Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: İsa (a.s)'nın Yegane Görevi  (Okunma sayısı 98 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Akidetul İslam

  • Site Yetkilisi
  • *****
  • İleti: 417
İsa (a.s)'nın Yegane Görevi
« : 15 Aralık 2018, 23:31:55 »
     بســـم الله الرحمن الرحيم

مَا قُلْتُ لَهُمْ إِلاَّ مَا أَمَرْتَنِي بِهِ أَنِ اعْبُدُواْ اللّهَ رَبِّي وَرَبَّكُمْ وَكُنتُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا مَّا دُمْتُ فِيهِمْ فَلَمَّا تَوَفَّيْتَنِي كُنتَ أَنتَ الرَّقِيبَ عَلَيْهِمْ وَأَنتَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدٌ

       

Maide 117 - Ben onlara, senin bana emrettiğinden başka birşey söylemedim. (Sadece şunu dedim) : “Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin!.” Ve ben, onların arasında bulunduğum müddetçe onlara şahid idim. Fakat sen beni vefat ettirince, onlar üzerine sen gözetleyici oldun. Sen, herşeye şahidsin.
   
     
  Allah (c.c), bu ayette de İsa (a.s)’nın verdiği cevabı bildirmeye devam etmektedir. Bu bölümde İsa (a.s), şöyle diyor:

“Ey Rabbim! Ben onlara, Senin bana inanç ve ibadet konusunda emrettiklerinden başkasını bildirmedim. Ben onlara sadece: “Rabbim ve Rabbiniz olan, tek olan Allah’a ibadet edin! Ben de sizin gibi bir kulum” dedim. Ben onların arasında kaldığım süre içerisinde, onların hallerine şahid idim. Onların bu gibi konulardaki yanlışlarını düzeltiyor, onları senin hakkında batıl birşey söylemekten engelliyor ve sadece hakkı söylemelerini emrediyordum. Sen beni, ruhumla ve cesedimle göğe kaldırdığın zaman, onların arasında olmadığım için yaptıkları şeylere de şahid değilim. Onların ne iftira attıklarını bilmiyorum ve bu sebeble onları düzeltmem de söz konusu değildi. Sen, şüphesiz bu durumları çok iyi bilmektesin. Zira Sen, onların neler yaptığına şahidsin. Onların, benden sonraki halleri Sana gizli değildir. Onların gizlisini ve açığını, söylediklerini ve kalblerinde olanı elbette çok iyi bilirsin.”

Bütün rasullerin dini ve görevi aynıdır. Bütün rasullerin dini, temeli la ilahe illAllah inancına  dayanan İslam dinidir ve yine bütün rasullerin görevi la ilahe illAllah kelimesini insanlara tebliğ etmek, bunun yaşanması için örnek olmak ve gayret sarfetmek, bu yolda karşılaşılan hiçbir engele aldırış etmeden sabırla ya zafere ulaşıncaya ya da Rabbe kavuşuncaya kadar elle ve dille, kalemle ve kılıçla cihad etmek, eziyetler karşısında yılmadan yola devam etmektir.

Elbette bu yol uzundur, çilelidir, engellerle doludur, nefsin hoşlanmadığı zorluklarla çevrilidir. Bu dava üzere sabit kalmak, herkese kolay gelmeyebilir. Ancak Allah’ın kendilerine kolaylaştırdıkları hariç... Fakat, hak yolda sebat etmek nefislerine zor gelenler, bir takım tavizler arayanlar, kaypak karakterliler, insanlara gösteriş veya birilerinin gözüne girip onun katında yücelmek için bu yola çıkanlar bir gün, fırsatını buldukları ilk anda, ya da gösteriş yaptıkları insanlar aralarından ayrılınca ya da gösteriş yaptıkları insanlara ihtiyaçları kalmayınca gerçek yüzlerini gösterirler, isyan eder ve fitne çıkarırlar. Bu, İsa (a.s)’dan sonra da gerçekleşmiş bir vakıadır. Fakat aslında bu, tüm insanlık tarihi boyunca yaşanmış olaydır. Ne zaman bir rasul veya bir elçi veya salih insanlar veya hak tebliğcileri gelmişse, daha sonra ardından insanlar tekrar şirke ve küfre düşmüş, batıl yolda gitmek ve batılı haklı göstermek için hak ehline iftira atmışlardır.


