Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: İhramda Avlanmanın Cezası  (Okunma sayısı 386 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Akidetul İslam

  • Site Yetkilisi
  • *****
  • İleti: 443
İhramda Avlanmanın Cezası
« : 05 Şubat 2019, 23:47:56 »
    بســـم الله الرحمن الرحيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَقْتُلُواْ الصَّيْدَ وَأَنتُمْ حُرُمٌ وَمَن قَتَلَهُ مِنكُم مُّتَعَمِّدًا فَجَزَاء مِّثْلُ مَا قَتَلَ مِنَ النَّعَمِ يَحْكُمُ بِهِ ذَوَا عَدْلٍ مِّنكُمْ هَدْيًا بَالِغَ الْكَعْبَةِ أَوْ كَفَّارَةٌ طَعَامُ مَسَاكِينَ أَو عَدْلُ ذَلِكَ صِيَامًا لِّيَذُوقَ وَبَالَ أَمْرِهِ عَفَا اللّهُ عَمَّا سَلَف وَمَنْ عَادَ فَيَنتَقِمُ اللّهُ مِنْهُ وَاللّهُ عَزِيزٌ ذُو انْتِقَامٍ
         

Maide 95 - Ey iman edenler! (Hac veya umre için) ihramlıyken avı öldürmeyin. Sizden her kim onu kasıtlı olarak öldürürse cezası; hayvandan öldürdüğünün bir benzeridir. Buna da Ka’be’ye ulaşmış bir kurbanlık olarak içinizden adalet sahibi iki kişi hükmedecektir. Veya (onun cezası) yoksulları doyurmak veya onun dengi oruç tutmak olan bir keffarettir. Böylelikle işlediğinin vebalini tatmış olsun. Allah, geçmişte olanı bağışladı. Ama kim tekrarlarsa Allah ondan öc alacaktır. Allah Aziz’dir, intikam sahibidir.
   
     
  Allah (c.c) bu ayette, ihramlı iken kara avını avlamanın haram olduğuna dair hükmü tekid etmekte ve bu haramı işleyenin cezasını ve keffaretini bildirmektedir.

“Ey iman edenler! İhramlıyken avı öldürmeyin!”

Allah (c.c) bu ayette mü’minlere hitaben şöyle buyuruyor:

“Ey Allah’a ve rasulüne iman edenler, icabet edenler! Hac ve umre için ihrama girdiğiniz zaman karadaki av hayvanlarını öldürmeyin, hatta avın yerini işaret ederek öldürülmesine bile vesile olmayın! Yine, Harem sınırları içinde, ihramlı olmazsanız bile kara avını öldürmeyin!”

Rasulullah (s.a.s), Harem sınırları içinde bulunan av hayvanları hakkında şöyle demiştir:

“Harem’in avları da ürkütülemez.”
(Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei)

Bu hadis, ister ihramlı olunsun isterse ihramlı olunmasın, Harem’deki avı öldürmenin yasak olduğunu göstermektedir. Yine Rasulullah (s.a.s)’ın aşağıdaki hadisi, gerek Mekke gerek Rasulullah (s.a.s)’ın  (Medine’nin) Harem’ inde avlanmanın kesinlikle haram olduğunu göstermektedir:

Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:

“İbrahim (a.s), Mekke’yi haram kıldı ve ahalisine dua etti. Ben de İbrahim (a.s)’in Mekke’yi haram kıldığı gibi Medine’yi haram kıldım. İbrahim (a.s)’in Mekke ahalisine dua ettiği gibi ben de Medine ahalisine, müd ve sa’larının bereketli olması için iki kere dua ettim. Medine’nin bitkisi sökülmez, ağacı kesilmez, avı korkutulmaz.” (Buhari, Müslim, Nesei, Ahmed)


Av Kavramı:

Allah (c.c) bu ayette; “avı öldürmeyin” buyurmuştur. Bu lafız amm (genel) bir lafız olup hem kara hem de deniz avını kapsar. Fakat Allah (c.c) bu ayetteki amm olan hükmü şu ayetle tahsis etmiştir:

“Deniz avı ve onu yemek, size de yolculara da bir faydalanma olarak helal kılındı. Kara avı ise ihramda olduğunuz sürece size haram kılındı.”  (Maide: 96)

Alimler, bu ayette geçen “av” lafzından ne kastedildiği konusunda ihtilaf etmişlerdir.

Hanefilere göre; ayette geçen “av”dan kasıt; eti yenilsin veya yenilmesin, bütün yabani hayvanlardır. Çünkü “av” kelimesi; eti yenilsin veya yenilmesin, avlanan hayvanlar manasına gelir.

Şafilere göre; ayette geçen “av”dan kasıt; eti yenilen yabani hayvanlardır. Çünkü Allah (c.c) bu ayetten sonraki ayette:

“Deniz avı ve onu yemek, size de yolculara da bir faydalanma olarak helal kılındı. (Maide: 96)
buyurmuştur.

İmam Şafii’nin delil olarak gösterdiği bu ayet, “avı” sadece eti yenilen hayvanlarla sınırlandırmadığı için onun aleyhine bir delildir. Çünkü ayette “faydalanma olarak helal kılındı” lafzı geçmektedir. Bu ise avdan sadece yeme konusunda değil, başka konularda da faydalanılabileceğini gösterir. Derisi, kemiği, kılı vs. gibi...

