Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: Kadının Emirliği  (Okunma sayısı 6687 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mahmut_Şakir

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 42
Kadının Emirliği
« : 25 Ekim 2009, 12:01:53 »
Hayatta her cinsin rolü vardır. Eğer; "bir görev, bu cinslerden herhangi birine özelliklerinden dolayı uygun değil" dersek hiçbir zaman diğer cinsi alçaltmış, değersiz kılmış olmayız. Hayatın güzel gitmesi ve yeryüzünde Allah'ın istediğini uygulamak için her cinse böyle özelliklerine uygun görev verilmesi gerekir. Bu olmaz da, bir cins diğer cinsin görevini alırsa kargaşa ve düzensizlik başlar.

Örneğin; erkeğe ev işlerini ve çocukların terbiye görevini verirsek elbette bunda başarılı olamaz. Çünkü o, böyle bir görevi yapacak bir özelliğe sahip değildir. İslam dini de bu görevi ona yüklememiştir. Erkek bu görevi başaramayacağından dolayı bu görev erkeğe verilmez. "Bu görev kadına ait" dediğimizde hiçbir zaman erkeğin seviyesini ve değerini düşürmüş olmayız. Çünkü erkeğin başka görevi vardır. Aynı şekilde  eğer; "kadına emirlik ve valilik verilmez" dediğimizde de hiçbir zaman kadının değerini düşürmüş veya alçaltmış olmayız. Çünkü onun başka önemli görevleri vardır.
 
 
İmam Begavi radiyAllahu anh şöyle der:
 
"Kadın ne emir, ne de kadı olur. Bu konuda bütün alimler ittifak etmişlerdir. Çünkü emirin cihad etmek ve müslümanları idare etmek için dışarı çıkması gerekir. Kadı'nın da ihtilafları çözmek için ihtilaf edenlerin karşısına çıkması gerekir. Kadınsa avrettir. Erkeklerin karşısına çıkmaması gerekir. Ayrıca zayıf bir tabiata sahip olduğundan çoğu meseleleri en mükemmel bir şekilde yerine getiremez. Emirlik ve kadılık, görevlerin en mükemmeli olduğu için bu görevleri eksik tabiatta yaratılmış kadınlar değil, ancak mükemmel olan erkekler yapabilir.

Kör olanlar da bu görevlere uygun değildir. Çünkü ihtilaf edenleri ayırdedemezler. Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem kör olan İbni Ümmü Mektum radiyAllahu anh'ı Medine'ye iki sefer vekil olarak tayin ettiğinde sadece namaz imamlığı konusunda vekil tayin etti. İhtilafları çözen bir kadı veya hakim olarak vekil tayin etmedi.
" (Şerhus Sunne Begavi c:10  s: 77)
 
 
Kadının mahremsiz yolculuk yapamayacağı, mahremsiz hacca gidemeyeceği ve ancak mahremli kişiyle halvet  olabileceği konusunda tüm alimler ittifak etmişlerdir. Emir bunların hepsini tek başına yapmak mecburiyetindedir. Kadının ise bunları mahremsiz tek başına yapması caiz değildir. Bunun için ona emirlik görevi verilmez. Aynı şekilde kadı bazen gerçeğe ulaşmak için ihtilaf edenlerden biriyle tek başına görüşmek mecburiyetinde kalır. Kadının da bunu tek başına yapması mümkün değildir. Kadının doğru dürüst emirlik ve kadılık yapabilmesi için kadının mahreminin kadın nereye giderse onunla beraber gitmesi gerekir.
 
 
Birisi kalkar da; "böyle yapsın" derse ona şöyle deriz:
 
"O zaman orduları nasıl komuta edecek, erkeklerle nasıl mübareze yapacak, gizli anlaşmalar için erkeklerle ve ihtilaf edenlerle tek tek nasıl görüşecek? Şüphesiz ki bütün bunları mahremiyle yapması devamlı mümkün değildir. Eğer kadının mahremi onunla beraber her yere gidecekse onun yerine mahremi geçsin daha iyi, böylece bu ihtilaf çözülmüş olur."
 
 
Kadının emir ve kadı olmasının uygun olmadığı hakkında bu söylenenlerin dışında özellikle Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem kadının emir olmasını nehyetmiştir. Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in sözü bizim şeriatimizdir. Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in sözüne karşı gelmek hem Allah'a hem Rasulüne isyan dır.

Ebu Bekr radiyAllahu anh şöyle dedi:

"Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem Farisilerin, Kisra'nın kızını kendilerine kral olarak tayin ettiklerini duyunca şöyle buyurdu:

"Bir kavim kendilerine kadını emir tayin ederse felaha eremez."
(Buhari)

Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in emrinden sonra içtihad yoktur. Buna rağmen nasıl olur da, kızların zekasına aldanarak, sırf bu kadından daha düşük zekalı olan bir erkeğin vali olması caiz görüldüğü için, kadının emir olmasının uygun olmadığı hükmüne şaşırırlar?!

Bir baba, kızı Hadice edebiyat fakültesinden mezun olduğu halde tek başına şehadetinin kabul edilmemesine, buna rağmen okuma yazması olmayan bina kapıcısının şehadetinin kabul edilmesine çok şaşırdı. Bu adamın şaşırması gururdan, yanlış anlayıştan ve İslam'ı bilmemesinden dolayıdır. Bu kişi, okur yazar bile olmayan erkeğin şehadetinin kabul edilip de edebiyat fakültesi mezunu kızın tek başına şahidliğinin kabul edilmemesine şaşırdı. İslam'a apaçık bir şekilde karşı geldi. Buna rağmen kendisinin müslüman olduğunu, onunla amel ettiğini, insanları İslam'a çağırdığını iddia ediyor.

