Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: Fetva Vermede Sünnetin Yeri  (Okunma sayısı 5489 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İslâm Meşalesi

  • Site Yetkilisi
  • *****
  • İleti: 713
  • Herşeye Rağmen Yola Devam!...
Fetva Vermede Sünnetin Yeri
« : 03 Mayıs 2011, 18:01:43 »
Müslim Ebu Mes'ud el-Ensari'den nakletti ki:

Ebu Mes'ud (r.a) dedi ki: Rasûlullah(s.a.s) şöyle buyurdu; "Bu kavme, onlardan Allah'ın Kitabını en iyi okuyanları imam olur. Eğer Kur'an okumada eşit iseler onların sünnti iyi bilenleri imam olur. Şayet sünneti bilmede eşit iseler o zaman onlardan hicreti ilk önce yapanlar imam olur."

Beyhaki, Ebu Bahtari'den nakletti ki: Ebu Bahtari dedi ki: Ali (r.a)'a "Abdullah bin   Mes'ud (r.a) hakkında bize bilgi verin" dendi. Ali (r.a) dedi ki:

"İbn Mes'ud (r.a) Kur'an ve sünneti bilirdi, onlarla yetinirdi. Zaten bunları bilen kişinin başka ilme ihtiyacı yoktur."

Beyhaki, Ali bin   Ebu Talib'den nakletti ki: Ali (r.a) hüküm veren bir kadı'nın yanından ğeçerken O'na dedi ki: Nâsihi, ve Mensuh'dan ayırt edebiliyor musun. Kadı dedi ki: Hayır edemiyorum. Ali (r.a) dedi ki:

Bu halde olursan hem kendin helak olursun, hem de insanları helak edersin.

Beyhaki dedi ki: İmam Şafii (r.a) şöyle dedi:

"Kur'an bulunan Nâsih ile Mensuh; Rasûlullah   (s.a.s)'in bildirmiş olduğu heber ile, zaman itibarıyla birinin diğerinden sonra olmasıyla, son olarak bildirilen hükmün, önceki hükmü ortadan kaldırmasıyla ve hadis ile icmayı bilen alimlerin bildirmesi ile, tanınır bilinir. Allahu Tealanın Kitabındaki Nâsihin çoğu ancak Rasûlullah (s.a.s) sünneti ile tanınır ve bilinir."

Beyhaki, Abdullah bin   Mübarek'den nakletti ki:

Abdullaha denildi ki: bir kişi ne zaman fetva verebilir.

Abdullah (r.a) dedi ki: "Kişi Kitab, Sünneti bildiği ve Kitab ve Sünnet'den hüküm çıkarmaya kabiliyeti olduğu zaman fetva verebilir.

Beyhaki Cündüb bin   Abdullah'dan nakletti ki: Cündüb dedi ki: Rasûlullah   (s.a.s) şöyle buyurdu.

"Kim kendi reyi ile (görüşü ile), Kur'an hakkında bir görüş bildirirse, bu kişi görüşü isabet etse bile hataya düşmüş demektir."

Beyhaki İbrahim et- Teymi'den nakletti ki:

"İbrahim dedi ki: Ömer (r.a) İbn Abbas (r.a) bir mektup göndererek dedi ki: "Kitabı, Rasûlu ve Kıblesi bir olan bu ümmet nasıl olurda ihtilafa düşer.?

İbn Abbas cevaben dedi ki: Ya Emir el Mü'minin. Bize Kur'an nazil oldu biz de onun ne için indğini bilerek okuduk belledik.

Bizlerden öyle kavimler, topluluklar ğelecek ki Kur'anın ne için indiğini bilmeden onu okuyacaklar. Her grubun bu ayetten ayrı ayrı görüşleri olacaktır. Farklı farklı olduğunda ihtilafa düşeceklerdir. İhtilafa düşünce birbirleriyle savaşacaklardır."

Evet, bunlardan anlaşıyor ki: Kur'an'dan doğru hüküm çıkarmak için ayetlerin sebebi nuzulunun (ne için indiğini) bilinmesi ğerekmektedir. Bunlarda Rasûlullah (s.a.s)'in hadislerinin bilinmesi ile mümkündür.

Beyhaki ve Darimi (r.a) Şa'bi (r.a)'dan nakletti ki:

Şa'bi (r.a) dedi ki: Ömer (r.a) Şureyh'e mektup ile bildirdi ki:

"Bir mesele hakkkında fetva vermen ğerektiğinde Allah'ın Kitab'ında olan hükme bak, meseleyle bunu uygula, eğer Kur'an'dabirşey bulamazsan Rasûlullah   (s.a.s)'in sünnetiyle hükmet, eğer sünnette'de bir şey bulamazsan, salih kişilerin (sahabelerin) ve adil imamların görüşlerine göre hüküm ver.Eğe rbunlardanda bir   

  şey bulamazsan o zaman kendi görüşünle ictihad edersin."

Beyhaki ve Darimi İbn Mes'ud'dan naklettiler ki:

İbn Mes'ud (r.a) dedi ki: Sizden kim bir olaya hüküm verme durumu ile karşı karşı kalırsa Allah (c.c) Kitab'ında bulunan kanunlarla hükmetsin. Allah (c.c) Kitab'ında bir şey bulamazsa, Rasûlullah (s.a.s)ın hüküm verdiği şekilde hükmetsin. Eğer Allah'ın Kitab'ında ve Rasûlullah   (s.a.s)'in sünnetinde  yok ise salih kişilerin (sahabelerin) verdiği hükümle hükmetsin. Eğer bundada hüküm yoksa o zaman kendisi ictihad etsin. "

Yine Beyhaki ve Darimi (r.a), İbn Abbas (r.a)dan naklettiler ki:

İbn Abbas (r.a) dedi ki: "Kim, Allah'ın Kitab'ında ve Rasûlullah(s.a.s)'in sünnetinde, aslı olmayan şeyleri ihdas ederse (çıkarırsa), Allah'la karşılaştığı zaman ne hal üzere olduğunu bilemez."

Beyhaki Abdullah bin   Ömer (r.a)'dan nakletti ki:

Abudllah dedi ki: Rasûlullah   (s.a.s) buyurdu ki:

"Arzusu benim ğetirdiğime tabi olmadıkça hiç biriniz ğerçekten iman etmiş olmaz."

Beyhaki ve el-Lalikai sünnetinde, Ömer (r.a) den naklettiler ki; Ömer (r.a) dedi ki: "Ashabur'rey-den (kendi görüşlerini bildirenlerden) uzak durun. Onlar şüphesiz sünnetin düşmanlarıdırlar. Rasûlullah(s.a.s)'ın hadislerini ezberlemek ve bunlara tabi olmak onlara ağır ğeldide kendi görüşlerin göre hüküm verdiler. Bundan dolayı da hem kendileri sapıttılar hem de insanları sapıttırdılar."

Beyhaki ve Ebu Ya'la, Ömer (r.a)'den naklettiler ki:

Ömer (r.a) dedi ki: "Ey insanlar! Din üzerinde re'ye (kendi görüşünü bildirenleri) kötüleyiniz. Benim kendi görüşümle Rasûlullah (s.a.s) in emrine karşı glediğim bir gün vardır. Bunu yaparken de hak'dan ayrılmak düşüncesinde değildim. Bu ğün Rasûlullah(s.a.s)'in mekkeli müşriklerle yaptığı bir anlaşmadan dolayı, müslümanlar olan Ebu Cendeli, Medine'ye almayıp ğeri çevirme günü idi.

Anlaşma yapılırken şöyle oldu; Rasûlullah (s.a.s) buyurdu ki; "Bismillahirrahmanirrahim' yazınız" Müşrikler dediler ki; "Bizim senin söylediğin şeyleri kabul ettiğimizim görüyorsun da, böyle yazdırıyorsun. Sen "Bismikellahümme' diye yazdır" Rasûlullah(s.a.s) buna razı oldu, ben ise karşı ğeldim, Rasullah (s.a.s) buna razı oldu, ben ise karşı ğeldim. Rasûlullah (s.a.s) buyurdu ki:

"Ben kabul ettikten sonra sen niçin karşı ğeliyorsun." Bunun üzerine onu kabul ettim."

Beyhaki, Ali (r.a)'den nakletti ki; Ali (r.a) dedi ki:

"Şayet bu din , akıl ve rey ile olsaydı, mestlerin altı meshedilmeye üstünden daha layık olurdu. Lakin ben Rasûlullah   (s.a.s)'i mestlerin üstünü meshederken gördüm."