İmam Şafii görüşünü şu delille desteklemiştir:

Aişe (r.a)’den Rasulullah (s.a.s)’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:

“Beş eziyet verici hayvanı öldüren ihramlıya bir günah yoktur. Bunlar; karga, çaylak, akrep, fare ve kuduz köpektir.” (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi)

Buhari’nin bir başka rivayetinde; “yırtıcı aslan”  lafzı geçmektedir.

Müslim’in bir başka rivayetinde ise; “ihramda olunsun veya olunmasın öldürülür” lafzı geçmektedir.

İmam Şafii bu hadisi delil göstererek şöyle dedi:

“Rasulullah (s.a.s), ihramda iken zararlı olan bu hayvanların öldürülmesine izin vermiştir. Bu, bütün zararlı hayvanları ihramlı iken öldürmenin caiz olduğunu gösterir. Çünkü Rasulullah (s.a.s) bu hayvanları “eziyet verici” olarak vasfetmiştir. Bu sebeple, eti yenmeyen bütün zarar verici hayvanları ihramlı iken öldürmek caizdir.”

Cumhur alimleri, bu delil hakkında şöyle demişlerdir:

“Allah (c.c) ayette: “Avı öldürmeyin” buyurmuştur. Bu söz; eti yenilen veya yenilmeyen bütün av hayvanlarını kapsar. Rasulullah (s.a.s) ise hadisinde bazı hayvanların ihramlıyken bile öldürülmesine izin vermiştir. Buna göre hadiste zikredilenler dışındaki hayvanları öldürmek caiz değildir. 

Ebu Hanife, Evzai ve Hasan b. Salih’e göre;  hadiste geçen “karga”dan kasıt; karnında ve sırtında beyazlık olan kargadır, tamamen siyah veya tamamen beyaz olan karga değildir.

Aişe (r.a)’den Rasulullah (s.a.s)’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:

“İhramlı olan kimse şu beş hayvanı öldürebilir: Yılan, fare, çaylak, karnında ve sırtında beyazlık bulunan karga ve kuduz köpek.”
(Nesei)

Cumhura göre; hadiste geçen “karga”dan kasıt; sadece sırtında ve karnında beyazlık olan karga değil, karganın her çeşididir. Zira Buhari ve Müslim’de geçen hadiste “karga”, has (belli bir özellikte) olarak değil, amm (genel) olarak zikredilmiştir.


İhramlı Kimsenin Bilerek veya Hataen Avlanması:

“Sizden her kim onu kasıtlı olarak öldürürse cezası; hayvandan öldürdüğünün bir benzeridir.”

Allah (c.c), mü’minlere hitabına devam ederek şöyle buyuruyor:

“İhramlı olsun ihram dışında olsun, içinizden  kim,  Harem’de iken bilerek kara avını öldürürse, yaptığının cezası olarak öldürdüğü hayvanın deve, inek veya koyundan bir benzerini kurban etmesi gerekir.”   

Allah (c.c) bu ayette: “...kasıtlı olarak öldürürse” buyurmuştur. Bu sebeble alimler, kendisine ceza verilecek ihramlı kişinin kim olduğu hakkında ihtilaf etmişlerdir.

İmam Ahmed’e göre; kendisine ceza verilecek ihramlı kişi, avı bilerek öldüren kişidir. İhramlı olduğu halde hataen veya ihramlı olduğunu unuturak avı öldüren kimse için ceza gerekmez. Bu, söz konusu ayetin zahirine göre böyledir. Çünkü Allah (c.c) ayette “...kasıtlı olarak öldürürse” buyurmuştur.

Cumhura göre; kendisine ceza verilecek ihramlı kişi, bilerek olsun hataen olsun, ihramlı olduğunu unutarak olsun bunun bilincinde olarak olsun, avı öldüren herkestir. Bu sebeble ayetteki “...kasıtlı olarak öldürürse” sözünü şöyle açıklamışlardır:

“Bu ifade; Allah (c.c)’ın yasakladığı bir ameli, yasak uyarısına rağmen dinlemeyip işleyen kimseden Allah (c.c)’ın öc alacağını bildirmek içindir. Zira Allah (c.c), haram kıldığını bildirdikten sonra ihramlıyken avı öldüren kimseden öc alacaktır. Fakat Allah (c.c), ihramlı olduğu halde hataen avı öldüren kimseden öc almaz. Ancak, ihramlı iken bilerek veya hataen avı öldüren kimsenin ceza ödemesi gerektiği sünnette sabittir.

İhramlı iken bilerek avı öldüren kimse, hem haram işlemiştir hem de fidye ödemek zorundadır. İhramlı iken ihramda olduğunu unutarak veya hataen avı öldüren kimse ise Allah (c.c) katında sorumlu olmaz, ama fidye ödemesi gerekir. Çünkü unutma ve hata sonucu zarar verilmiştir. Unutma ve hata, sadece verilen zararın günahını kaldırır, tazminatını ise kaldırmaz. Bu sebeble verilen zararı tazmin etmek gerekir.”

