Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: İçki Haram Kılınmadan Önce Ölenlerin Durumu  (Okunma sayısı 101 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Akidetul İslam

  • Site Yetkilisi
  • *****
  • İleti: 441
İçki Haram Kılınmadan Önce Ölenlerin Durumu
« : 08 Şubat 2019, 11:03:11 »
بســـم الله الرحمن الرحيم

لَيْسَ عَلَى الَّذِينَ آمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ جُنَاحٌ فِيمَا طَعِمُواْ إِذَا مَا اتَّقَواْ وَّآمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ ثُمَّ اتَّقَواْ وَّآمَنُواْ ثُمَّ اتَّقَواْ وَّأَحْسَنُواْ وَاللّهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ
             

Maide 93 - İman eden ve salih ameller işleyenlere; sakındıkları, iman ettikleri ve salih ameller işledikleri sonra sakındıkları ve iman ettikleri sonra (yine) sakındıkları ve iyilikte bulundukları zaman, (yasaklanmadan önce) yedikleri sebebiyle bir günah yoktur. Muhakkak ki Allah, muhsinleri sever.
   
     
Bu ayetin nüzul sebebi hakkında şöyle bir rivayet vardır:

İbni Abbas (r.a) şöyle dedi:

“İçki haram kılındığı zaman müslümanlardan bazıları Rasulullah (s.a.s)’a:

“Ey Allah’ın rasulü! İçki içmiş, fakat ölmüş olan müslüman kardeşlerimizin durumu ne olacaktır?” diye sordular. Bunun üzerine Allah (c.c) bu ayeti indirdi.”(Ahmed rivayet etti. Ahmet Şakir bu hadis için senedi sahihtir dedi)

Allah (c.c) bu ayette, içki haram kılınmadan önce ölmüş ve içki içmiş olan müslümanlar hakkında hükmünü bildirmektedir. Onlar hakkında şöyle buyuruyor:

“İman eden ve salih ameller işleyenlere... yedikleri sebebiyle bir günah yoktur.”

Allah (c.c) ayette bildirdiği üzere, içki ve kumar haram kılınmadan önce içki içmiş veya kumar oynamış sonra da ölmüş Hamza (r.a) gibi veya bu amelleri işleyip de hala ölmemiş olan Abdullah b. Mes’ud (r.a) gibi kimselere; iman etmiş ve salih amel işlemiş oldukları için bir günah yoktur.  Çünkü bir şey haram kılınmadan önce o şeyi işleyen iman ve salih amel sahibi kimseler için herhangi bir sorumluluk ve günah söz konusu değildir.

Fakat içki ve kumar haram kılındıktan sonra artık bu amelleri işleyen kimseler, yaptıklarından sorumludurlar ve onlar için günah söz konusudur.

“...sakındıkları, iman ettikleri ve salih ameller işledikleri sonra sakındıkları ve iman ettikleri sonra (yine) sakındıkları ve iyilikte bulundukları zaman, (yasaklanmadan önce) yedikleri sebebiyle bir günah yoktur.”

Ayetin bu kısmında da belirtildiği üzere; Allah (c.c)’tan tam anlamıyla korkan ve O’nun emirlerine tam manasıyla uyarak salih ameller işleyen, farz kılınan namaz, oruç ve bunlar gibi diğer amelleri yerine getirmede kusur etmeyen, haramlardan uzak duran böylece Allah (c.c)’ın bütün indirdiklerine gerçek manada iman ederek takva üzerinde devamlı olan kimseler, haram kılınmadan önce içki içtikleri veya kumar oynadıkları için sorumlu tutulmayacaklardır.

Ayette ilk zikredilen: “...sakındıkları, iman ettikleri ve salih ameller işledikleri” lafzından kasıt; gerçek iman üzere kaldıkları, salih amelleri işlemeye devam ettikleri ve Allah (c.c)’tan gerçek manada sakındıkları müddetçe, demektir.

Ayette ikinci kez zikredilen: “...sonra sakındıkları ve iman ettikleri” lafzından kasıt; bu iman, takva ve salih amel üzerinde sebat edip devam ettikleri müddetçe, demektir. 

Ayette üçüncü kez zikredilen: “...sonra (yine) sakındıkları ve iyilikte bulundukları zaman” lafzından kasıt; nefislerine, insanlara ve yaratılmışlara zulmetmekten kaçındıkları, Allah (c.c)’a şirk koşmadıkları ve insanlara iyi davrandıkları müddetçe, demektir.

