Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: Halife ve Emirin Görevleri  (Okunma sayısı 6661 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mahmut_Şakir

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 42
Halife ve Emirin Görevleri
« : 25 Ekim 2009, 11:46:57 »
Devlet idaresinde halifenin, vilayet idaresinde ise emirin görevleri şunlardır:
 
 
1 - Selefi salihinin ittifak ettiği, dinin temellerini muhafaza etmek.
 
Günümüzde cemaat emiri;
fertlerin daha da gelişmesi için uygulanacak programı belirler.

İslami anlayışları nefislere yerleştirmek için yol çizer.

İslam'a zıt olan fikirlerin yayılmaması için önlemler alır.

İslam'ın temelleri ile ilgili konularda fertlerin cahil kalmamaları için öğretici bir program çizer.

Şayet emir bu konuda bir ihmal gösterirse, bozukluk nefislere yerleşir ve yayılır. Nefisler bozulunca da İslam'dan uzaklaşmalar meydana gelir.
 
 
2 - İnsanların emniyet içinde yaşaması için güvenliği tesis etmek.
 
Günümüzde her İslami grubun emiri, cemaatine İslam düşmanı fertlerin girmesini önlemelidir.

İslam düşmanları cemaatlere genellikle arkadaşlık, akrabalık, mevki, makam, zenginlik ve bilgiçlik taslama yolları ile girerler. Zamanla girdikleri cemaatin adeta bir parçası olurlar, Öyle ki cemaat içinde en üst noktalara yerleşmiş oldukları için, cemaat artık onlarla anılmaya başlar. Böylece doğru olan İslami anlayışlar bulanmış ve söz konusu cemaatler, sadece siyasi çıkarlara bağlı birer topluluk haline dönüşmüş olur.
 
 
3 - Tampon bölgeleri muhafaza etmek.
 
Günümüzdeki emir, fertlerini devamlı gözetip kontrol etmelidir. Her müslüman, sınırda bekçilik yapan bir asker olduğunu hissetmeli ve cemaate kendi bölgesinden hiçbir düşmanın girmemesine dikkat etmelidir. İşte bu noktada, emir konumundaki kişi de fertlerini devamlı kontrol edip iman ve azimetlerini kuvvetlendirmelidir. Emirin bu uygulamasıyla şuurlaşmış fertlerin koruduğu bölgeler daha da sağlam olur.

Ayrıca fertler ilimle de yükselmelidirler. Fakat ilim yanında, fertlerin kendi bölgelerini en iyi şekilde koruyabilmeleri için kültürlerinin de arttırılması gerekir.
 
 
4 - Hadleri uygulamak.
 
Allah'ın yasakladığı şeylerin ihlal edilmemesi ve kulların haklarının muhafazası için hadlerin uygulanması gereklidir.

Bu noktada emirin görevi; İslam aleyhine uydurulan fikir, yalan ve şüpheleri tetkik edip onlara güzel bir üslup ile ilmi bir reddiye yapmaktır.
 
 
5 - Tebliğ ulaştığı halde kabul etmeyenlerle, müslüman veya zimmet ehli oluncaya kadar cihad etmek.
 
Günümüzde bu konuyla ilgili olarak emire düşen görev;
İslam'ı ve mutlu bir hayat için en ideal sistem olan İslam sistemini anlatan kitapları yazmak için heyetler oluşturmak, konferans ve paneller düzenlemek, ortaya atılan fikirler ne kadar saçma olursa olsun, kimsenin şahsına saldırmadan, alay etmeden tartışmalar yapmaktır.
 
 
6 - Anlaşmazlığa düşenler arasında hüküm vermek.
 
İslami hükümleri fertler arasında uygulamak emirin görevidir. İslam kanunları günlük hayatta uygulamadan kaldırıldığı ve beşeri kanunlarla hükmedildiği için hakimler bu hükümlerle hükmetmeyi terk etmişlerdir.

İslam cemaati, İslami hükümleri fertleri arasında uygulamalı ve aralarındaki ihtilafları İslam'a göre çözmelidir. Zaten o cemaatin fertleri ihlaslı iseler, yaşadıkları ortamda ne kadar İslam kanunları uygulanmasa da, kendi aralarındaki ihtilafları muhakkak İslam'a göre çözerler.

Ancak hadleri uyguladıkları zaman yaşadıkları toplumda bir kargaşa çıkacaksa veya daha kötü sonuçlara yol açacaksa, uygulanmaması daha doğrudur.
 