İsa (a.s)’nın Vefat Ettirilmesi:

İsa (a.s) ölmemiştir. Allah (c.c) onu, ruhu ve cesediyle göğe yükseltmiştir. Fakat İsa (a.s) bu ayette, “teveffeyteni”, (sen beni vefat ettirince) ifadesini kullanmıştır. Bunun sebebi; “teveffe” kelimesinin değişik manalara gelmesidir:

1 - Ayetteki “teveffe” kelimesinden kasıt, öldürme değildir.

“Teveffe”; lügatta, bir sayının tam olması veya bir işi tam yapmak manasındadır. Fakat daha sonra, can almak manasında kullanılmıştır. “Teveffeyteni”; “sen beni yerden hem ruh hem de cesetle tam olarak aldın, yükselttin” demektir. Yahudiler, İsa (a.s)’nın ne cesedine ne de ruhuna bir zarar verebilmiştir.

2 - “Teveffe” kelimesi, öldürme manasındadır. Fakat Allah (c.c) İsa (a.s)’yı önce öldürüp sonra göğe yükseltmemiştir. Allah (c.c) onu göğe yükseltti, fakat sonra yeryüzüne indirecek ve daha sonra öldürecektir.

3 - Buradaki “teveffe”den kasıt; ölümdür.

Bu görüşe göre “teveffeyteni”; “ecelim geldiğinde beni öldürdüğünde” manasındadır. Buna göre İsa (a.s) tekrar dünyaya gelecek ve dünyada ölecektir.

4 -  Ayetteki “teveffe”den kasıt; uykudur. Çünkü Allah (c.c), uykunun bir vefat olduğunu bildirmiştir.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Geceleyin sizi vefat ettiren (uyutan) O’dur.” (En’am: 60)

Başka bir ayette Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Allah, eceli gelenlerin ruhlarını ölümleri anında, eceli henüz gelmeyenlerinkini ise uykularında alır.” (Zümer: 42)

Bu görüşlerin hepsi sağlam delillere dayanmaktadır. Fakat bu ayetin manası hakkında hangi görüş daha isabetlidir, bunu ancak Allah bilir. Şu bir gerçektir ki; İsa (a.s), İsrail oğulları tarafından öldürülmedi ve asılmadı. Allah (c.c) onu semaya yükseltmiştir ve kıyamete yakın bir zamanda tekrar yeryüzüne indirecektir. Yeryüzüne indiğinde, insanlar arasında Muhammed (s.a.s)’in şeriatine göre hüküm verecek ve Mesih’i Deccal’i öldürecektir.

Allah (c.c)’ın, kıyamete yakın bir zamanda İsa (a.s)’yı tekrar gökten indireceğine, onun insanları İslam dinine davet edeceğine ve İslam şeriatiyle hükmedeceğine dair mütevatir hadisler vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:

Ebu Hureyre (r.a)’den, Rasulullah (s.a.s)’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:

“Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, Meryem oğlu İsa size adaletli bir hakem olarak gelecektir. Haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracaktır. Mallar öyle çoğalacak ki, kimse verilen sadakayı almayacak. O zaman bir secde, dünya ve içindekilerden daha değerli olacaktır.”

