Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: Seçimler ve Seçmek  (Okunma sayısı 6492 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mahmut_Şakir

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 42
Seçimler ve Seçmek
« : 25 Ekim 2009, 12:00:18 »
Halife, günümüzde yaygın olan ve bazı insanların en uygun metod zannettiği, seçim şekliyle seçilmez. İslam dini toplumun içinde ihtilaflar, çekelemezlikler olmasını  istemez. Onun için İslam sistemi bu olayları meydana getiren her şeyden uzaktır.

Zamanımızda uygulanan seçim usullerinin hepsi toplumda ihtilaflar, çekelemezlikler, düşmanlıklar meydana getirmiştir. İnsanlar vücud, zeka, hareket bakımından birbirine benzemezler. Halk, üstün seviyeli kişilere bağlanır. Her yetenek sahibine, kendisine taraftar toplamasına, taraftarların omuzları üstünde yükselmesine, onların adına konuşmasına ve diğer grublarla onlar adına yarışa girmesine izin verilirse o zaman İslam toplumunda ihtilaflar, fitneler, düşmanlıklar başlar.

İşte zamanımızdaki seçimlerde böyle olmaktadır. Kim insanları kandırmada çok yetenekliyse, güzel konuşmayı iyi beceriyorsa ve kendisinden istenen güzel vaadleri ne kadar çok verirse ona göre çok taraftar toplar, seçimde kazanır ve ümmetin başına gelir. Onun için bazıları işçilerin çokluğun dan faydalanarak, işçiler adına harekete geçmiştir. Bazıları çiftçilerin sayısının çokluğundan faydalanarak çiftçiler adına harekete geçmiş ve onlar adına konuşmaya başlamıştır. Bazıları kadınlar adına, kadınlara hayırlı olmayan haklar vermek vaadiyle onları kandırarak oylarını toplamıştır. Bazıları ise azınlık adına konuşmaya başlamıştır. İşte! seçim sistemini seçen devletlerde bütün bunların hepsi hatta daha fazlası olmaktadır.

Zamanımızdaki demokratik seçimlerde tüm insanlar oy bakımından eşittir. İşte bu, avamları sevindirir, böbürlenmelerine fırsat verir. Zayıf akılları cesaretlendirir. Çünkü oylarını, en üstün kişilerin oyu gibi düşündüklerinden, toplum içinde çok değerli olduklarını zannetmeye başlarlar. Çünkü onların oylarıyla bazı insanlar yükselir, bazı insanlar alçalır.

Bu demokratik seçimde emri bi'l maruf ve nehyi an'il münker yapan takva ve ilim sahibi olan alimin oyu cahil olan, hiçbir şey bilmeyen, her şeyle yönlendirilebilen kişinin oyuyla aynıdır. Zaten bundan dolayı insanları sömüren kişiler sevinirler. Çünkü ancak bu gibi sistemlerde yükselebilirler. Ve insanları kandırarak onların ismini kullanarak istediklerini elde ederler.

Aynı şekilde kullanılanlar da kullananlar tarafından kendilerine kıymet verildiğini gördükleri için bu sisteme sevinirler. Halbuki bir alet, bir ticaret metaı olduklarını düşünmezler.

Seçimde kullananlar tarafından her türlü vaadler verilmekte, fakat seçim bitince onlara herhangi bir kıymet verilmemektedir. Ancak maslahat icabı yardım edilir. Avam genellikle kim daha çok para verirse, kim onun maslahatını yerine getirirse ona oy verir. Diğer insanların, İslam'ın menfaatini, toplumun menfaatini gözetmez. Şahsından başka hiç kimsenin menfaatini gözetmez.

Hangi akıl sahibi böyle kişilerin oyunu alır, takva sahibi kişinin oyuyla eşit kabul eder?

Hangi selim akıl ve mantık sahibi sadece kendi maslahat, menfaat ve çıkarını düşünenin oyu ile alim ve takva sahibi insanlarla emri bi'l maruf ve nehyi an'il münker yapan kişinin oyunun eşit tutulduğu zaman hayırlı sonuçlar elde edilebileceğini düşünür?

Sadece maddi menfaatlerini düşünen, hayatları sadece zengin olup daha çok yemek, içmek, refah seviyelerini daha çok yükseltmekten ibaret olan toplumlarda bu demokratik seçimler makbul olabilir. Çünkü bu toplumlarda mal ve para, vesiledir. Meşhur olmak ve arzulanan her şeyi elde edip insanlar üzerine hükümdar olmak için bir vesiledir. Kadınlara her türlü ahlaksızlıklar ve refah yolları açıktır. Bunu elde etmek için en önemli olan mal bulmaktır. Kim daha çok mal toplamak istiyorsa, sadece diğer insanları kandırması yeterlidir. Buralarda hayvani arzular hakimdir ve buralardaki hayat tıpkı ormandaki vahşi hayvanların hayatı gibidir. Artık toplumun yüksek değerleri yoktur.

Seçimdeki propagandalar refahı, nefsin isteklerini temin etmek için her şeyi mübah kılmaya yöneliktir. Bu yüzden sadece nefsin arzularını temin etmek, her istenilen şeyi yapmak için hürriyet isteyip, sadece bu fikre sahip olan parti ve cemiyetlere üye olunur. Onun için bu toplumlardaki partiler, cemiyetler ve hizipler arasında, fazla fark olmadığından çarpışmalar da fazla olmaz, sadece laf atmalar olur.

