Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: Toplu İdare -Koalisyon- Yönetimi  (Okunma sayısı 6295 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Hak Mücadelesi

  • Site Yöneticisi
  • *****
  • İleti: 1247
Toplu İdare -Koalisyon- Yönetimi
« : 14 Eylül 2012, 00:57:09 »
Toplu emirlik (toplu idare) yani; cemaatin bir değil, bir kaç emirinin olması prensibini İslam dini kabul etmez. Çünkü böyle bir idare İslam dininden çok uzaktır. Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur.

"Üç kişi olursanız biriniz emir olsun."

Bu hadis gösteriyor ki emirlik gereklidir. Emir ise birdir ve en az topluluk üç kişidir. Üç kişinin durum bir emirle ıslah olabiliyorsa, elbette üç kişiden daha fazla olan cemaat de bir emiri gerektirir. 

"Koalisyon yönetimi, laik ve demokratik düzenlerde mecuttur. Daha doğrusu İslam dinini (kanunlarını) tatbik etmeyen devletlerde mevcuttur. Maalesef koalisyon yönetimi bazı İslami hareketleri kandırmıştır ve onlar da bu yönetimden hoşlanmışlar ve onun, aslında İslam nizamının tam tersi bir sistem olduğunu anlayamamışlardır. Onlar bu sisteme göre  amel ettiler ve tek emir seçiminde ortaya çıkan ihtilaflarda bu sistemi bir çözüm olarak gördüler. Bir tek emir üzerinde ittifak etmediklerinden dolayı, aralarındaki ihtilafı çözmek için, İslam'ın hükmünü anlamadan, koalisyon yönetimine geçtiler.
 
 
Bir cemaatin liderlerinden birisi bana geldi ve benimle kendi cemaatinin yönetimi hakkında konuştu. Bana şöyle dedi:

"Allah rahmet eylesin! Eski emirimiz vefat ettiğin de, cemaatte onun yerini tutacak bir kişi bulamadık. Bu yüzden cemaati muhafaza etmek için koalisyon yönetimine geçtik. Tek bir emir başa geçene kadar bir kaç kişiyi emir seçtik."

Ben ona şöyle dedim:

"Böyle bir yönetime neye dayanarak başvurdunuz?"

Lider olan kişi:

"Bu, bilinen bir yönetimdir. Örgütler, siyasi müesseseler çoğu zaman bu yola başvurur. Bazı devletlerde de bu yönetim uygulanır, sürekli olmamakla beraber belli durumlarda bu yönetime başvurulur" dedi.

Ona şöyle dedim:

"Böyle bir yönetime başvuran kişi insan ürünü sistemlere uymuş demektir. Çünkü bu ancak insan ürünü olan yönetimlerde mevcuttur. Fakat siz, İslami bir hareketsiniz. İnsanları İslam'a davet ediyorsunuz ve İslam şeriatini devlet olarak insanlara uygulamayı istiyorsunuz. Emirlik meselesi İslam şeriatindendir. İslam dininde ise emir, tek kişidir, birkaç kişi değildir. Bir kaç kişiyi emir tayin etmek İslam şeriatine muhaliftir ve sizin İslam'ı getirme iddianıza da terstir. Bu, sizin aleyhinizde olumsuz bir noktadır. Böyle bir şeyi İslam kabul etmez. İnsanlar sizi İslam cemaati olarak gördükleri için bu şekilde çok kişiyi saptırmış olursunuz."

Adam benim konuşmama şaşırdı ve ne kadar cahil olduğunu anladı. Zannederim ki bu,  ihlaslı bir kişidir. Allah daha iyi bilir... O kişi şeriate muhalif olan bu hareketinden korktu. Bu konuşmadan etkilendiği yüzünden belli oluyordu ve bana:

"İslam şeriatine nasıl muhalefet olur?" diye sordu.

