Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: din  (Okunma sayısı 7581 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı hanne

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 5
din
« : 05 Aralık 2009, 22:27:57 »
isteyen istediği dini seçer bu islamda,hristiyanlıkta yahudilikte olabilir hepside hak demek küfür fakat hak olmadığını sadece kişini istediği dini seçebileceğini söylemenin bir sakıncası varmı varsa hükmü nedir?

Çevrimdışı Hak Mücadelesi

  • Site Yöneticisi
  • *****
  • İleti: 1247
Ynt: din
« Yanıtla #1 : 20 Ocak 2010, 18:37:09 »
"Kim İslam'dan başka bir din ararsa bilsin ki (o din) ondan kabul edilmeyecek ve o kimse ahirette kaybedenlerden olacaktır." (Al-i İmran: 85)

Her kim başka şeriatlerin Muhammed sallAllahu aleyhi ve sellem'in getirdiği şeriatten daha doğru yola eriştirici, insanlar için daha faydalı, hayatları ve maişetleri için en uygun ve daha elverişli olduğuna inanırsa işte o kimse alimlerin ittifakıyla İslam milletinden çıkmış ve kafir olmuştur.

Allah-u teala'nın hükmüne boyun eğmek, Allah-u teala'ya ve Rasulü sallAllahu aleyhi ve sellem'e imanın bir gereğidir.

Allah-u teala'ya ve rasüllerine iman; sadece Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in getirdiği şeriati uygulamayı, sadece onun emrine rıza göstermeyi ve inanç, söz ve fiillerde sadece onun hükmüne bağlanmayı gerektirir.

---

"İsteyen istediği dini seçer" sözüne karşılık olarak "Dinde zorlama yoktur..." ayetini bu konuyla alakalı olarak ele alalım inşaAllah:


بســـم الله الرحمن الرحيم

لاَ إِكْرَاهَ فِي الدِّينِ قَد تَّبَيَّنَ الرُّشْدُ مِنَ الْغَيِّ فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِن بِاللّهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَىَ لاَ انفِصَامَ لَهَا وَاللّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

Bakara: 256 - Dinde zorlama yoktur. Hak, batıldan ayrılmıştır. Kim tağutu inkar edip Allah'a iman ederse kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa tutunmuştur. Muhakkak ki Allah Semi'dir, Alim'dir.
  
      
  Alimler ayetin, "Dinde zorlama yoktur" bölümünün nesholunup olunmadığı veya kapsamına kimleri aldığı hakkında değişik görüşler  zikretmişlerdir:

1 - Bazı alimler ayetin bu bölümünün;

"Müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün."  (Tevbe: 5)

“Ey Nebi! Kafirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran”  (Tevbe: 73)


ayetleriyle neshedildiğini söylemişlerdir. Çünkü Rasulullah (s.a.s) arap müşriklerini İslam'a girmeleri için zorlamıştır. Hatta bu sebeble onlara savaş açmış ve onlardan müslüman olmaları dışında cizye veya başka birşey kabul etmemiştir.

2 - Bazı alimler bu ayetin nesholunmadığını, ehli kitap ve onların hükmünde (mecusiler gibi) olanlar hakkında indiğini ve yalnız onlara has olduğunu söylemişlerdir. Çünkü ehli kitap veya onların hükmünde olanlar cizye ödedikleri zaman İslam'a girmeye zorlanmazlar. Sadece ehli kitap dışındaki müşrikler İslam'a girmeye zorlanırlar.

Alimlerin çoğu bu görüştedir ve bu görüşü şu delillerle desteklemektedirler:

İbni Abbas (r.a) şöyle dedi:

"Bu ayet ensar hakkında nazil olmuştur. İslam'dan önce, ensar kadınları doğurdukları çocukların yaşamadıklarını görünce kendi kendilerine şöyle adadılar: "Eğer çocuğum yaşarsa onu yahudi yapacağım."

