Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: Şehadetin Anlamı  (Okunma sayısı 479 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı hamza

  • Aktif Üye
  • **
  • İleti: 50
Şehadetin Anlamı
« : 02 Ekim 2009, 00:58:10 »
Bu din hiç kuşkusuz korumasız kaim olamayacağı gibi cihad yapılmadan da yeryüzünde egemen olmaz. Çünkü cihad akideyi korumanın, davanın güvenliğini sağlamanın, müminleri fitneye ve İslâm şeriatini de fesada uğramaktan emin kılmanın vazgeçilmez bir gereğidir.

Bazı kuşaklarda akide yozlaşıp şehadet kelimelerinin, şehidlik ve cihadın önem ve değeri azalınca, yani biricik ve sapasağlam anlamlarından uzaklaştırılınca Allah yolunda şehid olmanın üzerini kalın örtüler kapladı.

Şurası kesindirki bir savaş, eğer "fi sebil'illah" değilse ne cihad, ne şehadet ve ne de cennet söz konusu olabilir. Çünkü sadece Allah yolunda ölmek, sadece O'nun dinine; O'nun gönderdiği hayat sistemine yardım etmek gerekir. Eğer hedef "kelimet'üllah"ın yüceltilmesi değilse, eğer hedef ilahi şeriat ve metodun insanların gönlünde, ahlâkında, davranışlarında, yönetimlerinde, yasa ve nizamında egemen olması değilse şehidlik de yoktur, cennet de yoktur.

Ebu Musa (r.a.)'dan:

Hz Peygamber'e (s.a.v.) soruldu:

Cesaretini göstermek için, hamiyeti için ve gösteriş olsun diye savaşan adam.. Hangisi Allah yolunda?' Hz. Peygamber (s.a.v.):

"Kim, kelime'tüllah'ın yüceltilmesi  için savaşırsa onun savaşı Allah yolundadır, diye buyurdu." (Buhari: 8/189; Müslim: 3/1512; Tirmizî: 4/179; İbni Mace: 2/931; Ahmet: 4/405)
Görülüyor ki uğrunda şehid olunup cennete girmeyi hakkettirecek başka bir cihad hedefi, başka bir sancak yoktur. Çünkü tek hedef ve tek sancak "fi sebil'illah" tır. Yoldan çıkmış kuşakların benimsediği başka tür düşünce ve bayraklar, isim ve gayeler değil..

Bu bakımdan dava adamlarının bu apaçık gerçeği çok iyi anlamaları gerekir. Ve bunu arı-duru ve her tür çarpıtmadan uzak bir şekilde gönüllerine yerleştirmeleri gerekir. Yaşadıkları ortamın mantığından ve sapılmış kuşakların değerlendirmesinden etkilenmeden..

Kendi sancaklarını başka sancaklarla ve kendi düşüncelerini de.akidelerinin tabiatına yabancı olan başka düşüncelerle hiç bir şekilde karıştırmadan..

Cihad, ancak kelimet'ül-lah'ın yüceltilmesi için vardır. Ruh ve vicdanda, ahlak ve davranışlarda, yönetim biçimlerinde örgütlenmelerde, hayatın her tür bağlantı ve ilişkilerinde yüceltilmesi..

Böyle olmadı mı, 'Allah için' gayesi söz konusu olmaz. Çünkü o iş şeytan için yapılmıştır. Sonra böyle olmadı mı "sahicilik" ve "Şehidlik" de olmaz. Cennete girmek, Allah katından yardım görmek ve ayak sabitliğini ekle etmek de olmaz. Çünkü bu durumda sadece karmaşa, kötü tasarruf ve sapıtma söz konusu olabilir. Şu halde Allah dininin davetçileri, cahili düzenlerin "fi sebil'il-lah" temel şartıyla bağdaşmayan mantığından nefislerini, duygu ve düşüncelerini kurtarmak zorundadırlar.

Şehidler. Allah'ın kendi yüce zatı için ayırmak üzere mücahidlerin arasından seçtiği (seçkin) kimselerdir.