Beyhaki İbn Ömer'den nakletti ki; Abdullah (r.a) dedi ki:

"İnsanlar, sünnete tabi oldukları müddetçe doğru yoldadırlar."

Beyhaki Urveden nakletti ki: Urve (r.a) dedi ki:

"Dinin kıvamı; icablarının yerine ğetirilmesi ve sünnetlere tabi olmakla mümkündür."

Beyhaki A'mirden nakletti ki; Amir şöyle dedi;

"Sizler ancak sünnetleri terk edince helak olursunuz."

Beyhaki, Şureyh'ten nakletti ki; Şureyh dedi ki:

"Ben amellerimi, bütün yaşantımı sünnetlere göre düzenler ve yaşarım."

Beyhaki Evzai'den (r.a) nakletti ki; Evai şöyle dedi:

"Sana Rasûlullah   (s.a.s)'ın hadisi ulaşırsa, ondan başkasına tabi olmaktan ve hayatını düzenlemekten sakın. Çünkü Rasûlullah (s.a.s) Allah'u teala'dan olan şeyleri tebliğ etmekteydi."

Beyhaki, Süfyan es-Sevri (r.a)'dan nakletti ki;; Şüfyan şöyle dedi: "Hadis ilmi, ilmin hepsidir."

Beyhaki, Osman bin Amr'den nakletti ki: Osman dedi ki: Bir adam, Malik'e soru sordu. İmam Malik'te o kişiye dedi ki: Rasululah (s.a.s) şöyle şöyle buyurdu.

Adam, İmam Malik'e dedi ki: Sen de aynı görüştemisin?

İmam Malik o şahsa Allahu Tealanın şu ayetini okudu.

“…..Rasülun buyruğuna aykırı hareket edenler, başlarına bir belanın ğelmesinden veya can yakıcı bir azaba uğramaktan sakınsınlar."
(Nur:63)                                                                                                         

Beyhaki İbn Vehb'den nakletti ki; İbn Vehb ded ki:

İmam Malik şöyle dedi: Alimlerin fetvasından dolayı, "bunu niçin böyle söyledin" denilmezdi. Çünkü bu alimler nakledilen hadislerle amel ederler, bunlara göre hayatlarını düzenlerler ve bu hadislere razı olurlardı."

Beyhaki İshak bin   İsa'dan nakletti ki; İshak dedi ki:

İmam Malik'i (r.a) dinde delilsiz tartışmayı ayıplarken işittim. O diyordu ki; "Bize, biri diğerine tartışmada daha mücadeleci kişiler ğeldikçe, Onlar bizi Cebrial'in (a.s) Rasûlullah (s.a.s)'e ğetirdiği (Kur'an) hakkında şüpheye sevk ederlerdi."

Beyhaki İbn Mübarekten nakletti ki; İbn Mübarek dedi ki:

"Senin güvendiğin, dayandığın, itimat ettiğin şeyler Rasûlullah   (s.a.s)'ın hadisleri olsun."

Beyhaki, Yahya bin   Daris'ten nakletti ki; Yahya şöyle dedi: Süfyan'a bir adam ğelmişti, O'na sordu ki; Sen Ebu Hanife'nin neyini kınıyorsun? Süfyan adama dedi ki:

"Ebu Hanifenin şu sözünü işittim. O diyorduki:

Bir meselede ilk hüküm kaynağı olarak Allahın Kitabını alırım, şayet bunda birşey bulamazsan, Rasûlullah  'ın sünnetini alırım Şayet hem kitab'da hem de Sünnette bulamazsam Ashabın (r.a) sözlerine bakar dilediğimi seçerim, dilediğimi de bırakırım. Ashabın sözlerinden dışarıya çıkmam.  ne zaman ki bu işin nihayeti, İbrahim'e, Şa'biye, İbn Sirine Hasan'a, Ata'ya ve İbn el-Müseyyeb (Daha bazı kişileri de saydı) gibi tabiinden olan kişilerin ictihadına dayanırsa, bende onların ictihad ettiği gibi ictihad ederim."

Beyhaki Rebi'den nakletti ki, Rebi' dedi ki:

Bir gün İmam Şafii bir hadis nakletti, Toplulukta bulunan birisi dedi ki: "Ey Ebu Abdullah, bunu sende kabul ediyor musun?" İmam Şafii (r.a) dedi ki: "Ne zaman ben size Rasûlullah   (s.a.s)'den sahih bir hadis naklederde buna rağmen o hadisi ben almazsam, aklımın gitmiş olduğunu anlayın."

Beyhaki Rebi'den nakletti ki; Rebi' dedi ki:

"İmam Şafii'yi şöyle derken işittim; Siz benim kitabımda, Rasûlullah   (s.a.s)'ın sünnetine muhalif bir şey bulursanız, Rasûlullah  'ın sünnetini alınız, benim söylediğimi de bırakınız."

Beyhaki Mücahid'den nakletti ki: Allahu Teala'nın Kitabında: "...Şayet herhangi birşey hususunda anlaşmazlıga düşerseniz onun hükmünü Allah'a götürün....." kavlinde "Allah'a götürün" Allah Teala'nın Kitab'ına başvurun." ve "Rasullune götürün." Rasûlullah(s.a.s)'ın sünnetine başvurun demektir, diye açıkladı.

Beyhaki ve Darimi Ebu Zerr (r.a) den naklettiler ki:

Ebu Zerre (r.a) dedi ki: "Rasûlullah (s.a.s) bize insanlara iyiliği emretmemizden, kötülüklerden sakındırmamızdan ve onlara sünnetleri ögretmemizden vazğeçmememizi emretti."

Beyhaki, Ömer (r.a)'den nakletti ki; Ömer (r.a) dedi ki: "Kur'anı ögrendiğiniz gibi, farzları, sünnetleri ve lisanı da ögreniniz.,"

Beyhaki , İbn Mes'ud'dan nakletti ki: Abdullah bin   Mes'ud dedi ki: "Ey İnsanlar size kaldırılmadan önce ilmi tavsiye ederim, Şüphesiz ilmin kaldırılması da ilim ehlinin ölümünden dolayı olacaktır. Sizi bid'atlerden ve lafla edebiyet yolunu takip etmeyi tavsiye ederim.

Bu ümmetimin içerisinden öyle topluluklar olacak ki onlar Allah'ın Kitabına davet ettiklerini, çağırdıklarına iddia edecekler, fakat kendileri (onu terk edip arkalarına atacaklardır." Bunu Darimi de nakletmiştir.

Beyhaki, Süleyman et -Teymi'den nakletti ki:

Süleyman dedi ki: Ben, Ebu Osman, Ebu Nadra, Ebu Mecliz ve Halid el-Eşecc ile beraberdim. Birlikte hadis ve sünnet hakkında konuşuyoduk. Onlardan bazısı dedi ki: "Şayet biz Kur'an'dan bir sûre okusaydık bunlardan daha faziletli olurdu" Ebu Nadra dedi ki:

Ebu Said el-Hudri (r.a) dedi ki: "Hadisi müzakere etmek Kur'an okumaktan daha efdaldir" Bende dedim ki: İmam Şafii (r.a) bu şekilde bir söz söyledi. "İlim taleb etmek nafile namaz kılmaktan daha faziletlidir. Çünkü Kur'an okumak nafile, hadisi bellemek ise farzı kifaye bir ibadettir. Allah (c.c) en iyi bilendir.

Beyhaki Süfyan es Sevri (r.a) nakletti ki: Süfyan dedi ki: "Ögrendiği şeyleri yaşamak ve yaşatmak niyetiyle hadis öğrenmekten daha faziletli bir amel bilmiyo rum" İbn Mübarek'de bu söze bir söz söylemiştir

Beyhaki Halid bin Yezid'den nakletti ki: Halid dedi ki: Rasûlullah   (s.a.s)'in hadislerine gösterilen sayğı sayğının Allah (c.c) Kitabına karşı gösterilen sayğının sayğı gibi olması lazımdır.

Beyhaki dedi ki: Burada kastedilen sayğı hadisin değerini bilinmesi, O'na olan hürmetin büyüklügü ve O'na tabi olmanın farz olmasıdır.

Beyhaki, Şafii (r.a) nakletti ki: İmam Şafii (r.a) dedi ki

"Hadis alimlerinden bir kişiyi gördüğümde sanki Rasûlullah (s.a.s)'in Ashabından (r.a) birisini görmüş oluyorum."

