Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: Müslümanların Çekiştikleri Şeylerde Allah'ı ve Rasulullah'ı Hakem Kabul ....  (Okunma sayısı 5488 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İslâm Meşalesi

  • Site Yetkilisi
  • *****
  • İleti: 713
  • Herşeye Rağmen Yola Devam!...
Müslümanların Çekiştikleri Şeylerde Allah'ı ve Rasulullah'ı Hakem Kabul Etmelerini Beyan'ı

Bu günkü batıl sapık düşünceler ve bunların savunucularının çoğu dört imam zamanında da vardır. Dört imam ve arkadaşları (Allah (c.c) onlardan razı olsun), sapık düşüncede olanlara cevap olmak üzere, Kitaplarında, derslerinde ve münakaşalarında onların batıl yolda bulunduklarını ispat etmişlerdir. Allah'u Teâla'nın izniyle, bu ispatların bir kısmını aşağıda nakledeceğim.

İmam Şafii Risale'sinde ve İmam Beyhaki (r.a) Medhal adlı Kitabında (İmam Şafii'nin sözünü) şöyle naklettiler: İmam Şafii (r.a) dedi ki: "Allah (c.c) dininde, farzında ve Kitab'ın'da, Rasûlüne (s.a.s)'e itâatı farz kılmak, isyanı haram kılmak süretiyle, önemli bir yer verdi. Rasûlünün (s.a.s) faziletini, Kur'an'ı Kerim'de, kendine olan imanla birleştirerek beyan etti. Allah (c.c) buyurdu ki:


"Allah’a ve O’nun ummî (okuma yazma bilmeyen) nebisi olan rasulüne iman edin."   (A’raf:158)

Ve yine

(Ey kalplerinde iman olmadığı halde, sadece dilleriyle iman ettik diyen Bedeviler!) Bilin ki mu’minler ancak; (zatını, sıfatlarını ve fiillerini birleyerek) Allah’a ve (getirdiklerini tasdik ederek) Rasulüne iman edenlerdir.
   (Hucurat: 15)
         
   Allah'u Teala  (c.c) temel olan imanın başlanğıcını; ondan sonra ğelen şeylerin (iman edilecek diğer esasların ve amellerin) kabul edilebilmesi açısından, Allah'a iman ve sonra Rasulûne imanda kılmıştır.

İmam Şafii (r.a) dedi ki: "Allah'u Teala bütün insanları; göndermiş olduğu vahye (Kur'an'a) ve Rasûlullah (s.a.s)'in sünnetine tabi olunmasını, itaat edilmesini farz kılmıştır. Kerim olan Allah (c.c) Kitab'ın'da şöyle buyurur:


 Muhakkak ki Allah müminlere, içlerinden kendilerine bir rasul göndererek (büyük) nimet verdi. O rasul, müminlere Allah’ın ayetlerini (Kur’an’ı) okur, onları (şirkin ve kötü ahlakın pisliğinden) temizler ve onlara hem kitabı (Kur’an’ı) hem de (hikmet dolu) sünneti öğretir. Halbuki onlar, kendilerine bu nimet verilmeden (Rasul Muhammed gönderilmeden) önce apaçık bir sapıklık içinde ve hidayetten çok uzak bir durumda idiler.  (Ali İmran:164)

Bu ayet-i kerimede Kitab ve Hikmet beraberce zikredilmiştir. Allah'u Teala'nın (c.c)  Kitab diye buyurduğu; Kur'an'ı Kerim'dir. Kur'an'ı bilen ilim ehlinden, işittiğim şudur ki: Hikmet buyruğundan kasıt, Rasûlullah (s.a.s)'in sünnetidir. Bunun bu manaya ğelmesi bir haktır. Zira Allah (c.c) Kur'an'da;
 
 Ey (Allah’a, Rasul’üne ve ona indirilenlere) iman edenler! Allah’a itaat edin, Rasul’üne de itaat edin (emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak durun). Sizden olan ululemre (emir ve ilim sahiplerine) de (masiyeti emretmediği müddetçe) itaat edin. (Büyük olsun küçük olsun) Herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten iman etmişseniz, onu Allah’a (Kur’an’a) ve (hayatta iken) Rasul’üne (vefatından sonra ise onun sünnetine) havale edin (çözümünü oradan alın çünkü her ihtilafın çözümü orada vardır). Bu, hem (sizin için dünya ve ahirette) daha hayırlıdır hem de (gerçek adalet sağlanacağı ve ihtilaflar ortadan kalkacağı için) netice itibarıyla daha güzeldir. (Nisa:59)

