Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: kadının eşi üzerindeki hakları nelerdir?  (Okunma sayısı 3209 defa)

0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı tevhıdinancı

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 23
kadının eşi üzerindeki hakları nelerdir?
« : 29 Mayıs 2012, 13:19:41 »
kadının kocası üzerindekı hakları nelerdir.bir erkek eşini yataga davet ederse ve kadında rahatsız oldugunden dolayı eşinin istegini ret ederse bunda bir günah varmıdır. veya kadın birliktelik istemedigi halde eşi onunla zorla beraber olabilirmi?

Çevrimdışı Kelâmul Hak

  • Aktif Üye
  • **
  • İleti: 84
Ynt: kadının eşi üzerindeki hakları nelerdir?
« Yanıtla #1 : 01 Haziran 2012, 00:45:03 »
Bu konuyla ilgili şu hadislere rastladım :


Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:
 
"Bir adam hanımını yatağına davet ettiği zaman o gelmeyecek olursa ve kocası ona kızgın olarak sabahlarsa melekler o kadına sabaha kadar lanet eder." (Buhari, Müslim)

"Bir kadın kocasının yatağını terk ederek gecelerse melekler ona lanet eder." (Buhari, Müslim)

"Nefsim elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, bir erkek karısını yatağana çağırınca kadın bundan kaçınırsa gökte bulunan şey (melekler) kocası ondan razı oluncaya kadar  o kadına kızgın olurlar." (Buhari, Müslim)

"Bir kadının, kocası evde olduğu halde onun iznini almadan nafile oruç tutması caiz olmaz. Kocasının izni olmadan evine başkalarını sokması helal olmaz." (Buhari)

"Eğer birinin başkasına secde etmesini emretseydim, kadının kocasına secde etmesini emrederdim." (Tirmizi rivayet etti ve sahih dedi.)

"Kocana karşı ne durumda olduğuna dikkat et. Çünkü kocan senin cennetin veya cehennemindir." (Nesei)

"Kocasının evinden isinsiz çıkan kadın, dönünceye veya tevbe edinceye kadar melekler ona lanet okurlar." (Taberani)
 


Yönetici kardeş daha detaylı yazacaktır.
Bütün insanlar tek birsey üzerinde birleşse bile şayet o şey Allah'ın bildirdiği hakka ters ise, o şey yine de hak değildir.

Çevrimdışı furkan

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 1
Ynt: kadının eşi üzerindeki hakları nelerdir?
« Yanıtla #2 : 01 Haziran 2012, 00:59:41 »
Elbette kocanın hanımı üzerinde hakları olduğu gibi, hanımında koca üzerinde hakları vardır ve bu hakları Allah  Rasulü hz. Muhammed mustafa (s.a.v.) bizzat hem kendisi ameliyle göstermiş ve ümmetine açıklamaştır.

Sorunuzu kadının kocası üzerinde hakları konusunda sormuşsunuz müsaade ederseniz sorunuzdaki ilk olarak müslüman bir kadının nasıl olması gerektiği konusunu inceleyelim daha sonrada Allah cc'nun izniyle böyle saliha bir kadının müslüman kocasının üzerindeki haklarıda açıklayalım ki herkes kendi hakları bilsin ki o yuvanın hanımı saliha beyide salih bir kimse olsun ve o yuvada yetişen çocuklarda temiz bir nesil olarak yetişsin.

Müslüman Bir Kadının özellikleri:

 Bunları tek tek sıralayalım:

1) Müslüman bir hanım, hem gizlide hem de aşikârda Allah (c.c)’a ve Rasulüne itaat etmesi gerekir.

2) Kocası olmadığı zaman hem kocasının malını hem de kendi ırzını muhafaza etmelidir.

3) Kocası, kendisine baktığında onu sevindireceği bir durumda olmalıdır. Bunu başarmak ise; hem vücut güzelliğine, hem ruh güzelliğine sahip olunmalıdır. Bu sebeple kocasının karşısına temiz bir şekilde, güzel bir vaziyette çıkmalıdır. Ruh güzelliği meselesi ise ileriki maddelerde izah edilecektir.

4) Kocasının izni olmadan evinden çıkmamalıdır. Yanlış yapıp çıkarsa bilmesi gerekir ki evine dönünceye kadar melekler kendisine lanet eder.
Abdullah İbn Ömer (r.a)’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Bir kadın Rasulullah (s.a.s)’a gelerek: “Ya Rasulullah! Kocanın karısı üzerindeki hakkı nedir?” diye sordu. Rasulullah (s.a.s): “Kadının, kocasının evinden ondan izinsiz çıkmamasıdır” dedi. Kadının: “Çıkarsa ne olur?” sorusuna Rasulullah (s.a.s): “Allah (c.c), rahmet ve gazap melekleri, bu kadına tevbe edinceye veya evine dönünceye kadar lanet eder” dedi. Kadının: “Eşine zulüm yapan bir koca olması halinde de mi durum aynıdır?” sorusuna Rasulullah (s.a.s): “Zalim bile olsa” cevabını vermiştir.” (Ebu Davud, İbni Mace, Darimi)

5) Kocasına karşı daima güler yüzlü olmalı, asık bir yüzlü bir tavır içinde olmamalıdır. Zira ne kadar güler yüzlü olursa kocası da kendisini o derece sever.