Beyhaki İsmail bin   Üneys'den nakletti ki: İsmail şöyle dedi. "İmam Malik (r.a) bir hadis nakletmek istediği zaman abdest alır, yatağının ortasına oturur, sakalını düzeltir, vakar ve heybetini koruyarak edebli bir şekilde hadis naklederdi.

Kendisine böyle yapmasının sebebi sorulunca derdi ki: "Rasûlullah   (s.a.s)'in hadisini yüceltmeyi seviyor ve abdest almaksızın hadis de nakletmiyorum derdi."

Ve İmam Malik (r.a) yolda, ayakta ve acele olarak hadis nakletmeyi de kötü görür ve derdi ki: "Rasûlullah   (s.a.s)'den nakletmek istediğim hadisi anlayarak ve düşünerek nakletmeyi severim."

Beyhaki Malik'den nakletti ki: bir adam Said bin   Müseyyeb'e ğelerek, bir hadis hakkında soru sordu. Said (r.a) bu sırada hasta idi ve hastalıktan dolayı yatak yatmakta idi. Hemen doğruldu ve oturdu. hadisi nakletti. Adam Said'e dedi ki: Sana zahmet vermek istemedim. Said (r.a) adama dedi ki: "Rasûlullah   (s.a.s)'in hadisini yatarak nakletmeyi kötü gördüğüm için kalktım."

Beyhaki Ameş'den nakletti ki: Ameş abdestsiz olduğunda ve abdest almak için suda bulamadığında, bu şekilde hadis nakletmek istediği zaman teyemmüm ederdi.

Ameş Dırar bin   Mürre'den nakletmiştir ki: Dırar şöyle dedi.

"Sahabe (r.a) abdestsiz olarak hadis nakletmeyi kötü görür ve uygun bulmazdı."

Beyhaki Katade'den nakletti ki: Katade (r.a) dedi ki: Abdestsiz olduğumuz  zaman Rasûlullah   (s.a.s)'den hadis nakletmeyi iyi görmezdik.

Beyhaki, Beşir bin   Haris'den nakletti ki: Beşir şöyle dedi

"Bir adam Abdullah bin   Mübarek (r.a) ile yürürken hadis hakkında soru sordu" İbn Mübarek (r.a) dedi ki:

"Bu ilme sayğı göstermek değildir."

Beyhaki İbn Mübarek'den nakletti ki: Mübarek dedi ki: İmam Maliğin yanında idim. O hadis naklediyordu. Bu sırada bir akrep ğelerek İmam Maliği onaltı yerinden soktu. Her sokuşunda İmam Maliğin acıdan rengi degiştiği halde sabrediyor, ve  Rasûlullah   (s.a.s)'in hadisini yarıda kesmiyordu. Ne zaman ders bitip, insanlar oradan ayrılınca dedim ki: "Sende, hayret edilecek bir hal gördüm." İmam Malik dedi ki: "Evet, sabredip hadisi yarıda kesmememin sebebi Rasûlullah   (s.a.s)'in hadislerine sayğı gösterdiğimden dolayıdır."

Beyhaki Abdullah bin   Ömer (r.a) nakletti ki:

Abdullah (r.a) dedi ki: Ben Rasûlullah   (s.a.s)'den bir şey eşittiğim zaman, onu ezberlemek için yazardım. Kureyş ise onları yazmayıp sadece onu ezberlememi istediler. Dediler ki: Sen Rasûlullah   (s.a.s)'den ne işitirsen yazıyorsun Rasûlullah   (s.a.s) senin gibi bir beşerdi. Hoşnutluk  ve gazab anında da konuşur.

İbn Ömer (r.a) dedi ki: Bir müddet durdum ve onlara Rasûlullah   (s.a.s)'in şu hadisini anlattım. Rasûlullah   (s.a.s) buyurdu ki:

"Benden hadis yaz. Nefsim elinde olan Allah Tealaya yemin ederim ki buradan hak olan şey hariç başka bir şey çıkmaz." buyurarak eliyle agzını işaret ettiler.

Bu hadisi Darimi ve Hakim'de nakletmişlerdir.

Beyhaki Ebu Hureyre (r.a)'dan nakletti ki: Ebu Hureyre (r.a) şöyle dedi. Ensardan bir kişi Rasûlullah (s.a.s)'e ğelerek:

Ya Rasûlullah! Şüphesiz ben senden hadis dinliyorum fakat ezlerliyemiyorum. Rasûlullah (s.a.s) buyurdu ki:

"Sağ elimden destek al. (Eliyle yazı için işaret etti.)" (Yani hadisi yaz, çünkü yazmak ezberlemen için sana yardımcı olur buuyurdu.) Bu hadisi Tirmizi'de nakletti.

Beyhaki ve Darimi Abdullah bin Dinar'dan nakletti ki: Ömer bin   Abdulaziz (r.a) Ebu Bekr bin Muhammed bin Amr bin Hazm'a mektup görndererek dedi ki: Rasûlullah (s.a.s)'in hadislerinden ve unutulmuş sünnetlerinden ne varsa hepsini araştırarak yaz. Çünkü ben, ilmi yok olmasından ve onun ehlinin gitmesinden korktum."

Beyhaki ve Darimi, Zuhri'den naklettiler ki: Zuhri (r.a) dedi ki:

Bizim ğeçmiş alimlerimiz "Sünnete tutunmak kurtuluştur" derlerdi.

Buraya kadar naklettiğim hadisleri: Rasulullaah (s.a.s)'in sünnetlerine bağlı olmanın farz olduğunu belirten Beyhakinin kitabında ğeçen hadisler oluşturmuştur. Şimdi ise Allah Tealanın izni ile, sünnetlere bağlı olmanın farz olduğunu belirten diğer hadislerden bazılarını nakledeceğim.

Buhari ve Müslim Enes ve Ömer (r.a) naklettiler ki:

Enes ve Ömer (r.a) dediler ki: Rasûlullah   (s.a.s) buyurdu ki: "Kim benim sünnetimden yüz çevirirse o benden değildir."

Taberani Evsat adlı kitabında İbn Abbas'dan nakletti ki:

İbn Abbas (r.a) dedi ki: Rasûlullah   (s.a.s) şöyle buyurdu ki:

"Allah'ım benim halifelerime merhamet et.."

Biz dedik ki: "Ya Rasûlullah   senin halifen kimlerdik." Rasûlullah   (s.a.s) buyurdu ki: "Onlar öyle kimselerdi ki, benden sonra ğelip, benim hadislerimi nakledip ve onları insanlara ögretendir." buyurdu.

Ebu Nuaym (r.a) Hilye adlı kitabında İbn Abbas'dan nakletti ki: İbn Abbas şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.s) şöyle buyurdu ki:

"Kim ümmetimden benim bir sahih hadisimi naklederse ve bu naklettiği hadisle bir sünnet diriltir ve bir bid'at ortadan kaldırırsa, işte bu kişi Cennet vardır."

Ebu Ya'la ve Evsat  kitabından Taberani, Ebu Bekir (r.a)'dan naklettiler ki: Ebu Bekir (r.a) dedi ki: Rasûlullah   (s.a.s) buyurdu ki: "Kim, ben söylemediğim halde bana yalan söz isnad ederse veya emrettiğim bir şeyi kabul etmezse, cehennemdeki evine hazırlansın."

İmam Ahmed (r.a) Bezzâr ve Taberani (r.a) Zeyd bin   Erkam'dan naklettiler ki: Zeyd şöyle dedi. Abdullah bin   Ziyad bana haber gönmeşti. O'na gittim ve bana dedi ki"

"Senin Rasûlullah  (s.a.s)'den naklettiğin şeyler nedir? Sen onun cennette bir havzı olduğunu söylüyormuşsun. Oysa biz onu Allah'u Tealanın Kitabında bulamıyoruz." Zeyd bin   Abdullah cevaben dedi ki:

"Muhakkak bunu bize Rasûlullah  (s.a.s) buyurarak bildirdi ve havzı bize vadetti.

Tebarani Kebir adlı kitabında Süleymiyy'den naklletti ki: Süleymiyy şöyle dedi. Rasûlullah  (s.a.s) buyurdu ki:

"Kim ben söylemediğim halde, bana yalan söz isnad ederse, ateşteki yerini hazırlasın. Ve kime de benden bir hadis ulaşırda onu kabul etmezse, o kişinin kıyamet gününde düşmanıyım. Size benden bilmediğiniz bir hadis ulaşırsa, "Allah (c.c) en iyi bilendir" deyiniz buyurdu.

