Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: Şehid ve Alfabe  (Okunma sayısı 7708 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ekrem

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 21
Şehid ve Alfabe
« : 02 Kasım 2011, 00:11:40 »
Es Selamun Aleykum Ve Rahmetullahu Ve Bereketuhu;

Benim birbiriyle alakasız iki tane sorum olacak.

1) "Kimlerin Şehiddir?" meselesini açıklarken karşıma 2 tane hadis geldi. Bunlardan birisi şu meşhur “vatan sevgisi imandandır” hadisi. Bu kesinlikle uydurma bir hadistir. Vatan sevgisi nefistendir, şeytandandır. Diğer bir hadis ise: “Bir kimse kendini, dinini, namusunu ve malını korurken öldürülürse şehittir”( Tirmizi, Diyat / 22). Bununda bir uydurma hadis olduğunu düşünüyorum.  Şehid kavramıyla taban tabana zıt. Bu hadis düşündüğüm gibi uydurma bir hadis mi yoksa hikmetini ben mi anlamadım?


2) Bir kitap veya defter düşünün. Yada bir şehri tanıtan broşür. Farketmez. Bu şey her neyse içinde Allah'ın yüce isimlerinden hiçbiri zikredilmiyor. İslam ile alakalı tek bir kelime bile yok. Dinden tamamen alakasız şeyler yazıyor. İşte bu deftere, kitaba, broşüre vs sırf arap alfabesiyle yazıldı diye ayrı bir muamele yapmak gerek mi? Yerden kaldırmak yere atmamak gibi? Arap alfebesinin böyle bir değeri var mı? Arapçaya saygılı olmak gerek o cennet lisanıdır vs diyenler var.

beni aydınlatacak kardeşimden şimdiden Allah razı olsun.

Çevrimdışı Hak Mücadelesi

  • Site Yöneticisi
  • *****
  • İleti: 1247
Ynt: Şehid ve Alfabe
« Yanıtla #1 : 05 Kasım 2011, 02:37:22 »
Es Selamun Aleykum Ve Rahmetullahu Ve Bereketuhu;

"Kimlerin Şehiddir?" meselesini açıklarken karşıma 2 tane hadis geldi. Bunlardan birisi şu meşhur “vatan sevgisi imandandır” hadisi. Bu kesinlikle uydurma bir hadistir. Vatan sevgisi nefistendir, şeytandandır.

Cevap: "Vatan sevgisi imandandır." sözü hadis değildir.

Bu gün vatan ve milliyetçilik duygusu o kadar yüceltilmiştir ki, nesiller bu fikirler üzerinde terbiye edilmiş, her hayır adeta vatan ve milliyetçilik için yapılır olmuştur. Bu fikrin yayılması için yayın organları da yerli yerinde kullanılmış böylece, sadece Allah-u Teâlâ ve Allah-u Teâlâ'nın rızasını kazanmak için yapılması gereken ameller vatan için yapılır olmuştur. Vatan için cihad yapılmış, vatan için maddi yardımlar toplanmış, vatan için ölünmüş ve vatan için dostluk ve düşmanlık gösterilmiştir.

Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem’e bir adam gelerek şöyle sordu:

"Bir kişi ganimet için, bir diğeri şöhret için, bir başkası da makam sahibi olmak için çarpışıyor. Bunlardan hangisi Allah-u Teâlâ yolundadır?"
Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle dedi:

"Kim Allah-u Teâlâ'nın kelimesi yükselsin diye savaşırsa, işte o Allah-u Teâlâ yolunda çarpışmıştır."
(Buhari)

Rasulullah’ın bu sözü, cihadın alanını sınırlandırarak, İslam şeriatinin teşvik ettiği cihadın sadece Allah için ve Allah-u Teâlâ'nın şeriatini hakim kılmak için yapılması gerektiğini haber vermektedir. Bunun dışında yapılan savaşlar, gayesi ne olursa olsun batıl ve Allah yolunda değil, tagut yolunda yapılmış savaşlardır.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"İman edenler Allah yolunda çarpışırlar, kafirler ise tagut yolunda çarpışırlar." (Nisa: 76)

Bu ayet, savaşların ancak iki şey için olacağını, bir üçüncü şey için olmayacağını göstermektedir. Savaşlar ya Allah-u Teâlâ ve Allah-u Teâlâ'nın şeriatinı hakim kılmak için ya da tagut için yapılır. Allah’ın şeriatini hakim kılmak için yapılmayan savaş, tagut için yapılmıştır.