Ben de şöyle dedim:

"Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem, Allah'a kavuştuğu zaman onun yerine geçecek bir kişi yoktu. Hatta bütün dünyada  müslümanları idare edecek onun gibi bir kişi mevcut değildi. Onun için Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in vefatı müslümanları çok etkiledi. Hatta bazı müslümanlar şaşkınlıkları sebebiyle aşırı gitti. Buna rağmen müslümanlar, Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem vefat ettikten sonra onun yerine bir kaç emir tayin etmeyi düşünmediler. Halbuki bu, böyle bir şeyi yapmayı düşünmeye sevk eden bir durumdur. Onun için Beşir b. Sa'd radiyAllahu anh, muhacirlerden bir emir, ensardan bir emir tayin edilmesi önerisini getirdi. Bu öneri kabul edilmedi. Fakat hiçbir zaman müslümanların zihinlerinden "koalisyon idare" fikri geçmedi. Çünkü Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in:

"Eğer üç kişi olursanız biriniz emir olsun." hadisi kafalarından hiç silinmedi. Onlar bu hadisin manasını ve neye delalet ettiğini gayet iyi bilmekteydiler.

Ebu Bekir radiyAllahu anh vefat ettiği zaman da onun yerini tutacak bir kişi yoktu. Buna rağmen ne kendi aklından, ne de diğer müslümanların aklından onun vefatından  sonra toplu emirlik (koalisyon emirliği) sistemine geçmek geçmemiştir. Ebu Bekir ölümünün yaklaştığını hissettiğinde ehli'l hal ve'l akd'la istişare yaptı ve kendisinden sonra Ömer b. Hattab'ı emir tayin etti.

Ömer b. Hattab radiyAllahu anh bıçaklandığı zaman emir olarak onun yerine geçecek bir müslüman yoktu. Buna rağ men, iyileşinceye kadar veya öldükten sonra, müslümanları idare edecek bir koalisyon idaresi Ömer b. Hattab'ın aklının ucundan bile geçmemiştir.

O, Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in cennetle müjdelediği altı kişiyi seçti ve üç günü geçirmemek şartıyla kendilerine bir halife seçmelerini emretti ve halife seçme yolunu da gösterdi. Onlara şöyle dedi:

"Bekleyin! Eğer ölürsem, beni Ced'an'ın azadlı kölesi olan Suheyb, üç gün size namazda imam olsun. Bu süre içinde bir emir seçin. Müslümanlardan kim istişaresiz emir olursa, onun kellesini kesin."

Sonra Ömer radiyAllahu anh ölmeden önce Ebi Talha el Ensari'yi çağırdı ve ona şöyle dedi:

"Ensardan (kavminden) elli kişi topla. Sonra bu seçtiğimiz altı kişinin toplanacakları evin etrafında ki bunlar onlardan herhangi birinin evinde toplanacaklar bu elli arkadaşınla nöbet tut. O kimselerden başka hiç kimsenin o eve girmesine izin verme ve üç gün içinde içlerinden bir emir seçilinceye kadar onları bırakma. Onların başı ucunda hazır vaziyette dur. Eğer onlardan beşi, bir kişiyi emir seçer ve altıncısı seçtikleri emiri kabul etmezse, kılıçla başını ikiye ayır. Eğer dördü bir kişiyi seçer ve diğer ikisi seçtikleri kişiyi kabul etmezse bu iki kişinin başını ikiyi ayır. Eğer üçü bir kişiyi diğer üçü başka bir kişiyi seçerlerse Abdullah b. Ömer'i hakem tayin edin. O, kimi tercih ederse onu seçin. Eğer Abdullah b. Ömer'in hükmünü kabul etmezlerse Abdurrahman b. Avf hangi tarafta olursa o tarafı geçerli kılın, diğerleri eğer bunu kabul etmezlerse onları öldürün. Size, seçtiğiniz bir halife olmadan dördüncü gün gelmesin. Ey Allah'ım! Benden sonra onları sen gözet!"

İşte! Ömer b. Hattab radiyAllahu anh, müslümanların üç günden fazla emirsiz kalmalarına rıza göstermedi ve eğer üç gün içinde bir emir seçmezlerse, Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in cennetle müjdelediği altı büyük sahabenin öldürülmesini emretti. Bunların öldürülmesini istemesi, emirliğin öneminden dolayıdır. Ömer b. Hattab emir seçiminin geciktirilmesinden razı olmadı. Birden fazla emir seçilmesini de kabul etmedi. Ancak bir emire razı oldu. Acaba Ömer radiyAllahu anh'ın emirliği koalisyon şeklinde yapılmasını düşünecek kadar zekası yok muydu. Yoksa siz mi doğru olan sisteme muhalefet ettiniz?