Taberani, Evsat Kitabında Cabir (r.a)'dan nakletti ki:

Cabir (r.a) dedi ki: Rasûlullah  (s.a.s) şöyle buyurdu.

"Kime benden sahih bir  hadis nakledilirde onu yalanlarsa o kişi üç şeyi yalanlamış olur.

1 - Allahu Teala (c.c)'yı

2 - Rasûlullah  (s.a.s)

3 - Bu hadisi nakleden kişiyi

Ebu Ya'la Evsat Kitabında Taberani Enes'den naklettiler ki: Enes (r.a) şöyle dedi: Rasûlullah  (s.a.s) şöyle buyurdu ki:

"Kime benden faziletli bir şey ulaşırsa, onu tasdik etmezse, onun faziletine nail olmaz.

Ebu Ya'la Cabir bin   Abdullah'dan nakletti ki:

Cabir (r.a) şöyle dedi: Rasûlullah  (s.a.s) şöyle buyurdu.

"Sİzden bir adam koltuğuna yaslanmış bir şekilde iken, benden bir hadis naklediliirde, o kişi buna karşı şöyle der: Rasûlullah  (s.a.s) böyle birşey söylemedi, sen bunu bırakta Kur'an'daolanı haber ver."

Yukarıdaki sunulan bu hadis sened açısından bize ulaşan beşinci yoldan bir nakildir. Daha önce dört yoldan Ebu Rafi, Mikdam İrbad bin   Sariye, ve Ebu Hureyşe kanalıyla nakledilmiştir.

Bu sened bakımından altıncı bir yolla Taberani, Halid bin   Velid'de nakletti, Halid (r.a) dedi ki:

Rasûlullah  (s.a.s) buyurdu ki: Ya Halid insanları namaza çağırmak için ezan oku. Daha sonra Rasûlullah  (s.a.s) insanları ögle sıcağında namaz kıldırdı. Ayağa kalkıp buyurdu ki: "Size, herhangi bir hak karşılığı olamaksızın, anlaşma yapılan kişilerin mallarını helâl kılmıyorum. Sizden bir adam, koltuğuna yaslanmış iken der ki: "Biz Allah'ın Kitabında helâl bulduğumuzu helâl kabul eder, Haram bulduğumuzu da haram kabul ederiz." Dikkat edin! Ben size herhangi bir hak karşılığı olmaksızın, anlaşma yapılan yapılan kişilerin mallarını almayı helâl kılmıyorum."

Bu hadisi, sened bakımından yedinci yolla Ebu Tahir el-Hannvi'den olan haberi, Selefi Munteka adlı Kitabında, Hammad bbiin Zeyd yolu ile, İbn Harun el-Abdıyy'den, O'da Ebu el-Hudri'den nakletti ki;

Ebu Said el-Hudri (r.a) dedi ki: Rasûlullah  (s.a.s) buyurdu ki: Bir adam rahat bir şekilde beni yalanlar ve der ki: Bu sözü Rasûlullah  (s.a.s) söylemedi.

Taberani Ebu Hazm'dan, O'da, Sehl bin   Said el-Saidiy'den nakletti ki: Sehl kendi kavminden bir topluluğa Rasûlullah  (s.a.s)'in hadislerini naklediyordu. Bu esnada toplulukta bulunanlardan bir kısmı kendi aralarında konuşmaya başladılar.Sehl (r.a) bunlara kızarak dedi ki: "Şuhlara, bakın ben bunlara Rasûlullah  (s.a.s)'in hadislerini anlatıyorum, bunlar ise kendi aralarında konuşuyorlar. VAllahi kendimle sizin aranızı ayırıp, bu şekilde olduğunuz müddetçe asla size dönmeyeceğim. "Sehl'e dedim ki: Şimdi nereye gidiyorsun? Dedi ki: Allah'ın yolunda cihad etmeye gidiyorum dedi."

Ebu Ya'la sahih bir senedle İbn Abbas'dan nakletti ki: İbn Abbas (r.a) dedi ki: Rasûlullah  (s.a.s) buyurdu ki: "Kim bilmediği birşey için bu Kur'an hakkında kendi görüşünü beyan ederse, kıyamet gününde o kişinin agzına  ateşden bir ğem vurulur."

Taberani Kebir adlı kitabında İbn Abbas'dan nakletti ki: ibn Abbas (r.a) dedi ki: Kim yeryüzündeki Allah'ın sultanını zelil etmek için yürürse, Allah (c.c) o kişiye ahirette verecegi azabla beraber dünyada da hor ve hakir kılacaktır. Musadded dedi ki: Yeryüzündeki Allah'ın sultanı Allahu Tealanın Kitabı ve Rasulullah'ın sünnetidir.

Tebarani Evsat adlı Kitabında İbn Ömer (r.a)'dan nakletti ki: İbn Ömer (r.a) dedi ki: İlim üç şeydir, bunlarda.

1 - Okunan, yaşanan Allahu Tealanın Kitabı Kur'an.

2 - Rasûlullah  (s.a.s)'in sünnetidir.

3 - Bilmiyorum, yani (kişinin bilmediği bir meseleyi biliyorum demesidir.)

Tebarani Huzeyfe bin   Yeman (r.a) nakletti ki:

Rasûlullah  (s.a.s) buyurdu ki: "Sizin üzerinize öyle bir zaman ğeleecektir ki, o vakit üç şey zor bulunan şeylerden olacaktır.

Bunlar da:

1 - Helal para,

2 - Kendisiyle dostluk edilicek arkadaş (kardeş),

3 - Kendisiyle amel edilecek sünnet.

İmam Ahmet (r.a) İmam bin   Hüseyn (r.a)'dan nakletti ki: İmran dedi ki: Şüphesiz Kur'an indi Rasulullha (s.a.s)'da sünnet koydu. Bu ikiside kanun oldular. Rasûlullah  (s.a.s) buyurdu ki:

"Bunlara uyun, VAllahi bunlara uymazsanız delalete düşersiniz."

İmam Bezzar ve İmam Ahmed bin   Hanbel (r.a) Mücahid'den naklettiler ki: Mücahid (r.a) dedi ki: İbn Ömer (r.a) ile sefere çıkmıştık. Bir vadiden ğeçerken İbn Ömer oradan saptı. Kendisine; niçin böyle yaptın? deyince şöyle cevap verdi. Bu şeyi Rasûlullah  (s.a.s) yaparken gördüm. Bende bunun için yaptım."

İmam Ahmed (r.a) Enes bin   Sirin'den nakletti ki: Enes (r.a) dedi ki: Biz Arafatta İbn Ömer'le beraberdik. O Arafattan Müzdelife'ye gittiğinde ben de onunla gittim. Arafat ile Müzdelife arasında bir vadiye ğelince, dar bir ğeçitte, ibn Ömer devesini çökertti. Bizde çökerttik. Biz Onun namaz kılmak istediğini tahmin ettik. İbn ömer'in hizmetçisi dedi ki: onun yolculuğundan alıkoyan namaz kılmak istegi değildir. O bana şöyle anlatmıştı; Rasûlullah  (s.a.s) bu vadideki dar ğeçide ğelince hacetini giderirdi. İşte İbn Ömer bu sebeple, bu yerde durup hacetini gidermeyi sevmektedir."

Bezzar, İbn Ömer (r.a)'dan nakletti ki: Ömer (r.a) Mekke ile Medine arasında bir ağacın yanına ğeldiğinde, onun altında kaylule uykusu uyurdu ve Rasûlullah  (s.a.s)'de bu ağacın altına ğeldiği zaman kaylule uykusu uyuduğunu söylerdi.

Bezzar ve Ebu Ya'la Zeyd bin   Eslem'den nakletti ki: İbn Ömer (r.a) dedi ki: "Ben Rasûlullah  (s.a.s)'in düğmelerini (yaka düğmelerini) çözük olarak gördüm.

Taberani Kitabı Kebirinde, Amr bin   Şa'va el- Yafi'yy'den nakletti ki: Amr  bin şa’va dedi. Rasûlullah  (s.as) şöyle buyurdular ki:

Yedi sınıf insan vardır ki, benim ve duası Allah (c.c) katında makbul olan Nebilerin laneti bunların üzerinedir:

1 - Allahu Tealanın Kitabı Kur'ana ilave yapan.

2 - AllahuTealanın kaderini (takdirini) yalanlayan.