Diğer bir hadis ise: “Bir kimse kendini, dinini, namusunu ve malını korurken öldürülürse şehittir”( Tirmizi, Diyat / 22). Bununda bir uydurma hadis olduğunu düşünüyorum.  Şehid kavramıyla taban tabana zıt. Bu hadis düşündüğüm gibi uydurma bir hadis mi yoksa hikmetini ben mi anlamadım?

Cevap: Vatan için çarpışmanın ve onun için ölmenin caiz olmadığına dair söylenen sözle, İslam diyarını korumak için çarpışmanın müslümanlara farz olduğunu, malı ve ırzını korumak için zulme karşı çarpışarak ölenin şehid olduğunu söylemek arasında Allah-u Teâlâ'ya hamd olsun ki herhangi bir zıtlık yoktur.

Sadece Allah-u Teâlâ'nın rızasını elde etmek, Allah-u Teâlâ'nın emrini yerine getirmek ve Allah-u Teâlâ'nın hükmünü uygulamak gayesi ile vatan, mal ve ırz gibi değerleri korumak için çarpışmakla, Allah-u Teâlâ rızasını gözetmeksizin sadece belli bir şeyi elde etmek için çarpışmak arasında elbetteki fark vardır.

Birincisinde yapılan şey; sadece Allah-u Teâlâ'nın emrini uygulamak için yapılmıştır. Bu ise Allah-u Teâlâ'ya yaklaşmak için yapılan en yüce ibadettir.

İkincisi ise; Allah-u Teâlâ'nın emrine riayet edilmeksizin ve önemsenmeksizin yapılan şirk ve batıl bir ameldir.

Ayrıca insanın vatanını sevmesi, doğduğu, yetiştiği yeri özlemesi meşru olan ve İslam’a zıd olmayan bir durumdur. Böyle bir durum ile vatan için dostluk ve düşmanlık yapmak ve sadece vatanı bir gaye görerek her şeyi vatan için yapmak arasında fark vardır. Bu durum İslam’a zıttır ve meşru değildir. Zira bu gibi durumlar, vatanı Allah-u Teâlâ'ya denk tutmak demektir.

Maalesef zamanımızdaki insanların çoğu bu iki durumu, ya bilerek ya da cahilliklerinden karıştırmakta, dolayısı ile Allah için değil, Allah’a isyan etmiş tagutları, onların yasalarını, taguti bir rejim olan cumhuriyeti, küfür bir inanç olan demokrasiyi, laikliği, kafirleri, müşrikleri, kafir ve İslam düşmanı başka ülkelerin menfaatlerini, yahudi ve hırıstiyanları, fahişe, pezevenk, faizci, tefeci, korkak ve sömürücüleri korumak için ölenlere şehid sıfatını vermektedirler. Böylece, İslami bir kavram olan "şehid" kelimesinin manasını tahrif etmiş ve ona tagutların hoşuna gidecek başka bir mana yüklemişlerdir. Aynı "ilah", "rab", "din", "ibadet" v.s. kavramlarında olduğu gibi...

Oysa İslamda şehid; lâ ilâhe illAllah kelimesini yükseltmek ve bu gaye ile yukarıda saydığımız kötülükleri ortadan kaldırmak için savaşanlara verilen çok üstün bir sıfattır. Şehid denince ilk akla gelen; İslam dini, lâ ilâhe illAllah kelimesi, bu yolda kafirlerle savaş, bu yolda lezzetli bir ölüm ve Allah-u Teâlâ'nın cennette vereceği üstün mevkilerle nimetlerdir. Bütün bu sayılan değerlere inanmadığı, bilakis bunlara düşman olduğu halde kendi yolunda ölenlere "şehid" diyen yalancı ve soytarıların gayesini bir düşün? Cahil insanların dini duygularını kullanarak taguti saltanatlarını korumak değil mi?