Rasulullah (s.a.s) Beni Nadir'i Medine'den sürdüğü zaman Beni Nadir'de ensara ait yahudileşmiş birçok çocuk vardı. Ensar: "Biz çocuklarımızı yahudi olarak bırakamayız" dediler ve çocuklarını İslam'a girmeye zorlamak istediler. Bunun üzerine Allah (c.c): "Dinde zorlama yoktur" ayetini indirdi."  (Ebu Davud, Nesei, İbni Hibban, Beyhaki)

Zeyd b. Eslem babasının şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Ömer b. Hattab'ı ihtiyar bir hristiyana:

"Eğer müslüman olursan selamete erersin. Çünkü Allah Muhammed (s.a.s)'i hakla göndermiştir" derken duydum. İhtiyar, Ömer'e:

"Ben çok ihtiyarım. Üstelik ölüm bana yakındır. Müslüman olmak istemiyorum" dedi. Bunun üzerine Ömer:

"Ey Allah'ım! Benim ona tebliğ ettiğime şahid ol" dedi ve "dinde zorlama yoktur" ayetini okudu." (Buhari)

Bu ayetin nüzul sebebine, Ömer'in hadisine ve Rasulullah (s.a.s)'in uygulamasına bakıldığında, ehli kitap ve onların hükmünde olanların İslam'a girmeye zorlanmadıkları görülür. Böyle kimselerin cizye vermeleri şartıyla kendi dinlerinde kalmalarına izin verilmiştir. Dolayısıyla bu ayeti ehli kitaba has kılmak, mensuh olduğunu ileri sürmekten daha kuvvetlidir.

3 - Bazı alimler bu ayetin manası hakkında şöyle demişlerdir: "Kılıçtan korktuğu için müslüman olana zorlanmış denilmez. Çünkü bir kimsenin iyiliği için yapılan zorlama kötü olan bir zorlama değildir. Bu, o kimsenin iyiliğini istemektir. Bu yüzden, bir kimseyi müslüman olması için zorlamak onun iyiliğine olduğu için zorlama sayılmaz.

Ebu Hureyre (r.a)'dan Rasulullah (s.a.s)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

"Allah zincirlerle (bağlanan) bir kavmin cennete girmesine taaccüp etti (çok hoşlandı ve razı oldu)."  (Buhari)

Zincirlere vurulup cennete girenlerden maksat; müslümanlarla savaş edip esir düşerek zincire vurulduktan sonra İslam ile müşerref olup cennete giren müslümanlar demektir. Müslümanların müşriklerle savaşması müşriklerin hayrınadır. Bu yüzden bu konudaki zorlama, zorlama sayılmaz."  

Bu görüşe göre bu ayet nesholunmamıştır.

4 - Bazı alimlere göre bu ayetten kastedilen;  "zahiren insanları İslam'a girmeye zorlama yoktur" demek değil, "hiç kimsenin kalbine İslamı zorla sokmak yoktur" demektir. Çünkü hiç kimsenin kalbine zorla bir din sokulamaz. Fakat insanlar zahiren İslam dinine girmeye zorlanırlar."

Bu görüşe göre de bu ayet nesholunmamıştır.

Dinde Zorlamanın Kapsamı:

 Bazı kimseler batıya karşı duydukları iç yenilgilerinden dolayı, bazılarının: "İslam kılıçla yayıldı" sözüne karşı İslam'ı müdafa etmek için: "İslam kılıçla yayılmadı ve hiç kimseyi İslam'a girmeye zorlamadı. Rasulullah (s.a.s) de hiç kimseyi zorlamamıştır. Zaten Allah (c.c) da: "Dinde zorlama yoktur" buyurmaktadır" derler.