6) Kocasına karşı daima minnet duygusu taşımalı ve kendisine olan iyiliklerini hatırlayarak ona teşekkür eder durumda olmalıdır. Öyle ki evlenmiş ve kendisiyle ilgilenen bir kocaya sahip olmuş bir kadının böyle bir evlilik nimetini kendisine bahşettiği, bunun vesilesiyle çocuk sahibi olduğu için Allah (c.c)’a şükretmeli, bu konuda kocasının kendisi için ne kadar değer taşıdığını iyice düşünmeli ve ona karşı vazifelerinde kusur etmemelidir. Zira kocanın hanımı üzerinde hakkı çokçadır. Bu konuda hadisler de vardır. Hatta Rasulullah (s.a.s) bu meselenin önemini belirtir vaziyette şöyle buyurmuştur:
“Bir kişinin bir kişiye secde etmesini emretseydim üzerindeki hakkından dolayı kadının kocasına secde etmesini emrederdim.” (Ebu Davud, Tirmizi, İbni Mace)

7) Kocasından bir şey istediğinde kocasının o şeyi reddedeceğini hissediyorsa güzel bir üslupla ve güzel sözler kullanarak ondan istemelidir. Şayet böyle bir yolu tercih ederse kocasının ona istediği şeyi vermesi söz konusu olabilir.

8) Kadın, iyi ahlak sahibi olmalı, asla çirkef, devamlı bağıran, gıybet eden birisi olmamalıdır. Şayet böyle kötü vasıflara sahip olursa kocası tarafından sevilmez.

9) Kocasıyla konuştuğu veya bir konuda tartıştığında sesini kocasının sesinden daha çok yükseltmemelidir.

10) Şayet kocası fakirse sabretmeli, zenginse Allah (c.c)’a şükretmelidir.

11) Kocasını silaı rahim yapmaya, yani; anne, baba ve akrabalarını ziyaret etmeye teşvik etmelidir.

12) Hayır yapma konusunda istekli ve gayretli olmalıdır.

13) Yalandan uzak durmalı, doğru sözlü olmalıdır. Zira takva sahibi bir koca, yalan sözlü bir kadını sevmez. Bu sebeple kocasının sevgisini elde etmek isteyen bir kadın daima, şartlar ne olursa olsun doğru sözlü olmalı, asla yalana tevessül etmemelidir.

14) Çocuklarına Allah (c.c) ve rasulünün sevgisini aşılamalı, bununla birlikte babalarını sevip saymaları, ona itaat etmeleri gerektiği konusunda onları eğitmeli, babalarına karşı isyan edecekleri bir hale onları düşürmemeli, kocasının çocukları konusunda sevmediği bir şeyi onlara kesinlikle yaptırmamalıdır.

15) Kızgınlıktan uzak durmalı, başkalarıyla alay etmeyip alçak görmemeli, böylece kendisi kibir sahibi değil alçak gönüllü olmalı, gıybet ve dedikodudan uzak durmalıdır. Bu sıfatlara sahip olan bir kadın kocasının takdirini kazanır.
 
16) Evinden çıktığında gözünü harama bakmaktan sakındırmalıdır. İşte bu ahlak kocanın sevgisini kazandırır.

17) Dünyaya önem vermeyip ahirete önem vermeli. Zira sürekli olarak dünyayı düşünmek saliha bir kadının sıfatı değildir. Ve saliha olmayan bir kadın da kocası tarafından sevgiyi hak etmez.

