Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: Ad Kavminin Azaba Uğraması  (Okunma sayısı 3828 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İnşirâh

  • Site Yöneticisi
  • *****
  • İleti: 1257
Ad Kavminin Azaba Uğraması
« : 14 Temmuz 2017, 15:41:54 »
فَأَنجَيْنَاهُ وَالَّذِينَ مَعَهُ بِرَحْمَةٍ مِّنَّا وَقَطَعْنَا دَابِرَ الَّذِينَ كَذَّبُواْ بِآيَاتِنَا وَمَا كَانُواْ مُؤْمِنِينَ

A'raf: 72 - Katımızdan bir rahmetle, onu ve onunla beraber olanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayan ve iman etmemiş olanların  ise  kökünü kestik.
   
     
Allah (c.c) bu ayette, Hud (a.s)’un kavmi olan Ad’ı azaba uğrattığını, Hud (a.s) ve onunla beraber olan mü’minleri ise kurtardığını haber vermektedir.

“Katımızdan bir rahmetle, onu ve onunla beraber olanları  kurtardık.”

Allah (c.c), ayetin bu kısmında şöyle buyurmaktadır:

“Azab vakti geldiği zaman, Hud ve ona tabi olan müslümanları, sadece kafirlerin başına gelmesi dilenmiş olan azaptan, musibetten kurtardık. Böylece onları kafirlere karşı muzaffer kıldık. Çünkü bizim rahmet ve ihsanımız onları kuşatmıştı.”

“Ayetlerimizi yalanlayan ve iman etmemiş olanların ise kökünü kestik.”

Allah (c.c), ayetin bu kısmında ise şöyle buyurmaktadır:

“Hud’u yalanlayan kafirlerin hepsini yok ettik,  onlardan hiçbir kimseyi sağ bırakmadık. Böylece onların nesillerini kestik, soylarını kuruttuk.”

Allah (c.c) Hud (a.s)’un kavmine, sesi çok şiddetli bir kasırga gönderdi. Hud (a.s) ve ona bağlı olanların dışındaki herkesi, bu kasırga yok etti.

Allah  bu konu hakkında şöyle buyurmuştur:

“Ve Ad (kavmin)de (ayetler vardır). Onların üzerine kupkuru bir rüzgar gönderdik. Üzerinden geçtiği hiçbirşeyi bırakmıyor, ancak onu bir süprüntü gibi yapıyordu.”  (Zariyat: 41-42)

“Ad kavmine gelince... Onlar da kasıp kavuran şiddetli bir rüzgar ile helak edildiler.
(Allah) onu, onların üzerine yedi gece, sekiz gün silip süpürücü olarak emrine boyun eğdirdi. Öyle ki, sen o kavmi, orada yere serilmiş görürsün. Sanki onlar yere çakılıp kalmış içi boş hurma kütükleri gibidir. (Şimdi) sen onlardan arta kalan (birşey) görüyor musun?” (Hakka: 6-8 )

Hud (a.s)’un Kıssasından Alınacak Dersler:

1 -
Gönderilen bütün rasuller gibi, Hud (a.s) da kavmini ilk olarak tevhide ve her türlü şirki terketmeye çağırdı. Çünkü onların esas sapıklığı bu konuda idi. İslam davetçisi de şirkin içinde olan kişileri ilk olarak tevhide ve her türlü şirki terketmeye çağırmalıdır. Çünkü bu, Allah (c.c)’ın metodu ve rasullerin takip ettiği yoldur.

2 -  Bütün rasullerin ve onlara bağlı olanların başlarına geldiği gibi, Hud (a.s) ve ona bağlı olanlar da kafirlerin  eziyet ve alaylarına maruz kalmışlardır. Onlar bu eziyetlere sabrettiler ve sonunda zaferi elde ettiler, kafirler ise helak oldular.

O halde tevhid davetçileri de kendilerinin her türlü eziyet ve alaylara maruz kalabileceklerini bilsinler ve buna hazırlıklı olsunlar. Bilsinler ki, bu eziyetlere sabrederlerse mutlaka zafer onların olacaktır. Kuvvete ve zenginliğe güvenmek ise haktan ayrılmaya sebep olur. 

3 - Tevhid davetçisi, kafirlerin eziyet ve ahlaksızlıklarına karşılık sabırlı olmalı, kendilerine takındıkları kötü tavra karşılık onlara güzel bir uslupla cevap vermeli ve böylece onlara İslam ahlakını göstermelidirler. Davet sırasında, sefih ve akılsız olan kimselere karşı olgunluk göstermek gerekir ki, davette başarıya ulaşılabilsin.

