Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: Allah (c.c)'ın İsa (a.a)'ya Verdiği Nimetler  (Okunma sayısı 57 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Akidetul İslam

  • Site Yetkilisi
  • *****
  • İleti: 417
Allah (c.c)'ın İsa (a.a)'ya Verdiği Nimetler
« : 11 Ocak 2019, 22:35:39 »
  بســـم الله الرحمن الرحيم

إِذْ قَالَ اللّهُ يَا عِيسى ابْنَ مَرْيَمَ اذْكُرْ نِعْمَتِي عَلَيْكَ وَعَلَى وَالِدَتِكَ إِذْ أَيَّدتُّكَ بِرُوحِ الْقُدُسِ تُكَلِّمُ النَّاسَ فِي الْمَهْدِ وَكَهْلاً وَإِذْ عَلَّمْتُكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَالتَّوْرَاةَ وَالإِنجِيلَ وَإِذْ تَخْلُقُ مِنَ الطِّينِ كَهَيْئَةِ الطَّيْرِ بِإِذْنِي فَتَنفُخُ فِيهَا فَتَكُونُ طَيْرًا بِإِذْنِي وَتُبْرِىءُ الأَكْمَهَ وَالأَبْرَصَ بِإِذْنِي وَإِذْ تُخْرِجُ الْمَوتَى بِإِذْنِي وَإِذْ كَفَفْتُ بَنِي إِسْرَائِيلَ عَنكَ إِذْ جِئْتَهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُواْ مِنْهُمْ إِنْ هَذَا إِلاَّ سِحْرٌ مُّبِينٌ

           

Maide 110 - Allah, (o zaman İsa’ya) şöyle der:  “Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve anana ihsan ettiğim nimetimi hatırla. Hani seni Ruhu’l Kudüsle desteklemiştim de hem beşikte hem de yekişkin iken insanlarla konuşuyordun. Sana Kitabı, hikmeti, Tevrat’I ve İncil’I öğretmiştim. İznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapıyor sonra ona üflüyordun, o da benim iznimle hemen bir kuş oluyordu. Yine benim iznimle körü ve abrası iyileştiriyor, ölüleri benim iznimle (kabirden hayata) çıkarıyordun. İsrail oğullarının elini senin üzerinden çekmiştim. Onlara açık deliller getirdiğinde, onlardan kafir olanlar şöyle demişlerdi: “Bu, apaçık sihirden başka birşey değildir.”
   
     
  Allah (c.c), daha önceki ayette, rasulleri kıyamet gününde toplayıp onlara; “size ne cevap verildi?” sorusunu soracağını ve bunun sebebinin; rasullere karşı gelenleri ve rasullerden sonra dinlerinden dönenleri azarlanmak olduğunu bildirdikten sonra bu ayette, azarlanmayı en çok hakeden bir taifeden haber vermektedir.

İşte bu taife; İsa (a.s)’yı Allah (c.c)’tan başka bir ilah edinen hristiyanlardır. Zira diğer ümmetler sadece rasullere karşı çıkmışlardı. Fakat hristiyanlar, hem rasule karşı çıktılar hem de İsa (a.s)’yı Allah (c.c)’tan başka bir ilah edinerek Allah (c.c)’a iftira ettiler ve O’na layık olmadığı sıfatları isnad ettiler. İşte bu sebeble büyük bir azarlamayı haketmişlerdir. Allah (c.c), hristiyanların bu sapıklığını ortaya koymak ve onları azarlamak için İsa (a.s) ile ilgili gerçeği ve ona verilen nimetleri bu ayette anlatmıştır.

“Allah, (o zaman İsa’ya) şöyle der:: “Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve anana ihsan ettiğim nimetimi hatırla.”

Allah (c.c) kıyamet gününde İsa (a.s)’ya şöyle diyecektir:

“Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve anana vermiş olduğum nimetlerimi hatırla.”

Allah’ın, İsa (a.s)’ya ve annesine vermiş olduğu nimetleri kıyamet gününde İsa (a.s)’ya hatırlatması, İsa (a.s) ve annesi bu nimetleri unuttukları için değildir. Onlar, kendilerine verilen bu nimetleri asla unutmamışlardır. Verilen bu nimetlerin onlara hatırlatılmasının iki sebebi vardır:

1 - İsa (a.s) ve annesine verdiği nimetleri ve üstün mertebeyi, bilmeyen ümmetlere öğretmek.

