Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: İsa (a.s)'nın Hristiyanları Yalanlaması  (Okunma sayısı 102 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Akidetul İslam

  • Site Yetkilisi
  • *****
  • İleti: 417
İsa (a.s)'nın Hristiyanları Yalanlaması
« : 15 Aralık 2018, 23:34:10 »
       بســـم الله الرحمن الرحيم

وَإِذْ قَالَ اللّهُ يَا عِيسَى ابْنَ مَرْيَمَ أَأَنتَ قُلتَ لِلنَّاسِ اتَّخِذُونِي وَأُمِّيَ إِلَهَيْنِ مِن دُونِ اللّهِ قَالَ سُبْحَانَكَ مَا يَكُونُ لِي أَنْ أَقُولَ مَا لَيْسَ لِي بِحَقٍّ إِن كُنتُ قُلْتُهُ فَقَدْ عَلِمْتَهُ تَعْلَمُ مَا فِي نَفْسِي وَلاَ أَعْلَمُ مَا فِي نَفْسِكَ إِنَّكَ أَنتَ عَلاَّمُ الْغُيُوبِ
     

Maide 116 - Hani Allah: “Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara, “Allah’ı bırakıp beni ve anamı iki ilah edinin” diye söyledin?” dediğinde o dedi ki: “Seni tenzih ederim. Hakkım olmayan birşeyi söylemek bana yakışmaz. Eğer böyle söylemişsem, sen onu bilirsin. Sen, benim nefsimde olanları bilirsin. Ben ise senin nefsindekileri bilemem. Muhakkak ki sen, gaybleri en iyi bilensin.
   
     
  Allah (c.c), daha önceki ayetlerde İsa (a.s)’ya vermiş olduğu nimetleri bildirmişti. Bu ayette ise İsa (a.s)’yı ve annesini ilah edinen, böylece onlara iftira atan kavimlerini azarlamak ve İsa (a.s) ile annesinin bu iftiralardan beri olduğunu ortaya koymak için ahiret gününde İsa (a.s)’ya çok önemli bir soru soracaktır.

“Hani Allah: “Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara, “Allah’ı bırakıp beni ve anamı iki ilah edinin” diye söyledin?” dediğinde…”

Allah (c.c) bu ayette şöyle buyuruyor:

“Ey Muhammed! İsa’yı ve annesini Allah’tan başka iki ilah edinen hristiyanları azarlamak ve iftiralarının ne kadar büyük olduğunu göstermek için ahiret gününde İsa’ya şöyle bir soru soracağım:

“Ey İsa! İnsanlara, Allah’tan başka anamı ve beni de iki ilah edinin, diye sen mi söyledin?”

Allah (c.c)’ın, İsa (a.s)’ya sormuş olduğu bu soru, cevabı istenmeyen bir sorudur. Zira Allah (c.c), bütün gaybleri (bilinmeyenleri) çok iyi bildiği için, İsa (a.s)’nın böyle bir sözü söylemediğini de elbette ki çok iyi bilmektedir.

Allah (c.c)’ın, İsa (a.s)’ya bu soruyu sormasının  sebebi; İsa (a.s)’dan sonra kavminin, ona attığı iftiraları, kendisi söylemediği halde ona nisbet ettiği sözleri ve hem onu hem de annesini ilah edinmiş olduğunu ona bildirmektir. Tabii ki İsa (a.s), onların bu iftiralarını kabul etmeyecek böylece yalancı ve iftiracıların yapmış oldukları bu kötü ve çirkin amelleri, herkesin içinde ortaya çıkararak onları rezil ve rüsvay edecek, azarlayıp utandıracaktır.

“…O, dedi ki: “Seni tenzih ederim. Hakkım olmayan birşeyi söylemek bana yakışmaz.”

Allah (c.c)’ın İsa (a.s)’ya sormuş olduğu soruya, İsa (a.s) şöyle cevab verecektir:

 “Ey Rabbim! Seni her türlü noksan sıfatlardan, şanına yakışmayacak şeylerden, kendimi ve anamı Sen’den başka ilah ilan etmekten ve Sen’den başka bir ilah edinmekten tenzih eder, uzak tutarım. Şüphesiz ki ben, sadece senin yarattığın kullardan bir kulum. Bu durumda benim böyle birşeyi iddia etmem mümkün olabilir mi? Üstelik böyle yapmak, ben dahil hiç kimseye verilmiş bir hak değildir.”

İsa (a.s)’nın kendisine sorulan soruya verdiği cevap, onu ve annesini ilah edinen hrıstiyanların ne kadar yalancı olduklarını çok açık bir şekilde gözler önüne sermekte ve yalancılıklarının boyutunun ne kadar büyük olduğunu net bir şekilde göstermektedir.

Yine İsa (a.s)’nın vermiş olduğu cevap, nebilerin görevinin ne olduğunu da çok güzel bir şekilde açıklamaktadır. Şirki reddetmek ve tevhidi sağlamak, yani; La ilahe illAllah’ı tebliğ etmek...

“Eğer böyle söylemişsem, sen onu bilirsin. Sen, benim nefsimde olanları bilirsin. Ben ise senin nefsindekileri bilemem. Muhakkak ki sen, gaybleri en iyi bilensin.”

İsa (a.s), kendisine sorulan soruyu cevaplandırmaya devam ediyor ve sözlerini şu şekilde sürdürüyor:

“Ey Rabbim! Şayet ben bu sözü söylemiş isem muhakkak ki Sen, bunu bilirsin. Zira Sen, benim içimdekileri bilirsin. Açığa çıkardıklarımı ve gizlediklerimi de bilirsin. Ben ise Senin içindekileri bilemem. Şüphe yok ki Sen, bilinmeyenleri, gizlisi ve açığıyla, büyüğü ve küçüğüyle, olmuşu ve olacak olanıyla en ince ayrıntısına kadar bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir zerre Sen’den gizli değildir.”

İsa (a.s)’nın Allah (c.c)’ya vermiş olduğu bu cevap, onun Allah (c.c)’a karşı ne kadar edebli olduğunu göstermektedir. O, kendisine sorulan soruya; “ben bunu söylemedim” cevabını vermedi. Bilakis bunun ilmini, herşeyi bilen Allah (c.c)’a havale ederek; şayet böyle söylemişse Allah (c.c)’ın bunu bileceğini söyledi.

İsa (a.s)’nın Allah (c.c)’a vermiş olduğu bu cevap, onun atılan iftiralardan kesinlikle uzak olduğunu, bunlarla ilişkisi olmadığını ve Allah (c.c)’a karşı ne kadar boyun eğen edebli bir kimse olduğunu göstermektedir.


Meryem (a.s)’in İlah Edinilmesi:

Şöyle bir soru akla gelebilir:

Allah (c.c) bu ayette, hristiyanların Meryem (a.s)’i de ilah edindiklerini haber vermektedir. Halbuki hristiyanlar, Meryem’in ilah olduğunu söylemiyorlar. Bu nasıl açıklanabilir?

Buna şöyle cevap verilir:

Hristiyanlar Meryem (a.s)’i ilah edindiklerini, ona tapındıklarını elbetteki söylememektedirler. Fakat onlar İsa (a.s)’nın bir ilah olduğuna ve bu ilahın Meryem (a.s)’den çıktığına inanmaktadırlar. Bu sebeple, her ne kadar Meryem (a.s)’i ilah edinmediklerini söyleseler de onun ilahlık sıfatına sahip olduğunu ileri sürmüş sayılırlar.
 




SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Facebook  Twitter  Google  Google