 
7 - Şeriate uygun olarak zekat ve bağışları toplamak.
 
Günümüzde her İslami cemaat küçük bir İslam devleti gibi olmalıdır. Ancak İslam tatbik edildiği zaman insanlar, İslam kanunlarının hayata ne kadar uygun olduğunu, toplumun ne kadar mutlu olacağını ve İslam toplumunun fertleri arasındaki dayanışmayı pratik olarak görebilirler.

İşte emir, zekat ve sadakaları İslam toplumundaki zenginlerden alır ve sonra onları en uygun şekilde toplumdaki ihtiyaç sahiplerine dağıtır.
 
 
8 - Zekatın ve diğer bağışların yerlerini tespit ederek dağıtmak.
 
Şüphesiz malların uygun bir şekilde toplanmasındaki amaç daha sonra uygun bir şekilde dağıtılmasıdır. Ancak bu şekilde cemaat fertleri arasında yardımlaşma ruhu kuvvetlenir, fakirlerin ihtiyaçları azalır  veya yok olur, fertler arasında ise sevgi zuhur eder ve bu şekilde insanların arzuladığı örnek bir toplum oluşur. Davetçiler insanları bu topluma çağırdıklarında da Allah'ın izniyle bu davete icabet edeceklerdir ve bu toplum hedefe ulaşacaktır. Bu cemaatin her bir ferdi görevlerini yerine getirdiği zaman o cemaat de görevini yerine getirmiş olur. Böylece Allah'ın ve Rasulünün yolunda topluca yürünür.
 
 
9 - Hataya düşmemek için istişare yapmak.
 
Şura ve istişare, kişiyi sadece kendi aklını beğenerek, sadece kendi görüşünü uygulayarak veya tatbik ederek hataya düşmekten korur. Çünkü istişare terk edildiği zaman heva ve hevesler hakim olur. Sonuç olarak da hatalar çoğalır. Emir hata yaptığı zaman, buna bağlı olarak fertlere de zarar gelir. Bu durumda fertler emire karşı geldiğinde toplumda bir sarsıntı olur, şayet karşı gelmeyip susarlarsa, o zaman da helak olurlar.

Sonuç olarak, hata yapmamak ve her iki kötü duruma düşmemek için istişare yapmak mutlaka gereklidir. Bu sebeple, meclisi şuraya danışmadan veya güvendiği yakın kişilerle istişare yapmadan, emir hiçbir açıklamada bulunmamalıdır.
 
 
10 - Cemaatin gidişatını bizzat kontrol etmek.
 
Halife veya emir, yetkisi dahilinde cemaatin gidişatını kontrol etmeli ve zaruret olmadıkça bu görevi bir başkasına yüklememelidir. Çünkü o, bu görevi birisine yüklerse o da diğerine yükler. Böylece emirler kaybolur, sorumlu kişilerin fertler üzerindeki saygı ve otoritesi kalkar. Zaten hilafetin parçalanmasının ve otoritesinin yok olmasının sebebi de budur.

Görevini güzel bir şekilde yerine getirmeyen, zayıf kimseler görevine önem vermeyen kimseler, yaşı küçük olan kimseler, zalimler gemiyi ancak baskı ve şiddetle idare edeceğini sanan emirler, başa geldiği zaman, onların görevlerini başkaları ifa etmeye başladı. Böylece halifeler, kuklalara dönüştüler. Sıfat ve mevkileri dışında yetkilerini kaybettiler. Öyle bir zaman geldi ki, sadece "halife" lakabının verdiği ün ve şöhretle yetindiler.

Günümüzde de cemaat emirinin belli bir müddet için tayin edildiğine, daha sonra görevden uzaklaştırıldığına, ihtiyaç hissedildiğinden veya başkası bulunamadığından ya da bir problemi çözmek için aynı göreve birkaç sefer döndürüldüğüne tanık olunmaktadır.
 
 
11 - Emri bi'l maruf nehyi an'il münker yapmak.
 
Emir, cemaatin gidişatını kontrol ederken, ihtiyaç gördüğünde emri bi'l maruf nehyi ani'l münker yapmalıdır. Bunu yapmaz ve ihmal ederse, memurları da ihmal eder ve hesap sorma görevlileri gevşer.