3 - Allahu Tealanın Haram kıldığı şeyleri helâl kılan.

4 - Benim soyumdan Allahın haram kıldığını helâl kılan.

5 - Sünnetimi terkeden.

6 - Ganimetler iyi olanı kendine seçen.

7 - Baskı (otorite) ile Allahu Tealanın aziz kıldığı zelil, zelil kıldığını aziz kılan."

Taberani Kitab'ı Kebir'inde, İbn Abbas'dan nakletti ki:

İbn Abbas (r.a) dedi ki: Ali (r.a) dedi ki: Ya Rasûlullah  (s.a.s) hakkında, Kur'an'da birşey bulunmayan ve senin sünnetinde de bir mesele arz edilirse ne yapmamızı emredersin.?

Rasûlullah  (s.a.s) buyurdu ki:

"Özel bir şahsın kendi görüşüyle karar vermeyip, mü'minlerin ilimleriyle amel eden alimlerinden bir şûra oluşturarak  karar veriniz.

Taberani Kitabı Evsat'ında sahih senetle Ali (r.a)'dan nakletti ki: Ali  (r.a) dedi ki: Rasûlullah  (s.a.s) dedim ki: Hakkında ne emir ne de nehy edilen bir mesele arz edilirse ne yapmamızı emredersin. Rasûlullah  (s.a.s) buyurdu ki:

"Özel bir şahsın görüşü ile karar vermeyip fakihlerle, abidlerle muşavere edip (danışıp) karar veriniz."

Taberani Kitab-ı Evsat'ında Ömer (r.a)'dan nakletti ki: Ömer (r.a) dedi ki: Rasûlullah  (s.a.s) şöyle buyurdu;

"Ümmetim içinde en korktuğum şey bir adamın kalktıpta, Kur'anı te'vil ederek, Kur'an'da anlaşılması ğereken manayı degiştirip Kur'anın kastetmediği manayı, Kur'ana yüklemeye kalkmasıdır."

İmam Ahmed ve Taberani Ğudayf  bin   Haris es-Simâliy'den naklettiler ki: Rasûlullah  (s.a.s) şöyle buyurdu;

"Bir kişi, dinde olmayan bir şeyi dindenmiş gibi göstererek  her bid’at çıkardığında, onunla şüphesiz bir sünneti kalmış olur."

Taberani ve tarihinde Buhari İbn Abbas'dan naklettiler ki: İbn Abbas (r.a) dedi ki: İnsan, bir bid'atı çıkarıp bununla bir sünneti öldürür. Böylece devam ettiğinde bid'atlar hayat bulup sünnetler ölecektir."

Taberani muaz bin   Cebel (r.a)'dan nakletti ki:

Muaz (r.a) dedi ki: Rasûlullah  (s.a.s) şöyle buyurdu ki:

"Kim bir bid'at sahibine, onu yüceltmek için giderse muhakkak ki İslamın yıkılışına yardım etmiş olur."

Taberani Kitab-ı Sağir'inde, Enes (r.a) nakletti ki: Rasûlullah  (s.a.s) şöyle buyurdu;

"Ümmetim 73 fırkaya ayrılacaktır. Bir fırka hariç ğeri kalanları ise cehennemdedir." Ashab (r.a) dediler ki: "O fırka kimlerdir." Rasûlullah  (s.a.s) buyurdu ki:

"Benim ve Ashabımın yolunda olanlardır."

Taberani Hakem bin   Amir es-Sımaliy'den nakletti ki: Hakem dedi ki: Rasûlullah  (s.a.s) şöyle buyurdu;

"Bid'atlerin ortaya çıkıp yayılması korkunç bir durum, çok ağır bir yük kesilmeyecek bir şerdir,"

Darimi, Müsnedinde, Abdullah bin   Deylaniy'den nakletti ki: Abdullah dedi ki: Dinde ilk terkedilecek şeyin sünnet olduğu haberi bana ulaştı.

Darimi, İbn Mes'ud'dan nakletti ki: İbn Mes'ud (r.a) dedi ki: Sizin bize sorduğunuz şeyleri, Allahın Kitabın'dan , Rasulullah'ın sünnettin'den bildiğimiz kadarı ile size haber verdik. Artık bunları alıp almamanızla ilgili bize günah yoktur."

Darimi ve Lâlikai Ömer (r.a) naklettiler ki: Ömer (da) dedi ki: İnsanlardan, sizinle Kur'anın müteşabih ayetleriyle tartışacak kimseler ğelecektir. Onlara sünnetle enğel olun, onları sünnetle kıskıvrak yakalayın. Şüphesiz Kur'anı en iyi bilenler, sünneti bilenlerdir. "

İbn sa’d Tabakatında, İkrime yoluyla, İbn Abbas’tan naklettiki: Ali (r.a) İbn Abbas (r.a )ı haricilere göndereceği zaman dedi ki:

“ Haricilere görüşlerinin yanlış olduğunu belirtmek için git. Onlara sadece Kur’an’dan delil ğetirme çünkü onlar kur’anı tevil ederler. Lakin sen onlara görüşlerinin yanlış olduğunu sünnetle isbat et,ortaya koy.”

Yine İbn Sa'd Tabakatında, İbn Abbas'dan nakletti ki: İbn Abbas dedi ki: Ya Emir-el Müminin! Ben Allahu Tealanın Kitabını onlaradan daha iyi bilirim. Zira Kur'an bizim evlerimizde nazil oldu.

Ali (r.a) dedi ki: Doğru söylüyorsun. Lakin Kur'an çok degişik manalar taşıyıcıdır. Biz diyoruz, onlarda diyorlar. Fakat sen onlara sünnetlerle delil ğetirir, onlarada sünnetden kaçacak yer bulamazlar" Bunun Üzerine ibn Abbas (r.a) giderek onlara sünnetden deliller ğetirdi. Onların ellerinde kendilerini savunacak hiçbir delilleri kalmadı.

Said bin   Mansur, İmran bin   Hüseyin'den nakletti ki: onlar bu hadisi muzakere ederlerken bir adam dedi ki: "Bu gibi şeyleri bırakınız bize Allahın Kitabından bahsediniz."

Ömer (r.a) dedi ki: Şüphesiz sen aptal birisin. Sen Allahu Tealanın namaz ve orucu bütün detayları ile buldunmu.? Şüphesiz Kur’an bunlar hakkında asıl hükmünü koydu. Sünntde bunları açıkladı.

Darimi, Müseyyeb bin   Rafi'den nakletti ki: Müseyyeb dedi ki: Sahabeler (r.a) bir  measeleyi, Rasûlullah  (s.a.s)'den sünnetde bulmadıkları zaman hükmü bilinmeyen mesele hakkında, belirli bir görüşte toplanırdı. İşte hak bunların ittifak ettikleri görüştedir."

Darimi (r.a) Meymun bin   Mihran'dan nakletti ki: Ebu Bekir (r.a) kendisine bir dava ğeldiği zaman, Allah'u Teala'nın Kitabına bakardı. Kendisiyle hüküm verecegi bir şey bulursa onunla hükmederdi. Şayet Allah'u Tealanın Kitabında bir şey bulamazsa, Rasûlullah  (s.a.s)'den bildiği hadislere baş vururdu. Bunda birşey bulursa hükmederdi. Şayet Allah'u Teâla'nın Kitabında birşey bulamazsa, Rasûlullah  (s.a.s)'den bildiği hadis şeriflere başvururdu. Bunda birşey bulursa olaya hükmederdi, birşey bulamadığı zaman müslümanlara sorardı. Derdi ki: "Bana birisi ğeldi şöyle şöyle soru yöneltti. Siz bu olay hakkında Rasûlullah  (s.a.s)'in vermiş olduğu bir hükmü biliyormusunuz.? "Bunun üzerine sahabeler toplanırlar, duymuş oldukları hükümleri anlatırlardı.

 Ebu Bekir (r.a) derdi ki:

"Allah (c.c) içimiz de, dinimizi koruyan kişileri bulundurduğu için hamd olsun."

Darimi Ebu Nadra'dan nakletti  ki: "Ebu Seleme Basra'ya ğelince ben ve Hasan O'na gittik. Ebu Seleme Hasan'a dedi ki: "Hasan sen misin? Senin kendi görüşünle fetva verdiğin haberi bana ğeldi. Kendi görüşünle fetva verme. Fetva verirken delillerin, Allah'u Teala'nın indirdiği Kitabı ve Rasûlullah  (s.a.s)'in sünneti olsun."