Yeryüzünde Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in kalbine en sevgili yer Mekke idi. Fakat onun kalbinde Allah-u Teâlâ, o yerden daha sevgili, daha değerli ve daha yüce idi. Bu iki şey arasında yani; çocukluğunu, gençliğini geçirdiği, yetiştiği ve sevdiği Mekke’de kalmakla İslam diyarı Medine’ye Allah-u Teâlâ için hicret etmek arasında tercih yapmak zorunda kalınca, Allah-u Teâlâ sevgisini vatan sevgisinden üstün tutarak Medine’ye Allah-u Teâlâ için hicret etmeyi Mekke’de kalmaya tercih etti. Sahabeler ve onlara bağlı olanlar da bu yolu takib ettiler. İnşeAllah bizler de onları örnek alarak onların yaptığı gibi yaparız!


Bir kitap veya defter düşünün. Yada bir şehri tanıtan broşür. Farketmez. Bu şey her neyse içinde Allah'ın yüce isimlerinden hiçbiri zikredilmiyor. İslam ile alakalı tek bir kelime bile yok. Dinden tamamen alakasız şeyler yazıyor. İşte bu deftere, kitaba, broşüre vs sırf arap alfabesiyle yazıldı diye ayrı bir muamele yapmak gerek mi? Yerden kaldırmak yere atmamak gibi? Arap alfebesinin böyle bir değeri var mı? Arapçaya saygılı olmak gerek o cennet lisanıdır vs diyenler var.

Arap harflerinin kendilerine özgü bir değeri yoktur. Çünkü bu harflerle Kur’an’dan, İslâmî ilimlerden başka şeyler de yazılır. Zira Arap alfabesi, Kur’an indirilmeden önce de mevcuttu.

Örneğin; Arap harflerinden komünistliği anlatan, öven bir metin de hazırlanmış olabilir. Kişi kalkıp da “bu Arap alfabesinden oluşturulmuş, değerlidir” diye hüküm veremez. Kaldı ki Araplardan başka çoğu kimse bu kağıtta, defterde veya broşürde neler yazıyor anlayamaz.. Tağutu öven, şirk veya küfür ifadeler vs içeren bir yazı da olabilir. Dolayısıyla Kur’an ayetleri ve İslami ilimler içermediği takdirde Arap harflerinden yazılan kağıt vb. şeylerin ve Arap harflerinin kendine özgü bir değeri yoktur.

Türklerde bu şekildeki saygı türleri çok yaygındır. Kur'an'ı belden aşağıda tutmamak, ekmek kırıntısını yerden kaldırmak, Arap alfabesinin değeri vs... Bu insanlara, bu yaptıklarının İslam'da olmadığını, olsaydı bununla ilgili bir hükmün İslam'da, Rasulullah (s.a.s) ve sahabelerin hayatında görmenin mümkün olabilirliğini anlatmak, onları bilgilendirmek gerekir. Çünkü bunlar cehaletten ileri gelir..


Çevrimdışı ekrem

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 21
Ynt: Şehid ve Alfabe
« Yanıtla #2 : 06 Kasım 2011, 19:31:12 »
Allah razı olsun sorularımın cevaplarını en iyi şekilde aldım.
Yalnız bir noktayı hala tam olarak idrak edemedim. Şimdi hadis gerçek. O halde malını, namusunu ya da kendisini korurken ölen bir kişi şehit midir? Yani mesela müslüman bir kimse dolaylı yoldan istemeden kötü bir işe bulaşıyor. Malını almak isteyenlere karşı direniyor, "malını koruyor". Bu esnadada öldürülüyor. Şehid midir? Veya bir müslümanın peşinde birileri var. Onlardan kaçarken yada onlarla "kendisini koruma için"(hadiste söylediği gibi) mücadele ederken ölüyor. Şehid midir? Veya adam evine hırsız girdi. Niyeti sadece çalıp gitmek değil. Başka bir işe kalkıştı. Adam "namusunu korumak için" mücadele ediyor o sırada ölüyor. Şehid midir?
Örneklerim baya kötü ama aklıma ilk bunlar geldi. Soru daha net-açıklayıcı olsun istedim.
Kısacası hadiste geçen "kendini,malını,namusunu korurken öldürülen şehittir" sözü yukarıda örneğini verdiğim gibi genel konular için mi geçerli? Yoksa  hadis "Allah'ın adı yüce olsun diye, hükmü yeryüzünde geçerli olsun diye cihad ederken malını, canını, ırzını korurken ölürse şehid mertebesine ulaşır" anlamına mı geliyor?