İslami toplumlarda bir çok insan İslam'dan olmayan bu demokrasi sistemine aldanmıştır. Bu aldanma, demokrasi sistemini uygulayan batı toplumlarındaki maddi ve ilmi ilerlemelerden ve batının bu durumuna karşılık İslami toplumlarda var olan gerileme ve zaaftan dolayıdır. Bunun için bu ümmetten olan batı hayranları batı gibi ilerlemek istediklerinden batıyı taklit edip ona tabi oldular. Orada mevcut olan sistemleri beğenip kendi memleketlerinde uygulamak istediler. Kim bir şeyi severse onu yükseltir. Onda mevcut olmayan yüksek sıfatlar verir. İnsanlar onu beğensin, ona tabi olsunlar diye süsler.

Bunun için alim olduklarını iddia eden bazı kimseler demokratik sistemi uygulamak için harekete geçtiler ve uygulanması için öneriler vermeye başladılar. Ve demokratik sistemin İslam'ı hakim kılmada en yakın yol olduğuna dair fetva vermeye başladılar. İşte bu, cehaletin ta kendisidir. Eğer hak, çoğunluğun tabi olmasıyla, batıl da ona az ittiba edenlerle belirlenirse nebi ve rasullerin durumu nasıl olur?

İnsanları ıslah eden önderlerin durumu nasıl olur, onların görevleri nerede kalır?

İnsanların çoğunluğuna göre mi hareket etsinler, yoksa hak bildikleri şeye göre mi hareket etsinler ve buna göre çoğunluğu ıslah etmeye çalışsınlar?
 
 
İslam nizamında çokluk ve azlığın değeri yoktur. İslam nizamında hak ve batıl vardır. Sahibi bir tek kişi olsa bile eğer o hak ise ona tabi olunur. Batılın sahibi çok kişi olsa da o terk edilir. Ondan uzak durulur.
 
Nebi ve rasuller davetlerine tek kişi olarak başladılar. Tek başına hakkı yüklendiler ve hakka davet ettiler. Şahsi maslahatlarından dolayı heva ve heveslerine karşı çıktıkları için, batılı savunan çok kişi onlara karşı çıktı. Tebliğ ettikleri kavimlerden çoğu batılı savunarak onlara karşı çıktı.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor

"Eğer yeryüzündeki insanların çoğuna tabi olursan Allah'ın yolundan seni saptırırlar. Onlar zanna tabi olur ve onlar yalan uydururlar." (En'am: 116)

İslam sisteminde parti ve hizibler yoktur.
Çünkü sadece İslam şeriati tatbik edilir. İslam devletinin toplumu tek bir vücut gibidir. Hatta İslam toplumunda mevcud olan kitap ehli bile verdikleri sözde durdukları müddetce İslam toplumundaki diğer müslümanların sahip olduğu hak ve hukuka sahip olur. Eğer ahidlerini bozar ve hainlik yaparlarsa onlarla savaşmak ve İslam toplumundan çıkarmak gerekir. Ahidlerinde durdukları müddetçe İslam toplumunun bir parçasıdırlar. İnançlarına dokunulmaz. Kendi dinlerinde mübah olup İslam'da haram olan yiyecekleri, yemekleri ve adetlerini ancak kendi evlerinin içinde yaparlar. Açık bir şekilde yapamazlar. Eğer açık bir şekilde yaparlarsa verdikleri sözü bozmuş olurlar. Uyarılırlar, uyarıldıktan sonra yine yaparlarsa artık hem ahidlerini bozmuş hem de müslümanlara meydan okumuş sayılırlar. O zaman gereken ceza verilir.

Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem Medine'deki yahudilerle barış anlaşması yaptı. Beni Kaynuka, Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'e ihanet edince Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem onları Medine'den sürdü. Akabinde Beni Nadir hıyanet etmek isteyince Medine'den çıkarıldı. Beni Kureyza yahudileri ahidlerini bozarak Medine'ye saldıran müşriklerle anlaştıklarından Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem ceza olarak onları öldürdü.

İşte İslam toplumu, İslam nizamının altında tek bir cemaattir.
İslam devletinde fikirleri ayrı parti ve örgütler olmadığından İslam toplumundaki fertler arasında bundan dolayı çarpışma ve ayrılık yoktur.

Müslümanlar azınlıkta olduklarında veya dar'ul harp te yaşadıklarında İslami bir hayat yaşamaları için bir cemiyet oluşturmaları gerekir. Bu topluluk diğer insanlara çok güzel İslami bir örnek olmalıdır. Ki diğer insanlar da onları örnek alıp İslam'a girsinler. Bu topluluk İslam devletinin en küçük bir örneği olmalıdır. Böylece müslüman olmayanlar İslam dininin hayatta nasıl uygulandığını ve insanın fıtratına en uygun din olduğunu görsünler ve ona tabi olsunlar. Zaten müslümanlar ancak bir cemiyet oluşturdukları zaman İslam düşmanı topluluklara karşı durabilirler.
 
 
İslam'a göre halifenin demokratik seçim sistemiyle seçilemeyeceğini ispat ettik. O zaman İslam'a göre halife ve emir nasıl seçilir?

Şüphesiz halife ve emir ehli'l hal ve'l akd tarafından seçilir. İşte İslami metod budur.
 



SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Yapılan paylaşımlar vesilesi ile Allah'ın razı olmadığı, İslam'a zıt olan şirk (Allah'a ait hak, sıfat ve yetkileri Allah'tan başkasına veyahut Allah'la beraber başkasına vermektir) ve küfür (gerek inatla gerek cehaletle gerekse inat edenleri taklit sebebiyle Allah'ın tevhidini inkar ve rasulünü yalanlamaktır) içeriklere veyahut bunların savunuculuğunu yapan kurum veya kuruluşlara ulaşmanız halinde hiçbir sorumluluk kabul etmiyoruz.
Facebook  Twitter  Google