 Bazı ilim ehlinden, "Sizden olan emir sahiplerinden maksadın; Rasûlullah (s.a.s)‘in göndermiş olduğu birliklerin komutanları olduğu nakledilmiştir. "Şayet herhangi bir hususta anlaşmazlıga düşerseniz" Yani ihtilafa düştügünüz herhangi bir şeyde demektir. Burada Allah (c.c) onlara, kendilerine itaatle emir olundukları, emir sahipleri bildirmektedir. "O'na Allah'a ve Rasûlüne götürün": Yani Allah'u Teâla: anlaşmazlık olduğu zaman nasıl hareket edileceğini, hüküm için kimlere başvurulacağını bildirmektedir.

Allah (c.c) Rasûlune olan itaatın, teslimiyetin ve bağlılığın bizzat kendisine yapılmış olacağını bir çok ayetinde belirtmiştir. Allah (c.c) buyurur ki
:
 
Hayır (tağuta muhakeme olmak iyilik getirmez)! Ey Rasul'üm! Rabbine yemin olsun ki aralarında ihtilaf ettikleri her şeyde seni (vefatından sonra ise getirdiğin şeriati) hakem tayin etmedikçe, sonra verdiğin hükümden dolayı nefislerinde hiçbir sıkıntı duymadan rıza göstermedikçe ve verdiğin hükme hiç itiraz etmeden tamamen teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar. (Nisa:65)

Ve yine Rasûlûllah (s.a.s)'in emrine tabi olmayı gerektiren bir delil daha,

Allah (c.c) buyurur ki:
 
Rasulü, aranızda birbirinizi çağırdığınız gibi çağırmayın (ona karşı saygılı olun)! Muhakkak ki Allah, içinizdeki izinsiz gizlice onun (Rasulünün) huzurundan ayrılanları bilmektedir. Rasulün emrine muhalefet (ve ondan izinsiz hareket) edenler, başlarına (dünyada) bir musibet veya (ahirette) acıklı bir azap gelmesinden sakınsınlar.
(Nur:63)

Allah (c.c), bir ayetinde daha buyurmaktadır ki:
 
Ey gerçek manada iman edenler! Rasul (Muhammed) size ne verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa (vermediyse) ondan uzak durun (onu istemeyin). (Haşr:7)                                                                                                     
                                                                                                                                 
Bu ayetler ve daha nice ayetler, Rasûlullah(s.a.s)'in emrine tabi olmayan ve O'na itaâtın ğerekli olduğunu göstermektedir. Rasûlullah (s.a.s)'in emri reddedilmez, çünkü Allah (c.c) Rasûlune itaât edilmesini farz kılmıştır."
 
İmam Beyhâki (r.a) şöyle dedi: "Şayet sünnet dinde delil olmasaydı, Rasûlullah (s.a.s)'in kendisiyle beraber bulunanlara, dinlerini ögrettikten sonra, vermiş olduğu hutbesinde şöyle buyurmazdı.

 
"Burada bulunan kişiler, bulunmayanlara anlattıklarımı aktarsınlar, umulur ki, anlatılan şahıs burada dinleyenden daha anlayışlı ve kavrayışlı olabilir."

Ve yine sünnet delil olmasaydı Rasûlullah  (s.a.s) "Allah'u Teâla bizden bir hadisi dinleyipte, bunu başka bir kişiye anlatarak vazifesini yerine ğetirenin yüzünü parlatsın. Olur ki anlatılan kişi dinleyenden daha kavrayışlıdır." Buyurmazdı.  Bu hadis mütevatir bir hadistir.
 

İmam Beyhaki (r.a) Ebu Rafi (r.a)'dan nakletti ki; Rasûlullah (s.a.s) şöyle buyurdu;

"Sizden herhangi birisine, koltuğuna yaslanmış bir şekilyde iken, benim emretmiş olduğum veya nehy etmiş olduğum, bir hadisim ğetirildiğinde: "Bilmiyorum. Biz onu Allah'ın Kitab'ın'da bulamadık ki tabi olalım". Der bir vaziyette rastlamayayım."
 
Bu hadisi, Ebu Davud ve Hakim'de naklettiler.

