Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: İnsanların Ayıplarını Yaymak  (Okunma sayısı 827 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İnşirâh

  • Site Yöneticisi
  • *****
  • İleti: 1258
İnsanların Ayıplarını Yaymak
« : 05 Ocak 2019, 23:06:01 »
لاَّ يُحِبُّ اللّهُ الْجَهْرَ بِالسُّوَءِ مِنَ الْقَوْلِ إِلاَّ مَن ظُلِمَ وَكَانَ اللّهُ سَمِيعًا عَلِيمًا

Nisa: 148 - Allah, zulme uğrayan hariç, kötü sözün açıkça söylenilmesini sevmez. Allah Semi’dir, Alim’dir.
   
     
Allah (c.c) önceki ayetlerde münafıkların sıfatlarını bildirdikten sonra bu ayette, insanlarda bulunan kötü sıfatları herkese yaymanın yasak olduğunu bildirmekte ve bu yasaktan sadece haksızlığa uğrayan kimseleri istisna etmektedir. Buna göre; kendilerine zulmedilen kimselerin, uğradıkları zulümleri insanlara anlatmaları caizdir.

“Allah.... kötü sözün açıkça söylenilmesini sevmez.”

Allah (c.c), insanların ayıplarının açık bir şekilde söylenmesini sevmediğini bu ayetle bizlere haber vermiştir. Bu; insanlardaki her türlü ayıp, kötü huy ve işlenen günahları topluma yaymanın caiz olmadığını bilakis haram olduğunu gösterir.

Bu amel iki açıdan çok zararlıdır:

1 - Kötü huyları, günahları, ayıpları topluma yayılan kişiler ile bunu yayanlar arasında düşmanlık ve kin meydana gelir. Bu düşmanlık ve kin ise haksızlıklara ve müslümanlar arasında kanların dökülmesine sebeb olabilir.

2 - İnsanların ayıpları, kötü huyları ve günahları topluma açıkça yayıldığında bu haber, duyan kimselerin nefislerinde kötü etkiler oluşturabilir.Yani; müslüman fertler birbirlerinin kötü huy, ayıp ve günahlarının aralarında yayıldığını görünce böyle yapmanın caiz olduğunu zannederek aynı amelleri yapmaya başlayabilirler. Böylece fertleri arasında düşmanlık, kin ve dedikodu dolu, birbirlerinin ayıplarını kollayan, fertlerin hak ve hukukuna riayet etmeyen ve birbirlerinin kötülüklerini yayan bozuk bir toplum meydana gelir. Böyle bir toplumdaki fertlerin birbirlerine saldırmaları ve bu toplumun yok olması artık an meselesi olur.

İşte bu iki sebep ve başka sebeblerden dolayı Allah, ayette bildirdiği istisnai durum dışında bir müslümanın ayıbını, günahını ve kötü huylarını topluma yaymayı yasaklamıştır.

Bu ayet, kişinin günah, kötü huy ve ayıplarını açıkça söylenmeyi yasaklamıştır. Fakat bu, bu ameli gizlice yapmanın caiz olduğu anlamına gelmez. Bu ameli gizlice yapmak da aynı şekilde caiz değildir. Ayette sadece, bu ameli açıkça yapmanın zikredilmesi; bu amel açıkça yapıldığında, gizlice yapıldığından daha fazla zarar getireceği içindir.

Allah (c.c) başka bir ayette, insanların günah ve ayıplarını başkalarına gizlice söylemenin de caiz olmadığını bildirmiştir.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! Aranızda gizli konuşacağınız zaman günahı, düşmanlığı ve rasule karşı gelmeyi fısıldamayın! İyilik ve takvayı konuşun! (Kıyamet gününde) huzurunda toplanacağınız Allah’tan korkun!” (Mücadele: 9)

Allah (c.c) gıybeti de yasaklamıştır.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! Zannın çoğundan sıkının! Çünkü zannın bazısı günahtır. Birbirinizin gizlisini araştırmayın! Kimse kimseye gıybet etmesin! İçinizden biri, hiç ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz (değil mi?)”  (Hucurat: 12)

“...zulme uğrayan hariç...”