Zühri şöyle dedi:

“Kur’an’ı Kerim ihramlı iken bilerek avı öldüren kişinin fidye vermesi gerektiğine hükmetmiş, sünnet ise gerek ihramlı iken bilerek veya hataen avı öldüren kimsenin fidye vermesi gerektiğine hükmetmiştir.” (İbni Kesir Tefsiri)

Bazı alimlere göre; ayetteki “...kasıtlı olarak öldürürse” lafzı; onu öldürmeyi kastetmiştir, manasındadır. Bu durumda ihramlı kimse, ister bilerek isterse unutarak avı öldürsün farketmez, kendisine ceza gerekir.


Avın Benzeri:

Öldürülen hayvanın benzerinden neyin kastedildiği konusunda alimler ihtilaf etmişlerdir.

İbni Abbas, Malik, Şafii, Ahmed, Muhammed b. Hasen ve İmamilere göre
; ihramlı olan bir kimsenin av hayvanını öldürmesi halinde, deve, inek veya koyundan onun benzeri bir hayvanı ceza olarak kesmesi gerekir. Öldürdüğü hayvanın bir benzeri varken kıymetini ödemesi caiz değildir. Çünkü kıymet, hayvandan değildir. Fakat öldürülen avın deveden, inekten veya koyundan bir benzeri yoksa, o zaman avın kıymeti tesbit edilir ve tesbit edilen miktar kadar tasadduk etmek gerekir.

Ebu Hanife ve Ebu Yusuf’a göre
; ihramlı bir kimse avı öldürürse, öldürülen hayvanın kıymetini ödemesi gerekir. Hayvanın kıymeti, hayvanı öldürdüğü yer ve zamana göre belirlenir. 

Bütün alimlere göre
; benzeri bulunmayan hayvanın değeri, miskinlere sadaka olarak verilir.

Delilleri:

Allah (c.c) ayette; “cezası; ...öldürdüğünün misli olduğuna hükmedeceği bir hayvan” buyurmuştur. Bu ayete göre; öldürülen hayvanın tam olarak benzerinin bulunması gerekir. Tam olarak benzerini bulmak ise mümkün olmadığı için onun kıymeti verilir.

İslam şeriatinde birşeyin benzeri genel olarak zikredildiğinde, o şeyin ya nevi bakımından veya kıymet olarak benzeri kastedilir.

Allah (c.c), bir başka ayetinde şöyle buyuruyor:

“Kim size saldırır (haksızlık yapar)sa, siz de ona, size saldırdığına benzer şekilde saldırın.” (Bakara: 194)

Bu ayette geçen “benzer” lafzı “onun gibi” manasındadır. Buna göre; yapılan saldırının benzeri var ise benzeri gibi karşılık verilir. Benzeri yok ise kıymeti miktarı karşılık verilir. Buna göre; değerli olan şeyler değeriyle, benzeri olan şeyler de benzeriyle ölçülür. Hayvanlar ise değeri olan şeylerdir. Bu sebeble onun cezası değerine göre verilir.

İhramlı bir kimse bir kuşu öldürürse, onun kıymetini verir. Fakat Mekke’nin güvercinini öldüren bir kimse, ceza olarak bir koyun vermelidir.

Ömer, Osman, İbni Abbas (r.anhum), Mekke’nin güvercinine karşılık, ceza olarak bir koyun verilmesine hükmetmişlerdir.

İhramlı bir kimse, sırtlan öldürürse bir koç, ceylan öldürürse bir keçi, tavşan öldürürse keçinin bir yaşına girmemiş dişi yavrusunu, tarla faresi öldürürse keçinin dört aylık dişi yavrusunu ceza olarak vermelidir.

Cabir (r.a)’den Rasulullah (s.a.s)’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:

“İhramda iken sırtlan öldüren bir kimse ceza olarak bir koç verir. Ceylan öldüren, bir keçi verir. Tavşan öldüren, keçinin bir seneye gelmemiş dişi yavrusunu verir. Tarla faresini öldüren, keçinin dört aylık dişi yavrusunu verir.” (Dare Kutni)                                                                   

Rasulullah (s.a.s)’ın sahabeleri; deve kuşu karşılığında bir dişi deve kesilmesine; zebra veya vahşi inekler karşılığında bir inek; ceylan karşılığında bir keçi; sırtlan karşılığında bir koç kesilmesine hükmetmişlerdir.

Abdullah (r.a) dedi ki:

“Rasulullah (s.a.s)’a, ihramlı iken sırtlanı öldüren kimse hakkında sordum. Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:

“O, avdır. İhramlıyken onu öldüren, karşılığında bir koç keser.”
(Ebu Davud, İbni Mace, Daremi)


Hakem Tayin Etmek:

“Buna da Ka’be’ye ulaşmış bir kurbanlık olarak içinizden adalet sahibi iki kişi hükmedecektir.”

Allah (c.c) ayetin bu kısmında şöyle buyurmaktadır:

“İhramlıyken veya ihram dışında Harem sınırları içinde avlanırsanız, işlediğiniz suçun cezası olarak kurban edeceğiniz hayvanın veya kıymetinin ne olacağına içinizden adalet sahibi iki hakem hüküm versin. Şayet ceza olarak kurban kesmenize hükmedilirse, bunu Mekke’de kesmeniz ve etini Harem’de bulunan fakirlere dağıtmanız gerekir.”