 İmam Beyhaki (r.a), Mikdam bin   Ma'diy Kerb'den naklettiler Mikdam dedi ki: "Rasûlullah    (s.a.s) Heyber günü bazı şeyleri haram kıldı. Onlardan ehli eşek ve diğerr bazı şeylerdir. Sonra Rasûlullah  (s.a.s) buyurdu ki:

 
"Korkarım ki, koltuğuna yaslanmış rahat bir şekilde oturan bir adama benim bir hadisim nakledilirde, o kişinin "Benimle sizin aranızda Allah'ın kitabı vardır. Biz ancak O'ndan helâl bulduğumuzu helâlkabul ederiz" diyecegi zaman yaklaşmıştır. Dikkat edin Rasûlullah'ın (s.a.s) haram kılması da Allah ( c.c.)'ın haram kılması gibidir.
 
 Beyhaki dedi ki: "Bu hadis, Rasûlullah(s.a.s)'den sonra hadisleri kabul etmeyen, inkar eden kişilerin oluşacağını haber vermektedir. Bu haberin doğruluğu şu zamanda ğerçekleşmiştir."
 
 İmam Beyhâki (r.a) kendi senedi ile Şebib bin   Ebi Feddalet'il Mekkiyye'den nakletti ki: İmran Bin Hüseyin (r.a) şefâatı anlattı. Toplulukdan biri dedi ki: "Ey Ebu Nüceyd! Muhakkak siz bize hadisler naklediyorsunuz, ama biz onların aslını Kur'an'da bulamıyoruz" İmran (r.a) sinirlenerek o kişiye dedi ki: "Sen Kur'an'ı okudun mu? O kişi "Evet okudum" dedi. İmran (r.a) dedi ki: "Sen sabah namazının iki, ögle, ikindi ve yatsı namazının dört ve akşam namazının üç rekat olduğunu Kur'an'da buldunmu?" Adam dedi ki: "Hayır bulamadım" İmran (r.a) dedi ki: "Öyleyse bunları kimden aldınız? Biz bunları Rasûlullah(s.a.s)'den, sizde bizlerden aldınız. Hem siz Kur'an'da, her kırk koyundan bir tanesinin zekât olarak verileceğini ve böylece belirli bir sayıda şu kadar deve, belirli miktarda şu kadar dirhem zekatın verileceğini ve daha nice amellerin haberini buldunuz mu?" Adam dedi ki: Hayır bulamadım" İmran (r.a) "O halde bunları kimden aldınız? Biz bunları Rasûlullah(s.a.s)'den Sizde bizlerden aldınız. Hem siz Kur'an'da; (Kâbeyi) tavaf etmegi ve orada say tavafının (yeditavaf) olduğunu ve makamı İbrahim'in arkasında iki rek'at namaz kılındığını buldunuzmu? Ve siz Kur'an'da Sürgün ve uzaklaştırma cezasının olduğuna, şigâr evliliğinin yasaklandığına dair bir haber buldunuz mu?. Hele siz Allah'u Teâla'nın şu buyruğunuda işitmediniz mi?
 
Ey gerçek manada iman edenler! Rasul (Muhammed) size ne verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa (vermediyse) ondan uzak durun (onu istemeyin). (Haşr:7)                                                                                                     

 Muhakkak biz bunların haberini Rasûlullah (s.a.s)'den aldığımız zaman, sizler hayatta değildiniz, bunun içinde haberiniz yoktu."
İmam Beyhaki (r.a) hadisi Kur'an'a arzetme hakkında nakledilen hadisin, sahih olmayıp batıl bir haber olduğunu ve o, hadisin kendisini de çıkmaza, geçersizliğe sürüklediğini beyan etmiştir. Çünkü Kur'an'da, hadis'in Kur'an'a arzedilmesi ğerektiğini ifade eden bir ayet yoktur. Hem de bu kişiler, hadisi kabul etmedikleri halde yine kendi sapık düşüncelerine hadisten delil ğetirerek bir çelişkiye düşmekte ve hem davalarının hemde kendilerinin yalancı olduklarını ortaya koymaktadırlar.
 
 Beyhâki'nin, küçük medhal adlı Kitabındaki sözü burada son bulmaktadır. Onun büyük Medhal kitabını, nübüvetin delillerine dair haberler oluşturmaktadır. Beyhaki'nin sünnetlerle ilgili Medhal kitabı bundan daha ğeniştir. Sünnetle ilgili medhal katıbında Rasûlullah(s.a.s)'in sünenetini ögrenme bölümünde, Rasûlullah(s.a.s)'e tabi olmanın farz olduğunu belirterek şöyle demiştir.