Fakat söylenen bu sözler eksiktir ve mutmain edici değildir. Çünkü:

1 - "Rasulullah (s.a.s) hiç kimseyi İslam'a girmesi için zorlamadı" sözü ilmi bir cevab değildir. Bu konuda daha ikna edici açıklamalar yapmak gerekir. Çünkü savunma amacıyla yukarıda zikredilen görüş zahiren delillere zıttır. Rasulullah (s.a.s)'in hadislerine ve pratik hayatına veya sahabelerin bu konudaki uygulamalarına ya da ayetin nüzul sebebine baktığımızda ehli kitab ve onların hükmünde olanlar dışında kalan müşriklerin İslam'a girmeye zorlandıkları görülür.

Rasulullah (s.a.s) şöyle buyuruyor:

"İnsanlarla "lailahe illAllah" deyinceye kadar savaşmakla emrolundum." (Buhari, Müslim)

2 - Kitab ehli ve onların durumundaki (mecusi)ler İslam'a girmeleri için zorlanırlar. Fakat bu zorlama insanların anladığı gibi kötü olan bir zorlama değildir.

Kötü olan zorlama; genellikle zorlayan kişinin kendi arzu ve isteklerini yerine getirtmek için bir kimseye, menfaatine değil bilakis zararına olan şeyleri yapması için baskı yapmasıdır.

Fakat kişinin İslam'a girmesi için yapılan zorlama böyle değildir. Çünkü burada zorlanan kişinin menfaati söz konusudur. Ayetteki "dinde zorlama yoktur"dan kasıt da; "dinde kötü olan zorlama yoktur" demektir. Zaten ayetin devamında; "hak, batıldan ayrılmıştır" buyurulmaktadır. Yani, insanların menfaatine olan şeylerle zararına olan şeyler belli ve birbirinden ayrılmıştır.

İslam'ın hakikati, gerçekleri ve insanları mutlu edici yegane din olduğu herkesin anlayabileceği şekilde açık ve net olarak anlatıldıktan sonra kendisinin dünya ve ahiretteki maslahatını düşünen aklı başında bir kimse muhakkak İslam'ı kabul eder. Fakat İslam kendisine açıklandığı halde İslam dinine girmeyen kişi kendi maslahatını düşünemeyen, dünya ve ahirette onu mutlu edecek şeyleri kavrayamayan, heva ve hevesine göre hareket eden aklı kıt sefihler gibidir. Böyle kimseler, velisinin kontrolü altındaki çocuğa veya doktorun gözetimindeki hastaya benzerler. Veli, çocuğunun maslahatı olan konularda, istemese bile çocuğunu zorlayabilir. Bu zorlama çocuğun zararı için değil faydası içindir. Doktorun, hastasını, iyi edecek fakat sevmediği bir ilacı içmeye zorlaması da böyledir.

Ayrıca zorlandığı için İslam'a giren kişi belki ilk etapta kalben iman etmeyebilir. Fakat zamanla zahiren girdiği İslam'ın dünyada ve ahirette kendisine faydalı ve mutluluk verici bir din olduğunu kavrayıp kalben de iman ederek kendisini ateşten kurtarabilir. Fakat zahiren kabul ettiği İslam'ı buna rağmen kalben kabul etmeyenler akıldan mahrum kimselerdir. Zahirde ne kadar İslam'ı kabul etmiş görünseler de ateşten kurtulamayacaklardır.

Rasulullah (s.a.s)'in şu hadisi de bu manadadır:

Rasulullah (s.a.s) bir müşriği İslam'a girmeye zorlayarak ona:

"İslam ol!" dedi. Müşrik:

"Kalbim istemiyor" diye cevab verdi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s):

"Kalbin istemese de müslüman ol!" buyurdu. (Ahmed)

3 - Bazı kimselerin söylediği; "cihadın gayesi insanları kılıçla İslam'a sokmaktır" sözü yanlış olduğu gibi, "İslam, insanları kılıçla İslam'a sokmadı" ifadesi de eksiktir. İslam'da cihadın gayesi, insanların İslam'ı anlamalarına engel olan bütün engelleri ortadan kaldırmaktır. Bu engeller ortadan kalkmadıkça İslam'ı anlatmak ve kavramak çok güç olur. İslam ancak bu engeller kalktıktan sonra açık ve sağlam delillerle insanlara açıklanır.

