Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: Nuh (a.s)'ın Kavminin Azaba Uğraması  (Okunma sayısı 3790 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İnşirâh

  • Site Yöneticisi
  • *****
  • İleti: 1257
Nuh (a.s)'ın Kavminin Azaba Uğraması
« : 30 Temmuz 2017, 22:46:35 »
فَكَذَّبُوهُ فَأَنجَيْنَاهُ وَالَّذِينَ مَعَهُ فِي الْفُلْكِ وَأَغْرَقْنَا الَّذِينَ كَذَّبُواْ بِآيَاتِنَا إِنَّهُمْ كَانُواْ قَوْماً عَمِينَ

A'raf: 64 - “Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları ise
(suda) boğduk. Muhakkak ki onlar, kör olan bir kavimdi.”
   

     
Allah (c.c) bu ayette, Nuh (a.s)’un çağrısına kulak vermeyen, onu yalanlayan, inkar eden ve azabı getirmesi  için ona meydan okuyan kavmini azaba uğrattığını, inananları ise kurtardığını haber vermektedir.

“Onu yalanladılar.”

Kavmi, Nuh (a.s)’ın hakka çağırısını dinlemedi, onu yalanladı ve ona karşı gelmeye devam etti. Ona inananlar ise çok az kişiydi. İnanan bu kimselerin sayısı bir rivayete göre altı, bir rivayete göre on üç,  bir rivayete göre de kadın erkek kırk kişi idi.

Allah (c.c) bu konu hakkında, bir başka ayette şöyle buyurmuştur:

“Emrimiz gelip de tandır kaynadığında (Nuh’a) dedik ki: “Her birinden ikişer çift (hayvan) ile daha önce hakkında söz geçmiş olanlar dışında, aileni ve iman eden kimseleri ona yükle. Zaten onunla beraber, çok azı dışında kimse iman etmemişti.” (Hud: 40)                    

“Biz de onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları ise
(suda) boğduk.”

Allah (c.c), Nuh (a.s)’u ve ona iman edenleri kurtardı. İman etmeyenleri ise ceza olarak tufanla boğdu. Çünkü, hak onlara apaçık bir şekilde geldiği ve Nuh (a.s) onları hakka davet için her türlü metodu kullandığı halde hakka iman etmediler ve ona bağlanmadılar, hatta şirk ve sapıklıklarında daha da ileri gittiler. Hem Nuh (a.s)’a hem de ona iman edenlere eziyet ettiler ve onları alaya aldılar.

“Muhakkak ki onlar, kör olan bir kavimdi.”

Tufan azabını tadan o kimseler, hakka apaçık bir şekilde şahit olmalarına rağmen, kalpleri kör olduğu için hakkı seçmediler ve ona bağlanmadılar.

Ayetteki körlükten kasıt; göz körlüğü değil, basiret ve kalp körlüğüdür.

Allah (c.c), Rasulullah (s.a.s)’a ve ona iman eden  mü’minlere güven,  moral ve dayanma gücü vermek, iman etmeyenleri ise korkutmak için onlara Nuh (a.s)’ın kavminin kıssasını ve ona  iman etmeyenlerin başlarına  gelenleri anlatmıştır. Böylece bununla inkarcı kimselere şunu hatırlatmak istiyor:

“Eğer son rasul Muhammed’e iman etmezseniz, Allah’ın rasullerine iman etmeyenlerin başlarına gelen cezanın bir benzerinin sizin de başınıza geleceğini bilin! Onun için geçmiş ümmetlerin başlarına gelenlerden ibret alın ve bir an evvel hakka bağlanın!”

Bu Ayetlerden Alınacak Dersler:

1 -
Adem (a.s)’den Nuh (a.s)’a kadar, insanlar uzun bir müddet tevhid ve İslam üzere idiler. Sonra hiçbir delile dayanmaksızın dinde bid’atler çıkarttılar. İlim zayıflayınca, bu bid’atler şirke dönüştü ve tevhid artık bilinmeyen birşey oldu. Şeytan şirki süslü, tevhidi ise garip birşey olarak gösterdi. Böylece şirk içerisinde olan kişiler kendilerinin tevhid üzere olduklarını ve Allah (c.c)’a tam anlamıyla ibadet ettiklerini zannettiler, tevhide çağıran kimseleri ise sapık olarak isimlendirdiler.

2 -  Dinde ilk bozukluk, tevhid konusunda olur ve bütün rasuller ilk olarak bu sapıklığı düzeltmeye çalışırlar. İşte bu sebeble her rasul kavmine: “Sadece Allah’ (c.c)’a ibadet edin, O’ndan başka ilahınız yoktur” diye çağrıda bulunur.

Tevhid bozulduktan sonra artık diğer salih amellerin  bir değeri kalmaz Şeytan da bunu çok iyi bildiği için devamlı tevhidi bozmak için uğraşır. İnsanlara şirki süslü ve güzel, tevhidi ise çirkin ve acayip gösterir. Bunun sonucunda ona kanan ve ona bağlı olanlar, şirki gerçek tevhid, gerçek tevhidi ise sapıklık olarak görürler.

3 - Her dönemde tevhide çağıran rasullere bağlı olanların sayısı az olmuştur. Rasuller, insanları sadece Allah (c.c)’a ibadet etmeye ve her türlü şirki terk etmeye çağırmak için bütün güçlerini ve her türlü metodu kullandıkları halde, onlara tabi olanlar her zaman azınlıkta olmuştur.

4 -  Sayılarının azlığına ve zayıflıklarına rağmen, sonunda zafer muvahhidlerin olacaktır. Eğer bu zafere dünyada ulaşamazlarsa, ahirette muhakkak ulaşırlar.

5 -  Hakka ilk olarak karşı gelenler, müşriklerin ileri gelen reisleri,  zenginleri ve sözü geçen, nüfuzu olan diğer büyükleridir. Bu, onların makam ve mevkilerini ve insan-lara zulmederek onları sömürme yollarını kaybetmekten korkmalarından ileri gelir.

6 - Allah (c.c), insanlardan, “la ilahe illAllah” tevhid kelimesini sadece dille söylemelerini istemez. Bilakis, onu hayatta pratik olarak yaşamalarını ister. Bütün rasuller de kavimlerini, bu sözü söylemeye değil, ifade ettiği manayı anlayıp yaşamaya çağırmışlardır.

Hayatı bu kelimeye göre düzenlemedikçe, sadece dille söylemek, kişiye ne dünyada ne de ahirette bir fayda sağlar. Şirk ve küfür içindeki yaşantısından sıyrılmadığı halde “la ilahe illAllah”ı sadece dil ile söyleyenler, kesinlikle müslüman değildir. Ahirette ise cennetten hiçbir nasibleri olmayacaktır.
 



SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Yapılan paylaşımlar vesilesi ile Allah'ın razı olmadığı, İslam'a zıt olan şirk (Allah'a ait hak, sıfat ve yetkileri Allah'tan başkasına veyahut Allah'la beraber başkasına vermektir) ve küfür (gerek inatla gerek cehaletle gerekse inat edenleri taklit sebebiyle Allah'ın tevhidini inkar ve rasulünü yalanlamaktır) içeriklere veyahut bunların savunuculuğunu yapan kurum veya kuruluşlara ulaşmanız halinde hiçbir sorumluluk kabul etmiyoruz.
Facebook  Twitter  Google