 
Allah (c.c)'ün buyruğunda geçen:

"Allah müminlere nimet verdi (iyilik etti)" kavlinden sonra ğelen "Onlara Kitabı ve Hikmeti ögretiyor" ayetinde, hikmetten kasdedilenin İmam'ı Şafi (r.a)'ün "kendilerin güvendiğim Kur'an'ı bilen kişilerden bundan maksadın Rasûlullah(s.a.s)'in sünneti olduğunu işittim" dediği sözünü nakletmiştir.
 
 İmam Beyhaki (r.a) den kendi senediyle, Hasan Basri, Katede ve Yayha İbni Kesir (r.a) den nakletti ki: Onlar dediller ki: Bu ayette ğeçen Hikmet‘ten kastedilen mana Rasûlullah(s.a.s)‘in sünnetleridir."

 İmam Beyhâki (r.a) kendi senedi ile Mikdam bin   Ma‘diyy Kerb‘den nakletti ki: Mikdam, Rasûlullah(s.a.s)‘in şöyle buyurduğu nakletti:

 
"İyi bilin ki, .Ben Kitab'ı (Kur‘an'ı) ve bununla beraber bir mislini (sünnet) daha aldım. Dikkat edin karnı tok vaziyette iken, koltuğuna yaslanmış bir şekilde: "Bizim için Kur'an yeterlidir. O‘nda helâl bulduğunuzu helâl kabul edin haram bulduğunuzu haram kabul edin:" Diyecek olan bir adamın ğelişi yakındır. Dikkat edin!. Sizin için ehli eşek ve yırtıcı hayvanlardan her azı dişine sahip olanlar ve sahibi olan kaybolmuş bir mâl helâldir."
 
Sonra Beyhaki (r.a) başka bir yolla yine Mikdam bin   Ma‘diyy Kerb (r.a)‘dan nakletti ki: Mikdam dedi ki "Rasûlullah (s.a.s) Heyber günü bazı şeyleri haram kıldı. Bunlar ehli eşekle, bundan başka bazı şeylerdir.
 
Sonra Rasûlullah  (s.a.s) buyurdu ki:
– "Korkarım bir adamın, koltuğuna yaslanmış bir vaziyette iken, benden bir hadis nakledilirde o kişinin "Sizinle benim aramda Alah'ın Kitab'ı vardır. Onda helâl bulduğunuzu helâl, haram bulduğunuzu haram kabul ediniz" diyecegi bir zaman yaklaşmaktadır. Ancak bilin ki Rasûlullah (s.a.s)‘in haram kılışıda Allah‘u Teâla‘nın haram kılması gibidir."

Beyhaki dedi ki: Bu hadis sahih bir sünnetle, Ebu Davut süneninde ve Hakimde Müstedrekinde nakletmiştir.
 
İmam Beyhaki (r.a) kendi sendi ile Ebu Hureyre (r.a)‘dan nakletti ki "Ebu Hureyre (r.a) dedi ki: Rasûlullah (s.a.s) buyurdu ki
– "Şüphesiz ben size iki şey bıraktım ki onlara bağlandığınız müddetçe ebedi sapıtmazsınız. Bu iki şeyde Allah'u Teâla'nın Kitab-ı Kuran‘ı Kerim ve benim sünnetim"dir. Havzımına ğelinceye kadar Kur'an ve sünnet birbirlerinden ayrılmazlar."

Hakim (r.a) müstedrek adlı Kitabında ve Beyhaki kendi isnadı ile Abdullah İbn Abbastan naklettiler ki: Rasûlullah (s.a.s) veda haccında bir hutbe verdi, buyurdular ki:
 "Ey insanlar! Muhakkak ben size iki şey bıraktım. Bu iki şeye sımsıkı sarılırsanız asla dalalete düşmezsiniz. Bunlarda Allah'ın Kitab-ı ve benim sünnetimdir."
 
Yine Hakim ve kendi senedi ile Beyhaki bu sefer Urve'den (r.a) naklettiler: Rasûlullah (s.a.s) veda haccı esnasında insanlara bir hutbe verdi buyurdu ki:
 "Muhakkak size bıraktığım şeylere sımsıkı sarılırsanız asla dalalete düşmezsiniz. Bu şeylerde iki emirdir; Allah'ın Kitab-ı Kur'an ve Nebinizin sünnetidir. Ey insanlar! Ben size ne söylüyorsam onu dinleyiniz ki mutlu olabilesiniz ve onunla amel edinizki saadete erişebilesiniz."