"......Sizden şehidler edinsin diye.." (Ali İmran: 140)

Öyleyse kişinin Allah yolunda şehid olması bir ziyan (kayıp) değildir. Bu, tamamen İlahi bir seçim ve beğenidir, üstün ve özellikli kılma işidir. Onlar, Yüce Allah'ın özellik sahibi kılıp da kendilerine şehadet verdiği kimselerdir. Kendi Yüce nefsine ayırmak ve kendisine özellikle yakın tutmak üzere rızıklandırdığı kimseler..

Onlar, Allah'ın kendisi için ayırdığı, insanlığa gönderdiği hakkın yolunda şehadet verdiği kimselerdir. Allah'ın şahid tuttuğu kimselerdir. Şehadetlerini hakkıyla, şüphesiz, şaibesiz ve tartışmasız bir şekilde yerine getirenlerdir. Hakkın gerçekleşmesi ve insanlığın dünyasında yerleşmesi uğrunda ölünceye kadar cihad edenlerdir.

Yüce Allah kendilerinden, kendi katından gelen hakkın şahidi olmak, kendisine iman etmek, sadece kendisine bağlanmak, sadece kendisini yüceltmek, hem de ondan öte her şeyi önemsiz görecek kadar yüceltmek üzere görev yapmalarını istemektedir.Bu hak olmadan insanlık hayatının islah olamayacağına ve düzelemeyeceğine, batıla karşı savaşmanın, batılı insanlık hayatından uzaklaştırmanın kaçınılmazlığına; hakkı insanlık dünyasında yerleştirmenin ve insanları Allah'ın hayat nizamına göre yönetmenin gerekliliğine inanmaları şartıyla görev yapmalarını istemektedir.

Evet Allah onları; şahid tutuyor, onlar da şahid oluyorlar. Ve bu şahidlikleri, ölünceye kadar cihad etmektir.

Tartışma ve cedelleşme istemeyen bir şehadettir bu.

"La ilahe İllAllah Muhammedun Resulullah" şehadetini getirip de bunun muhteva ve gereklerini yerine getirmeyen bir kimse şehadet getirmiş olarak kabul edilmez. Bu kelimelerin muhtevası ise:

"Allah'tan başkasını ilah edinmemektir. Allah'tan başkasının şeriatini kabullenmemektir."

"İlahlığın (Uluhiyyet) " en belirgin özelliği hiç kuşkusuz kanun koyuculuktur.

"Ubudiyetin" en belirgin özelliği ise (hüküm ve yasaları) Allah'tan almaktır.

Allah'tan (hüküm ve yasaları) almanın bir tek yolu ise Allah'ın Resulü olmak sıfatıyla Hz. Muhammed (s.a.v.)'den almaktır.

Ayrıca bundan başka hiç bir kaynağa güvenmemektir, öyleyse bu sahiciliğin gereği, cihad etmektir, ilahlığın Hz Peygamber nasıl tebliğ etmişse öylece Allah'a ait kılınması için cihad..

Allah'ın insanlık için seçip Hz. Peygamber'in tebliğ buyurduğu hayat sisteminin yeryüzünde egemen, galip ve boyun eğilen bir düzen olmasının yolu budur.

İstisnasız tüm insanlık hayatına hükmeden bir nizam olmasının yolu budur.

Eğer bu iş, uğrunda ölmeyi gerektiriyorsa, işte bu yolda ölen kimse şehittir.

Bu yolda ölen kimse şahidtir. Çünkü Allah bu kimseden bu şehadeti ifa etmesini istemiştir. Ve Allah bu görevini ifa eden kimseyi katına şehid olarak almış ve onu bu makamla onurlandırmıştır:

"Şehidler, Rableri katındadır, (orada) kendilerine mükafat ve nurları vardır." (el-Hadid: 19)

Kaynak:Davet yolu (Seyyid Kutup)
Kalem sahibi kimseler, bir çok büyük işler yapabilirler.
 Ancak; fikirlerinin yaşaması pahasına kendilerini feda etmeleri şartıyla...
 HAKK bildikleri şeyin Hakk olduğunu fütur etmeden söyleyip,
 gerekirse bu uğurda başlarını vermeleri şartıyla...

                            Seyyid Kutup