Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: Emin Yer: Ka'be  (Okunma sayısı 941 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Akidetul İslam

  • Site Yetkilisi
  • *****
  • İleti: 443
Emin Yer: Ka'be
« : 01 Şubat 2019, 23:48:23 »
بســـم الله الرحمن الرحيم

جَعَلَ اللّهُ الْكَعْبَةَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ قِيَامًا لِّلنَّاسِ وَالشَّهْرَ الْحَرَامَ وَالْهَدْيَ وَالْقَلاَئِدَ ذَلِكَ لِتَعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ وَأَنَّ اللّهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ

           

Maide 97 - Allah, Beyti Haram (olan) Ka’be’yi, haram ayı, kurbanlığı ve gerdanlık (lı hayvan)ları insanlar için bir kıyam (dünya ve ahirette bir fayda) kıldı. İşte bu, Allah’ ın göklerde ve yerde bulunan her şeyi bildiğini ve Allah’ın gerçekten her şeyi bilen olduğunu bilmeniz içindir.
   
     
  Allah (c.c), ihramlı olanların kara hayvanlarını avlamalarını önceki ayetlerde yasaklamıştı. Bu ayette ise Beyti Haram olan Ka’be’yi, yırtıcı kuş ve diğer hayvanlar için nasıl emin bir yer kıldıysa, rahatlıkla ibadet yapmaları, dünyalık maişetlerini korkmaksızın ve emin bir şekilde kazanabilmeleri için insanlara da emin bir yer kıldığını haber vermektedir.

Allah (c.c), gerek ibadet etmek isteyenler ve gerekse rızıklarını temin amacıyla ticaret yapmak isteyenler için Ka’be’yi (Beyt’ül Haram’ı) emin bir yer kılmıştır. Bu sebeble Ka’be’ye sığınan kimseye eziyet edilmez.

Allah (c.c), bu konuyla ilgili olarak bir başka ayette şöyle buyurmuştur:

“Çevrelerindeki insanlar tutulup öldürülürken, Harem (Mekke’y)i güvenilir (ve dokunulmaz) kıldığımızı görmediler mi? Yine de onlar, batıla inanıp Allah’ın nimetlerine nankörlük mü ediyorlar?” (Ankebut: 67)

Beyt’ül Haram’a gelen bir kimse, eğer fakir ise yedirilir ve içirilir. Şayet ticaret için gelmişse serbestçe ve daha iyi ticaretini yapar. Zira hac farizasını yerine getirmek isteyen veya umre yapmak isteyen bir çok insan orada toplanır. Bu sebeble o belde, hiç boş kalmaz.

İnsanların Ka’be’de toplanması, hem dünyevi hem de uhrevi faydalar elde edilmesine vesile olur.

Sağladığı dünyevi faydalar; yapılan ticaret sebebiyle elde edilen menfaatlerdir. Uhrevi faydalarına gelince, oraya giden kişi, Allah (c.c)’ın emirlerini daha iyi yerine getirir, ibadetlerini daha güzel yapar ve ahireti düşünerek günahlarından tevbe eder. Ayrıca oraya değişik yerlerden gelen diğer müslümanlarla tanışır ve haşir neşir olur, onların durumlarını öğrenir ve onlardan haberler alır, birbirleriyle görüş alış-verişi yaparlar. Senede bir defada yapılan bu hac farizası, müslümanlar için adeta yıllık bir kongre gibidir.

Said b. Cübeyr (r.a) şöyle dedi:

“Bu beyte (Beyt’ül Haram’a) gelen, ister dünya için ister ahiret için gelsin, muhakkak istediğini bulur.”

İbn Zeyd bu ayet hakkında şöyle dedi:

“Araplar dışındaki insanların kralları vardır ve o krallar, hükmü altındaki kimseleri korur, muhafaza ederler. Fakat arapların, kendilerini koruyan ve muhafaza eden kralları yoktur. İşte bu sebeble Allah (c.c), Beyt’ül Haram’ı kıyam yeri, yani; insanların birbirlerine zarar vermediği, insanların her türlü kötülükten emin olduğu bir yer kılmıştır. Haram aylar ve Harem’de kesmek için gerdanlık konulan hayvanlar sebebiyle de insanlar birbirlerine eziyet etmezler. Bu aylarda bir kimse, kardeşini veya amcasının oğlunu öldüreni bile görse o kimseye eziyet etmez.” (Taberi)


Beyt’il Haram’ı İşgal Eden Kafir Devlet:

Allah (c.c), Beyt’ül Haram’ı  insanlar için emin bir yer kılmış olmasına rağmen, bu yer kafir bir devlet olan Suudi Arabistan’ın kontrolünde olduğu için maalesef artık emin bir yer değildir. Çünkü müslümanlar oraya gidemiyor, gitseler bile gerçek tevhidi serbestçe anlatamıyor ve konuşamıyorlar. Müslümanlar gerçek tevhidi anlatmaya kalktıkları zaman, işte bu kafir rejim, sanki müslüman bir devletmiş gibi (!) İslam’ın müslüman devlet hakkındaki hükümlerini bu müslümanlara tatbik ediyorlar. Böylece tevhidi anlatan bir ses duydukları zaman  hemen kısıveriyor ya da gerçek tevhidi yaymaya çalışan bir hareketi hemen söndürüveriyorlar.

Müslümanların gerçek tevhidi anlatmasına izin verilmeyen veya anlattıkları zaman onları ortadan kaldıran ya da ortadan kaldırmak için tüm güçlerini seferber eden otoritenin bulunduğu bir yer asla emin bir yer olamaz. “La ilahe illAllah”, “küfür”, “şirk”, “tagut”, “ibadet”, “bid’at” “müslüman”, “kafir” gibi kavramların gerçek manalarını insanlara anlatan muvahhid bir müslüman, bu amelinden dolayı zarar görüyor veya bunları anlatmasına engel olunuyorsa, böyle bir yer, elbetteki müslüman muvahhidler için emin bir yer olamaz. Böyle bir yer için de “müslüman bir devlet” denilemez.