18) Gerek gizli halde ve gerekse açıkta Allah (c.c)’a tevekkül etmeli, umutsuz olmamalı, hayatından bezmiş bir görünüm sergilememelidir. Çünkü hayatından şikâyetçi bir kadın sıfatını taşımak kocanın sevgisini kazandıracak bir haslet değildir.
Bu konuda şöyle bir sahih rivayet vardır:
İbrahim (a.s) İsmail (a.s)’i annesiyle beraber Mekke’de bıraktı. İsmail (a.s) büyüdü ve evlendi. İbrahim (a.s), İsmail (a.s)’i ziyarete geldi, fakat kendisini evde bulamadı. Hanımı onu karşıladı. Ancak kadın İbrahim (a.s)’i tanımıyordu. İbrahim (a.s) ona: “Hayatınız nasıl gidiyor?” diye sordu. O da: “İyi gitmiyor, paramız az,  zor geçiniyoruz” diye şikâyette bulundu. Bunun üzerine İbrahim (a.s) dedi ki: “Kocan geldiği zaman ona söyle evinin eşiğini değiştirsin.” Kadın bu sözün ne demek olduğunu anlamadı. Kocası geldiğinde kendisine: “Ne var ne yok?” diye sordu. O da olanları anlattı ve dedi ki: “Yaşlı bir adam geldi ve ‘kocana söyle evinin eşiğini değiştirsin” dedi.” İsmail (a.s): “Bu nasıl bir adamdı, anlat!” dedi. O da anlatınca İsmail (a.s) gelen kişinin babası olduğunu anladı ve: “Bu benim babamdır. Bana seni boşamamı söylüyor, ben de seni boşuyorum” dedi. Bunun ardından İsmail (a.s) bir başka kadınla evlendi ve bir süre sonra İbrahim (a.s) oğlunu ziyaret etmek için tekrar Mekke’ye geldi. Zira İbrahim (a.s) Şam’da, oğlu ise Mekke’de oturuyordu. Bu yüzden sık sık Mekke’ye gelemiyordu. Yine bu gelişinde de İsmail (a.s) işte olduğu için kendisini bulamadı. Fakat İsmail (a.s)’in durumunda bir değişme olmamış, geçimleri konusundaki halleri devam ediyordu. Bu gelişinde de İsmail (a.s)’in yeni hanımı kapıyı açmış ve ona: “Durumunuz nasıl?” diye sormuş. Bunun üzerine kadın: “Allah (c.c)’a hamdolsun, durumuz iyidir, şükür geçinip gidiyoruz” diye söyledi. O da dedi ki: “Kocan gelince söyle, evinin eşiğini sabitleştirsin.” İsmail (a.s) döndüğünde karısına: “Ne var ne yok?” diye günlük olaylarla ilgili sordu.  Kadın da yaşlı bir adamın geldiğini, onu sorduğunu, giderken de: “Kocan gelince söyle, evinin eşiğini sabitleştirsin” dediğini anlattı. İsmail (a.s): “Bu nasıl bir adamdır?” diye sordu. Kadın da gelen kimseyi ona anlattı. Bunun üzerine İsmail (a.s) bu gelenin babası olduğunu anladı ve dedi ki: “Bu gelen benim babamdır. Seni saliha buldu ve evimde tutmamı söyledi.”
Gerek maddi konulardan ve gerekse dünyevi herhangi bir meseleden dolayı kocasını şikâyet eden bir kadın asla saliha bir kadın değildir. İster şikâyetini tanıdık birine yapsın, isterse yabancı birisine yapsın hiç fark etmez. Fakat yapılan şikâyet dini bir meseleden dolayı ise bu durum ayrıdır. Ancak dünyevi bir mesele sebebiyle şikâyet ediyorsa işte o kadın asla saliha sıfatını haketmez. Çünkü saliha bir kadın dünyayı düşünmez, gözü dünyada asla yoktur. İşte böyle zahide ve takva sahibi bir kadını elbette kocası sever, gözüne güzel gözükür.
Şu asla unutulmamalıdır ki; yüz güzelliği ya da vücut güzelliği hiç önemli değildir. Çünkü bunlar daimi olmayıp geçicidir. Bu sebeple bir dönem var olup bir dönem sonra yok olur gider. Ama güzel ahlak sahibi olmak farklıdır. Çünkü ahlak güzelliği devamlıdır.
Rasulullah (s.a.s) buyurdu ki: “Hadrau’d-demen’den (çöplükte yetişen yeşillikten) sakının.” Sahabeler sordular: “Ey Allah (c.c)’ın rasulü hadrau’d-dimen kimdir?” Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu: “Kötü ve aşağılık bir ailede yetişen güzel kadındır.” (Dare Kutni, Deylemi)

19) Allah (c.c)’ın farzlarını muhafaza etmeli, öreğin; namazını güzel kılmalı, orucuna dikkat etmeli, tesettürüne riayet etmelidir.