Darimi Cabir bin   Zeyd nakletti ki: İbn Ömer (r.a) Cabir'le tavaf'ta karşılaştı. O'na dedi ki: Ya Şa'şaâ şüphessiz sen Basra alimlerindensin. Sen olaylara, inen Kur'an ve ğeçmiş sünnetle fetva ver. Bu iki şey haricinde başka bir şeye baş vurma. Şayet sen Kur'an ve sünnet'ten kaynaklanmayan bir şekilde, başka bir şekilde olaya hükmedersen, hem kendin helek olursun, hemde insanları helak edersin."

Darimi Şureyh'den nakletti ki: Şureyh dedi ki:

"Sen, sünnete tabi olup, onları hayat pratiğine aktardığın müddetçe, doğru yoldan sapmazsın."

Darimi Hasan'dan nakletti ki: Hasan Basri (r.a) dedi ki: Sünnetin ğerektirdiği amelleri işleyenler, ğeçmiş insanların en azını oluşturmaktadır. Sünneti yaşayan ve yaşayan alimler, Rabb'lerine kavuşuncaya kadar, Rasûlullah  (s.a.s)'in sünnetine sıkıca tutunup, sebat ettiler. Bu İslâmalimleri, zevk ve sefa ehli ve bid"at çıkaranlarla beraber olmadılar, gittikleri yoldan gitmediler Bunlar hayatlarının her bir anını sünnetle soluklanarak ğeçirdiler."

Darimi İbn Mes'ud'dan nakletti ki: İbn Mes'ud dedi ki: Sünnetin bir kısmıına uymak, Bid'atları yapmak için verilen çabalardan daha hayırlıdır.

“Allah'a itaat edin, Rasul'e sizden olan Ulûlemre itaat edin.
( Nisa 59 )

Kavlihde ğeçen "Sizden olan Ulûlemre'den kasıt ilim sahibleri ve fakihlerdir." Rasul'e itaatten, kasıt Kur'an sünnete tabi olmak demekdir.

Darimi Ebu Hureyre (r.a)'dan nakletti ki: Ebu Hureyre (r.a) dedi ki:

"Ğeceyi üç kısma bölerim. İlk bölümünü uyku için, İkinci bölümünü namaz için, Üçüncü bölümünü ise hadis muzakeresi için ayırırım."

Darimi ibn Abbas (r.a)'dan nakletti ki: İbn Abbas (r.a) dedi ki:

Rasûlullah  (s.a.s) şöyle buyurdu ve falan şöyle dedi, diyerek başkasının sözüne itibar etmekden dolayı azab olunmanızdan ve yere batırılmanızdan korkmuyor musunuz?"

Darimi Ömer bin   Abdulaziz'den naletti ki: Ömer bin   Abdulaziz şöyle yazdı.

Hiçbir kişi için Allah'ın Kitabında ve Rasûlullah  (s.a.s)'in sünnetinde olan bir hükmü hiçe sayarak, kendi görüşünü bildirmesi caiz değildir. Bu ümmetin hüküm bildirmesi ancak, olayla ilgili hüküm, Allah'ın ve Rasûlullah  (s.a.s)'in sünnetinde bulunmadığı zaman mümkündür."

Darimi Ebu Said bin   el- Müseyyeb'den nakletti ki: seferde farz namazdan sonra bir adam gördü. Adam Said (r.a)'a dedi ki: Ey Ebu Muhammed, Allah (c.c) kıldıgım bu  Namazdan dolayı bana azab eder mi? Said (r.a) dedi ki: Evet, sünnete riayet etmeyerek kıldığın her namazdan dolayı Allah sana azab eder."

Darimi Hırayş bin   Cübeyr'den nakletti ki:

Hıraş (r.a) dedi ki: Mescidde sapan taş atan bir ğenç gördüm. O'na dedim ki: 'Ey bu şekilde taş atma, zira ben Rasûlullah (s.a.s)'den bu şekil taş atmayı yasaklandığını işttim." O kişi buna ragmen taş atmaya devam edince, O'na dedim ki: "Ey ğenç ben sana Rasûlullah  (s.a.s)'den bu haraketine dair, hadis naklediyorum, sen ise taş atmaya devam ediyorsun. VAllahi senin cenazende bulunmuyacağım, hasta olduğunda seni ziyaret etmeyeceğim ve ebediyen seninle konuşmuyacağım."

Darimi Katade'den nakletti ki: Katade dedi ki:

İbn Sirin, Rasûlullah  (s.a.s)'in bir hadisini nakletti toplulutkan bir kişi, "Bunun hakkında falan kişi şöyle şöyle söyledi" dedi. İbn Sirin O adama dedi ki: Ben sana Rasûlullah  (s.a.s)'den hadis naklediyorum sen ise falan kişi şöyle şöyle dedi diyorsun.

VAllahi seninle ebediyen konuşmayacağım."

Darimi (r.a) "Kime Rasûlullah  (s.a.s)'in hadisi ona ulaşırda ona karşı edebli ve onu yüceltmez ise, O kişiye cezanın acele verilecegi" bölümünde şunları naklatmektedir.

Darimi el-Aclaniyy yoluyla Ebu Hureyre'den nakletti ki: Ebu Hureyre dedi ki: Rasûlullah  (s.a.s) buyurdu; "Bir adam iki elbisesine bürünmüş bir şekilde çalım satarak yürürken, bu esnada Allah (c.c) bu kişiyi yere batırdı. Kıyamet gününe kadar hala batmaya devam edecektir."

Uzun elbise giymiş bir ğenç Ebu Hureyreye dedi ki: Ey Ebu Hureyre yere batırılan ğenç şöylemi yürüyordu. Ğenç, yürüme taklidi yaparken kendisinede eliyle hafifçe vuruyordu. Bu esnada, aniden yüz üstü yere düştü, agzı burnu kanamaya başladı. Nerede ise her tarafı, kırılacaktı. Ebu Hureyre bunun üzerine şu ayeti okumaya başladı.

"Biz seninle alay edenlere enğel oluruz"
( Hicr 95 )

Darimi Abdurrahman bin   Harmele'den nakletti ki: Abdurrahman şöyle dedi. Bir adam Hac ve Umreye gideceği için, veda etmek üzere Said bin   el-Müseyyebe ğeldi. Said (r.a) dedi ki: Namaz kıılmadan bu mescidden ayrılma. Zira Rasûlullah  (s.a.s) bundan nehy ederek buyurmuştur ki: "Ezan Okunduktan namaz kılmadan mescidden, münafıklardan başka kimse çıkmaz."                         

 

Adam dedi ki: arkadaşlar beni Harra'da bekliyorlar, bunun için gitmem ğerekiyor. Ve adam çıktı,gitti. Said bin   el-Müseyyeb, bu adamın mescidden çıkıp Harre'ye giderken bineğinden düşüp bacağını kırdığı haberi kendisine ulaşıncaya kadar, ne kadar yanlış hareket ettiğini insanlara anlatırdı."

Darimi Said bin   Cübeyr'den nakletti ki: Said Said Rasûlullah  (s.a.s)'den bir hadis nakletti, orada bulunanlaradan biri dedi ki: "Bu anlattığın Allah (c.c) Kitabında muhalif oluyor." Said (r.a) adama dedi ki: "Görüyorum ki ben sana hadis naklediyorum. Sen ise bunu Allah'ın Kitabına arz ediyorsun.

"Şüphesiz Rasûlullah  (s.a.s) Allah'ın Kitabını senden daha iyi bilendir."

Buraya kadar da Darimi (r.a)'ın müsnedinden seçmiş olduğum hadisleri naklettim.

Allah'u Tealanın izni ile aşağıda, bu konu ile ilgili Lâlikâi (r.a)'ın Kitab'us Sünnet'inden seçtiğim hadisleri nakledeceğim.

Lalikai, İbn Abbas'dan nakletti ki: İbn Abbas dedi ki:

VAllahi buğün yeryüzünde brnim helek olmamı şeytandan daha çok isteyen isteyen kimsenin var olduğunu zanetmiyorum. "İbn Abbas'a dendi ki: 'Niçin böyledir? "İbn Abbas (r.a) dedi ki:

Doğuda ve Batıda şeytanın çıkırttğı bir bid'at birisi tarafından bana ğetirilir. Bu Bid'at bana ulaştığı an hemen onu sünnete kökünden atarımda şeytana ğeri döner. İşte bunun için Şeytan benim helak olmamı daha çok istemektedir.