İslam açık ve sağlam delillerle insanlara açıklanmadıkça hiçkimse İslam'a girmeye zorlanamaz. Gerekli açıklamaları yapmadan insanların İslam'a girmesi için baskı yapmak ayetin reddettiği zorlamanın kapsamına girer. Zaten ayetin akabinde "hak, batıldan ayrılmıştır" lafzı geçmektedir. Fakat hak ve batıl herkes tarafından anlaşılacak şekilde kesin delillerle anlatıldıktan sonra hala İslam'a girmemek için direnenler kendi maslahatını düşünmekten aciz çocuk ve hastalar gibidirler. İşte böyle kimseler kendi menfaatleri icabı İslam'a girmeye zorlanırlar.

Müslümanlar İslam'ı Tatbik İçin Zorlanır:

Bazı kimseler "dinde zorlama yoktur" ayetini şöyle anlamaktadırlar: "Müslüman olmayanlar İslam dinine girmeleri, İslam'a girmiş olanlar ise İslam'ı tatbik etmeleri konusunda zorlanamazlar. Bu konuda zorlama yapmak İslam' da olmayan bir şeydir ve Allah'ın; "dinde zorlama yoktur" ayetine muhaliftir. Kendisinin müslüman olduğunu sadece diliyle söyleyip, onun gerektirdiği şekilde yaşamayan kimsenin müslümanlığı kabul edilir ve hiçbir amel için zorlanamaz. İsterse namaz kılar, istemezse kılmaz. İsterse oruç tutar, istemezse tutmaz. İsterse, içki içer, zina eder. Müslüman kadın isterse başörtüsü takar istemezse takmaz vs. Kimse, kimseyi "şunu yap" veya "bunu yapma" diye zorlayamaz."

Bu, İslam'dan habersiz olanlara ve şeytanın gaflete düşürdüğü kimselere ait bir zihniyettir. Şu açıktır ki; bir kişi İslam'a girdikten sonra artık o, İslam'ın bütün hükümlerini peşinen kabul etmiş sayılır ve bunları uygulamak zorundadır. Çünkü müslüman olmakla Allah'a buna dair söz vermiştir. Dolayısıyla sözünde durmadığı zaman gereken cezayı da kabul etmek zorundadır. Üstelik bu sözü verirken kendisini hiç kimse de zorlamamıştır. Durum böyle olunca İslam'a girenler peşinen kabul ettikleri İslami tüm hükümleri uygulamak zorundadırlar. Uygulamadıklarında kesinlikle zorlanırlar ve Allah'ın emrettiği cezalar kendilerine tatbik edilir. Böyle olmasaydı Allah (c.c) zina eden, hırsızlık yapan, içki içen veya bunlar gibi haddi gerektiren suçlar işleyen müslümanlara ceza vermezdi. Eğer müslümanlar bu konuda muhayyer olsaydılar onlara ceza uygulanmazdı.

Bu, İslam'da sabit olan bir hükümdür. Zaten bu ayet; İslam'a girenler hakkında değil, İslam'a hiç girmemiş olanlar hakkında nazil olmuştur. Bu ayetin müslüman olanları kapsamadığına dair bir çok delil vardır.
 

Davetçinin Tefsiri / Seyfuddin El-Muvahhid


SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Yapılan paylaşımlar vesilesi ile Allah'ın razı olmadığı, İslam'a zıt olan şirk (Allah'a ait hak, sıfat ve yetkileri Allah'tan başkasına veyahut Allah'la beraber başkasına vermektir) ve küfür (gerek inatla gerek cehaletle gerekse inat edenleri taklit sebebiyle Allah'ın tevhidini inkar ve rasulünü yalanlamaktır) içeriklere veyahut bunların savunuculuğunu yapan kurum veya kuruluşlara ulaşmanız halinde hiçbir sorumluluk kabul etmiyoruz.
Facebook  Twitter  Google