“Muhakkak ki Allah, muhsinleri sever.”

 Allah (c.c), gerek kendisinin gerekse rasulünün emirlerine gerçek manada iman edip bağlanan, bu emirlere bağlanma konusunda zerre kadar taviz vermeyen, salih ameller işleyen, nefsine ve insanlara zulmetmeyen ve iyilikte bulunan muhsinleri sever.

Muhsin:
Allah (c.c)’a hiçbir şeyi ortak koşmaksızın Rasulullah (s.a.s)’ın gösterdiği şekilde ibadet edendir.

Allah (c.c)’a şirk koşan, Rasulullah (s.a.s)’ın gösterdiği şekilde amel etmeyen kimse, ihlaslı olsa bile muhsin değildir ve ahiret gününde bu ihlası onu ateşten kurtaramayacak, asla cennete giremeyecektir. Aynı şekilde Allah ve rasulünün emirlerine itaat etmeyen, helalini helal, haramını haram kabul etmeyen kimse de her ne kadar ihlaslı ve temiz kalbli olsa yine de cennete giremeyecektir. Zira böyle kimseler, Allah (c.c)’ın kendilerini sevdiği kimselerden olmayı haketmemişlerdir. 

Bir Fiili Haram Kılınmadan Önce İşleyenler:

Allah (c.c)’ın bu ayette bildirdiği üzere; bir amel haram kılınmadan önce onu işleyen kimseye sorumluluk yoktur. İşte bu sebeble, içki ve kumar haram kılınmadan önce içki içmiş, kumar oynamış olan gerçek iman ve salih amel sahibi bir mü’min, bu yaptığından sorumlu tutulmaz. Bu aynı; kıble Ka’be’ye çevrilmeden önce Mescid’i Aksa’ya doğru namaz kılanların namazlarının geçerli kılınması, Ka’be’ye doğru namaz kılmadıkları için sorumlu tutulmamaları gibidir.

Allah (c.c) bu konu hakkında şöyle buyuruyor:

“(Ey Muhammed!) Daha önce yöneldiğin yönü (Ka’ be’yi), rasule uyanlarla (uymayıp) iki ökçesi üzerine dönenleri ayırd etmek için kıble yaptık. Şüphesiz ki bu, Allah’ın hidayet ettiği kimselerden başkasına ağır gelir. Allah elbette imanlarınızı zayi edecek değildir. Muhakkak ki Allah insanlara karşı Rauf’tur, Rahim’dir.” (Bakara: 143)

Fakat, bir amelin haram olduğunu bildiren kesin hüküm indikten sonra o haramı işleyen kimse, bu yaptığından sorumlu tutulur.

El Carut, Abdul Kays kabilesinin lideri ve Ebu Hureyre, Kudame b. Maz’un el Cumahi’nin içki içtiğine dair şahitlik yaptılar. Bundan dolayı Ömer b. Hattab onun celd edilmesini istedi. Kudame b. Maz’un el Cumahi ona şöyle dedi:

“Sen bunu yapamazsın. Çünkü Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“İman eden ve salih ameller işleyenlere; sakındıkları, iman ettikleri ve salih ameller işledikleri sonra sakındıkları ve iman ettikleri sonra (yine) sakındıkları ve iyilikte bulundukları zaman, (yasaklanmadan önce) yedikleri şeylerde bir günah yoktur. Muhakkak ki Allah, muhsinleri sever.” (Maide: 93)                                                  

Bu ayeti okuyunca Ömer b. Hattab ona şöyle dedi:

“Ey Kudame! Sen ayetin tevilinde yanlışa düşmüşsün. Zira sen, Allah (c.c)’tan gerçekten korkmuş olsaydın Allah (c.c)’ın haram kıldığı amellerden uzak dururdun.”

