Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: Gereksiz Soru Sormak  (Okunma sayısı 378 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Akidetul İslam

  • Site Yetkilisi
  • *****
  • İleti: 443
Gereksiz Soru Sormak
« : 26 Ocak 2019, 23:18:12 »
    بســـم الله الرحمن الرحيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَسْأَلُواْ عَنْ أَشْيَاء إِن تُبْدَ لَكُمْ تَسُؤْكُمْ وَإِن تَسْأَلُواْ عَنْهَا حِينَ يُنَزَّلُ الْقُرْآنُ تُبْدَ لَكُمْ عَفَا اللّهُ عَنْهَا وَاللّهُ غَفُورٌ حَلِيمٌ
         

Maide 101 - Ey iman edenler! Size açıklandığında hoşunuza gitmeyecek şeyler hakkında sormayın! Onlar hakkında Kur’an indirilirken sorarsanız, size açıklanır. Allah onu affetti. Allah Gafur’dur, Halim’dir.
   
     
  Allah (c.c) daha önceki ayetlerde, Rasulullah (s.a.s)’ın görevinin sadece açık tebliğ olduğunu, tebliğ edilenlerin fazla soru sormadan bildirilenlere tabi olmaları ve her zaman temiz olan şeyleri kötü olan şeylere tercih etmeleri gerektiğini bildirmişti.

Bu ayette ise mü’minlere, hakkında hüküm indirilmeyen konularda soru sormayı yasaklamaktadır. Mü’ minler, daha önce hakkında hüküm indirilmeyen konularda soru soruyorlardı. Allah bu ayette, daha önce sorulanları unutmadığını, fakat affettiğini, bundan sonra artık böyle soruları, hele hele Kur’an inerken, sormamaları gerektiğini, şayet bu konularda soru sormaya devam ederlerse haklarında ağır hükümler indirebileceğini haber vererek mü’ minleri bu amelden nehyetmiştir.

Bu ayetin nüzul sebebi hakkında değişik rivayetler zikredilmiştir. Bunlardan bazıları şunlardır:

Enes b. Malik (r.a) dedi ki:

“Rasulullah (s.a.s) bir gün hutbe verdi. Hutbesini bitirdikten sonra adamın biri ayağa kalkarak Rasulullah’a şöyle dedi:

“Benim babam kimdir?” Rasulullah (s.a.s) ona:

“Baban, falancadır” dedi. Bunun üzerine bu ayet indi. (Buhari, Müslim)

İbni Abbas (r.a) şöyle dedi:

“Bazı insanlar Rasulullah (s.a.s)’ı zor duruma düşürmek maksadıyla soru sorarlardı. Onlardan bazıları şöyle derdi:

“Benim babam kimdir?” Bazıları ise devesi kaybolduğunda:

“Devem nerede?” diye sorardı. Bunun üzerine Allah (c.c) bu ayeti indirdi.” (Buhari, Taberani, Suyuti, İbni Ebi Hatim, İbni Merdeveyh)

Buhari’nin bir başka rivayetinde Enes (r.a)’den, Rasulullah (s.a.s)’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:

“Bu makamımda bulunduğum sürece, vAllahi hakkında sorduğunuz her  şeye cevab vereceğim.” Bunun üzerine bir adam ayağa kalkarak şöyle sordu:

“Ey Allah (c.c)’ın Rasulü! Benim sonum ne olacaktır?” Rasulullah (s.a.s) ona:

“Ateş” buyurdu.

Bundan sonra Abdullah b. Huzafe (r.a) ayağa kalkarak şöyle sordu:

“Ey Allah’ın rasulü! Babam kimdir?” Rasulullah (s.a.s):

 “Baban Huzafe’dir”
dedi.