Lalikai, İbn A'liye'den nakletti ki: İbn A'liye dedi ki: Nebinizin (s.a.s) sünnetine sımsıkı tutunuz ve Sahabelerin (r.a) üzerinde bulunduğu şeye sıkıca sarılınız.

Lâlikâi Hasan-ı Basri'den nakletti ki: Hasan dedi ki:

"Pratiğe aktarılmayan bir söz ğeçerli değildir, halis niyet ile yapılmayan amel de ğeçerli değildir, sünnetten kaynaklamayan bir söz, amel ve niyette ğeçerli değildir."

Lalikai, Said bin   Cübeyr'den nekletti ki: Said dedi ki: "Bir söz, amel edilmedikçe bir amel samimi bir niyet yapılmadıkça ve bir  söz ve amel niyet, sünnete uygun olmadıkça kabul edilmez.

Lâlikâi  Hasan'dan nakletti ki: Hasan (r.a) dedi ki:

"Ey Sünneti yaşayıp bilen kişiler! İnsanların arasına yayılınız. Zira siz insanların en azını oluşturanlarsınız."

Lâlikâi  Eyyub'dan nakletti ki: Eyyub (r.a) dedi ki:

"Sünneti bilip yaşayan birisinin vefat haberi verilince, sanki, uzuvlarımdan birisini kaybetmiş gibi oluyorum."

Lalikai yine Eyyub'tan nakletti ki: Eyyub (r.a) şöyle dedi: "Allah'u Tea'lanın, ğenç ve yabancı bir kişiyi, sünneti bilen bir alime kavuşturmasından daha büyük bir mutluluk yoktur."

Lalikai İbn Şevzeb'den nakletti ki: İbn Şevzeb (r.a) şöyle dedi: "Bir ğenç üzerine, Allahu Tealanın en iyi, ilk nimeti, o ğencin sünneti bilip yaşayanları kendisine kardeş edindiği zaman başlar. Çünkü sünneti bilenler o ğence Rasulullahın (s.a.s) sünnetlerine götürürler."

Lalikai, Hammad bin   Yezid'den naklettiki; Hammad dedi ki: "Eyyub'a hadis alimlerinden birisinin vefat haberi verildiğinde, üzüldüğü her halinden belirgin bir şekilde anlaşılırdı. Fakat ibadeti çok yapmakla anılan bir kişinin vefat haberine bu kadar üzülmezdi."

Lâlikâi  Eyyub'dan nakletti ki: Eyyub (r.a) şöyle dedi: "Allah'u Tealanın nurunu ağızlarıyla üfürerek söndürmek isteyen, sünneti yaşayan bilen kişilerin ölmesini temenni ederlerr."

Lâlikâi  İbn Avf'dan naklettiki: İbn Avf dedi ki:

Üç şeyi kendim ve arkadaşlarım için severim.

1 - Kur'anı okuyup yaşamak

2 - Sünneti okuyup yaşamak

3 - Kendi nefsini düzeltmek. için, yaşayan hayır olan şeyler harici insanların arasına çıkmayan kişi olmak"

Lâlikâi  Evza'i den nakletti ki: Evza’i (r.a) dedi ki:

"Rasûlullah (s.a.s)'in nelerde dönüp dolaşıyorsa, sende sünnetlerle birlikte dolaş."

Lâlikâi(r.a) yin eEvza'i (r.a) nakletti ki: Evza'i (r.a) dedi ki:Beş şey  Rasulullah'ın ashabının ve onlara bütün iyiliklerde tabi olanların üzerinde idi. Onlar da:

1 - Cemaatden ayrılmamak ,

2 - Rasûlullah (s.a.s)'in sünnetine uymak,

3 - Mescidleri imar etmek,

4 - Kur'an okumak,

5 - Allah'u Tealanın yolunda cihad etmektir."

Lâlikâi Süfyan es-Sevri'den nakletti ki: Süfyan dedi ki:

"Sünnetleri bilip yaşayanlara iyi muamele gösteriniz. Zira bu kişiler ğerçekten garip olanlardır

Lâlikâi  Fudayl bin İyad'dan nakletti ki: Fudayl (r.a) dedi ki: "Allah  'u Tealanın öyle kulları vardır ki, onlarla şehirleri ihya eder. Bu kişilerde sünneti yaşayan ve yaşatan kişilerdir."

Lâlikâi Ebu Bekir'den O'da A'yyaş'dan nakletti ki: Ayyaş (r.a) dedi ki: "İslâm içinde sünnetin üstünlügü, İslam'ın diğer dinlere olan üstünlüğünden daha fazladır. " 

Lâlikâi  İbn Avf'dan nakletti ki: İbn Avf (r.a) dedi ki:

"Kim İslâm ve sünnet üzere öldüyse o hayrın bütünüyle müjdelenmişdir."

Lalikai  Hasan'dan nakletti ki:: Allah'u Teala buyurur ki:

"Deki eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah'da sizi sevsin"
( Ali İmran 31 )

Burada Allah'u Teala'ya olan sevğinin alameti Rasûlullah (s.a.s)'in sünnetine uymakla ölçülmektedir.

Lalikai İbn Abbas'dan nakletti ki: Allah'u Tealanın "Yüzlerin beyazlanacağı zaman" kavlinde yüzleri beyazlanacak olanlar sünneti bilen ve yaşayanlardır. "Yüzleri kararacağı zaman"kavlinde, yüzleri siyahlanacak olanlar da bid'at çıkaran kişilerdir.

Lalikai A'la bin Müseyyeb'den O'da babasından nakletti ki: babası dedi ki:Abdulah Şöyle dedi: "Biz, İslam'da olan şeylere uyup,yeni yeni şeylere başlamadığımız,dinde olmayan şeyleri dine sokarak dinde olan şayleri dinden çıkararak, bid'at çıkarmadığımız ve sünnete sımsıkı sarıldığımız müddetçe asla delalete düşmeyiz."

Lalikai Şaz bin Yahya'dan nakletti ki: Şaz dedi ki: "Cennete gitmek için sünnete bağlanmaktan başka çıkar yol yoktur."

Lalikali Ahmed bin Hanbel (r.a)'dan nakletti ki: Ahmed (r.a) dedi ki: "Bizim yanımızda sünnet; Rasûlullah (s.a.s)'in haberleri, Kur'an'ın açıklayıcısı ve Kur'an'ın delilleridir."

Lalikai bazı hadis alimlerinden hadis hakkında şiirler nakletmiştir. Onların birisinde şöyle söylemektedir:

Nebi Muhammedin dini hadisleridir,

Kişi için sünnetler ne güzel binektir,

Esas olan hadisten ve hadis alimlerinden vazğeçmemektir,

Rey ğece gibi siyah, hadisler gündüz gibi aydıınlıktır,

Çoğu insan yanılmakta hadisler doğru yola götürmektedir,

Güneş apaçıktır, zira onun nurları buna işaret etmektedir."

"Sünneti delil kabul etmeyenlerin yanlış yolda olduklarının isbatı" adlı Kitabın'da el-Makdisi şu hadisi nakletmektedir. 

Makdisi (r.a) kendi senedi ile Ebu ed-Derda (r.a)'dan nakletti ki: Ebu ed-Derda (r.a) dedi ki: Rasûlullah (s.a.s) şöyle buyurdu ki:

"Sünnetin yok olmasından korkarak, sabah akşam sünneti ögrenmeye giden kişi sabah akşam Allah yolunda cihad eden kişi gibidir. Kim ilmi gizlerse kıyamet gününde, Allah (c.c) onun agzına ateşten bir ğem vurmuş olarak yaratacaktır."

Makdisi (r.a) Muaz bin Cebel (r.a)'den nakletti ki: Muaz dedi ki: Rasûlullah (s.a.s) buyurdu ki:

"Ümmetimin İçinde, sonradan dine sokulan bid'atlar çıktığı ve Ashabına dil uzatıldığı zaman alimler ilimlerini açıklasınlar. Eğer ilimlerini ortaya koymazlarsa, Allah'u Teala'nın, Meleklerine ve bütün insanların laneti üzerine olsun."

Velid bin Müslim'e denildi ki: Açıklanması ğereken ilim hangi ilimdir. Velid dedi ki: sünnet'dir."