20) Kocasının kendisinin beyi olduğunu kabul etmesi ve ona değer vermesi gerekir.
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
“Tam bu sırada kadının seyyidine kapının önünde rastladılar.” (Yusuf: 25)
Allah (c.c) bu ayette kadının kocasını, seyyidi; yani efendisi olarak vasfetmektedir. Zira seyyid; efendi, kendisine itaat edilecek kişi demektir.
O halde kocanın kadın üzerindeki hakkı, kadının kocası üzerindeki hakkından daha büyük olduğu iyice bilinmeli ve İslam’a göre kadın, haklar konusunda kendisini kocasıyla eşit görmemelidir. Bu konuda Rasulullah (s.a.s)’ın önce de zikrettiğimiz şu hadisi meselenin ciddiyetini ortaya koymaktadır:
“Bir kişinin bir kişiye secde etmesini emretseydim üzerindeki hakkından dolayı kadının kocasına secde etmesini emrederdim.”
Bu da gösteriyor ki kocanın, hanımı üzerinde çokça hakkı vardır. Ama bu durumun tersi yoktur. Yani Rasulullah (s.a.s); kocasının hanımına secde etmesini emrederdim, buyurmamıştır. Bu, demek değildir ki; kadın hiçbir hakkı yoktur. Bilakis kadının da hakları vardır, fakat onun hakkı erkeğin hakkı gibi değildir. Bu sebeple kadına düşen kocasının haklarını yerine getirmesidir. Bu sebeple kocasına: “Sen böyle yaparsan ben de böyle yaparım” gibi sözler söyleyemez, kendisini haklar konusunda kocasıyla eşit göremez. Zira bu şekilde bir eşitlik olursa bu durumda kocasının onun seyyidi olması nasıl söz konusu olabilir?
Oysa Rasulullah (s.a.s), hadisinde kadının secde etmesi gerektiğini bildirmekle kocanın hakkının ne kadar büyük olduğunu, kadının hakkının ise daha küçük olduğunu ve asla birbirine eşit olmadığını bildirmek istemiştir.
O halde bir kadın kocasına kızması veya başka sebeplerle görevini yerine getirmez, örneğin; kocası onu yatağa çağırdığı halde ona icabet etmezse günahkâr duruma düşer. Çünkü bu konuda Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur:
“Bir kadın, kocası kendisini yatağına çağırdığı halde icabet etmezse melekler bu kadına sabaha kadar lanet ederler.”
Bu örnekte kadının, kocasına icabet etmemesi onu günahkâr duruma sokmakta, fakat aynı çağrıyı kadın kocasına yapar koca icabet etmezse koca günahkâr olmaz. Bu da gösteriyor ki haklar konusunda kadın ve erkek asla eşit değildir.
 
21) Kadının hatasını kendisinin itiraf etmesi övülen bir ahlaktır. İşte böyle bir hareketiyle kocasının sevgisine daha çok nail olur.

22) Kadının daima Allah (c.c)’ı zikreden, hayır konuşan, boş konuşmayan, dedikodu, gıybet, yalan gibi kötü bir özellik taşımayan bir dile sahip olması gerekir.

23) Kocasından isteyeceği bir şeyi onun durumuna göre istemeli, maddi gücünün yetmeyeceği bir şeyi ondan talep etmemelidir.

24) Sahip olduğu iş, sıfat, güzellik, zenginlik gibi meziyetleri sebebiyle kibirli olmamalıdır. Çünkü bunların hepsi gidicidir. Örneğin; üniversite mezunu bir kadın, üniversite okumamış bir erkekle evlenmiş veya kadın genç kocası yaşlı ya da kadın güzel kocası yakışıklı değilse işte bu tür meziyetler sebebiyle asla kibirlenmemelidir.
 
25) Kadın, vücudunu ve elbisesini temiz tutmalı, koku sürünecekse sadece kocası için sürünmeli, şayet kocası kendisi için makyaj yapıp süslenmesini isterse makyaj yapıp süslenmelidir. Böylelikle kocası için güzel ve temiz görünmede gayretli olmalıdır. İşte bu özellik saliha kadınların özelliğidir. Oysa saliha olmayan kadınlar, evinde kocasına karşı güzel ve temiz gözükmekten ziyade evden çıkarken yabancılara karşı temiz ve güzel görünmek gayretinde olurlar.

26) Allah (c.c)’a ve rasulüne karşı gelmediği ve itaat üzere olduğu müddetçe kocasına itaatten asla ayrılmamalıdır. Çünkü kocası onun seyyidi, emiridir. Bu sebeple ona bir şey söylerse, söylediği şey haramı veya herhangi bir çirkin davranışı içermiyorsa, daha açıkçası Allah (c.c)’a ve rasulüne isyan yoksa velev ki o söylediği şey hoşuna gitmese bile itaat edecektir. İşte böyle bir kadını elbette kocası sever. Zira Allah (c.c): “Sizden olan emir sahiplerine itaat edin” buyuruyor. O halde evin emir sahibi de kocadır. Öyleyse kadının kocasına itaat etmesi farzdır. Durum bundan ibaret olunca bir kadın kocasına: “Ben sana itaat edeceğim, sen de bana itaat edeceksin” diye asla söyleyemez ve böyle bir batıl şart koşamaz.

27) Kadın, kendi malından kocasına bir şey vermiş ise bunu başa kakmamalıdır.

28) Kadın, kocasının izni olmaksızın nafile oruç tutmamalıdır.

29) Kocasının izni olmaksızın gerek yabancı erkek ve gerekse herhangi bir kimseyi eve sokmaması gerekir.
 