2 - Verilen bu nimetleri inkar edenleri susturmak.

Allah (c.c), bundan sonra İsa (a.s)’ya ve annesine verdiği nimetleri saymaya başlıyor.


Ruh’ul Kudüsle Desteklenmesi:

“Hani seni Ruhu’l Kudüsle desteklemiştim de…”


Allah (c.c) İsrail oğullarına, son rasul olarak İsa (a.s)’yı göndermiş ve rasullüğünün bir delili olarak ona çeşitli nimetler ve mucizeler vermişti. Bu nimetlerden birisi de onu “Ruh’ul Kudüs”le desteklemesidir.

Ruh’ul Kudüs’ten kastın ne olduğu hakkında iki görüş vardır:

1 - Cibril (a.s)’dir. Bakara: 87 ayetinde geçmişti.

2 - İsa (a.s)’ya özel verilen ve onun annesine üflenen temiz ruhtur.

Allah (c.c)’ın şu ayetinde geçtiği gibi:

“O’ndan bir ruhtur.” (Nisa: 171)                                      

Bu görüşlerden birincisi daha kuvvetli ikincisi ise zayıf görüştür.

Buna göre ayetin manası şöyledir:

“Seni Cibril ile desteklemiş ve onunla sana kuvvet vermiştim.”

Beşikteyken ve Yetişkinken İnsanlarla Konuşması:

“Hem beşikte iken, hem de yekişkin iken insanlarla konuşuyordun.”

İsa (a.s) doğduğu zaman, Meryem (a.s) onu kavmine getirdi. Çocuğun babası olmadığı için halk Meryem hakkında şüpheye düştü. Bunun üzerine Allah (c.c) Meryem’in bir kötülük yapmadığını, temiz olduğunu ispat etmek ve İsa (a.s)’nın Allah (c.c)’ın kulu olduğunu, insanları Allah’a ibadete çağıracağını bildirmek için, mucize olarak İsa (a.s)’yı konuşturdu. İsa (a.s)’ın bu konuşması, bebeklik müddetince devamlı olmamıştır.

İsa (a.s)’ın bebekken konuşması, bir mucizedir. Fakat yetişkin olduktan sonraki konuşmasının, beşikteki mucizevi konuşmasının yanında zikredilmesinin sebebi ne olabilir? Bu konuda değişik görüşler vardır:

1 - Beşikte konuşanlar, yetişkin olana kadar yaşamayabilirler. Burada İsa (a.s)’nın yetişkin olduğunda da konuşacağının bildirilmesi, onun bu zamana kadar yaşayacağını bildirmek içindir.

2 - İsa (a.s)’nın beşikteki hitabet ve ses tonunun yetişkinken konuşacağı şeklin aynısı olduğunu bildirmek içindir. Yani; onun beşikteki konuşması, yetişkinken konuşacağı şekilde ve tonda net bir şekilde olmuştur.

3 - Ayetteki “kehl” kelimesi; yaşı 33’ü veya 40’ı geçmiş kimseler için kullanılan bir sıfattır. İsa (a.s), bir mucize olarak beşikte konuşmuştur ve aynı şekilde mucize olarak 33 yaşından sonra da konuşacaktır. Bu da gösteriyor ki İsa (a.s), mucize olarak tekrar dünyaya gelecektir. Çünkü Allah (c.c) onu, 40 yaşına varmadan katına yükseltmişti. İsa (a.s), şu an hayattadır.

4 - İsa (a.s)’nın yetişkinken insanlarla konuşması, yetişkinken insanlara risaleti tebliğ etemsidir ki, bu da onun bir rasul olacağına işarettir.

“Sana Kitabı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğretmiştim.”

Allah (c.c), ayetin bu bölümünde, İsa (a.s)’ya kitabı, yani; yazmayı, hikmeti,  yani; sözde ve amelde doğruyu bulma yeteneğini ve hem Tevrat’ı hem de İncil’i okuyup yazmasını öğrettiğini haber vermektedir.