Bu hadisi rivayet eden Ebu Hureyre (r.a), şu ayeti okumuştur:

“Kitab ehlinden her bir ferd, ölümünden önce muhakkak ona iman edecek, o da kıyamet günü, onların aleyhine  bir şahid olacaktır.” (Nisa: 159)  (Buhari, Müslim, İbni Merdeveyh, Ahmed)

Ebu Hureyre (r.a)’den, Rasulullah (s.a.s)’in şöyle dediği rivayet edilmiştir:

“Nebiler, babaları bir anneleri ayrı kardeşler gibidirler. Şeriatleri ayrı fakat dinleri birdir. Meryem oğlu İsa konusunda en çok ben hak sahibiyim. Çünkü aramızda bir nebi yoktur. Muhakkak o inecektir. Eğer görürseniz, onu şu sıfatlarından tanıyınız: O, ne şişman ne de zayıftır. Yüzü kırmızıyla beyaz arası renktedir. Üzerinde, iki sarı elbise olacaktır. Saçı ıslak olmamasına rağmen sanki saçından su akıyormuş gibi gözükecektir. Haçı kıracak, domuzu öldürücek, cizyeyi kaldıracaktır. İnsanları İslam’a davet edecektir. O indiğinde İslam hariç bütün dinler helak olacak, Mesih Deccal helak olacak ve yeryüzünde güven yayılacaktır. Öyle ki aslanlar develerle, kaplanlar ineklerle, kurtlar koyunlarla dolaşacak. Çocuklar yılanlarla oynayacak ve yılanlar onlara eziyet vermeyecektir. İsa (a.s), 40 sene müslümanların arasında kaldıktan sonra ölecek ve müslümanlar onun üzerine cenaze namazı kılacaklardır.”   (Ebu Davud, sahih senedle)

Ebu Hureyre (r.a)’den, Rasulullah (s.a.s)’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:

“Rum, A’mak’a veya Dabik’a inmeden kıyamet kopmayacaktır. Rum askerleri A’mak’a inince, Medine’de bulunan yeryüzünün en hayırlı insanları, onlarla savaşmak için sefere çıkacaktır. Savaşmak için saflar oluşturduklarında, rumlar onlara şöyle diyecek:

“Bizleri, (bizden iken size katılarak) dinini değiştirenlerle başbaşa bırakın, onlarla savaşalım. Siz bu işe karışmayın!” Müslümanlar ise onlara:

“Hayır! Biz, müslüman kardeşlerimizi asla bıraka-mayız” diyecekler. Böylece onlarla savaşa başlayacaklar. Müslümanların üçte biri savaştan kaçacak ve Allah (c.c) onları asla affetmeyecektir. Üçte biri şehit olacak. Kalan üçte biri ise hiçbir zaman şirk ve fitneye düşmeyip Konstantiniyye’yi (İstanbul’u) fethedecektir. Konstantiniyye’yi fethedip ganimetleri paylaştıktan sonra şeytan onlara yalan söyleyerek şöyle seslenecek:

“Mesih’i Deccal, sizin geride bıraktığınız ailelerinize saldırıyor.” Bunun üzerine onlar ailelerine dönecekler. Şam’a geldiklerinde Mesih’i Deccal çıkacak. Onunla savaşmak için safları düzenlerlerken namaz vakti girecek. İşte bu sırada İsa (a.s) (gökten) inecek ve onlara imam olacak. Allah (c.c)’ın düşmanı Deccal, İsa (a.s)’yı görünce tuzun suda eridiği gibi eriyecek. Fakat İsa (a.s), onu eliyle öldürecek ve kılıcının üzerindeki (Deccal’ın) kanını müslümanlara gösterecek.”
(Müslim)

Bazı alimler; Allah (c.c), İsa (a.s)’yı İsrail oğullarından kurtardıktan sonra birkaç saat öldürüp sonra semaya yükseltti demişlerdir.

Bazıları birkaç saati; üç, bazıları altı, bazıları da yedi saat olarak zikretmişlerdir. Bu görüş, sahih bir delile dayanmamaktadır.

Bazı alimler; İsa (a.s)’nın iki defa öleceğini söylemişlerdir. Bu görüş de sahih herhangi bir delile dayanmadığı için zayıftır.
 



SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Facebook  Twitter  Google  Google