Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: İnsanın Aslı Topraktandır  (Okunma sayısı 104 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Akidetul İslam

  • Site Yetkilisi
  • *****
  • İleti: 417
İnsanın Aslı Topraktandır
« : 08 Aralık 2018, 22:42:08 »
     بســـم الله الرحمن الرحيم

هُوَ الَّذِي خَلَقَكُم مِّن طِينٍ ثُمَّ قَضَى أَجَلاً وَأَجَلٌ مُّسمًّى عِندَهُ ثُمَّ أَنتُمْ تَمْتَرُونَ

       

En'am 2 - O (Allah) ki, sizi çamurdan yaratan, sonra (size) bir ömür tayin edendir. Ayrıca O’nun katında belirli bir ecel vardır. Sonra yine de siz şüphe ediyorsunuz.
   
     
  Allah (c.c), daha önceki ayette, kendi varlığını ve birliğini gösteren ayetlere dikkat çekerek insanı düşünmeye sevketmişti. Bu ayette ise, yine kendi varlığını ve birliğini gösteren bir başka delil olarak insanı yarattığını bildirmekte ve insan oğlunu, bir ayet olarak bizzat insanın varlığı üzerinde düşünmeye sevketmektedir.

“O (Allah) ki, sizi çamurdan yaratandır.”

Allah (c.c) bu ayette insanın çamurdan yaratıldığını haber veriyor. Bu, insanın aslının topraktan meydana geldiğini gösterir. Zira insan oğlunun babası olan Adem (a.s) topraktan yaratılmıştır.

Üstelik insanın yaşayabilmesi ve yaşantısını devam ettirebilmesi için toprağa ihtiyacı vardır. Bir an toprağın olmadığı düşünülecek olursa bu durumda bitkilerin olamayacağı, bitkiler olmayınca da hayvanların bulunamayacağı, bitki ve hayvanların olmaması halinde insanın yaşamasının mümkün olmayacağı anlaşılabilir. Bu gösteriyor ki, bütün insanların yaratılışı topraktandır ve insan toprağa muhtaçtır.

Allah (c.c), ilk insan ve insanlığın babası olan Adem (a.s)’i topraktan yaratmış, ondan da eşini varetmişti. Bu ikisinin yaratılmasından sonra diğer insanlar üreme yoluyla yaratılmışlardır.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Şüphesiz ki biz, insanı süzme bir çamurdan yarat-tık. Sonra onu sağlam bir karargahta bir nutfe yaptık.” (Mü’minun: 12-13)

“İnsan, neden yaratıldığına bir baksın. O (erkeğin) sırt(ı) ile (kadının) göğüs kafesi arasından atılan bir sudan yaratılmıştır.”  (Tarık: 5-7)                                           

Bu ayetler, insanın önce çamurdan, sonra ise erkeğin menisi ile kadının yumurtasından yaratıldığının delilidir. Bunlar ise kandan oluşmuşlardır. Kan da yenilip içilen besinlerden oluşur. İnsanın tükettiği besinler ise ya hayvansal ya da bitkisel besinlerdir. Bitkiler topraktan yeşerir. Hayvanlar da bitkilerden istifade ederler. Bu silsilenin bu şekilde seyretmesi, her halukarda insanın çamurdan yaratıldığını göstermektedir.

“Sonra (size) bir ömür tayin etti.”

Allah (c.c) insanı çamurdan yaratmıştır. İnsanı yoktan vareden Allah (c.c) ona, dünyada yaşayacağı bir ecel, bir ömür tayin etmiştir. Bu sebeble her bir insan, ancak Allah (c.c)’ın kendilerine belirlediği süre kadar yaşayabilirler. Her canlı, eceli geldiğinde mutlaka ölecektir.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Her nefis ölümü tadacaktır.” (Ali İmran: 185)

Allah (c.c)’ın belirlediğinin dışında ne ömürler kısaltılabilir, ne de uzatılabilir. Hiç kimsenin eceli ne bir an erken ne de bir an geç gelir. Herkesin eceli, kendilerine tayin edilen vakitte gelir.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Şayet onların ecelleri (ölümleri) gelirse, ne bir saat öne alınır ne de geciktirilir.”  (Nahl: 61)

“O’nun katında belirli bir ecel vardır.”


Allah (c.c), insanlar için bir ecel tayin ettiği gibi kendi katında belirlediği ayrıca genel bir ecel daha tayin etmiştir. Bundan kasıt, kıyametin zamanıdır. Yani; genel olarak var olan her şeyin son bulacağı bir zaman...