Bu ayette geçen “Ka’be”den kasıt; Harem’dir. Bu sebeble ihramda avlanmanın cezası olarak deve, inek veya koyun kesmek gerektiğinde Ka’be’nin civarında kesilmeli ve eti Harem’de bulunan fakirlere dağıtılmalıdır.

İhramda iken avlanılan hayvanın mislinin veya kıymetinin ne olması gerektiği hakkında iki adil hakem hüküm verir. Bu sebeble tayin edilecek hakemler bu konuda uzman olmalıdırlar. Çünkü “av” ve bunun gibi konular uzmanlık gerektirir. İnsanların çoğu ise böyle konularda bilgi sahibi değildir.

İhramlıyken avlanan kimsenin, kendisi hakkında hakemlik yapıp yapamayacağı konusunda alimler ihtilaf etmişlerdir.

İmam Malik’e göre
; avı öldüren kimse hakemlerden olamaz. Zira, kendi lehine hüküm vermiştir, şüphesi oluşabilir.

İmam Şafii ve Ahmed’e göre
; avı öldüren kimse hakemlerden olabilir. Çünkü ayet ammdır.

Tarık (r.a) dedi ki:

“Erbude ihramlı iken, bineğiyle bir ceylanı ezerek öldürdü. Bu olay üzerine hüküm vermesi için Ömer (r.a)’e geldi. Ömer (r.a) ona:

“Haydi benimle beraber hüküm ver” dedi ve her ikisi bu konu hakkında “bir kuzu kesilmesine” hükmettiler. Ömer (r.a) bundan sonra:

“Adalet sahibi iki kişi...”
ayetini okudu. (Taberi, Şafii el Umm, Beyhaki)(Hafız bu rivayet için senedi sahihtir, dedi.)

Bu rivayete göre; avı öldüren kişi, hakem olabilir.

“Veya (onun cezası) yoksulları doyurmak veya onun dengi oruç tutmak olan bir keffarettir.”

Allah (c.c) ayetin ilk bölümünde, ihramlı iken avlanan kimsenin, işlediği bu suça karşılık ceza olmak üzere, öldürdüğü hayvanın dengi olan bir kurbanı Harem’de kesmesi gerektiğini bildirmişti. Ayetin bu bölümünde ise isterse öldürdüğü hayvanın kıymetine denk olarak miskinleri yedirebileceğini veya oruç tutabileceğini bildirerek bu konuda mükellefi muhayyer bırakmaktadır.

Buna göre; ihramlıyken avlanan kişi, işlediği bu suçtan dolayı ceza olarak ya öldürdüğü hayvana denk olan deve, inek, koyun gibi bir kurban keser ya avladığı hayvanın kıymeti değerince miskinlere yiyececek yedirir ya da ona denk olacak şekilde oruç tutar.

Dört mezhebe göre
; ihramda avlanan kişi, ayette bildirilen şeyleri yapmakta muhayyerdir. Çünkü ayette “veya” lafzı vardır. Bu lafız, muhayyerlik bildirir.

Hanefilere göre
; muhayyerlik değerdedir. Buna göre ihramda iken avlanan kimse, dilerse avladığı hayvanın kıymetiyle bir kurban satın alır Harem’de keser ve etini Harem’deki miskinlere yedirir, dilerse o kıymetle yemek satın alarak miskinlere dağıtır ve her miskine yarım sa’ buğday veya bir sa’ hurma veya arpa verir, dilerse de vereceği buğdaydan her yarım sa’ karşılığında veya hurma ve arpadan bir sa’ karşılığında birer gün oruç tutar.

Ebu Hanife ve Ebu Yusuf’a göre
; hakem tayin edilen kimseler, sadece öldürülen hayvanın kıymetini belirlerler. Avı öldüren kimse, belirlenen kıymet miktarınca dilerse kurban keser, dilerse, miskinleri yedirir, dilerse oruç tutar. Bunlardan birini yapma konusunda muhayyerdir.

İmam Muhammed ve İmam Şafii’ye göre
; tayin edilen hakimler, avlanan kişinin ayette belirtilen cezalardan hangisini yapması gerektiğine hükmederlerse, avlanan kişi onu yapmak mecburiyetindedir. Şayet hakemler, öldürdüğü hayvana denk bir kurban kesmesine hükmederlerse kurban keser, öldürülen hayvanın kıymeti miktarınca miskinlere yemek vermesine hükmederlerse miskinleri yedirir veya o kıymete denk oruca hükmederlerse oruç tutar.

Bütün alimlere göre
; kesilecek kurban, sadece Harem’ de kesilir. Fakat miskinleri yedirme konusunda alimler ihtilaf etmişlerdir.

Cumhura göre
; eğer miskinleri yedirme hükmü seçilmişse, Harem’dekiler olsun Harem dışındakiler olsun, her miskin yedirilebilir. Çünkü ayette, kurbanın Harem’de kesilmesi gerektiği bildirilmiş, fakat miskinleri Harem’de yedirmek gerektiğine dair bir şey bildirilmemiştir.