Beyhaki kendi senedi ile İbn Vehb'den nakletti ki: İbn Vehb şöyle dedi: Malik bin   Enes (r.a)'dan işittim, diyordu ki: Rasûlullah (s.a.s) veda haccında ne buyurmuşsa onlara sarılın. Rasûlullah (s.a.s) buyurdu ki:

"Size iki şeyi bıraktım, onlara sımsıkı tutunursanız, asla dalalete düşmezsiniz, onlarda Allah'ın Kitab-ı Kur'an ve Rasûlullah   'ın sünnetleridir."

Beyhaki kendi senedi ile irbad bin   Sariye (r.a) dan nakletti ki: İrbad şöyle dedi "Rasûlullah    (s.a.s) birgün bize namaz kıldırdı. Sonra bize yönelerek, açık ve etkili bir şekilde vâaz etti. Bundan dolayı gözler yaşardı kalbler titredi. Topluluktan birisi dedi ki: "Rasûlullah (s.a.s) sanki vedada bulunan birisi gibi konuşma yaptı. Ve Rasûlullah   'a (s.a.s) dedi ki: "Ya Resûlullah (s.a.s) kendinden sonra bize ne tavsiye edersin? Rasûlullah  (s.a.s) buyur ki:

 "Size, Allah (c.c)'tan korkmayı ve üzerineze, başı siyah üzüm tanesi gibi olan Habeşli bir kulun emir olması halinde bile, onu dinlemeyi ve O'na itaatı tavsiye ederim. Sizden kim benden sonra yaşarsa çok ihtilaflar görecektir, o zaman siz benim sünnetime ve doğru yola ileten Raşid Halifelerimin yoluna tabi olunuz ve buna azı dişlerinizle sımsıkı sarılınız. Sonradan icat edilip dinden gösterilen şeylerden sakınınız. Şüphesiz ki dinden gösterilerek sonradan icat edilen herşey bid'at, her bid'atte sapıklıktır."

Bu hadisi Ebu Davut, İbn Mace Hakim (r.a)'de naklettiler.
 
Beyhaki kendi senedi ile Hz. Aişe (r.a)'den nakletti ki Rasûlullah (s.a.s) şöyle buyurdu. "Altı sınıf insana Allah (c.c) lanet etmiş ve duaları, Allah katında kabul olunan Nebilerde lanet etmişlerdir. Bunlar şu kişilerdir:
 
1. Allah'u Teâla'nın Kitabına herhangi birşey ekleyen.
 
2. Allah'ın takdirini (kaderini) yalanlayan.
 
3. Baskıyla (otorite ile), Allah (c.c)'ın aziz kıldığını zelil, zelil kıldığını aziz kılan.
 
4. Allah'u Teâla'nın haram kıldığı şeyleri helalleştiren.
 
5. Benim soyumdan Allah'u Teâla'nın haram kıldığı şeyi helalleştiren.
 
6. Benim sünnetimi terk eden.
 
Bu hadisi taberani ve Hakim'de nakelederek sahihtir dediler.
 
Beyhaki, kendi senedi ile Abdullah bin   Ömer (r.a)‘dan nakletti ki: Rasûlullah (s.a.s) şöyle buyurdu;


 "Her ameliçin bir şevk ve iştiyak vardır. Ve her şevkin bir de azalması vardır. İşte bu esnada kimin gönlü benim sünnetimden dışarıya çıkmassa muhakkak o kişi hidayete ermiş kiminde gönlü bundan başka şeylere yönelirse helak olmuş."
 
Beyhaki (r.a) kendi senedi ile Enes bin   Malik nakletti ki: Rasûlullah (s.a.s) buyurdu ki:

"Kim benim sünnetimi (yaşamak ve yaşatmak sûretiyle) diriltirse, muhakkak beni seviyor demektir. Kim beni severse cenette benimle beraberdir."

Bu hadisi şerifi Tirmizi'de nakletmiş.

Beyhaki, kendi senedi ile Ebu Hureyre (r.a)'dan nakletti ki: Ebu Hureyre (r.a) dedi ki: Rasûlullah (s.a.s) şöyle buyurdu.


 “Benim ümmetim fesada bozulduğu zaman ikame giden (ayakta tutana) kişiye şehit ecri vardır”.
 
Bu hadisi Taberani‘de nakletmiştir.
"Vakti zayi etmek ölümden daha kötüdür. Çünkü vaktin zayi olması, seni hem Allah'tan ve hem de âhiret yurdundan koparır. Ölüm ise, seni ancak dünya ve ehlinden koparır."



SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Facebook  Twitter  Google  Google