Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: 2 - Muhakeme Olmak  (Okunma sayısı 6620 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Hak Mücadelesi

  • Site Yöneticisi
  • *****
  • İleti: 1247
2 - Muhakeme Olmak
« : 27 Aralık 2011, 16:43:31 »
İbadetin içine aldığı manalardan bir tanesi de muhakeme olmaktır.

Şayet kul, özel veya genel olsun, hayatın her yönünde Allah-u teala'nın şeriatine muhakeme oluyorsa o kul, sadece Allah-u teala'ya kul olmuştur.

Eğer Allah-u teala'nın şeriatinden başka bir şeriate, bu şeriat ne olursa olsun, hayatın en basit meselelerinde olsa bile muhakeme olursa, şeriatine muhakeme olduğu kimseye ibadet etmiş ve ona kul olmuş olur.

Çünkü hüküm verme, teşri (kanun yapma) ve ölçü koyma hakkı "uluhiyyetin" en önemli özelliklerindendir. Her kim bu özelliklerin, gerek Allah-u teala ile beraber ve gerekse yalnızca kendisinde olduğunu iddia ederse işte o kimse ilahlık taslamış ve kendisini Allah-u teala'ya denk kılmıştır.

Her kim de bu kimsenin iddiasını kabul eder ve ona muhakeme olursa, işte o kimse kabul etse de etmese de, bilse de bilmese de ona ibadet etmiş olur.
 
 
"Muhakeme olma" kavramının, kendisine muhakeme olunan kimseye ibadet etmek manasına geldiğinin daha net bir şekilde anlaşılması için öncelikle;

- Hüküm ve teşri koyma yetkisinin "uluhiyyetin" en önemli özellikleri olduğunu, buna yalnızca Allah-u teala'nın hakkı olduğunu, bu konuda hiçbir ortağı olmadığını,

- Hüküm ve teşri koyma hakkını kendinde görenin; sıfatı ve mevkisi ne olursa olsun ilahlık tasladığını, böylece kendisini ilah seviyesine çıkardığını ve Allah-u teala'nın en önemli özelliklerinden olan bir meselede kendisini Allah'a denk tuttuğunu; şer'i delillerle ispat etmemiz gerekir.

Allah-u teala şöyle buyuruyor:

"Hüküm vermek yalnız Allah'a aittir. Kendisinden başkasına değil, sadece O'na ibadet etmenizi emretti. Dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler." (Yusuf: 40)

Allah-u teala bu ayette tekidden sonra olumsuzluk edatını kullanmıştır. Bu ise, meseleyi sınırlandırmak manasına gelir. Buna göre ayetin manası şöyle olur:

Hüküm (emir verme ve yasak koyma) yetkisi, daha açıkçası teşri (kanun yapma) yetkisi yalnızca Allah-u teala'ya aittir.

Allah-u teala, bunun akabinde ayeti hem olumsuz ve hem olumlu bir şeyle devam ettirdi. O da; hayatın her yönünde, en küçük meseleden en büyüğüne kadar, yalnızca kendisine ibadet emridir.

Bu ayet apaçık bir şekilde gösteriyor ki;
hüküm vermek ve teşri koymak yalnızca Allah-u teala'ya ait özelliklerdir ve Allah-u teala bu konularda hiçbir ortak kabul etmemektedir.

Buna göre;

Yaratılmışlardan her kim; hüküm verme ve teşri koyma özelliğinin kendisinde bulunduğunu iddia ederse, işte o kimse "ilahlık" taslamış ve kendisini Allah-u teala'ya denk kılmıştır.

Her kim de; onu bu yaptığında tasdik eder, ona itaat eder ve bu hakkı ona verirse, ona ibadet etmiş ve Allah-u teala'ya ibadette onu ortak koşmuş olur.
 



SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Yapılan paylaşımlar vesilesi ile Allah'ın razı olmadığı, İslam'a zıt olan şirk (Allah'a ait hak, sıfat ve yetkileri Allah'tan başkasına veyahut Allah'la beraber başkasına vermektir) ve küfür (gerek inatla gerek cehaletle gerekse inat edenleri taklit sebebiyle Allah'ın tevhidini inkar ve rasulünü yalanlamaktır) içeriklere veyahut bunların savunuculuğunu yapan kurum veya kuruluşlara ulaşmanız halinde hiçbir sorumluluk kabul etmiyoruz.
Facebook  Twitter  Google