İmam Şafii’ye göre
; kurban kesme ve miskinleri yedirme amelleri sadece Harem’de olur.

İmam Malik’e göre
; avı öldüren kimse, avı nerede öldürdüyse oradaki veya yakınındaki miskinleri yedirir.

“Böylelikle işlediğinin vebalini tatmış olsun.”

Allah (c.c) ayetin bu kısmında şöyle buyuruyor:

“İhramda olanlara kara avı haram kılındığı halde yine de avlanan kişilerin cezası işte budur! Bu suçu işleyenler, işlediklerine karşılık ayette belirtilen cezayı tatsınlar ki suçlarının büyüklüğünü anlayabilsinler ve bir daha buna geri dönmesinler.”

“Allah, geçmişte olanı bağışladı..”

Allah (c.c) ayetin bu kısmında şöyle buyurmaktadır:

“Ey mü’minler! Sizler, cahiliyede olduğu gibi, İslam döneminde de ihramda avlanma yasağı gelmeden önce, ihramlı iken veya Harem’de iken avlanıyordunuz. Daha önce işlemiş olduğunuz bu amellerinizden dolayı sizin için bir ceza veya günah söz konusu değildir. Çünkü Allah, önceden yapmış olduğunuz amelinizi affetmiştir.”

“Ama kim tekrarlarsa Allah ondan öc alacaktır.”

Allah (c.c), haram yasağı inmeden önce ihramda veya Harem’de avlanan kimseler için bir ceza olmadığını bildirdikten sonra şöyle buyurmaktadır:

“Daha önce işlemiş olduğunuz bu amel sizin için her hangi bir ceza ve günah söz konusu değildir. Fakat, ihramda iken avlanma yasağı indikten sonra her kim tekrar ihramlı iken veya Harem’de iken avlanmaya devam ederse, muhakkak ki Allah, emrine muhalefet ettiği için o kimseden kıyamet gününde öc alacaktır. Fakat bu kimse için dünyada keffaret vardır.”

Allah (c.c)’ın hükmünü bildiği halde O’na karşı çıkan, muhakkak cezasını görecektir. Bu ceza dünyada olabileceği gibi ahirette de olabilir veya her iki alemde de olabilir.

İhramda iken avlanma yasağına rağmen avlanan kimse tevbe edip cezasını verirse Allah (c.c) muhakkak onu affeder.

“Allah Aziz’dir, intikam sahibidir.”

Allah (c.c) bu ayeti şu şekilde bitiriyor:

“Allah yücedir ve güçlüdür. Hiç kimse O’na karşı çıkamaz, öc almasını engelleyemez, O’nun suçlulara vereceği cezadan kurtulamaz ve O’nun ceza vermesini engelleyemez. Zira herşeyi yaratan O’dur ve herşey sonunda O’na dönecektir. O’nun emrinin takibçisi yoktur. İzzet ve güç O’nundur. Kendisine karşı gelene muhakkak ceza verir ve kimse bu cezayı engelleyemez. Öyleyse O’nun emrinden yüz çevirmeyin ve yasağını ihlal etmeyin.”


Ayetle İlgili Diğer Hükümler:

1 – İhramlı Kişinin Avlamadığı Avı Kesmesi:

Alimler, ihramlı kişinin avlamadığı bir avı kesip kesemeyeceği konusunda ihtilaf etmişlerdir.

İmam Malik ve Ebu Hanife’ye göre
; ihramlı kimsenin avlamadığı bir avı kesmesi caiz değildir. Çünkü Allah (c.c) ayette “avı öldürmeyin” buyururak “avı öldürmeyi” yasaklamıştır.

İmam Şafii’ye göre
; ihramlı kimsenin avlamadığı avı kesmesi caizdir. Çünkü müslümandır. Müslümanın kestiği ise yenir.

2 - İhramlı İken Haşeratı Öldürmek:

İmam Malik’e göre
; ihramlı bir kimse sinek, sivrisinek, tahtakurusu, arı, eşek arısı, karınca ve benzeri haşeratı öldürürse buna karşılık miskinlere yemek yedirmesi gerekir.

İmam Ebu Hanife’ye göre; ihramlı kimsenin sivri sinek, karınca, pire ve keneleri öldürmesinde bir sakınca yoktur. Vücuddaki biti ihramlı iken öldüren kimsenin ise keffaret vermesi gerekir. Çünkü bit, vücut kirinden oluşmaktadır. Dolayısıyla biti öldüren, ihramdayken temizlenme yasağını ihlal etmiştir. Çekirgeyi öldürenin de keffaret vermesi gerekir. Zira çekirge, kara avıdır.

İmam Şafii’ye göre
; ihramlı olan kimse, kendisine eziyet verse bile, biti öldürürse fidye vermelidir.

3 - İhramlı İken Yırtıcı Hayvanları Öldürmek:

İmam Malik ve İmam Ahmed’e göre
; ihramlı olan bir kimsenin kurt, aslan, kaplan, çita gibi hayvanları öldürmesi caizdir. Zira bunlar, “kuduz köpek” hükmündedirler, hatta kuduz köpekten daha zararlıdırlar.

