç tutun, bazen tutmayın. Bazen kıyamul leyl yapın, bazen uyuyun. Şüphesiz her kim bizim sünnetimizi terkederse o bizden değildir.” Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s)’a şöyle dediler:

“Ey Allah’ım! Kabul ettik ve Rasulullah (s.a.s)’a inanıp tabi olduk.” (İbni Cerir, İbni Münzir, Ebu Şeyh İbni Heyyan Ensari rivayet ettiler.)

Bu ayet; nüzul sebeblerinden de anlaşıldığı üzere, devamlı oruçlu tutmak, geceleri uyumayıp sürekli ibadetle geçirmek, kadınlardan ve güzel kokudan uzak durmak isteyen, et yemek ve yatakta uyumak istemeyen bir grup sahabe hakkında inmiştir.

“Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı temiz (ve güzel) şeyleri (kendinize) haram kılmayın.”

Allah (c.c) mü’minlere hitab ederek şöyle buyuruyor:

“Ey gerçekten Allah’a ve rasulüne iman edenler! Ey Allah rasulünün getirdiğine bağlanmayı  kabul edenler! Allah’ın size helal kıldığı güzel şeyleri Allah (c.c)’a yaklaşmak için dahi olsa sakın nefsinize yasaklamayın.”

Enes b. Malik (r.a) şöyle dedi:

“Üç kişi, Rasulullah (s.a.s)’ın evine gelerek hanımlarına Rasulullah (s.a.s)’ın ibadeti hakkında sordular. Rasulullah (s.a.s)’ın hanımları bu konuda bilgi verince Rasulullah (s.a.s)’ın ibadetini az görerek birbirlerine şöyle dediler:

“Biz nerede, Rasulullah (s.a.s) nerede? Allah (c.c) Rasulullah (s.a.s)’ın geçmiş ve gelecek bütün günahlarını affetmiştir.” Bunun üzerine onlardan birisi şöyle dedi:

“Ben, bütün gece namaz kılacağım ve hiç uyumayacağım.” Diğeri şöyle dedi:

“Ben, gündüzleri hep oruç tutacağım ve gündüzleri hiç yemek yemeyeceğim.” Diğeri ise şöyle dedi:

“Ben, kadınlardan uzak duracağım ve hiç evlenmeyeceğim.” Rasulullah (s.a.s) onlara gelerek şöyle sordu:

“Şöyle şöyle diyenler sizler misiniz? Biliniz ki ben, herkesten daha çok Allah (c.c)’tan korkar ve çekinirim. Yine ben en çok takva sahibi olanınızım. Fakat ben bazen oruç turarım bazen de tutmam. Bazen gece namaz kılarım bazen de uyurum. Kadınlarla da evlenirim. Kim, sünnetimden yüz çevirirse o, benden değildir.”  (Buhari)

Helali Haram Kılma Şekilleri:

Allah (c.c) bu ayette, müslümanlara hitab ederek onlara helal kıldığı şeyleri, kendileri için haram kılmamalarını emretmiştir.

İnsanların helali haram kılmaları dört şekilde olur ve bunlardan bazıları küfür, bazıları ise küfür değildir. Bunlar şöyledir:

1 - Cahiliye ehlinin haram aylarının yerlerini değiştirmeleri, bahira, saibe, vasile ve ham’ı haram kılmaları gibi yeni bir teşri koyarak helal olan bir ameli haram kılmaları.

Allah (c.c) bu konuda şöyle buyuruyor:

“(Haram aylarının) yerlerini değiştirmek ancak inkarda bir artıştır. Bununla kafirler şaşırtılıp, saptırılır. Allah’ın haram kıldığına sayı bakımından uymak için, onu bir yıl helal, bir yıl haram kılıyorlar. Böylelikle Allah’ın haram kıldığını helal kılmış oluyorlar. Yaptıklarının kötülüğü kendilerine “çekici ve süslü” gösterilmiştir. Allah, inkarcı bir topluluğa hidayet vermez.” (Tevbe: 37)                                       

“Allah, ‘bahira, saibe, vasile ve ham’ diye birşey (meşru) kılmamıştır. Fakat kafirler, Allah’a yalan iftira atmaktadırlar. Onların çoğu akletmez.” (Maide: 103)

Böyle helal olan amelleri haram kılmak ve onu bir teşri haline getirerek insanları bunu uygulamaya zorlamak, İslam şeriatine muhalif ve küfür olan bir ameldir.

2 -  Helal olan bir şeyi, insanın nefsi sevmediği için terketmesi küfür ve suç değildir.

3 - Bir şeyi adakla nefse haram kılmak. Mübah olan bazı amelleri yapmamak için adak adamak gibi...

4 - Helal olan bazı şeyleri yemin ederek nefse haram kılmak.

Bu sayılanlardan üçüncü ve dördüncü maddeler, bizden önceki şeriatlerde helal kılınmıştı.