Ebu Hureyre (r.a) şöyle dedi:

“Rasulullah (s.a.s) bize bir hutbe verdi ve şöyle dedi:

“Ey insanlar! Allah (c.c) haccı üzerinize farz kıldı. Haccedin!”
Bir adam Rasulullah (s.a.s)’a şöyle sordu:

“Ey Allah’ın rasulü! Her sene mi?” Rasulullah (s.a.s) cevab vermeyip sustu. Adam bu soruyu üç defa tekrarladı. Sonra Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:

“Evet” deseydim her sene üzerinize farz olacaktı ve siz bunu yapamayacaktınız.” Bunun üzerine bu ayet indi.” (Müslim)

Ali (r.a)’den dedi ki:

“Oraya yol bulabilen kimseye, Allah için Beyt’i haccetmek düşer…”
(Ali İmran: 97) ayeti indikten sonra sahabeler dediler ki:

“Ey Allah’ın rasulü! Her sene mi? Rasulullah (s.a.s) onlara cevap vermeyip sustu. Sonra tekrar aynı soruyu sordular. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s):

“Hayır her sene değil. Şayet “evet” deseydim her sene üzerinize farz kılınırdı.” Bunun üzerine Allah (c.c) bu ayeti indirdi.” (Ahmed, Tirmizi, Hakim)

İbni Hacer el Eskalani bu rivayetler hakkında şöyle dedi:

“Bu ayet, her iki mesele hakkında da nazil olmuş olabilir. Bu konuda herhangi bir engel yoktur. Bu konuda senedi en sahih olan rivayet, İbni Abbas’ın rivayetidir.” (Fethu'l Bari)

“Size açıklandığında hoşunuza gitmeyecek şeyler hakkında sormayın!”

Allah (c.c) bu ayette şöyle buyuruyor:

“Ey Allah (c.c)’a ve rasule gerçek manada iman edenler! Allah (c.c)’ın hakkında vahiy indirmediği ve hüküm bildirmediği, gaybi veya faydası olmayan konularda ya da dinde ince olan meseleler hakkında sorular sormayın. Eğer gereksiz sorular sorarsanız, bunlar hakkında sizlere ağır gelecek yeni hükümler iner de bu hükümleri uygulamakta zorlanırsınız veya bunları yerine getirmeye güç yetiremezsiniz.”

Amir b. Sa’d, babasından Rasulullah (s.a.s)’ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

“Müslümanlar için en büyük günah; haram kılınmayan birşey hakkında soru sormaları ve soruları sebebiyle o meselenin haram kılınmasıdır.” (Müslim)

Mugire b. Şu’be (r.a)’den, Rasulullah (s.a.s)’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:

“Allah (c.c) annenize eziyet etmeyi, kızlarınızı canlı canlı öldürmeyi, insanların haklarını vermemeyi, insanların haklarını gasbetmeyi haram kıldı. Şu üç şeyi de sizler için kötü gördü: Dedikodu, çok soru sormak ve mal konusunda savurgan olmak.” (Müslim)               

Bu ayet ve hadislerde yasaklanan soru sorma; fıkhi ve ince meselelerde gereksiz yere, faydasız sorular sormaktır.

Allah (c.c) hükümler bildirirken, kullarına rahmet ederek bazı meselelerde hükümler bildirmemiştir. Hakkında hüküm bildirilmeyen meseleler, Allah (c.c)’ın affettiği meselelerdir. Allah (c.c) bu meseleleri unutmuş değildir. Zira Allah (c.c) unutkan değildir. Bu sebeble Allah (c.c)’ın hakkında hüküm bildirmediği meselelerde soru sormamak gerekir. Çünkü soru sebebiyle o mesele hakkında yeni ve daha ağır hükümler inebilir ve müslümanlar bu inen yeni hükümlere güç yetirilemeyebilirler.

“Onlar hakkında Kur’an indirilirken sorarsanız, size açıklanır. Allah onu affetti.”

Allah (c.c) ayete devamla şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! Hakkında hüküm bildirilmeyen meselelerde soru sorduğunuz zaman, sorunuza cevap verilir ve böylece yükünüz ağırlaşır. Sonra size emredileni yerine getiremezsiniz, böylece kendi aleyhinize olacak kötü bir amel işlemiş olursunuz. Bu sebeple Kur’an inerken, gereksiz sorular sormayınız. Allah (c.c)’ın affettiği ve hakkında haram hükmü vermediği meseleleri yerine getiriniz. Kesinlikle bu konularda gereksiz ve faydanıza olmayacak sorular sormayınız.

Kur’an indiği sırada gereksiz ve faydasız sorular sorarsanız, hakkında sorduğunuz meselelerin cevabı sizlere açıklanır da böylece güç yetiremeyeceğiniz hükümlere muhatab olursunuz.