Ebu Hanife, Evzai ve Hasan b. Salih’e göre
; ihramlı olan bir kimse, ister saldırsın ister saldırmasın, kurt ve kuduz köpeği öldürebilir, çünkü bunlar saldırma özelliğine sahib olan köpeklerdir. Bunların dışındaki hayvanları ise ancak saldırırlarsa öldürebilir, saldırmazlarsa öldüremez.

4 - Mekke ve Medine’nin Haremlerinde Avlanmanın Hükmü:

İmam Malik ve Şafii’ye göre
; Mekke ve Medine’nin haremlerinde, ihramlı olunmasa bile, avlanmak ve ağaçlarını kesmek haramdır. Fakat bu amelleri işleyen kimseye fidye gerekmez.

Haram olduğunun delili:

Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:

“İbrahim (a.s), Mekke’yi haram kıldı ve ahalisine dua etti. Ben de İbrahim (a.s)’in Mekke’yi haram kıldığı gibi Medine’yi haram kıldım. İbrahim (a.s)’in Mekke ahalisine dua ettiği gibi ben de Medine ahalisine, müd ve sa’larının bereketli olması için iki kere dua ettim. Medine’nin bitkileri sökülmez, ağaçları kesilmez, avı ürkütülmez.” (Müslim)

İmam Şafii, Taif’in Harem’ini de bunlara eklemiştir.

Mekke ve Medine’nin haremlerinde avlananlardan fidye alınmayacağının delili şudur:

Rasulullah (s.a.s) şöyle demiştir:

“Medine, Ayr’dan(Medine' bir dağın adıdır) Sevr’e(Medine' bir dağın adıdır) kadar Harem’dir. Her kim bu bölgede bir suç işler veya bir suçluyu saklarsa Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun! Allah, kıyamet gününde onun bu suçundan dolayı yapacağı tevbeyi ve vereceği fidyeyi asla kabul etmez.” (Buhari, Müslim, Ahmed, Nesei)

Bu hadiste Sevr dağının zikredilmesi, ravinin bir yanlışıdır. Çünkü Sevr dağı, Medine’de değil, Mekke’dedir.

Bu hadiste keffaret zikredilmemiş, sadece kıyamet gününde verilecek ceza zikredilmiştir.

Ebu Hanife’ye göre
; İhramlı olunmadığı zamanda Medine Haremin’de avlanmak ve ağacını kesmek haram değildir.

Delili:

Sa’d b. Ebi Vakkas (r.a)’dan Rasulullah (s.a.s)’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:

“Medine’nin sınırları içinde avlanan veya ağacını kesen kimi görürseniz yanındaki silahını ve eşyasını alınız!”

Ebu Hanife bu hadisi zikrettikten sonra şöyle dedi:

“Bu hadis, Medine Haremin’de avlanan veya ağaç kesen kimsenin silahının veya eşyasının alınması gerektiğini göstermektedir. Fakat alimlerin hepsinin ittifakıyla böyle yapan bir kimsenin silahı veya eşyası alınmaz. Bu ise zikredilen hadisin mensuh olduğunu gösterir.”

Tahavi, Enes (r.a)’in aşağıdaki hadisini zikrederek Ebu Hanife’nin görüşünü desteklemiştir.

Rasulullah (s.a.s) Enes (r.a)’e:

“Avladığın kuşu (Nugayrı) ne yaptın?”
diye sordu. Rasulullah (s.a.s) Enes (r.a), kuşu avladığından dolayı karşı gelmedi, azarlamadı ve çirkin görmedi. Bu ise Medine Harem’inde avlanmanın caiz olduğunu gösteriyor.

İmam Kurtubi bu konuda şöyle demiştir:

“Ebu Hanife ve Hanefi alimlerinin bu konuda zikrettiği deliller ve Sa’d b. Ebi Vakkas (r.a)’ın hadisi kuvvetli değildir. Hatta sahih, fakat mensuh olmuş olsaydı bile, Medine’nin Harem olduğunu bildiren sahih rivayetleri kesinlikle iptal etmezdi. Ayrıca nice haram olan şeylerin dünyada cezası yoktur. Enes’in hadisine gelince… Enes’in avladığı kuş, haremin dışında avlamış olduğu kuş olabilir.”

5 - Birden Fazla İhramlının Avlanmalarının Hükmü:

İmam Malik ve Ebu Hanife’ye göre
; birden fazla ihramlı kişi, hep birlikte bir hayvanı avlar ise her birine tam bir fidye gerekir. Çünkü Allah (c.c) ayette şöyle buyuruyor:

“Sizden her kim onu kasıtlı olarak öldürürse cezası; hayvandan öldürdüğünün bir benzeridir...” (Maide: 95)

Bu ayetteki lafız amm (genel) ifade eden bir lafızdır ve öldürme fiilini yapan herkesi içine alır. Bu sebeble öldürmeye iştirak edenlerin her biri katil hükmündedir, aynı; bir kişiyi öldürme cürümüne katılan birden fazla kişiden her birinin katil hükmünü alması gibi..