30) Kadın, başka erkek ya da kadınları; “falanca erkek şöyle”, “filanca kadın böyle” diye vasfetmemesi gerekir.

31) Kadın, hayâlı olmalı gerekir. Zira hayâlı bir kadın, saliha demektir.

32) Kadın, İslami bir gerekçe olmaksızın kocasından boşanmayı asla istemeyecektir. Çünkü bu şekilde yapması haramdır. Zira İslami bir sebep olmaksızın kocasından boşanmayı isteyen bir kadının cennetin kokusunu hissetmeyeceğine dair hadis vardır ve böyle yapmak büyük haramdır.
Sevban (r.a)’dan Rasulullah (s.a.s)’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:
“Hangi kadın, kocasıyla arasında herhangi şer’i bir mazeret olmaksızın kocasından kendisini boşamasını isterse, cennetin kokusu onun üzerine haramdır.” (Ebu Davud, İbni Mace)

33) Kadın, kocasının isteklerini her zaman başkalarının isteklerinden daha üstün tutmalıdır. Örneğin; babasının, annesinin isteklerinden daha üstün tutmalıdır. Şöyle ki; babası; “şunu yapma” der, kocası “yap” derse elbette kocasının sözünü dinlemelidir.
 
34) Kadın, kendi anne ve babasının evi hariç başkasının evinde elbisesini çıkartmamalıdır.

35) Kadın, hareketlerini erkeklerin hareketlerine benzetmemelidir.
 
36) Kadın, cima esnasında kocasının cima duasını unutması halinde ona hatırlatmalıdır.

37) Kadın, kocasının sırlarını, özellikle yatakta olan şeyleri asla kimseye anlatmayacak. İster bu kimse anne babası olsun, ister arkadaşları olsun farketmez.

38) Koca, Rasulullah (s.a.s)’ın buyurduğu gibi hanımının kendisiyle oynamasını ister.
Rasulullah (s.a.s) 19 yaşında olan Cabir (r.a)’e: “Evlendin mi?” diye sordu. O da: “Evet” dedi. Rasulullah (s.a.s): “Bekârla mı, dulla mı?” diye sordu. Cabir (r.a): “Dulla” dedi. Rasulullah (s.a.s): “Neden kendisinin seninle senin de kendisiyle oynayacağın bekâr biriyle evlenmedin?” dedi. (Müslim)
Zira erkek, evlendiği kadının kendisiyle sürekli oynaşır vaziyette olan bir kadın ister. Ve bu iyi bir sıfattır.
39) Kadın, cimadan sonra kocasıyla birlikte gusül yaparlarsa bu iyi bir sıfattır. Çünkü Rasulullah (s.a.s) Ayşe (r.a) ile beraber gusül yaptığına dair rivayetler vardır.
Aişe (r.a)’dan şöyle dediği rivayet edilmiştir:
“Rasulullah (s.a.s) ile birlikte aynı kaptan gusleder, ben önce alacağım, sen önce alacaksın” diye şakalaşırdık. Hatta Rasulullah (s.a.s): “Bana bırak” ben de: “Bana bırak” derdim.” (Müslim, Darimi)
Beraber gusül yapmak sevgiyi artırır.

40) Kadın, kocasının malını izinsiz olarak bir kuruş dahi olsa harcamaması gerekir. Ve kadının, kocasının malını koruması bu demektir.

41) Kadın, kocasında beğenmediği bir karakter görmüş ise bu durumuna sabretmesi, iyi huylarını düşünmesi gerekir. Zira her insan dört dörtlük değildir. Şayet o kocadan ayrılsa diğer evleneceği kocada aynı güzel huyları bulamayabilir. Bu sebeple her insanda kötü huy da var, iyi huy da var. İşte bu konuda değerlendirme yaparken her ikisini birden değerlendirmek gerekir.

42) Kadın, kocasının en sevdiği yemeği ona pişirmesi gerekir. Bu sebeple kadın, kocasının hangi yemeği sevdiğini bilir ve onu hazırlar. Böyle yaparsa kocası tarafından sevilir.

43) Kadın, kocasının haklarına riayet etmeli, çocuklarını güzel terbiye etmeli, kocasının Allah (c.c)’a yaklaşması için ona yardımcı olmalı, unuttuğu meseleleri ona hatırlatmalı, kızgın olduğunda kızgınlığını gidermek için elinden geleni yapmalıdır. İşte böyle bir kadın hayırlı bir kadındır ve kocası onu sever ve de ona değer verir.

44) Kadın, kocasına bağlı olduğunu, ona ihtiyaç duyduğunu, her zaman için kendisi için değerli olduğunu ona hissettirmelidir. İşte bu hal sevgiyi artırır, aradaki bağları kuvvetlendirir. Aksi takdirde kocasını önemsemediği, onun kendisi için bir değeri olmadığı, sadece kocasının zenginliğini ve malını istediği için onunla beraber olduğu izlenimi verirse bu durumda aralarında nefret oluşur. Zira böyle bir kadın kocası tarafından sevilmez.