Zira gereksiz ve faydasız sorularınız sebebiyle daha önce Allah (c.c)’ın sizlere mübah kıldığı ve affettiği meseleler hakkında yeni hükümler iner ve böylece mübah olan meseleler sizlere haram kılınabilir. Bu ise sizler için haram kılınan meselelerin çoğalmasına sebebiyet verir. Haramların çoğalması ise müslümanların yükünü daha da fazlalaştırır.”

“Allah Gafur’dur, Halim’dir.”

Allah (c.c) bu ayeti şu şekilde bitiriyor:

“Allah, kullarına karşı Gafur’dur. Zira onları esirgeyen ve hikmet sahibi olandır. Halim’dir. Zira Allah, yanlış yaparak soru soranı, sonra tevbe edeni affedecektir. Çünkü Allah, bir suçun işlenmesi anında hemen ona ceza vermez. Tevbe edilmesi için mühlet verir.”

Ebi Talebete’l Haşmi, Cursun b. Naşir (r.a)’den, Rasulullah (s.a.s)’ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

“Allah (c.c) sizlere farzlar kıldı. Onları yerine getirin ve kaybetmeyin! Yine sizlere hadler bildirmiştir. O hadleri aşmayın! Yine sizlere haramlar bildirmiştir. O haramları işlemeyin! Ayrıca sizlere, bazı şeyler hakkında hüküm bildirmemiştir. Bu ise sizler için bir rahmettir. Fakat Allah (c.c) bunları unutmuş değildir. Bunlar hakkında araştırma yapmayın.” (Dare Kutni)                 

Bu ayetin inmesinden sonra sahabeler bu ayete tam olarak riayet ettiler ve sadece Rasulullah (s.a.s)’ın bildirdiklerine tabi olup bunlarla yetindiler. Gereksiz sorular sormadılar. Rasulullah (s.a.s)’a sadece kendileri için gerekli konulurda soru sordular.

İbni Abbas (r.a) şöyle dedi:

“Rasulullah (s.a.s)’ın sahabeleri kadar hayırlı insanlar görmedim. Onlar Rasulullah (s.a.s)’a, vefat edinceye kadar sadece on üç mesele hakkında soru sordular. Bunlar Kur’ an’da zikredilmiştir. Bakara: 217, Bakara: 222 ve benzeri konularda olduğu gibi sadece kendilerine fayda verecek şeyleri sorarlardı.” (Taberi, Kurtubi)

Yasaklanan Soru Sorma:

Bu ayet; dinde fayda vermeyen, hakkında haram hükmü indirilmemiş olan, ihtiyacın dışında kalan, ibadetlerin illetleriyle alakalı olan  ya da soru sorulan kimseyi sırf zor duruma düşürmeyi amaçlayan gereksiz sorular sormayı yasaklamıştır.

Dinde fayda vermeyen sorulara örnek; “babam kimdir?” sorusu, ihtiyaç dışı konularda soru sormaya örnek: “Hac her sene mi farzdır” sorusu, farz olan ibadetlerin illeti hakkında soru sormaya örnek: “hayız olan kadın niçin orucu kaza ediyor da namazı kaza etmiyor?” gibi sorulardır.

Yine gereksiz ve karşıdakini zor duruma düşürmek için soru sormaya örnek; İsrail oğullarının, kesmekle emrolundukları ineğin vasıfları hakkında Musa (a.s)’ya soru sormaları veya Allah (c.c)’ın istivası gibi müteşabih ayetler hakkında soru sormak gibi…

Fakat Kur’an indikten sonra Kur’an ve sahih sünnet hakkında ilmi sorular sormak veya helal ve haramları öğrenmek ya da Kur’an ve sahih sünnette kapalı olan meselelerin açıklanması için soru sormak bu ayetin hükmüne girmez. Bu gibi konularda sorular sormak bilakis her müslümana farzdır. Çünkü cehlin ilacı sorudur. Öğretmek için soru sormak da caizdir. Aynen öğrenmek için soru sormak gibidir. Caiz olmayan sorular ise ilim öğrenmek için değil, sadece insanları zora sokmak ya da soru sormuş olmak için sorulan sorulardır.
 



SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Facebook  Twitter  Google  Google