İmam Şafii’ye göre
; birden fazla ihramlı kişi bir hayvanı avlasa, hepsine bir tek keffaret gerekir. Çünkü İbni Ömer, Abdurrahman b. Avf, İbni Abbas (r.anhum) böyle hüküm vermişlerdir.

İbni Zübeyr (r.a)’in azatlı köleleri, ihramlı iken bir sırtlan öldürmüşlerdi. İbni Ömer, fidye olarak onların bir koç vermelerine hükmetti.” (Dare Kutni)

6 - Harem’de Avlanan Birkaç Kişinin Hükmü:

Ebu Hanife’ye göre; ihramlı olmayan ve Mekke’nin Harem’indeki bir hayvanı avlamaya iştirak eden birden fazla kişilerin hepsine bir tek fidye gerekir. Fakat ihramlı olan kişiler, ister Harem’in içinde olsun isterse Harem’in dışında olsun, hep birlikte bir avı öldürürlerse her birine ayrı ayrı fidye gerekir.

Delili:

İhramlı kimseler; ibadet yaparken suç işlemiş ve hepsi tek tek ibadeti ihlal etmişlerdir. Bu sebeple cezalarını da tek tek vermeleri gerekir. Fakat ihramlı olmayanlar, sadece Harem’in bir hayvanını telef etmişlerdir. Bu nedenle sadece onun karşılığı olan fidyeyi öderler ve bu fidyeyi ödemede ortak olurlar.

İmam Malik’e göre
; ister ihramlı olsun isterse olmasın, Harem’in içinde avlanan birden fazla kişinin, işledikleri bu suçtan dolayı ayrı ayrı tam bir fidye vermeleri gerekir. Çünkü Harem’e giren herkes ihramlı sayılırlar.

7 - İhramlı Kişiye Hediye Edilen Avın Hükmü:

Bütün alimlere göre; ihramda olan kişi, kendisine hediye edilen avı alamayacağı gibi satın da alamaz. Çünkü Allah (c.c):

“Kara avı ise ihramda olduğunuz sürece size haram kılındı.” (Maide: 96) buyurmuştur. Bu hüküm, genel bir hükümdür.

Essab b. Cessame el Leysi, Rasulullah (s.a.s)’a Ebva veya Buddan mevkiinde bir zebra hediye etmişti. Rasulullah (s.a.s), verdiği hediyeyi ona iade etti. Onun yüzünün değiştiğini görünce şöyle dedi:

“Bana vermiş olduğun hediyeyi sana geri vermemin sebebi, benim ihramlı olmamdır. Bundan başka bir sebeb yoktur, beni yanlış anlama.”
(Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei, İbni Mace)

8 - İhramlıların, İhramlı Olmayanların Avladığı Hayvanın Etinden Yemelerinin Hükmü:

Cumhura göre
; ihramlı olan bir kimse, kendi avladığı avdan yiyemez. Fakat, avı göstermemiş olmak ve kendisi için avlanmamış olması şartıyla, yanında bulunan ve ihramlı olmayan bir kimsenin avladığı avdan yiyebilir.

İhramlı bir kimse, kendisi için avlanmış avdan yerse o zaman fidye vermesi gerekir.

Delilleri:

Cabir (r.a)’den Rasulullah (s.a.s)’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:

“(İhramda olduğunuzda) sizin avlamadığınız veya sizin için avlanılmayan kara avı size helaldir.” (Tirmizi, Nesei, Dare Kutni)(Tirmizi bu hadis için: “Bu hadis, bu babta en iyi hadistir” dedi.)

Ali, İbni Abbas ve İbni Ömer (r.anhum)’e göre
; ister kendisi için avlanılsın, isterse kendisi için avlanılmasın ihramlı olan bir kişi avlanılan hayvanlardan yiyemez. Bu görüşlerine:

“Kara avı ise ihramda olduğunuz sürece size haram kılındı.” (Maide: 96)
ayetinin genelini delil aldılar. Yine Essab b. Cessame’nin hadisini de delil göstermişlerdir.

Cumhur alimleri bu delile karşılık olarak şöyle cevab verdiler:

“Rasulullah (s.a.s)’ın, Essab b. Cessame’nin hediye ettiği avı reddetmesinin sebebi; kendisi için avladığını sanmasıdır. Şayet kendisi için avlanılmamışsa yenmesinde bir sakınca yoktur.”

Abdullah b. Ebi Katade (r.a) şöyle demiştir:

“Rasulullah (s.a.s) hac için yola çıktı. Biz de beraberinde çıktık. (Hadisteki "hac için yola çıktık" sözünden kasıt; "Beytül Haram'ı ziyaret için yola çıktık" demektir.Çünkü bu hadise Hudeybiye yılında olmuştur.Hudeybiye yılında ise Rasulullah (s.a.s) umre yapmak için çıkmıştı.) Rasulullah (s.a.s), içlerinde Ebu Katade’nin de bulunduğu bir grup sahabeyi keşif için göndererek şöyle dedi:

“Deniz kenarına doğru gidiniz. Sonra bize katılınız.”