Allah (c.c), kişinin kötü huy, ayıb ve günahlarının açık bir şekilde yayılmasını yasaklamış, ancak bundan bir durumu ayrı tutmuştur... O da, haksızlığa uğramaktır.

Haksızlığa uğrayanların yapmaları caiz olan şeyler konusunda alimler ihtilaf etmişlerdir.

Hasan Basri’ye göre; zulme uğrayan kişi, kendisine zulmeden müslümana beddua etmeyip şöyle dua etmelidir:

“Ey Allah’ım! Onun bana haksızlık yapmasını engelle!” Hiçbir zaman sövmeye karşılık sövmeyle, zulme karşılık zulümle cevap verilmez.

İbni Abbas ve başkalarına göre; zulme uğrayan kişinin, kendisine zulmedenlere beddua etmesi caizdir. Fakat sabretmesi, kendisi için daha hayırlıdır.

İbni Abbas (r.a) şöyle dedi:

 “Allah (c.c), hiçbir kimseye beddua edilmesini sevmez. Ancak zulme uğrayanlar müstesna... Zulme uğrayanın kendine zulmedene beddua etmesi caizdir. Ancak sabrederse daha hayırlıdır.”  (İbni Cerir, İbni Münzir, İbni Ebi Hatim)

Aişe (r.a)’dan Rasulullah (s.a.s)’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:

“Kim kendisine zulmedene beddua ederse Allah’tan yardım istemesin!” (Tirmizi, Ebu Davud, İbni Ebi Şeybe)

Suddi’ye ve İbni Abbas’ın bir görüşüne göre; zulme uğrayan kimsenin kendisine yapılan zulmü, bu konuda kendisine yardım edebilecek kişilere açıkça anlatması caizdir.

Mücahid’e göre bu ayetin inme sebebi şudur:

“Bir kişi ıssız bir yerde bir kişiye misafir olmuş, fakat ev sahibi olan kişi ona ikram etmemişti. Bu sebeble misafir olan kişi, ev sahibinin kendisine ikram etmediğini herkese yaydı ve buna hiçbir ekleme yapmadı.”  (Abdurrezzek, Abdullah b. Hamid, İbni Cerir Taberi rivayet etmiştir.)

Bu ayet; yapılan zulmü ortadan kaldırmak niyetiyle, zulme uğrayan kişinin, uğradığı zulmünü açık bir şekilde anlatabileceğini göstermektedir. Fakat zulme uğrayan, zulmedene, hiçbir zaman kendisine yapıldığı gibi zulmedemez veya bu konuda haksız yere ona iftira atamaz. Eğer zulmeden kişi, insanlara sürekli zulmeden biri değil, fakat bir an şeytana uyarak haksızlık yapmış biri ise, zulme uğrayanın onu affetmesi daha efdaldir. Şayet bu kimse insanlara sürekli zulmeden bir kişiyse, o zaman insanların onun şerrinden korunması için, yaptığı zulümleri ve sahip olduğu kötü ahlakı insanlara açıklamalıdır.

Bazı insanların sahip olduğu kötü ahlakı ve işlediği günahları insanlara açıkça anlatmak zararlıdır. Fakat zulme karşı susmak daha da zararlıdır. Bu sebeble, ondan daha az zararlı olan, zalimin zulmünü insanlara anlatma ameli tercih edilir. Ancak, zalimin zulmünü ortadan kaldıracak kadar anlatmak mübahtır, daha fazlasını anlatmak ise caiz değildir.

“Allah Semi’dir, Alim’dir.”

Allah (c.c) söylenilen sözlerin hepsini duyar ve  ne niyetle söylenildiğini çok iyi bilir. Buna göre hesap soracaktır. Haksızlık ve zulüm yapanları, insanlara iftira atanları muhakkak cezalandıracaktır.