İbni Abbas (r.a) bu konu üzerine şöyle dedi:

“Bu ayet (Maide: 93 ayeti), içki haram kılınmadan önce içki içmiş olanlar için bir mazerettir. Fakat bu ayet, haram hükmü indikten sonra içki içenlerin suçlu olduğuna dair bir delildir. Çünkü Allah (c.c) bu ayetten önceki ayetlerde şöyle buyurmuştur:

“Gerçekten şeytan, içki ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi Allah’ın zikrinden ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz mi? Allah’a itaat edin, rasule itaat edin ve (size haram kılınan amellerden) sakının. Şayet yüz çevirirseniz biliniz ki muhakkak ki rasulümüze düşen ancak apaçık bir tebliğdir.” (Maide: 91-92)         

Eğer o, Allah (c.c)’a gerçekten iman edip salih amel işleyenlerden ise Allah (c.c)’ın içki içmeyi ona haram kıldığını bilsin. Bunun üzerine Ömer (r.a):

“Doğru söyledin. Buna ne yapalım?” diye sahabelere sordu. Ali (r.a) ve diğer sahabeler ona içki içme haddinin uygulanmasını uygun gördüler ve içki içtiği için ona 80 sopa vuruldu. (Zühri rivayet etti.)                                               

Bir kimse haram olan bir meselenin haram olduğunu bilmiyor, bilakis helal olduğunu biliyorsa, o meselenin haram olduğunu öğrenmek konusunda ihmali yoksa ve bu sebeble o haram amelini işlerse, böyle bir durumda bu kimse Allah (c.c) katında ve dünyada sorumlu tutulmaz.

İçkinin haram olduğunu bilmeyen ve bundan dolayı içki içen kişi içki içtiğinden dolayı kendisine had uygulanmaz.

Abdurrahman b. Valese (r.a) şöyle dedi:

“İbni Abbas (r.a)’a içkinin satılması hakkında sordum. Bana şöyle dedi:

“Rasulullah (s.a.s)’ın Sakif veya Devs kabilesinden bir arkadaşı vardı. Mekke fethinde Rasulullah (s.a.s)’a içki  kırbası hediye etmek istedi. Rasulullah (s.a.s) ona:

“Ey filan! Allah (c.c)’ın bunu haram kıldığını bilmiyor musun?”
dedi. Bunun üzerine adam çocuğuna:

“Bunu al ve sat” dedi. Rasulullah (s.a.s) ise ona:

“Çocuğuna ne dedin?”
diye sordu. Adam:

“Satmasını emrettim” dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s) ona şöyle dedi:

“Onun içilmesini haram kılan, satmasını da haram kılmıştır.

Bunun üzerine adam içkiyi yere döktü.” (Müslim, Nesei, Ahmed)

Rasulullah (s.a.s)’a içki hediye eden kişi, içkinin haramlığı kendisine ulaşmadığı için elbette içki içmekteydi. Buna rağmen Rasulullah (s.a.s) ona had tatbik etmemiştir.

Buna göre bir fiilin haram olduğunu bilmeyen ve o fiilin haramlığı meselesini öğrenmede ihmalci olmayan, böylece helal sanarak o haram fiili işleyen kimse dünyada da, Allah (c.c) katında da sorumlu tutulmaz.

İbni Maz’un’un durumu böyle değildir.  Çünkü o, içkinin haram olduğunu biliyor ve haramlığına inanıyordu. Fakat Allah (c.c)’ın Maide: 93 ayetini yanlış anlamış, böylece geçersiz bir tevil yaparak, salih amel işleyen ve Allah (c.c)’tan korkan kimsenin içki içmesi halinde Allah (c.c) katında sorumlu olmayacağını ve kendisine had uygulanmayacağı zannetmiştir. Ama onun tevilindeki hatası içki haddiyle hadlenmesine engel olmamıştır.

İçkinin haram olduğunu bildiği halde bu ayeti (Maide: 93) yanlış anlayarak salih ameller işleyen kişinin içki içmesi halinde Allah katında sorumlu olmayacağına ve kendisine had uygulanmayacağına inanan, böylece içki içen bir kimseye öncelikle bu ayeti yanlış anladığı, tevilde hataya düştüğü açık bir şekilde isbat edilir. Kendisine yapılan açıklamalara ve gösterilen delillere rağmen yine de yanlış tevilinde ısrar ederse kafir hükmünü hakeder. Şayet yanlışından dönerse içki içmesi sebebiyle ona had uygulanır.

Teville ilgili detaylı açıklama 3. cüz, Ali İmran: 7 ayetinde açıklanmıştır. Oraya müracaat edilebilir.
 



SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Facebook  Twitter  Google  Google