Bu keşif kolu, deniz sahiline doğru yol aldı. Daha sonra Rasulullah (s.a.s)’ın bulunduğu tarafa doğru yöneldi ve bu gruptakilerin hepsi, Ebu Katade hariç, ihrama girdi. Sadece Ebu Katade ihrama girmedi. Onlar bu şekilde yol alırlarken ansızın bir zebra sürüsü gördüler. Ebu Katade hemen üzerlerine hücum etti ve  dişi bir zebrayı öldürdü. Müteakiben bir yere inip konakladılar ve o avın etinden yediler. Sonra kendilerine:

“Bizler ihramlı iken (avlanıp) et yedik” dediler. Dişi zebranın etinden arta kalan kısmı yanlarında taşıyarak Rasulullah (s.a.s)’a ulaştılar ve:

“Ya RasulAllah! Bizler ihrama girmiştik. Ebu Katade ise ihrama girmemişti. Birdenbire birtakım yaban eşekleri gördük. Ebu Katade, hemen üzerlerine saldırdı ve dişi bir eşek öldürdü. Biz de inip onun etinden yedik. Daha sonra: “Bizler ihramlı iken av eti yedik” diye söylendik. Onun etinden arta kalanını da (beraberimizde) getirdik” dediler. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s) onlara:

“Sizden Ebu Katade’ye bu yaban eşeğini avlamayı emreden veya herhangi birşeyle işaret ederek (avı) gösteren oldu mu?”
diye sordu. Onlar:

“Hayır, olmadı” cevabını verdiler. Rasulullah (s.a.s):

“Öyle ise avın etinden geri kalanını da yeyiniz”
dedi. (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei, İbni Mace)

Hanefilere göre
; ihramlı olan kimse, kendisi için avlanılsa bile, ihramlı olmayan bir  kimsenin avladığı hayvanın etinden yiyebilir.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Kara avı ise ihramda olduğunuz sürece size haram kılındı.”  (Maide: 96)

Allah (c.c) bu ayette, ihramlı olan bir kimsenin kara avını avlamasını ve öldürmesini haram kılmıştır. Kendisi için avlanılırsa veya avlanılmazsa diye bir şart bildirmemiştir.

9 - Yakaladığı Av Hayvanını Evinde Barındıran Kimsenin İhrama Girmesi:

İmam Malik, Ebu Hanife ve Ahmed’e göre
; daha önceden bir av hayvanı yakalayıp evinde tutan kimse şayet tek başına yaşıyorsa ihrama gireceği zaman onu serbest bırakması gerekir. Şayet bu kimsenin yanında ailesi outruyorsa, o avı serbest bırakması gerekmez. Çünkü bu avdan ailesi istifade edebilir.

Tek başına yaşıyor olması ve ihrama gireceği zaman onu serbest bırakması gerektiğinin delili ise şudur:

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Kara avı ise ihramda olduğunuz sürece size haram kılındı.” (Maide: 96)

Bu ayette geçen “av” lafzı, amm (genel) bir lafızdır ve kişinin mülkü altında bulunan avı da içine alır.

İmam Şafii’nin bir görüşüne göre; böyle bir kimsenin avı serbest bırakması gerekmez.

Delili:

Bu kimseye, ihrama girmeden önce o avı avlamak ve tutmak haram değildi. Bu sebeble sonradan ihrama girmesi, o avın mülkiyetinde kalmasına engel olmaz.

10 - Harem Dışında Avlanılan Bir Avı Harem’de Kesmenin Hükmü:

İmam Malik’e göre
; bir kimse ihramlı değilken Harem’in dışında bir av avlamış ve sonra onu Harem’e sokmuş olsa, o avı hem satabilir hem kesebilir hem de yemeğini yiyebilir. O av üzerinde istediği gibi tasarrufta bulunabilir.

İmam Ebu Hanife’ye göre
; böyle bir kimsenin avladığı av üzerinde tasarruf hakkı yoktur.

11 - İhramlı Kimsenin, İhramlı Olmayanlara Avı Göstermesinin Hükmü:

İmam Malik, Şafii ve Ebu Sevr’e göre
; ihramlı olan bir kimse, ihramlı olmayan birine av hayvanını gösterir ve ihramlı olmayan kişi de bu avı öldürürse, ihramlı olana bir şey gerekmez.

Ebu Hanife ve İmam Ahmed’e göre
; böyle yapan ihramlı kimsenin fidye vermesi gerekir. Çünkü ihramlı olan kişi, av hayvanlarına zarar vermemelidir. Hayvanı göstermek de ona zarar vermek demektir.

12 - İhramlı Bir Kimsenin, İhramlı Birine Avı Göstermesinin Hükmü:

Ebu Hanife ve Malikilerden İmam Eşheb’e göre
; ihramlı olan bir kimse, ihramlı diğer kimseye avı gösterirse ve o kişi de av hayvanını öldürürse, ikisine de fidye gerekir.

Delilleri:

Yukarda zikri geçen Ebu Katade’nin hadisidir.

İmam Malik, Şafii ve Ebu Sevr’e göre
; böyle bir durumda fidye vermesi gereken kişi sadece, ihramlı iken avı öldüren kişidir. Çünkü Allah (c.c) şöyle buyurmuştur:

“Sizden her kim onu kasıtlı olarak öldürürse....” (Maide: 95)




SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Facebook  Twitter  Google  Google