Osman radiyAllahu anh öldürüldüğü zaman da müslümanlar bir "koalisyon liderliği" sistemine geçilmesine razı olmadılar. Halbuki o dönemde emir seçimiyle ilgili ihtilaflar vardı. Koalisyon, tarafların razı olması için uygun bir sistemdi. Fakat müslümanlar bunu yapmadı. Çünkü İslam kanununda böyle bir nizam yoktur. Bu sebeple müslümanlar, İslam şeriatinin caiz görmediği bir sistemi uygulamak istemediler. Hiç bir durum bu kaideden istisna edilemez. Bu her durumda böyledir.

Ali radiyAllahu anh da bıçaklandı. Müslümanlardan onun yerine geçecek hiçbir kimse yoktu. Hiç bir müslüman, Ali radiyAllahu anh'dan, müslümanlar arasındaki kargaşayı düzeltmek ve İslam ümmetini idare etmek için bir kaç emir tayin etmesini  istemiş ve düşünmemiştir. İslam ümmeti, Hasan b. Ali radiyAllahu anh'ın, Muaviye'nin halife olmasını kabul edinceye kadar dağınık bir durumdaydı. Muaviye halife seçilince bütün müslümanlar bir tek halifenin emri altında toplandılar.

Muaviye vefaat etti. Muaviye'den sonra müslüman ümmetin onu idare edecek ve tehlikelerden kurtaracak bir emire ihtiyacı vardı. Buna rağmen hiçbir müslüman bu ümmeti dağılmaktan kurtarmak için bazılarının düşündüğü gibi bir "koalisyon emirliği" düşünmemiştir.

İslam ümmetini idare eden çok zayıf halifeler olmuştur. Hatta arka arkaya zayıf halifeler gelmiştir. Buna rağmen koalisyon idaresi düşünülmemiştir. Durum böyle sürüp devam etmiştir.

İslam devleti hicri üçüncü yüzyılın ortasında açık bir şekilde zayıf düştü. Sonra Türk komutanlarının hakimiyeti altına girdi. Daha sonra zalim idareciler arka arkaya gelmeye başladılar. Durum ta zamanımıza kadar böyle devam etti. Müslümanlar idare konusunda İslami sistemi unuttular. İdare şekillerini sağdan soldan, şundan bundan almaya başladılar. Sonunda İslam'dan olmayan bu idare sistemleri İslami teşkilatlara kadar ulaştı."
 
 
Değerli kardeş bu anlattığıma karşılık şaşkın ve destekleyici bir tavırla  bana şöyle dedi:

"İnşeAllah cemaatime dönüp bu durumu düzelteceğim."

Bir müddet sonra, koalisyondakilerden bir kişi yi emir seçtiler. Hakka döndükleri için Allah onlardan razı olsun. Müslümanın özelliği işte budur! Hakkı gördüğü zaman bağlanır. Fakat bu cemaat hakka dönmesine rağmen yaptıkları bu hata, aleyhlerinde bir nokta olarak kalmıştır. İlerde bunlar:

"Koalisyon idare sistemi caiz değildir" derlerse, onlara:

"Daha önceki cemaatiniz koalisyon idaresi yapmıştır" diyeceklerdir.

Onun için müslüman, bir adım atmadan önce doğru olanı araştırıp ona göre hareket etmelidir. Çünkü yaptığı yanlış bir hareket, onun aleyhinde bir nokta olarak kalır.
 



SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Yapılan paylaşımlar vesilesi ile Allah'ın razı olmadığı, İslam'a zıt olan şirk (Allah'a ait hak, sıfat ve yetkileri Allah'tan başkasına veyahut Allah'la beraber başkasına vermektir) ve küfür (gerek inatla gerek cehaletle gerekse inat edenleri taklit sebebiyle Allah'ın tevhidini inkar ve rasulünü yalanlamaktır) içeriklere veyahut bunların savunuculuğunu yapan kurum veya kuruluşlara ulaşmanız halinde hiçbir sorumluluk kabul etmiyoruz.
Facebook  Twitter  Google