Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: Ad Kavmi Ve Hud (a.s)  (Okunma sayısı 3617 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İnşirâh

  • Site Yöneticisi
  • *****
  • İleti: 1257
Ad Kavmi Ve Hud (a.s)
« : 30 Temmuz 2017, 22:43:45 »
وَإِلَى عَادٍ أَخَاهُمْ هُوداً قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُواْ اللّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَهٍ غَيْرُهُ أَفَلاَ تَتَّقُونَ

A'raf: 65 - “Ad (toplumun)’a da kardeşleri Hud’u (gönderdik). O şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin! Sizin, O’ndan başka ilahınız yoktur! Sakınmaz mısınız?”
   
     
Allah (c.c) Nuh (a.s)’ın, kavmiyle olan  mücadelesini anlattıktan sonra, bu ve bundan sonraki yedi ayette Hud (a.s)’ın, kavmiyle arasındaki  mücadeleyi  anlatmaya başlamaktadır.

Hud (a.s) Kıssası:


Kur’an’da zikredilen arap rasuller hakkındaki kıssaların ilki Hud (a.s) kıssasıdır. Araplar eskilik bakımından üç kısımdır.

1 - El-Arab’il Baide: Bunlar artık bulunmayan ve nesli tükenmiş araplardır.

2 - El-Arab’il Aribe: Bunlar gerçek araplardır.

3 -
El-Arab’il Musta’ribe:
Bunlar İsmail (a.s)’in soyundan gelen araplardır.

Ad ve Semud kavimleri, el-arab’il baide’dendir. Bunların el-arab’il aribe’den  oldukları da söylenmiştir.

Tarihte, birinci Ad ve ikinci Ad olmak üzere iki Ad kavmi vardır. Birinci Ad, insanların en kuvvetlisi ve en şerlisi idi.

Allah (c.c) bu konu hakkında şöyle buyurmuştur.

“Muhakkak ki O, önceki Ad’ı da helak etti. Semud’u da
(helak etti). Böylece (onlardan) geriye (hiçbirşey) bırakmadı.” (Necm: 50-51)                                             

Ad kavmi, Ad b. Avas b. İram b. San b. Nuh neslindendir. Allah (c.c) Ad kavmine Hud (a.s)’ı rasul olarak gönderdi. Hud  (a.s), Abdullah b. Rebah b. Hulud b. Ad b. Avas b. İram b. San b. Nuh neslindendir. Ad kavminin yerleştiği yer  Ahkaf’tadır.

Allah (c.c) bu konuda şöyle buyurmuştur: 

“Ad’ın kardeşini hatırla! Zira o, kavmini Ahkaf’ta uyardı. Ondan önce de sonra da (onlara başka) uyarıcılar gelmişti. (Kavmine dedi ki:) “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin! Muhakkak ki ben, sizin için büyük bir günün azabından korkarım.” (Ahkaf: 21) 

Ahkaf “Hıkf ”ın çoğuludur. “Hıkf” ise kum demektir. Kur’an’ı Kerim’de, Ahkaf’ın nerede olduğu geçmemektedir. Raviler; Ahkaf’ın Yemen ile Umman arasında, Hadramut’un kuzeyinde olduğunu söylediler. “Ad’ın Semud, El-Hatar, Hebe adında üç putu vardır.” (Taberi Tarihi c: 1)

Allah (c.c)’ın bütün rasullerinin yaptığı gibi, Hud (a.s) da kavmini ilk olarak Allah (c.c)’ın birliğine imana, taptıkları putları reddetmeye ve her türlü şirki terketmeye çağırdı.

Ad kavmi, kendilerine Allah (c.c) katında şefaatçi olacaklarına inandıkları için putlara tapıyorlardı. Fakat, onlardan az bir topluluk hariç, hepsi Hud (a.s)’u yalanladı, onunla alay etti ve onu yalancılıkla, akılsızlıkla, sapıklıkla itham etti.