Her sorumlu fert, emirin sahip olduğu görevlerin aynısıyla yükümlüdür. Bu yüzden Kisra'nın hazineleri Ömer radiyAllahu anh'nın önüne getirildiğinde Ali radiyAllahu anh ona şöyle demiştir.

"Sen, harama yanaşmadın. Bu sebeple onlar da harama yanaşmadılar. Eğer sen haram yeseydin, emrin altındakiler de haram yerlerdi."
 
 
12 - Fertler arasında adaletli davranmak.
 
Adalet, fertler arasında farz olduğu gibi, sorumluluk da fertler arasında farzdır.
 
 
13 - Hürriyetleri sağlamak.
 
Fertlere görüş beyan etme hürriyeti verilmelidir. Bu sağlandığında nasihat yayılır ve nefislerde olanlar ortaya çıkar, böylece fertler düzeltilir.

Bir kimse görüşünü beyan ettiği zaman bu, topluma büyük faydalar sağlayabilir. Fakat kişi görüşünü açıklamaz ve ortaya koymazsa, işte o zaman kalplere, kalıcı, çok büyük hastalıklar yerleşir. Kalplerde saklanan bu hastalıklar, bir gün aniden ortaya çıkar ve çevresine çok büyük zararlar verebilir.

Görüş beyan etme hürriyetini yasaklamak, önemli bilgilerin saklanmasına da sebep olur. Baskı yapmadan fertlerin görüşlerini dinlemek, hile yapmadan ve diğer görüşlere saygı göstererek beyan edilmesine fırsat vermek, nefiste gizli olan şeylerin çıkmasına vesile olur, Böylece iyi olanlarla kötü olanlar birbirinden ayırt edilebilir. Bu sonuca göre de her fert, hak ettiği yere oturtturulur.

Fakat fertlerin görüşleri dinlenmediği zaman, kişilerin değerlendirilmeleri güçleşir. Fertler yeterince tanınmadığı  için de hak etmedikleri yerlere tayin edilebilirler. Dolayısıyla yağcılık, yalan, casusluk ve gıybet  yayılır.
 
 
14 - Bilgi sahibi olmak.
 
Emir, müslümanların yerlerini, onlarla ilgili meseleleri ve problemlerini bilmeli, onları çözmek için uğraşmalıdır. Problemlerin çözümü için araştırmalar yapacak ve en uygun çözüm yollarını bulacak uzman kişileri görevlendirmelidir.

Günümüzde, bilinmesi ve çözümlenmesi gereken meseleler çok olabilir. Emirin, bu meselelerin hepsini çok iyi bilmesi ve takib etmesi gücünü aşabilir. Bu sebeple, emire yardımcı olacak, güvenilen kimselerden oluşan komiteler kurulmalıdır. Bu komitelerden her birinin özel görevleri olmalı ve görevlerini en güzel şekilde ifa edip emire raporlar vermelidirler. Bu sayede emir, bir mesele hakkında konuştuğu zaman bilerek konuşur ve yanılgıya düşmez.

Fakat bunlar yapılmazsa, meydana gelen o hatalar cemaati de ilgilendirecektir. Çünkü, hatalar tekrarlanınca, cemaate yansır ve dışarıya karşı cemaati kötü gösterir, cemaatin seviyesini düşürür. Sorumluluğun bilincinde olmayan bir cemaat imajı verir.

Bu duruma düşmüş büyük eleştirilere maruz kalmış ve büyük sıkıntılar çekmiş cemaatler olmuştur. Bunların fertleri her ne kadar cemaatleriyle ve cemaatın önceki durumuyla övünseler bile, bugün sadece kuru bir isimden başka geriye hiçbir şeyleri kalmamış, dağılmışlardır. Öyle ki fertler kendi cemaat prensiplerine uymadıkları halde, taassuptan dolayı cemaatleriyle övünür olmuşlardır.
 



SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Yapılan paylaşımlar vesilesi ile Allah'ın razı olmadığı, İslam'a zıt olan şirk (Allah'a ait hak, sıfat ve yetkileri Allah'tan başkasına veyahut Allah'la beraber başkasına vermektir) ve küfür (gerek inatla gerek cehaletle gerekse inat edenleri taklit sebebiyle Allah'ın tevhidini inkar ve rasulünü yalanlamaktır) içeriklere veyahut bunların savunuculuğunu yapan kurum veya kuruluşlara ulaşmanız halinde hiçbir sorumluluk kabul etmiyoruz.
Facebook  Twitter  Google