Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: Vasiyet ile İlgili Hükümler  (Okunma sayısı 418 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Akidetul İslam

  • Site Yetkilisi
  • *****
  • İleti: 443
Vasiyet ile İlgili Hükümler
« : 19 Ocak 2019, 07:11:38 »
بســـم الله الرحمن الرحيم

يِا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ شَهَادَةُ بَيْنِكُمْ إِذَا حَضَرَ أَحَدَكُمُ الْمَوْتُ حِينَ الْوَصِيَّةِ اثْنَانِ ذَوَا عَدْلٍ مِّنكُمْ أَوْ آخَرَانِ مِنْ غَيْرِكُمْ إِنْ أَنتُمْ ضَرَبْتُمْ فِي الأَرْضِ فَأَصَابَتْكُم مُّصِيبَةُ الْمَوْتِ تَحْبِسُونَهُمَا مِن بَعْدِ الصَّلاَةِ فَيُقْسِمَانِ بِاللّهِ إِنِ ارْتَبْتُمْ لاَ نَشْتَرِي بِهِ ثَمَنًا وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَى وَلاَ نَكْتُمُ شَهَادَةَ اللّهِ إِنَّا إِذًا لَّمِنَ الآثِمِينَ
             

Maide 106 - Ey iman edenler! Sizden birinize ölüm geldiği zaman, (yazacağınız) vasiyet esnasındaki aranızdaki şahitlik, sizden adalet sahibi iki kişidir. Ya da yeryüzünde yolculuğa çıkmışken size ölüm musibeti isabet ederse, sizden olmayan başka iki kimse (tutmak)dir. O ikisinden şüphelenecek olursanız, namazdan sonra Allah’a şöyle yemin etmeleri için onları alıkoyarsınız: “Akraba olsa bile onu (yeminimizi) hiçbir değere değiştirmeyeceğiz; Allah’ın şehadetini gizlemeyeceğiz. Aksi takdirde bizler günahkarlardan oluruz.”
   
     
  Allah (c.c) daha önceki ayette, bütün insanların bir gün öleceğini ve sonunda Allah (c.c)’a döneceklerini, sonra da onları  dünyada işlediklerine göre hesaba çekeceğini bildir-dirmişti. Bu ayette de ölümle karşılaşmış olan bir müslümanın vasiyette bulunurken ne yapması gerektiği hakkında hükümler bildirmektedir.

Bu ayetin nüzul sebebi hakkında şöyle bir rivayet vardır.

İbni Abbas (r.a) şöyle dedi:

“Temim ed Dari ve Adiyy b. Beddal hristiyan idiler. Mekke’ye gidip ticaret yapar ve uzun bir süre ikamet ederlerdi. Rasulullah (s.a.s) Medine’ye hicret ettikten sonra ticaretlerini Medine’ye çevirdiler. Amr b. As’ın mevlası Bu-deyl es Sehmi, Medine’ye ticaret için yola çıkmıştı. (Yolda diğer ikisi ile karşılaştı.) Sonra Temim ed Dari, Adiy b. Bedda ve Budeyl es Sehmi, hep birlikte ticaret için Şam’a gittiler. Yolda Budeyl hastalandı ve vasiyetini kendi eliyle yazarak eşyalarının içerisine sakladı. Sonra da Temim ve Adiy’e vasiyetini söyledi. Budeyl ölünce Temim ve Adiyy, Budeyl’in eşyasını açtılar ve içerisinden altın süslemeli gümüş bir kap alıp eşyaları tekrar bağladılar. Medine’ye döndükleri zaman Budeyl’in ailesine gidip eşyaları teslim ettiler. Budeyl’in ailesi eşyaları açınca onun yazmış olduğu vasiyeti buldular. Bu vasiyette, Budeyl’in bıraktığı bütün her şey yazılı idi. Eşyaları araştırınca altın süslemeli gümüş kabın eksik olduğunu gördüler. Bunun üzerine Adiy ve Temim’e bu kabı sordular. Onlar:

“Onun hakkında birşey bilmiyoruz, bize verdiği şeyleri size teslim ettik” dediler. Bunun üzerine onlara Budeyl’in eliyle yazmış olduğu vasiyetini gösterdiler. Buna rağmen onlar inkarda ısrar ettiler ve:

“Biz size herşeyi verdik, hiçbir şeyi saklamadık” dediler. Bunun üzerine, bu mesele hakkında aralarında hüküm vermesi için Rasulullah (s.a.s)’a gittiler. Bu olay üzerine bu ayet indi.” (Buhari, Dare Kutni, Taberi, İbni Munzir)

Bu ayet inince Rasulullah (s.a.s), ikindi namazından sonra Temim ve Adiy’e şöyle yemin etmelerini emretti:

“Kendisinden başka ilah olmayan Allah (c.c)’a yemin ediyoruz ki, sadece onlara teslim ettiklerimizi bize verdi. Hiçbir şey gizlemedik.” Bir müddet geçtikten sonra onlarda altın süslemeli gümüş bir kab bulundu. Bunun üzerine Budeyl’in akrabaları:

“Bu, bizim. Bu, Budeyl’in eşyalarındandır” dediler. Bunun üzerine Temim ve Adiyy:

“Evet! Bu, Budeyl’e ait idi. Fakat biz, ondan satın aldık. Biz, bu konuda yemin ederken bunu zikretmeyi unuttuk ve yemin ettikten sonra, kendimizi yalanlamak istemediğimiz için ondan bahsetmedik.” Bunun üzerine Rasulullah’a tekrar muhakeme olmak için gittiler. Bu mesele üzerine de Maide: 107 ayeti nazil oldu. Rasulullah (s.a.s) Budeyl’in akrabalarından iki kişiye, bu kabın Budeyl’e ait olduğuna ve bu kabın kendilerinin hakkı olduğuna dair yemin etmelerini söyledi. Onlar da bu konuda yemin ettiler ve kab onlara geri iaede edildi. Daha sonra Temim ed Dari müslüman oldu ve Rasulullah (s.a.s)’a beyat verdi. O şöyle derdi:

“Allah ve rasulü doğru söylediler. Kabı ben almıştım.” (Taberi)

“Ey iman edenler! Sizden birinize ölüm geldiği zaman, (yazacağınız) vasiyet esnasındaki aranızdaki şahitlik, sizden adalet sahibi iki kişidir.”

Allah (c.c) bu ayette mü’minlere şöyle buyuruyor:

“Allah ve Rasulünü gerçekten tasdik eden mü’minler! Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, yazacağınız vasiyete aranızdan adaletli iki müslümanı şahid tutun.”

Bu ayette geçen “sizden adalet sahibi iki kişi”den kasıt; adalet sahibi iki müslümandır.

“Ya da yeryüzünde yolculuğa çıkmışken size ölüm musibeti isabet ederse, sizden olmayan başka iki kimse (tutmak)dir.”

Allah (c.c), ölüm anında hazırlanacak vasiyetle ilgili  olarak hitabına şöyle devam ediyor:

“Ey mü’minler! Eğer ölüm size yolculukta iken gelir ve yanınızda da kendinize ait mallarınız var ise o anda yazacağınız vasiyete şahitlik yapacak adaletli iki müslüman bulamadığınızda, kafirlerden iki şahit tutarak mallarınızı onlara teslim edebilirsiniz.”

“O ikisinden şüphelenecek olursanız, namazdan sonra Allah’a şöyle yemin etmeleri için onları alıkoyarsınız: “Akraba olsa bile onu (yeminimizi) hiçbir değere değiştirmeyeceğiz; Allah’ın şehadetini gizlemeyeceğiz. Aksi takdirde bizler günahkarlardan oluruz.”

Allah (c.c) bu ayette, vasiyete şahit tutulan kimselerden şüphe edildiğinde ne yapmak gerektiğini bildirmektedir. Şayet varisler, vasiyete şahit tutulan kişilerin yalan söylemelerinden veya vasiyetçinin mallarına ihanet etmiş olmalarından şüphe ederlerse şunu yapmaları gerekir:

“Vasiyete şahit olan kişilerin getirmiş olduğu malları ikindi namazına kadar bekletin. İkindi namazını kıldıktan sonra iki şahidi yemine çağırın ve onlara şöyle yemin ettirin:

“VAllahi biz, akrabamız olsa bile, yeminlerimizi hiçbir değere değiştirmeyiz. Muhakkak ki biz, doğru söyleyenlerdeniz. Yalan söyleyerek dünya metaı elde etmek istemeyiz. Velev ki hakkında şahitlik yapacağımız mal, akrabamıza gidecek olsa bile. Bizler, Allah (c.c)’ın farz kıldığı şehadeti kesinlikle gizlemeyecek ve bu şehadeti Allah’ın farz kıldığı gibi muhafaza ederek gerektiği şekilde açıklayacağız. Şayet hak şehadeti gizler, bu konuda akrabayı gözetmek için yalan söylersek, biz şüphesiz haram işleyenlerden oluruz ve bu harama karşılık cezayı hakederiz.”

Ayette geçen namazın hangi namaz olduğu konusunda alimler ihtilaf etmişlerdir.

Alimlerin çoğunluğuna göre; ayetteki namaz, ikindi namazıdır. Zira davaların çözümünün ikindi namazından sonra yapılması bir adet idi. Ayrıca namaz kılıncaya kadar bekletmek, yalan yere yemin yapmaktan korkutmak ve Allah (c.c)’ı hatırlatmak içindir.

Taberi’ye göre; ayetteki namaz, ikindi namazı değil, müslümanların herhangi bir namazıdır. Çünkü ayette “namaz” kelimesi “el” (harfu tarifi) ile belirtilmiştir. Bu ise bilinen bir namazı göstermektedir ve sadece müslümanların bilinen bir namazı vardır. Hristiyan ve yahudilerin ise bilinmeyen ve de değişik namazları vardır.

İbni Abbas (r.a)’a göre; Eğer şahitler müslüman değil iseler o zaman bu ayetteki namazdan kasıt, onların namazları olur. Yani; “onların namazlarından sonra” demektir.
 



SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Facebook  Twitter  Google  Google