Bu Ayetten Çıkan Sonuçlar:

1 -
İnsanların ayıplarını gizli veya aşikar olarak yaymak yasaktır. Allah (c.c) böyle yapan kimseleri muhakkak cezalandıracaktır.

2 - Zulme uğrayanlar, zulmü kaldırmak ve toplumu zalimden korumak için uğradıkları zulmü kendilerine yardım edebilecek kişi veya kişilere anlatabilirler.

3 - Zalime beddua edilebilir. Çünkü mazlumun bedduası kabul olunur.

İbni Ömer (r.a)’den Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:

“Mazlumun bedduasından sakının! Çünkü o, göğe kıvılcım gibi yükselir.”
(Hakim rivayet etmiştir.)

Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur:

“Mazlumun bedduasından sakının! Çünkü bulutlarla taşınır ve Allah (c.c) şöyle der:

“İzzetim ve celalime yemin ederim ki, muhakkak sana yardım edeceğim..”   
  (Taberani)


Ebu Hureyre (r.a)’den şöyle rivayet edilmiştir:

“Bir adam Rasulullah’a gelerek komşusunun kendisine eziyet ettiğini söyledi. Rasulullah (s.a.s) ona şöyle dedi:

“Eşyalarını evden çıkart ve dışarı koy!” Adam Rasulullah (s.a.s)’ın kendisine söylediği gibi eşyalarını evden çıkarıp yola koydu. Yoldan geçenler onun durumunu sorunca uğradığı zulmü anlatarak:

“Komşum bana eziyet ediyor” dedi. Bunu her duyan kişi, o adamın komşusunu kastederek:

“Allah’ım, ona lanet et, Allah’ım onu utandır” diye dua etti. Bu durum üzerine komşusu hemen o adamın evine gelerek: “Haydi evine dön! VAllahi, bir daha sana eziyet etmeyeceğim” dedi.” (Ebu Davud, Buhari-Edeb’ul Müfred, Ahmed Şakir bu hadis için sahih dedi.)

4 - Zulme uğrayan kişinin kendisine zulmeden kişiye zulmetme hakkı yoktur. Onun için Allah (c.c) ayetin sonunda; “Allah Semi’dir, Alim’dir” buyurmuştur. Bu, zalimi zulmetmekten, mazlumu da hakkını alırken aşırı gitmekten korkutmak içindir. (Gerçekte ilimden hiçbir nasibleri olmadığı halde insanların arasında bilgili olarak geçinen bazı yarım hocalar, bu ayetin “zulme uğrayan hariç” bölümünü, kendilerince zalim gördükleri kişilere, müslümanların ağzından asla çıkmaması gereken, ancak ahlaksız, adi toplumların alıştıkları ve normal gördükleri pis (sin-kaflı) sövgülerle  sövmenin caiz olduğuna delil göstermişlerdir. Bu görüşü dipnot olarak bu kitapta yazmamın sebebi, insanın ne kadar alçak bir seviyeye düşebildiğine ve bunun ilim adına yapılabildiğine örnek vermek içindir.)

Ebu Hureyre (r.a)’den Rasulullah (s.a.s)’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:

“Haddi aşmamak şartıyla, iki kişi birbirine sövdüğünde, sövme günahı ilk sövene ait olur.” (Müslim, Ebu Davud, Ahmed)

5 -
Müslümanların birbirleriyle yardımlaşarak zulmü kaldırmaları İslam’ın temellerindendir.

Enes (r.a)’den Rasulullah (s.a.s)’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:

“Müslüman kardeşine, zalim olsun, mazlum olsun yardım et!” Sahabeler:

“Ey Allah’ın rasulü! Biz ona mazlumken yardım ederiz. Ama zalime nasıl yardım ederiz?” dediler.Rasulullah (a.s):

“Onun zulmetmesini engelleyerek yardım edersin” buyurdu.” (Buhari, Tirmizi, Ahmed)
Deseler ki "İslam'ın pınarından içmek suç"
O suçu kabullenir, içerim avuç avuç ...



SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Facebook  Twitter  Google  Google