Çevrimdışı Hak Mücadelesi

  • Site Yöneticisi
  • *****
  • İleti: 1247
Ynt: Şehid ve Alfabe
« Yanıtla #3 : 09 Kasım 2011, 17:39:06 »
Allah razı olsun sorularımın cevaplarını en iyi şekilde aldım.
Yalnız bir noktayı hala tam olarak idrak edemedim. Şimdi hadis gerçek. O halde malını, namusunu ya da kendisini korurken ölen bir kişi şehit midir? Yani mesela müslüman bir kimse dolaylı yoldan istemeden kötü bir işe bulaşıyor. Malını almak isteyenlere karşı direniyor, "malını koruyor". Bu esnadada öldürülüyor. Şehid midir? Veya bir müslümanın peşinde birileri var. Onlardan kaçarken yada onlarla "kendisini koruma için"(hadiste söylediği gibi) mücadele ederken ölüyor. Şehid midir? Veya adam evine hırsız girdi. Niyeti sadece çalıp gitmek değil. Başka bir işe kalkıştı. Adam "namusunu korumak için" mücadele ediyor o sırada ölüyor. Şehid midir?
Örneklerim baya kötü ama aklıma ilk bunlar geldi. Soru daha net-açıklayıcı olsun istedim.
Kısacası hadiste geçen "kendini,malını,namusunu korurken öldürülen şehittir" sözü yukarıda örneğini verdiğim gibi genel konular için mi geçerli? Yoksa  hadis "Allah'ın adı yüce olsun diye, hükmü yeryüzünde geçerli olsun diye cihad ederken malını, canını, ırzını korurken ölürse şehid mertebesine ulaşır" anlamına mı geliyor?

Cevap: Yaptığımız açıklamada bu sorunun cevabı geçmektedir.

"Sadece Allah-u Teâlâ'nın rızasını elde etmek, Allah-u Teâlâ'nın emrini yerine getirmek ve Allah-u Teâlâ'nın hükmünü uygulamak gayesi ile vatan, mal ve ırz gibi değerleri korumak için çarpışmakla, Allah-u Teâlâ rızasını gözetmeksizin sadece belli bir şeyi elde etmek için çarpışmak arasında elbetteki fark vardır.

Birincisinde yapılan şey; sadece Allah-u Teâlâ'nın emrini uygulamak için yapılmıştır. Bu ise Allah-u Teâlâ'ya yaklaşmak için yapılan en yüce ibadettir.

İkincisi ise; Allah-u Teâlâ'nın emrine riayet edilmeksizin ve önemsenmeksizin yapılan şirk ve batıl bir ameldir. "



Yani; "Allah'ın adı yüce olsun diye, hükmü yeryüzünde geçerli olsun diye cihad ederken veya bunları İslam uğruna feda etmek gayesiyle (malıyla müslümanlara yardım, canıyla müşriklerle cihad, namus İslam'ın korumaya aldığı en önemli değerlerden biridir) malını, canını, ırzını korurken ölürse şehid mertebesine ulaşır" anlamındadır...

Çevrimdışı ekrem

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 21
Ynt: Şehid ve Alfabe
« Yanıtla #4 : 14 Kasım 2011, 21:54:42 »
Anladım inşeAllah


SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Yapılan paylaşımlar vesilesi ile Allah'ın razı olmadığı, İslam'a zıt olan şirk (Allah'a ait hak, sıfat ve yetkileri Allah'tan başkasına veyahut Allah'la beraber başkasına vermektir) ve küfür (gerek inatla gerek cehaletle gerekse inat edenleri taklit sebebiyle Allah'ın tevhidini inkar ve rasulünü yalanlamaktır) içeriklere veyahut bunların savunuculuğunu yapan kurum veya kuruluşlara ulaşmanız halinde hiçbir sorumluluk kabul etmiyoruz.
Facebook  Twitter  Google