Kıyametin ne zaman kopacağının ilmi, ancak Allah (c.c) katındadır. Rasul olsun veya Allah (c.c)’a yakın bir melek olsun, bu konuda hiç kimse bilgi sahibi değildir. Kıyametin ne zaman olacağını sadece Allah (c.c) bilir.

Allah (c.c) bu konuda şöyle buyuruyor:

“Sana kıyametten, onun gelip çatacağı zamandan sorarlar. De ki: “Onun ilmi Rabbimin katındadır. Onun vaktini O’ndan başkası açıklayamaz. O (nun vakti) göklere ve yere de ağır gelmiştir. O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu biliyormuşun gibi sana soruyorlar. De ki:  Onun ilmi Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmezler”  (A’raf: 187)

Ömer (r.a) şöyle demiştir:

“Bir gün Rasulullah (s.a.s)’ın yanında otururken bembeyaz elbiseli, simsiyah saçlı, üzerinde yolculuk alametleri olmayan, içimizden kimsenin tanımadığı bir adam Rasulullah (s.a.s)’ın yanına geldi ve oturdu. Sonra dizlerini onun dizlerine yaklaştırdı. Avuçlarını da onun bacaklarının üzerine koyduktan sonra şöyle dedi:

“Ey Muhammed! İslam nedir?” Rasulullah (s.a.s):

“Allah’tan başka hakkıyla ibadete layık ilah olmadığına ve Muhammed (s.a.s)’in onun elçisi olduğuna şahitlik etmen, namaz kılman, zekat vermen, Ramazanda oruç tutman, gücün yeterse hacca gitmendir.” Adam:

“Doğru söyledin” dedi. Biz ona şaşırdık. Hem soruyor, hem de doğruluyordu. Sonra:

“İman nedir?” dedi. Rasulullah (s.a.s):

“Allah’a, meleklerine, kitaplarına, nebi ve rasullerine, ahiret gününe, kaderin, hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna iman etmektir”
dedi. Adam:

“İhsan nedir?” diye sordu. Rasulullah (s.a.s):

“Allah’ı görüyormuş gibi O’na ibadet etmendir. Sen O’nu görmesen de O, seni görür” dedi. Adam:

“Kıyametin vakti ne zaman?” diye sordu.

Rasulullah (s.a.s):

“Sorulan, bu konuda sorandan daha bilgili değildir”
dedi ve:

“Muhakkak ki kıyametin ilmi Allah katındadır.” (Lokman: 34)
ayetini okudu. Adam:

“Kıyametin alametleri nelerdir?” diye sordu. Rasulullah (s.a.s) dedi ki:

“Kadının hanım efendisini doğurması (yani annesine hizmetçi muamelesi yapan çocukların bulunması) yalın ayaklı ve çıplak çobanların binaları yükseltmede yarışmalarıdır.”

Ömer (r.a) dedi ki:

“Sonra adam gitti. Bir süre sonra Rasulullah (s.a.s) dedi ki:

“Ey Ömer! Soranın kim olduğunu biliyor musunuz?”
Biz de:

“Allah ve Rasulü daha iyi bilir” dedik. Rasulullah:

“Bu, Cibril’dir. Size dininizi öğretmek için geldi”
dedi. (Buhari, Müslim)

“Sonra yine de siz şüphe ediyorsunuz.”

Allah (c.c) ayetin bu kısmında, gözlerinin önünde Allah (c.c)’ın varlığını, birliğini ve dirilişi ispat eden bir çok delil bulunmasına rağmen tekrar dirilme konusunda şüphe eden kafirlere şu şekilde hitab etmektedir:

“Ey kafirler! İyi biliniz ki, tekrar diriltilecek ve sonra mutlaka hesaba çekileceksiniz. Söyleyin! Varolan birşeyi tekrar yaratmak mı zordur, yoksa hiç yoktan varetmek mi daha zordur? Elbette hiç yoktan varetmek daha zordur ve biliniz ki Allah (c.c), insanı hiç yoktan varetmiştir. Onu öldürüp tekrar diriltmek elbette daha kolaydır. Akletmiyor musunuz?”

Tekrar yaratılmayacağına inanan bir kimse, heva ve hevesine göre hareket etmiş, dolayısıyla selim fıtrata ve sahih akla göre hareket etmemiştir. İşte böyle kimse küfre girmiştir ve kıyamet gününde muhakkak azaba uğrayacaktır.
 



SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Facebook  Twitter  Google  Google