Allah (c.c), Yakub (a.s) hakkında şöyle buyurdu:

“Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in kendisine haram kıldığı şeyler dışındaki bütün yiyecekler İsrail oğullarına helal idi. (Ey Muhammed! O yahudilere) de ki: “Eğer doğru sözlülerden iseniz (haydi) Tevrat’ı getirin ve hemen onu okuyun!”  (Ali İmran: 93)                     

Allah (c.c) şu ayetlerle böyle mübah olan şeyleri nefse haram kılmayı bizim şeriatimizde neshederek haram kılmıştır:

“Ey nebi! Eşlerinin rızasını isteyerek, Allah’ın sana helal kıldıklarını niçin haram kılıyorsun? Şüphesiz ki Allah Gafur’dur, Rahim’dir. Allah, yeminlerinizin (keffaretle) çözülmesini size farz (veya meşru) kıldı. Allah, sizin mevlanız (sahibiniz, yardımcınız)dır. O, Alim’ dir, Hakim’dir.” (Tahrim: 1-2)

“Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı temiz (ve güzel) şeyleri (kendinize)  haram kılmayın ve haddi aşmayın. Şüphesiz ki Allah, haddi aşanları sevmez. Allah’ın sizi, helal ve temiz olarak rızıklandırdığı şeylerden yiyin ve kendisine iman ettiğiniz Allah’tan sakının! Allah sizi, yeminlerinizdeki “lagv”dan dolayı sorumlu tutmaz. Ancak yeminlerinizle bağladığınız şeylerden (sözlerden) dolayı sizi sorumlu tutar. Onun (yeminin) keffareti; ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on yoksulu doyurmak veya onları giydirmek ya da bir köle azad etmektir. Kim (bunları) bulamazsa, (onun için) üç gün oruç vardır. İşte, yemin ettiğinizde yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi koruyun. Allah, belki şükredersiniz diye ayetlerini size işte böyle açıklıyor.” (Maide: 87-89)       

Bu ayetler indikten sonra her kim Allah (c.c)’ın helal kıldığını, nefsine haram kılmak için bir adak adar veya yemin ederse, yeminini ve adağını bozması, helal olan şeyleri yapması gerekir.

Tahrim: 1-2 ve Maide: 87-89 ayetlerindeki haram kılma, teşri konusunda değil sadece adak ve yemin konusundadır. Zira ayetlerin siyakı bunu göstermektedir.

Allah (c.c), Tahrim suresinde şöyle buyuruyor:

“Allah, yeminlerinizin (keffaretle) çözülmesini size farz (veya meşru) kıldı.”

Maide suresinde ise şöyle buyuruyor:

“...rastgele söylediğiniz yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz, ancak yeminlerinizle bağladığınız sözlerden dolayı sizi sorumlu tutar.”

Bu açıklamalardan sonra, bu ayetlerin; Allah (c.c)’ın helalini haram yaparak teşri koyan kimseleri tekfir etmemek için birer delil olamayacağı anlaşılmış olur.  Çünkü Allah (c.c) böyle yapan kimseleri, Tevbe: 37 ve Maide: 103 ayetlerinde apaçık bir şekilde küfürle vasfetmiştir.

Zikri geçen bu dört tahrim şekli Şatıbi’nin “el İtisam” kitabının c. 1 s: 323’te tafsilatlı bir şekilde açıklanmıştır.

“...haddi aşmayın.”

Allah (c.c) mü’minlere hitabına şöyle devam ediyor:

“Ey gerçekten Allah’a iman edenler! Allah’ın sınırlarını sakın aşmayın. Allah (c.c)’ın size haram kıldığını haram, helal kıldığını da helal kılın ve Allah’ın size helal kıldığı amelleri israfa ve aşırıya gitmeden yapın.”

Allah (c.c)’ın sınırlarını aşmak; Allah (c.c)’ın haram kıldığını helal kılmakla olabileceği gibi, Allah (c.c)’ın helal kıldığı şeylerde israfa gitmekle de olur.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Yeyin, için ve israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.” (A’raf: 31)     

“Şüphesiz Allah, haddi aşanları sevmez.”


Allah (c.c) mü’minlere hitabını şöyle bitiriyor:

“Ey mü’minler! Şunu biliniz ki: Allah, haram kıldığı amelleri işleyerek veya helal kıldığı amelleri nefsine haram kılarak ya da helaller konusunda israfa giderek koyduğu sınırları aşanları asla sevmez.”

İslam dini; fıtrata uygun, itidale önem veren bir dindir. İslam dininde; israf ve cimrilik yapmak, haram yemek, zina etmek, ruhbaniyet ve nefse işkence yaparak Allah’a yaklaşmak ve benzeri ameller yoktur. İslam dininde; itidalli olmak, helal kılınanları israf etmeksizin yemek, meşru yoldan evlenmek, Allah (c.c)’a bildirdiği şekliyle ibadet etmek vardır.

İslam dini insan sağlığına önem verdiği için nefsi, her istediğini yapma konusunda serbest bırakmaz ve insana, nefsine hakim olmasını, nefsinin ona hakim olmamasını emreder. İslam’ın işte bu emri sebebiyle insan, nefsine hükmeder ve Allah (c.c)’ın bildirdiği helal amelleri yaparken haram amellerden de uzak durur. Böylece nefsini kontrol altına alır.

Bu ayete göre; her kim Allah (c.c)’a yaklaşmak niyetiyle olsa bile, Allah (c.c)’ın helal kıldığı amelleri nefsine haram kılarsa, Allah (c.c)’ın gazabını hak eder.
   




SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Facebook  Twitter  Google  Google