Kadının emir olmaması gerektiğine karşı gelen, iki kadının şehadetinin bir erkeğin şehadetine eşit olduğu hükmüne şaşıran kişileri, hristiyanların maddi yükselişi kandırmıştır. Bunlar, onlar gibi yükselebilmek için onları taklid etmeleri gerektiğine inanmışlardır. Yahudiler, hristiyanlar ve putperestlerden de etkilenerek kadının emir olabileceği fikrini beğendiler. Bazı kafir sistemlerde hükümdar olan bazı kadınların başarıları onları kandırdı. Bütün bunlar onları, Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in şu hadisini inkar etmeye sevketti:

"Bir kavim kendilerine bir kadını emir tayin ederse felaha eremez."

Onlar; "bu hadisin sahih olması mümkün değil" demeye başladılar. Delil olarak da batılı sistemlerde vali ve hakim olan kadınların başarısını örnek getirdiler. Onların unuttukları önemli bir şey vardır. Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in bu sözü müslümanlar için söylenmiştir, başkaları için değil. Çünkü müslümanlardaki değer ölçüleriyle diğer ümmetlerdeki değer ölçüleri arasında fark vardır.

Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in bu hadiste kastettiği şey şudur:

Eğer kendi ölçü ve dinlerinde; "kadının emir olması, kadı olması uygun değil" diye geçiyor ve buna rağmen onu emir veya kadı tayin ediyorlarsa işte bundan dolayı felaha ermezler. Çünkü böyle yaptıklarında dinlerine ve değer ölçülerine muhalefet etmişlerdir. Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem bu hadiste kadının hiçbir zaman bu görevde hiç bir şekilde başarılı olamayacağını kastetmemiştir.

Bazı insanlar sırf dünya metaını elde etmek, kadınların oylarını kazanmak ve kadınların kendilerini desteklemeleri için; "kadın emir ve vali olabilir ve bu görüş sıhhatlidir" derler. Vali ve kadı olmaları için propaganda yaparlar. Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in hadisini de böylece inkar etmiş olurlar. İslam ümmetinin fesadı ve akidenin bozulması söz konusu olsa bile, kadının her yerde rol alması, her yerde çalışması gerektiği görüşünü beğenip yayarlar.

Müslümanların, attıkları her adımda, aldıkları her kararda, destekledikleri her tarafta dikkatli olmaları gerekir. Çünkü Allah-u Teâlâ bunun hesabını onlardan soracaktır. Ve ayrıca İslam düşmanları, kendilerini müslüman görenlere bakarak İslam hakkında  hüküm verirler. Çünkü onlar İslam'ın temel esaslarını bilmezler. Onlar İslam dininin temelleri ile cahil müslümanların hareketlerini ayıramazlar. Cahil müslümanların davranışlarını örnek göstererek İslam dini hakkında hüküm verirler. Gayeleri İslam dinini siyasi, iktisadi ve sosyal hayattan uzak tutmaktır.
 
 
Bununla ilgili şöyle bir örnek verebilirim:
 
1965 miladi, 1385 hicri yılında Pakistan'da Mevdudi'nin kurduğu "İslam Cemaati" seçimde aday olarak Eyyub Han Kurde'ye  karşı  Fatıma el-Cınnah'ı desteklediler. Çünkü Eyyub Han onlara zarar verdi, faaliyetlerini yasakladı, cemaatin liderlerini hapsetti. Cemaatin üyelerinden bir kısmına işkence yaptı. "İslam Cemaati" böyle davranmanın İslam şeriatine aykırı olduğunu bildiği halde Fatıma el-Cınnah'ı seçimde destekledi. Böyle yapmaması için uyarıldı. Fakat artık Fatıma el-Cınnah'ı desteklediğini ilan etmişti. Geri adım atmak istemedi. Daha sonraki seçimde Benazir Butto kazanıp başbakan olunca "İslam Cemaati" İslam şeriatında kadının başbakan olamayacağını ilan ederek ona karşı çıktı. Fakat onlara cevap çok sert oldu. "Daha önce Fatıma el-Cınnah'ı seçimde desteklediniz. Demek ki daha önce, "İslam'da kadının hükümdar olması caiz," şimdi ise; "caiz değil," diyorsunuz. Siz İslam'ı kendi maslahatınıza göre kullanıyor, İslam dinini siyasete alet ediyorsunuz. Artık halkı oyuncak haline getirmeyin halkı aldatmayın, halkın İslam'a olan sevgisini siyasi emellerinize alet etmeyin" dediler.

Bunun için İslam şeriatini hakim kılmak isteyen müslümanlar her hareketlerinde dikkatli olmak zorundadır. Yaptıkları hareketlerin İslam'a uygun olmasına titizlik ve önem vermeleri gerekir ve bilsinler ki yaptıkları her hareket İslam'a mal edilecektir. Çünkü İslam düşmanları müslüman fertlerin hareketleriyle taşıdıkları düşünce arasında bir fark olmadığı prensibine dayanarak İslam'a ve müslümanlara zarar vermeye çalışırlar.
 



SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Yapılan paylaşımlar vesilesi ile Allah'ın razı olmadığı, İslam'a zıt olan şirk (Allah'a ait hak, sıfat ve yetkileri Allah'tan başkasına veyahut Allah'la beraber başkasına vermektir) ve küfür (gerek inatla gerek cehaletle gerekse inat edenleri taklit sebebiyle Allah'ın tevhidini inkar ve rasulünü yalanlamaktır) içeriklere veyahut bunların savunuculuğunu yapan kurum veya kuruluşlara ulaşmanız halinde hiçbir sorumluluk kabul etmiyoruz.
Facebook  Twitter  Google