Allah (c.c) hidayeti ve doğruyu bulma yeteneğini, kullarından dilediği kişiye verir. Buradaki hikmet, sünnet manasına da gelebilir.

Bu ayete göre Musa (a.s)’ya verilmiş olan Tevrat, İsa (a.s)’nın şeriatinde de geçerlidir. İsa (a.s)’nın şeriatinde hem Tevrat’a hem de İncil’e göre hareket edilirdi. İsa (a.s)’nın şeriati, Tevrat’ı tamamen neshetmemiştir. Sadece İsrail oğullarının nebilerine çok soru sormalarından ve günah işlemelerinden dolayı, Tevrat’ta haram kılınan bazı şeyleri İncil’le helal kılmıştır.

“İznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapıyor sonra ona üflüyordun, o da benim iznimle hemen bir kuş oluyordu.”

Allah (c.c)’ın İsa (a.s)’ya verdiği nimetlerinden bir diğeri; çamurdan kuş yapıp ona üflediğinde, o kuşun Allah (c.c)’ın izniyle canlanmasıdır.

İsa (a.s), bu ameli sürekli yapmamıştır. Bu ameli bir kaç kez mucize olarak yapmıştı. Ayrıca bu amelin gerçekleşmesi, İsa (a.s)’nın istemesine değil, Allah (c.c)’ın istemesi ve dilemesine bağlıydı. Zira Allah (c.c) dilemedikçe, İsa (a.s)’nın bu ameli yapması söz konusu olmuyordu.

“Yine benim iznimle körü ve abrası iyileştiriyor(dun)...”

İsa (a.s)’nın körleri ve baras hastalığına yakalanmış olanları Allah (c.c)’ın izniyle iyileştirmesi de Allah (c.c)’ın ona vermiş olduğu nimetlerdendir.

İsa (a.s) zamanında tıp çok ilerlemişti. Fakat buna rağmen kör olarak doğanların görmesi sağlanamıyor, ağır bir deri hastalığı olan baras hastalığı tedavi edilemiyordu.

İşte böyle bir durumda iken İsa (a.s), Allah (c.c)’ın izniyle körleri iyileştirmiş, baras hastalığını tedavi etmişti.

“ölüleri benim iznimle (kabirden hayata) çıkarıyordun.”

Allah (c.c)’ın İsa (a.s)’ya verdiği bir diğer nimet; ölüleri Allah (c.c)’ın izniyle diriltmesidir.

Allah (c.c)’ın izniyle İsa (a.s), kabirlerinde bulunan ölüleri çağırdığında, ölüleler kabirlerinden canlı olarak ayağa kalkıyorlardı.

Ölülere hayat vermek, Allah (c.c)’ın elindedir Fakat bazı zamanlarda rasullere, rasullüklerini belgeleyen bir delil ve insanlar düşünüp akletsinler, rasullere tam teslimiyet göstererek iman etsinler diye onlara ölüleri canlandırma mucizesi vermiştir. Bu canlandırma mucizesi ise her zaman olmamıştır.

“İsrail oğullarının elini senin üzerinden çekmiştim. Onlara açık deliller getirdiğinde, onlardan kafir olanlar şöyle demişlerdi: “Bu, apaçık sihirden başka bir şey değildir.”

Allah (c.c), İsa (a.s)’ya, onun Allah tarafından gönderilmiş bir rasul olduğunu ispat eden bu delil ve mucizeleri verdiği halde, İsrail oğulları İsa (a.s)’ya inanmadılar, onu yalanladılar, ona sihirbaz dediler ve onu öldürmek istediler.

Fakat Allah (c.c),  İsa (a.s)’yı işte böyle bir durumla karşı karşıyayken cesediyle göğe yükselterek onların şerrinden kurtardı.

Allah (c.c) bu ayette, İsa (a.s)’ya verdiği nimetleri geçmiş zaman sigasında zikretmiştir. Bunun sebebi; bu nimetlerin gerçekten verilmiş olan birer nimet olduğunu vurgulamak içindir.
 




SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Facebook  Twitter  Google  Google