Allah (c.c)’ın, insanların tabi olması için indirdiği İslam sisteminin yürürlükten kaldırıldığı ve yerine beşeri sistemlerin hakim sürdüğü şu karanlık dönemde, insanları tekrar Allah (c.c)’ın dinine davet eden, onlara gerçek İslam’ı öğreten ve böylece Allah (c.c)’ın sistemini yeryüzünde tekrar hakim kılmak için çalışan müslümanları engelleyen, onlara cezalar veren bir devletin müslüman bir devlet olduğunu hangi akıl sahibi düşünebilir? Bunu ancak, bu devlet gibi kafir olan bir devlet veya menfaatçi bir zihniyet veya bel’am sıfatını hak etmiş tagutun din alimleri ya da İslam’ı ve gerçek tevhidi bilmeyen bir zır cahiller düşünebilir.

Allah (c.c) ayette; Beyti Haram’ı insanlar için emin bir yer kıldığını haber veriyor. Fakat kalbleri kör ve kalbleri kadar gözleri de kör olan insanlar, Allah (c.c)’ın bu ayetteki hükmünün, günümüzde Beyti Haram’a sahip olan kafir Suudi Devleti tarafından ihlal edildiğini görememektedirler. Çünkü gerek Suudi Devletinde ve gerekse sözde kendilerine İslam devleti denilen diğer devletlerin otoritesi altında yaşayan insanlar, aslında o kafir sistem ve otoriteler tarafından adeta uyuşturulmuş, böylece İslam’ı sadece bir takım ibadetlerden ibaret sanmış ve bunları yerine getirdiklerinde Allah (c.c) katında sorumluluktan kurtulacaklarına inanmışlardır. İşte bu, onların zanlarıdır. Ahirette ise onları acıklı bir son beklemektedir. Bu kimseler, sadece bu ayetin hükmünü düşünseler, gerek Suudi Devletinin ve gerekse İslami devlet denilen diğer devletlerin maksat ve hedeflerinin ne olduğunu çok iyi anlayabilirler. (Suudi Arabistan'ın küfürleriyle ilgili geniş bilgi edinmek isteyen isteyen kimseler.Ziyaeddin El-Kutsi'nin  bu meselede hazırladığı kitaba mürecaat edebilir)

“Haram ayı...”

Allah (c.c) haram ayı (Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb) da, insanlar için bir kıyam yapmıştır. İşte bu sebeble bu aylar, insanların birbirlerine zarar vermediği, birbirlerinden emin oldukları aylardır. Bu aylar içerisinde şayet kafirler müslümanlara saldırmazlarsa, müslümanlar da onlarla savaşmazlar. Çünkü bu aylarda nefisler sakinleşir, savaş ateşi söner, insanlar ibadete, sıla-i rahime, çocuklarının ve ailesinin maişetini temin için ticarete yönelirler ve bütün bunları emin bir şekilde yaparlar.

“...kurbanlığı ve gerdanlık (lı hayvan)ları insanlar için bir kıyam (dünya ve ahirette bir fayda) kıldı.”

Allah (c.c), kurbanlık hayvanları ve onlara takılan gerdanlıkları da bir kıyam kılmıştır. Bu sebeble Allah (c.c) için kurban edilecek hayvanların boynuna gerdanlık takıldığı veya kurbanlık olduklarına dair bir işaret konulduğu zaman, artık bu hayvanlara hiç kimse eziyet vermez.

Allah (c.c) için takdim edilen kurbanlar, takdim eden müslümanların günahlarının keffaretine ve sevab kazanmalarına, nefis ve mallarının temizlenmesine, ahiret azabından kurtulmalarına vesile olur. Kurban etlerinin dağıtılması ile de fakirlerin açlıktan kurtulmasına ve mutlu olmalarına vesile olunur. Allah’a takdim edilen kurban, bu yönden de kişiye Allah (c.c) katında ecirler kazandırır.

“İşte bu, Allah’ın göklerde ve yerde bulunan her şeyi bildiğini ve Allah’ın gerçekten her şeyi bilen olduğunu bilmeniz içindir.”

Allah (c.c)’ın haccı insanlara farz, Beyt’il Haramı emin bir yer, haram ayları emin aylar, gerdanlık takılan veya başka şekillerde işaretlenen kurbanlıkları her türlü zarar ve eziyetten emin kılması Allah (c.c)’ın gökte ve yerde olan herşeyi bildiğinin apaçık bir delilidir. Zira Allah (c.c) gizli veya aşikar herşeyi en ince ayrıntısına kadar en iyi bilen, büyük veya küçük herşeyi ortaya çıkarandır.

Herşeyi bilen Allah (c.c), insanlara, hem dünyada hem da ahirette faydalarına olacak, hükümler bildirmiştir. Allah (c.c)’ın bu hükümleri bildirmesinin sebebi; insanlara, Allah (c.c)’ın gökte ve yerde ne olacağını, onların içindeki sırları, yeryüzünde yaşayanlara dünya ve ahirette nelerin fayda sağlayacağını çok iyi bildiğini  öğretmek içindir.

Allah’ı bu şekilde tanıyan yani; Allah (c.c)’ın herşeyi en ince ayrıntısına kadar bildiğini bilen insanlar, bunu devamlı akıllarında tutar ve Allah’ın vermiş olduğu emirlere sımsıkı sarılır, itaatsizlikten son derece sakınırlar.
   



SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Facebook  Twitter  Google  Google