4 -  Baba ve  dedeleri körü körüne taklit etmekten vazgeçmek ve bulunduğu yaşantıyı terketmek, insanın nefsine zor gelen şeylerdir. Hakkı isteyen kişi, atalarının dinini terketmek gerekse de, her halukarda delile bağlanır. Körü körüne taklit alışkanlığından vaz geçer.

5 -
  Sayı ve kuvvet bakımından kafirler ne kadar fazla, mü’minler ise ne kadar az olursa olsun, mü’minler kafirlere karşı her zaman izzetli ve kuvvetlidir. Zira mü’minler hak üzeredirler ve hak üzerinde olduklarının bilincindedirler. Velev ki yaptıkları tebliğe cevab verilmesin...

Bu sebeble mü’minler, imanlarının gereklerini yaşamakta asla zayıflık göstermez, bu konuda herkese meydan okurlar. Çünkü mü’minlerin elinde Allah (c.c) tarafından kendilerine bildirilen sağlam deliller vardır. Böylece onlar, daima Allah (c.c)’a tevekkül ederler. Bütün zarar ve menfaatin Allah (c.c)’tan geldiğine iman ederek sadece O’ndan korkar ve O’nun rahmetini umarlar.

6 -  Kuvvet ve zenginliğine güvenmesi sebebiyle hakka karşı kibirlenen, ona bağlanmayan, yeryüzünde bozgunculuk ve  zulüm yayan kimsenin akıbeti kötü olacaktır, şüphesiz...   

7 -
  Allah (cc), “La ilahe illAllah” kelimesinin ne manaya geldiğini şüphesiz gizli bırakmamış, başkalarının yorumlarına da gerek bırakmadan, bunu herkesin anlayabileceği şekilde değişik örnekler altında açıklamıştır.

Allah (cc), bu kıssada da “La ilahe illAllah’ın manasını açıklamaktadır”

“Allah’a kulluk edin!” demek, ilah olarak yalnız Allah’ı kabul edin, ibadetleri yalnız O’na yapın demektir. Bu “illAllah” kelimesinin manasıdır.

“Sizin, O’ndan başka ilahınız yoktur!” demek ise bütün sahte ilahları reddedin, onlara ibadet etmeyin, onların görüş ve arzularına tabi olmayın, onların peşinden gidenlerle alakanızı kesin demektir. Bu ise “la ilahe” kelimesinin manasıdır.

8 -  Allah’ın, müslüman olmak ve imanın geçerli olabilmesi için insanlardan istediği şey; “La ilahe illAllah” kelimesinin manasını hayata aktarmak, bu kelimeye göre yaşamaktır. Yoksa Allah (c.c), insanları sadece la ilahe illAllah kelimesini dille söylemeye çağırmamıştır.

Bütün rasuller kavimlerini, Muhammed (s.a.s) dahil, Hud (a.s) gibi bu kelimenin manasını yaşamaya çağırmış, bu konuda mücadele etmiş, bu kelimeyi söylediği halde yaşamayanları ise müslüman saymamışlardır.

9 - “La ilahe illAllah” kelimesini yaşamak demek:

Bütün sahte ilahları reddetmek; onlara itaat etmemek, onlara ibadet etmemek, saygı göstermemek, sevmemek, yardım etmemek, varlıklarını devam ettirmelerine sebep olmamak, onların peşinden gidenleri de sevmemek, onlarla dostluk ilişkilerini kesmek, onlara düşman olmak, sahte ilahları ve peşlerinden gidenlerle, ya Allah’ın dinine dönünceye ya da yok oluncaya kadar mücadele etmek, bunun tam aksi olarak da yalnız Allah’ın emirlerine itaat etmek, O’na ibadet etmek, O’nun razı olduğundan razı olmak, O’ nun gazab ettiğine gazab etmek, yalnız müslümanları sevmek, onlarla haşır neşir olmak, dostluğu yalnız onlara göstermek demektir.
 



SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Yapılan paylaşımlar vesilesi ile Allah'ın razı olmadığı, İslam'a zıt olan şirk (Allah'a ait hak, sıfat ve yetkileri Allah'tan başkasına veyahut Allah'la beraber başkasına vermektir) ve küfür (gerek inatla gerek cehaletle gerekse inat edenleri taklit sebebiyle Allah'ın tevhidini inkar ve rasulünü yalanlamaktır) içeriklere veyahut bunların savunuculuğunu yapan kurum veya kuruluşlara ulaşmanız halinde hiçbir sorumluluk kabul etmiyoruz.
Facebook  Twitter  Google