Hud (a.s), bu sıfatları ve ithamları reddetti. Allah (c.c)’ ın kendisini, doğru yolu göstermek için gönderdiği bir rasulü olduğunu ve onların menfaatini istediğini güzel bir üslubla anlattı.  Onları, sürekli olarak hak yola davet etti ve Allah (c.c)’ın azabıyla korkuttu. Allah (c.c)’ın verdiği nimetleri hatırlatarak, sadece O’na ibadet edilmesi, her türlü şirkin terkedilmesi gerektiğini onlara söyledi.

Fakat Hud (a.s)’un kavmi, Allah (c.c)’ın kendilerine verdiği nimetlere şükretmediler, bilakis günaha ve şehvete daldılar, yeryüzünde kibirlendiler, sırf gösteriş için yüksek binalar ve saraylar inşa ettiler, zulmederek insanların haklarını yemeye devam ettiler. Hud (a.s)’un yaptığı her türlü nasihate  karşı geldiler.

Onların ileri gelenleri ve zenginleri, Hud (a.s)’u, bildirdiği şeylerin doğruluğunu isbat edecek bir delil getirmemekle itham ettiler. Kendilerinin hak üzere olduklarını, taptıkları putları terketmeyeceklerini söylediler. Kendilerini batıl üzere olmakla ve yalancılıkla suçladığı, ve putlarına tapmayıp onlara dil uzattığı için, putlarının Hud’u çarptığını, bu sebeble ne konuştuğunu bilmeyen, saçma sapan sözler sarfeden bir kişi olduğunu söylediler. Buna karşılık Hud (a.s) onlara şöyle cevap verdi:

“Ben, doğru söylediğime dair Allah (c.c)’ı şahit tutuyorum. Taptığınız putlardan ve her türlü şirkten beri olduğuma siz de şahitsiniz. Eğer  gücünüz yeterse, hem siz hem de ilahlarınız bana zarar vermek için bir araya gelin. Ben,  ne sizden korkarım ne de endişe ederim. Ben, herşeyin yaratıcısı ve sahibi olan Allah (c.c)’a tevekkül ettim. Ancak Allah (c.c)’ın istediği ve dilediği olur, dilemediği ise olmaz. Bana inanmamanız,  bana kesinlikle bir zarar veremez. Çünkü  ben, Allah (c.c)’ın bana verdiği görevi yerine getirdim ve size hakkı apaçık bir şekilde tebliğ ettim. İnanmadığınız için Allah (c.c), sizi yok etmeye ve sizin yerinize kendisine iman eden yeni bir kavim getirmeye de  kadirdir. Zira Allah (c.c) herşeye kadirdir.”

Ad kavmi, Hud (a.s)’un kendilerine sık sık yaptığı tebliğ ve nasihatlerden sıkıldı ve ona meydan okuyarak Allah (c.c)’ın azabının inmesini istediler. Hud (a.s) ise onlara: “Takındığınız bu tavırdan dolayı muhakkak Allah (c.c)’ın azabı sizin başınıza gelecektir. Bekleyin, görün! Ben de sizinle beraber beklemekteyim” dedi.

Bunun üzerine, Hud (a.s)’un kavmine üç sene gibi bir süre yağmur yağmadı. Bu, azabın onlara yaklaştığının bir alameti idi. Hud (a.s) onları sürekli, şirki terk etmeye ve tevbeye çağırdı. Şayet böyle yaparlarsa Allah (c.c)’ın onları affedeceğini ve üzerlerine yağmur yağdıracağını  söyledi. Fakat onlar, dinlemediler ve şirk koşmaya devam ettiler. Bu üç senenin ardından Allah (c.c) onlara, yok edici bir azab gönderdi.

Bu azabtan, sadece Hud (a.s) ve ona iman edenler kurtuldu. Allah (c.c) onlara yedi gece, sekiz gündüz süren şiddetli bir kasırga gönderdi. Onlar, bu kasırganın etkisiyle havaya uçuşup başlarının üzerine yere çakıldılar.  Böylece, bütün kafirler  helak oldu.