45) Kadın, sürekli olarak kocasının hatalarını hatırlatmaması, onu güzel hatıralarla anıp kötü hatıraları unutması, kocasıyla iyi olan hatıralarını düşünmesi gerekir. Örneğin; aralarında bir sorun olduğunda: “sen şöyle yaptın, böyle yaptın” dememelidir. Çünkü bu gibi tutumlar aralarında nefret tohumlarını yeşertir ve kötü bir sonla bitebilir.
 
46) Kadın, kocasının ailesine saygılı olması gerekir. Şayet kocasının ailesi Müslüman iseler, onları sevdiğini göstermesi gerekir. Çünkü kocasının anne ve babası kocası için değerlidir. Bu sebeple onlara hizmet eder, değer verirse kocası da hanımına değer verir.

47) Kadın, kocası evden çıktığı zaman kapıya kadar onu yolcu etmeli, ona güzel sözler söylemelidir. Böylece kocası evden huzur içinde ve güzel bir şekilde çıksın. Aynı şekilde kocası eve döndüğünde de onu güzel sözle, güler yüzle, temiz elbiseyle karşılamalıdır. Zira kocası yorgun argın evine döndüğünden onun yorgunluğuna gidermek için elinden geleni yapmalı, yorgunluğunu hafifletmelidir. Üstelik insanın en rahat ettiği yer evidir. Bu sebeple kadın, kocasını rahat ettirmek için elinden geleni yapmalı, hem sözleriyle hem hareketleriyle kocasını sevdiğini hissettirmelidir.

48) Kadın, kocası konuşmak istediğinde kendisi susar ve ilk söz hakkını ona verip onu dinlerse bu hareketiyle ona önem verdiğini hissettirir. Çünkü kocası onun seyyididir. Zira Allah (c.c) koca için bu sıfatı vermiştir. Öyleyse seyyid konuşunca ilk konuşma hakkı ona verilir ve susup dinlenilir.

49) Kadın, daha önce yaptığı hataları tekrarlamamalıdır. Zira aynı hatayı tekrarlaması onu, kocasının gözünden düşürür ve değerini azaltır.

50) Kadın, dini sıfatı dışında asla başka bir erkeği kocasının karşısında övmemelidir. Ancak ilmi varsa ilmini, güzel ahlak sahibi ise güzel ahlakını övebilir. Ama güzel giyinmiş veya saçını güzel taramış bir erkek hakkında; “falan şöyledir, böyledir” diye konuşmamalıdır. Zira bu durumda kocasında kıskanma söz konusu olabilir ve akıbet iyi olmaz.
 
51) Kadın, kocası evde olduğunda başka şeyle uğraşmayıp kocasıyla ilgilenmeli. Örneğin; kocası varken dergi okumamalı, televizyon seyretmemeli, böylece hem bedeniyle hem de ruhen onunla olduğunu hissettirmelidir. Şayet kocası başka bir şeyle meşgulse bu durumda kendisi de başka şeyle meşgul olabilir. Ama kocası meşgul değilse, başka şeyle uğraşmayı bırakıp kocasıyla ilgilenmelidir.

52) Kadın, çok konuşkan, yani; geveze olmamalıdır. Zira geveze kadın, sevimli olmaz.

53) Kadın, vaktini değerli şeylerle geçirmeli, gereksiz işlerle geçirmemelidir. Zira vakit nakit değildir, hayattır. Öyle ki para gittiğinde geri döndürülebilir. Fakat giden vakit geri döndürülemez. Bu yüzden batının ortaya koyduğu “vakit nakittir” felsefesi doğru bir felsefe değildir. Çünkü vakit geri döndürülmeyen, nakit ise geri döndürülmesi mümkün olan bir durumdur. Öyleyse Allah (c.c)’ın vermiş olduğu ömrü ve vakti ahiret için en güzel şeylerle doldurmak gerekir. Örneğin; Kur’an okumak, ilmi kitaplar okumak, zikirle meşgul olmak, ibadetle meşgul olmak gibi hallerle vakit doldurulmalıdır. İşte bu şekilde vaktini değerli kılan bir kadını elbette kocası sever. Hele de kadın, davetçi bir özelliği sahip olursa bu daha iyidir. Öncelikle kadın evinde bir davetçi olmalı, çocuklarını İslam terbiyesiyle terbiye etmelidir. Ondan sonra davet edebileceği arkadaş, akraba vs kim varsa bunlara yönelir. İşte bu şekilde vaktini İslam için harcayan bir kadın elbette kocası nazarında değerli olur.

54) Kadın, kocasının görüşüne saygı göstermelidir.

