Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: Babalarının Peşinden Gidenler  (Okunma sayısı 394 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Akidetul İslam

  • Site Yetkilisi
  • *****
  • İleti: 443
Babalarının Peşinden Gidenler
« : 24 Ocak 2019, 23:51:32 »
بســـم الله الرحمن الرحيم

وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْاْ إِلَى مَا أَنزَلَ اللّهُ وَإِلَى الرَّسُولِ قَالُواْ حَسْبُنَا مَا وَجَدْنَا عَلَيْهِ آبَاءنَا أَوَلَوْ كَانَ آبَاؤُهُمْ لاَ يَعْلَمُونَ شَيْئًا وَلاَ يَهْتَدُونَ

           

Maide 104 - Onlara: “Allah’ın indirdiğine ve rasule gelin” denildiğinde: “Babalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter” derler. Ya babaları birşey bilmeyen ve hidayet bulmamış kimseler iseler?
   
     
  Allah (c.c) bu ayette, müşriklerin içinde bulunduğu sapıklığın boyutunu haber vermektedir.

“Onlara: “Allah’ın indirdiğine ve rasule gelin” denildiğinde: “Babalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter” derler.”

Müşrikler gerçekten akletmeyen kimselerdir. Sahih delillerle desteklenmiş hükümleri kabul etmeye, batıl olan düşünce ve amelleri terketmeye, bunların yerine Allah tarafından gönderilen ve mucizelerle desteklenen rasullerin sözüne uymaya davet edildiklerinde hemen karşı gelerek şöyle derler:

“Bizim başka şeylere ihtiyacımız yok. Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter. Bu sebeble kendimize, babalarımızın helal kıldığını helal, haram kıldığını da haram kılarız. Bu konularda bizim için örnek ve önder, onlardır. Biz onları bu yol üzerinde bulduk. Biz de onlara tabiyiz.”

“Ya babaları, bir şey bilmeyen ve hidayet bulmamış kimseler iseler?”

Allah (c.c), babalarının peşinde giden müşriklere şöyle cevab veriyor:

“Ey körü körüne babalarınızın peşinde giden ve onların her söylediğini kendiniz için uyulması gereken bir şeriat kılan müşrikler! Neden akletmiyor ve düşünmüyorsunuz? Peki, ya babalarınız Allah (c.c)’ın hükümlerinden, dünya ve ahirette size faydalı olacak şeylerden hiçbirşey bilmeyen, bilakis heva ve heveslerine göre şeriat uyduran en cahil kimselerden iseler! O zaman sizin durumunuz ne olacak?”


İslam’da Körü Körüne Taklid Yoktur:

Allah (c.c) bu ayette, kendilerine apaçık delillerle su-nulan hakka bağlanmayıp baba ve dedelerini körü körüne taklid eden ve onların şeriat kıldığı şeylere sıkı sıkıya sarı-lan müşrikleri kınayıp azarlamaktadır. Bu, açık bir şekilde körü körüne taklidin caiz olmadığını göstermektedir.

Söylenilen meseleler hakkında delil sormaksızın, Allah  ve rasulü tarafından bildirilen bir delile bağlanmaksızın, hak da olsa, batıl da olsa her halukarda söylediklerini doğru kabul ederek birilerini körü körüne taklid etmek, ancak cahil insanların sıfatıdır. Bu, her zaman ve her yerde insanların sapıtmasına sebep olan etkenlerden birisidir. Oysa selim fıtrat ve akıl sahibi olan bir kimse, kim olursa olsun, mevkisi ve şöhreti ne olursa olsun, hiçkimseyi asla körü körüne taklid etmez.

İslam adına söz söyleyen kimselerin sözleri, Allah (c.c)’ ın ayetlerine ve Rasulullah (s.a.s)’ın sünnetine muhalif olduğunda, şahsiyetlerine, şöhretlerine ve peşlerinden gidenlerin çokluğuna bakılmaksızın reddedilir, çünkü Kur'an ve sünnete uymayan her söz batıldır. Her kim, böyle kimselerin sözlerine tabi olursa, tıpkı arab müşrikleri gibi Allah (c.c)’a ve rasulüne uymamış ve körü körüne taklid içerisinde yaşayanlardan olmuş olur.

Taklid ancak, çok araştırmayı gerektiren ictihadi meselelerde söz konusu olur. Böyle konularda taklid edilecek kişi, muteber ve ictihad seviyesine çıkmış muvahhid olan bir alim olmalıdır. Şayet taklid edilen kişi hiçbirşey bilmeyen zır cahil bir kimse ise veya hak açık bir şekilde mevcutsa, böyle bir durumda hakkı bırakıp körü körüne taklidi tercih eden kimse, çok büyük bir sapıklık içerisindedir. İşte bu müşriklerin özelliğidir. Allah (c.c) değişik ayetlerde bu konuya değinmiştir.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Onlara: “Allah’ın indirdiğine uyun” denildiğinde: “Hayır! Biz babalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız” derler. Ya şeytan onları alevli ateşin azabına çağırıyor idiyse?” (Lokman: 21)                                       

“Senden önce hangi memlekete uyarıcı göndermişsek oranın ileri gelenleri: “Biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların işlerine uyarız” dediler. Ben size babalarınızın üzerinde bulunduğundan daha doğrusunu getirmişsem” deyince: “Doğrusu biz sizin gönderildiğiniz şeyi inkar ediyoruz” dediler.” (Zuhruf: 23-24)

“Onlara: “Allah’ın indirdiğine uyun” denildiği zaman onlar: “Hayır. Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız” dediler. Ya ataları birşey anlamamış, doğruyu da bulamamış idiyseler!” (Bakara: 179)    
           

Şu iyi bilinmelidir ki; tevhid konusunda kesinlikle taklid olmaz. Çünkü Allah (c.c), bütün mükelleflere tevhidi anlayabilecekleri oranda yeterli akıl ve sahih fıtrat vermiştir. Allah (c.c)’ın vermiş olduğu bu akıl ve sahih fıtratla her mükellef Allah (c.c)’ı muhakkak tevhid eder. Böyle olmasına rağmen Allah (c.c), rahmeti gereği olarak kullarına tevhidi delilleriyle anlatan rasuller göndermiştir. Rasullerin gelmesinden sonra, tevhidi şirkle bozan hiçkimse Allah (c.c) katında mazeretli sayılmaz.

Rasul gönderilmeden önce şirk işleyenlere gelince, bunlar, alimlerin ittifakıyla dünyada müşrik hükmünü alırlar. Fakat alimler ahiret günündeki azab konusunda ihtilaf etmişlerdir. Alimlerin çoğuna göre ahirette  azaba uğratılmaları ancak tebliğin ulaşmasından sonra söz konusu olur. Çünkü bir kimsenin azabı haketmesi için ona tebliğ ulaşması şarttır.

Ebu Hanife ve onun gibi düşünen bazı alimlere göre, rasul gelmezse bile tevhidi bozan herkes Allah (c.c) katında sorumludur.

Tevhid dışındaki emirlerde muteber bir alimi taklid etmeye gelince, bu, delilleri araştırmaya gücü yetmeyen kimse için caizdir. Fakat alimlere bağlanırken, alimlerin delillerinin olduğunu bilmeli ve böylece bağlanılması gereken şey yine delil olmalıdır.

Delilleri araştırmaya gücü olduğu halde araştırmayı ihmal ederek, birilerini taklid eden kişi, Allah (c.c) katında sorumludur.
 



SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Facebook  Twitter  Google  Google