Hud (a.s), Kur’an’da yedi yerde zikredilmiştir.Bunlar:

A’raf: 65, Hud: ( 50,53,58,60,89) Şuara:124

“Ad (toplumun)’a da kardeşleri Hud’u (gönderdik)

Allah (c.c), ayetin bu kısmında şöyle buyurmaktadır:

“Biz Ad kavmine, melek cinsinden  değil, bilakis kendi cinslerinden ve  kendi neseblerinden olan Hud’u, bir rasul olarak gönderdik.”

Ayette geçen; “kardeşleri”nden kasıt, din kardeşi demek değildir. Bununla, onun kendi kabilelerinden olduğu veya meleklerden değil, insan neslinden olduğu kastedilmiştir.

“O şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin! Sizin, O’ndan başka ilahınız yoktur!”

Allah (c.c) ayetin bu kısmında, her rasulün kendi kavmini ilk olarak Allah (c.c)’ı tevhid etmeye davet ettiği gibi, Hud (a.s)’un da kavmini tevhide davet ettiğini haber vermektedir:

“Ey kavmim! Yanlız Allah’a ibadet edin! O’na hiçbir-şeyi ortak koşmayın! Taptığınız putları ve her türlü  şirki terkedin! Sadece Allah’a ibadet edin, çünkü sizin için Allah’tan başka kendisine ibadet edeceğiniz gerçek ilah yoktur. Allah dışındaki, canlı veya cansız, sahte ilahlara tapınmayı terkedin! Sadece Allah’ın emirlerini dinleyin ve sadece O’nun emirlerine boyun eğin!

İşte, böyle yaparsanız ancak Allah’a, tam manasıyla  ibadet etmiş olursunuz. Şüphesiz ki Allah, sizden ne istediğini, size neyi yasakladığını  bildirmem ve O’nun zatı hakkında sizleri bilgilendirmem için, beni size bir rasul olarak gönderdi. Öyleyse Allah’ın azabından korkun. Allah tarafından size bildirilen emirlere ve yasaklara uyun, hayatınızı bu emirlere göre düzenleyin, her türlü  şirki ve günahı terkedin. Yoksa azaba uğrarsınız.”

Bu ayet de “la ilahe illAllah” kelimesinin manasını açıklayan ayetlerden biridir. Bu ayetler göstermektedir ki, rasuller insanları, la ilahe illAllah’ı sadece dille söylemeye değil, bunun manasını yaşamaya davet etmişlerdir. Gereğince amel etmeksizin, “La ilahe illAllah” kelimesini sadece dil ile söylemek, kişiyi müslüman yapmayacağı gibi ahirette cehennem ateşinden de kurtarmaz.

“Sakınmaz mısınız?”

Allah (c.c) ayetin bu kısmında Hud (a.s)’un, kavmine şöyle dediğini haber vermektedir:

“Hiçbir deliliniz olmadığı halde, Allah’la beraber putlara taptığınız ve hayatınızı sizin tek yaratıcınız ve rızıklandırıcınız olan Allah’ın emirlerine göre değil, kendi kafanıza göre düzenlediğiniz için başınıza bir azabın gelmesinden korkmuyor musunuz?

Sizin tek ilahınız, tek yaratıcınız, tek rızıklandırıcınız Allah’tır. Nuh kavminin başına gelen azabın, sizin de başınıza gelmemesi için sadece O’ndan korkun, O’nu gazablandıracak herşeyden uzak durun! Koyduğu sınırlara riayet edin!”
 



SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Yapılan paylaşımlar vesilesi ile Allah'ın razı olmadığı, İslam'a zıt olan şirk (Allah'a ait hak, sıfat ve yetkileri Allah'tan başkasına veyahut Allah'la beraber başkasına vermektir) ve küfür (gerek inatla gerek cehaletle gerekse inat edenleri taklit sebebiyle Allah'ın tevhidini inkar ve rasulünü yalanlamaktır) içeriklere veyahut bunların savunuculuğunu yapan kurum veya kuruluşlara ulaşmanız halinde hiçbir sorumluluk kabul etmiyoruz.
Facebook  Twitter  Google