55) Kadın, kocasının giyimine ve elbisesinin temizliğine dikkat eder. Zira erkek dışarıda güzel giyinmişse hanımı ona güzel bakıyor olarak anlaşılır. Çünkü elbiseyi yıkayan, ütüleyen kadındır. Bu sebeple erkek düzgün giyimli değilse hanımı ona bakmıyor olarak anlaşılır.

56) Kadın, evde kendi eliyle yemek yapar ve kocasına sunarsa bu daha iyidir. Bu sebeple hizmetçisi olsa bile kocası için yemeği kendisinin yapıp sunması, kocasına önem verdiğini ona hissettirir.

57) Kadın, modaya önem vermemelidir.

58) Kadın, kocası kızdığında onu razı etmek için elinden geleni yapmalıdır.

59) Kadın, kocasıyla arasındaki sorununu anne-babasını karıştırmadan kendisi düzeltmelidir.

60) Kadın, kocası yolculuk yaptığında onun için; selametle gidip gelsin diye dua etmeli, uzakta olduğu zaman telefon ettiğinde onu kızdıracak ve üzecek şeyler söylememelidir.
Şöyle bir rivayet vardır:
Ebu Talha (r.a)’nın çocuğu hastalanmıştı, ancak o sırada yolculuk yapması gerekti. Bunun üzerine yolculuğa çıktı. İşte onun bu yolculuğu sırasında çocuk öldü. Hanımı Ummu Suleym (r.a) de çocuğu yıkayıp kefenledi ve evin bir köşesine koydu. Ebu Talha (r.a) yolculuktan döndüğünde çocuğun nasıl olduğunu sordu. Ummu Suleym (r.a) de çocuğun öldüğünü söylemeyip: “Çocuk iyidir, rahatladı” dedi.  Bunun üzerine o gece kocası kendisiyle cima yaptı. Sabah olunca da kadın çocuğun öldüğünü söyledi. Bunun üzerine Ebu Talha (r.a) bu durumu Rasulullah (s.a.s)’a haber verince kendileri için hayır dua etti. (Buhari)
İşte Ummu Suleym (r.a)’in bu davranışı Müslüman kadınlara büyük bir örnektir. Zira o kadın, çocuğunun öldüğünü beyine haber vermedi. Çünkü beyi yorgun argın yolculuktan dönmüştü. O sebeple çocuğun iyi olduğunu söyleyerek onu sevindirmişti. Adam yolculuğun verdiği yorgunluktan dinlenince de durumu kendisine haber vermiştir. Bu da gösteriyor ki kadının, kocası dışarıda olduğu zaman ona kötü haberler vererek onu rahatsız etmemek gerekir. Çünkü uzaktaki kişinin o duruma müdahale etmesi mümkün değildir.

61) Kadın, kendi özel işlerinde kocasıyla istişare yaparsa bu daha iyidir. Böylece kocasına güvendiğini hissettirmiş, onun güven ve sevgisini artırmış olur.

62) Kadın, kocası kendisine hediye verdiğinde velev ki verdiği hediyenin değeri az olsa bile o hediyeyi çok beğendiğini ve kocasına karşı sevgisinin olduğunu göstermesi gerekir. Aksi takdirde daha değerli bir hediye beklediğini söyleyip verilen hediyeden şikâyetçi olursa işte bu durum aralarında kırgınlık meydana getirir.
 
63) Kadın, his güzelliğine sahip olması gerekir. Zira bu hal, manevi güzellik olup ahlakın ve dinin kemalidir. Çünkü bu şekilde ahlaki ve dini yönden ilerleyen bir kadın manevi hissi bir güzelliğe sahip olmuştur. Ve manevi güzelik kalıcıdır, yüz güzelliği ve vücut güzelliği ise geçicidir. Bu sebeple kadın güzel olsa bile ahlakı güzel değilse kocası onu güzel görmez. Aksi durum da böyledir. Yani kendisi çok güzel olmasa bile ahlakı güzel bir kadın kocası tarafından hep güzel görülür.

64) Kadın, kocasının huyunu, suyunu; yani ne zaman kızar, ne zaman mutlu olur, hangi söze kızar, hangi söz kendisini mutlu eder bunları iyice öğrenmeli, böylece kocasını tanımaya gayretli olmalı, ona göre hareket etmeli ve onu mutlu etmeye çalışmalıdır. İşte böyle bir kadın kocası tarafından sevilir.

65) Kadın, kocası hata yapmış ise ona güzel bir üslupla nasihat etmelidir. Böyle bir tavır kocasının sevgisini kazanmasına vesile olur.

66) Kadın, kendi kusurlarını iyi bilmeli ve düzeltme konusunda gayretli olmalıdır.

67) Kadın, güzel bir şahsiyete sahip olmalı, başkalarını taklit etmemeli; “falan şunu aldı, filan şu elbiseyi aldı, ben de alacağım” gibi tavır ve hal içerisinde olmamalıdır. Fakat papağan gibi ya da bir maymun gibi başkalarını taklit etmek isterse işte bu kadın şahsiyetsizdir, sevimsizdir, dolayısıyla kocası tarafından sevilmez.

68) Kadın, güzel söz sahibi olmalıdır. Çünkü güzel söz, kalbin anahtarıdır. Yani; bir insanın kalbini açmak isteyen kimse güzel söz kullanmalıdır. Öyleyse kadın da kocasına karşı güzel söz kullandığında erkeğin kalbini kazanmış olur. Hele de bu söz, kalpten gelerek söylenmiş ve erkek bunu hissederse hanımı kendisine daha sevimli olur ve kendisiyle mutlu olur.




inşeAllah devam edecek

Çevrimdışı мυѕα∂∂ıк

  • Site Yöneticisi
  • *****
  • İleti: 69
Ynt: kadının eşi üzerindeki hakları nelerdir?
« Yanıtla #3 : 19 Temmuz 2012, 16:48:50 »
Soru: bir erkek eşini yataga davet ederse ve kadında rahatsız oldugunden dolayı eşinin istegini ret ederse bunda bir günah varmıdır. veya kadın birliktelik istemedigi halde eşi onunla zorla beraber olabilirmi?

Cevap: Erkeğin eşini yatağa davet etmesi üzerine, kadının şer'i bir mazereti olmaksızın ona icabet etmemesi durumunda kadın sabahlayıncaya kadar melekler ona lanet eder;

Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:

“Erkek hanımını yatağına davet eder de kadın gelmezse melekler, sabahlayıncaya kadar ona lanet ederler.” (Buhari, Müslim)

Bu hadisten anlaşıldığı üzere kadın, kocasının yatak davetine icabet etmezse melekler kadına sabhlayıncaya kadar lanet eder. Fakat kadının şer'i bir mazereti söz konusu ise ve o zaman icabet edecek durumda değilse durumu güzel bir uslüb ile eşine bildirip onun isteğine icabet edememesinin nedenlerini bildirmelidir ve bu durumda erkeğin anlayışlı olması ve eşine eziyet etmekten kaçınması gerekir. Erkek kadının kendisine icabet etmemesi durumunda ona vaazu nasihat edip, kendisinin onun üzerinde haklarını ve düzenli bir aile yapısının oluşabilmesi için kadının kendisine masiyet dışında itaat etmesi gerektiğini delilleri ile izah etmelidir. Fakat kadın yine anlamıyorsa İslam'ın erkeğe tanıdığı yatağını ayırma ve kadını dövme gibi haklarını kullanabilir. Bu sırf kadını terbiyet etmek içindir. 
O halde; Ey insan! Batıya gitme batarsın, kuzeye dönme donarsın, Güneye meyillenme çatlarsın, doğuya yönelme patlarsın, hayat nizamı İslam’a gel; güneş gibi doğarsın.


Çevrimdışı rmoon

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 1
Ynt: kadının eşi üzerindeki hakları nelerdir?
« Yanıtla #4 : 28 Mayıs 2013, 23:47:14 »
Konuyla ilgili cevapları okudum bunlara istinaden. Birşeysormak istiyorum. Koca hiçbir problem olmadığı halde sabahlara kadar bilgisayar başında oturuyor ve eşini yanlız bırakıyorsa burada kadının hakkı nedir?. Ve bu sürekli oluyorsa kadın ne yapmalıdır?

Çevrimdışı Hak Mücadelesi

  • Site Yöneticisi
  • *****
  • İleti: 1232
Ynt: kadının eşi üzerindeki hakları nelerdir?
« Yanıtla #5 : 06 Haziran 2013, 12:59:07 »
Soru: Koca hiçbir problem olmadığı halde sabahlara kadar bilgisayar başında oturuyor ve eşini yanlız bırakıyorsa burada kadının hakkı nedir?. Ve bu sürekli oluyorsa kadın ne yapmalıdır?
 
Cevap: Burada adam, bilgisayar başında yaptığı amele göre hüküm alır.

Eğer sabaha kadar bilgisayar başında İslam’a aykırı şeyler yapıyorsa veya vaktini oyun, eğlence, sohbet gibi şeylerle boşa harcıyorsa haram işlemektedir. Ama İslam için, İslam davasına hizmet etmek için bilgisayarda çalışıyorsa bunun bir sakıncası olmaz. Tabii kadının hakkını vermek şartıyla… Yani; kadının hakkını çalıştığından dolayı gece vermeye imkânı yoksa gündüz vermelidir. Fakat kadının hakkını hiçbir şekilde vermiyorsa, bu adam öncelikle uyarılır. Eğer hâlâ hanımının hakkını vermezse, bu durumda kadın boşanma talep edebilir. Çünkü kadının hakkı vardır ve hakkının ona verilmesi gerekir.