Makdisi  Ebu Hureyre (r.a)'dan nakletti ki:  Ebu Hureyre (r.a) dedi ki: Rasûlullah (s.a.s) şöyle buyurdu ki:

"Ümmetimden kim kırk hadis belleyib yaşarsa ve bu hadislerle insanları dinleri hususunda bir işte faylanırsa, bu kişi kıyamet günü alimlerdren biri olarak diriltilir."

Makdisi yine başka bir yolla Ebu Hureyre (r.a)'dan nakletti ki: Rasûlullah (s.a.s) şöyle buyurdu ki:

"Kim sünnetlerden kırk hadisimi naklederse kıyamet gününde Nebilerle birlikte haşr olunacaktır."

Makdisi Ber’a bin A'zib'den nakletti ki: Bera (r.a) ş;öyle dedi. Rasuluullah (s.a.s) şöyle buyrdu :

"Bir kişinin iki hadis ögrenip, bununla kendisini faylandırması ve  bunu başkalarıına ögreterek onlar faylandırması, altmış sene ibadet etmesinden daha hayırlıdır."

Makdisi Kesir bin Abdullah'dan O'da babasından O'da dedesinden nakletti ki: Dedesi dedi ki: Rasûlullah (s.a.s) şöyle buyurdu. " Şüphesiz İslâm garip başladı ve bu garipliğine dönecektir. Gariplere müjdeler olsun." Denildi ki: Ya Rasulullah! Garipler kimlerdir.?

Rasûlullah (s.a.s) buyurdu ki:

"Garipler, benim sünnetimi sevenler ve benden sonra Allah'ın kullarına sünnetimi ögretenlerdir."

Makdisi (r.a) Merfu' olarak yukarıda hadisdeki senetle şu hadisi nakletti; Rasûlullah (s.a.s) şöyle buyurdu;

"Kim benden sonra öldürülmüş sünnetimi diriltirse, o kişiye; bu sünnetle amel edenlere verilen ecir eksiltilmeksizin bir misli daha ecir verilir."

Makdisi Ali (r.a)'den nakletti ki: Rasulullah' sav) şöyle buyurdu:

"Ümmetimden dinin esas meseleleri ile ilgili kırk hadisi belleyip uygulayan kişi, kıyamet gününde fakih olarak diriltilir. Ben bu kişiye şefaatçi ve şahit olurum."

Makdisi, yukardaki hadisin benzeri merfu'olarak Ebu-ed Derda'dan nakletti.

Makdisi İbn Abbas'tan nakletti ki; İbn abbas (r.a) dedi ki:  Rasûlullah (s.a.s) buyurdu ki:

"Ümmetim'den, benim sünnetim'den kırk hadisi belleyip uygulayan kişiye kıyamet gününde şefaatçı olurum."

Makdisi, Ali (r.a)'den nakletti ki: Ali (r.a) dedi ki:  Rasûlullah (s.a.s) şöyle buyurdu:

"size, benim, ashabımın ve benden önceki nebilerin yolundan gidenleri haber vereyim.

Onlar, Allahu Telanın rızasını gözeterek, Allah için Kur'an-ı ve benim hadislerimi yaşayan ve yaşatanlardır."

Makdisi (r.a) Ali (r.a)'den nakletti ki: Ali (r.a) şöyle dedi:

"Her şeyin ilmi Kur'an'da mevcuttur. Fakat İnsanların kendi akıl ve reyleri bunu tesbit etmede aciz kalmıştır."

Makdisi, Cüneyd'den nakletti ki, Cüneyt (r.a) şöyle dedi: "Allahu tela'ya varan yol, Rasûlullah (s.a.s)'ın sünnetlerine tabi olan, hadislerini itirazsız kabul eden ve yaşayanlar hariç Allah'ın (c.c) yarattığı bütün kişilerin üzerine kapalıdır. Allah (c.c) kitabında şöyle buyurmaktadır:

"Şüphesiz sizden Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için, Allah'ın Rasülünden (uyulması ğereken) güzel örnekler vardır. "
(Ahzab:21)

Makdisi, Abdurrahman b. Mehdi'den nakletti ki; Abdurrahman şöşle dedi" Bir kişinin hadislere olan ihtiyacı, yemeye ve içmeğele olan ihtiyacından daha büyüktür. Çünkü hadisler Kur'an-ı açıklamaktadır."

Makdisi, Rasüllulah (s.a.s)'ın sahabelerinden bir kişiden nakletti ki; Rasullah (s.a.s) buyurdu ki:

"Son zamanda benim, ümmetimden öyle kişiler ğelecek ki onlara sahabelerin sevabı verilir. Onlar, kötü şeyleri kabul etmeyen ve fitne çıkaran kişilere savaş açan kişilerdi."

İbrahim bin denildi ki: Bu kişiler kimlerdir? İbrahim dedi ki:

"Bunlar, Rasûlullah (s.a.s) şunları yapınız, şunları yapmayınız, buyurdu diyerek hadislere uyup, yaşayan alimlerdir."

Makdisi Ahmed bin Hanbel nakletti ki: Ahmed (r.a) denildi ki:

Yeryüzünde Allah'u Teala'nın istegi şeyleri yine Allah'u Teala'nın istegi şekilde yerine ğetiren, yaşayıp yaşatan var mıdır? İmam Ahmed; Evet vardır; dedi. denildi ki: "Onlar kimlerdir; İmam Ahmed dedi ki: Hadis alimleri bulunmadığı zaman, bu kişiler Allah'u Teala'nın emirlerini yerine ğetireceklerdir. Ve bunların da hadis alimlerinden başkaları olacağını bilmiyorum."

Makdisi Abdullah bin Mübarek'den nakletti ki: Abdullah bir hadis anlattı ki: Rasûlullah (s.a.s) şöyle buyurdu;

Ümmetimden, düşmanların kendilerine hiç bir zarar vermeyecegi, hakka sahip çıkan (Hakkı yaşayan ve yaşatan) bir Cemaat kıyamete kadar yaşacaktır."

"İbn Mübarek dedi ki: Bu cemaat benim görüşüme göre hadisi, yaşayan alimlerdir."

Makdisi ibn el-Mediniyy'den yukarıda hadisin aynısıı nakletti; Bu hadis hakkırında İbn el-Mediniyy (r.a) dedi ki: "Bu kişiler Rasûlullah (s.a.s)'in  yolunu benimseyip, Kitab'ı ve Sünnet'i savunan hadis alimleridir. Şayet hadis alimleri olmasa idi. o zaman Mu'tezile, Rafiziyye, Cehmiyye Mürcie ve Reyciler insanları helaka sürüklerdiler.

Makdisi Abddullahbin Mes'ud ve Ebu Zer (r.a)'dan nakletti ki: Abdullah ve Ebu Zer (r.a) dediler ki: Rasûlullah (s.a.s) şöyle buyurdu;

"Sizden sonra sabra çok ihtiyaç duyulacak günler ğelecektir. O zamanda, şu anda üzerinde bulunduğunuz şeye sımsıkı tutunan kişiye elli kişi ecri verilir.?

Sahabeler (r.a) dediler ki: Ya Rasûlullah bizden elli kişimi, onlardanmı?

"Rasûlullah (s.a.s) buyurdu ki: Sizden elli kişinin ecri vardır."

Makdisi İbn Celd'den nakletti ki: Her kırk yılın  başında, kendisine Kamkam denilen şeyen insanlara gönderilir. Bu şeytanın görevi insanların tabi olması için bid'at çıkarmaktır.

Makdisi, İmam Buhari'den nakletti ki: Buhari (r.a) dedi ki: Biz üç veya dört kişi, İbn Abdullah'ın kapısının önünde idik. ibn Abdullah bize dedi ki: Şu hadisi size açıklamak istiyorum. Rasûlullah (s.a.s) buyurdu ki:

"Ümmetimden, düşmanları kendilerini zor duruma düşürerek hiç zarar veremeyecegi, hakka sahip çıkan bir cemaat kıyamete kadar var olacaktır." İşte bu cemaat sizlersiniz. Çünkü, tüccarlar ticaretleri ile, sanâtkarlar sanâtları ile, melik kendi işleri ile meşgul olurken siz de Rasûlullah (s.a.s)'in sünnetlerini yaşamak ve yaşatmakla meşgul oldunuz.Bunun için de bu cemaat sizlersiniz."

 

Makdisi İbn Vehb'den nakletti ki: İbn Vehb şöyle dedi. Malik bin Enes bana dedi ki:

"Sünnetlere karşı çıkmayınız bilakis sünnetlere teslim olunuz."                 

 

Makdisi Kays el- Hamedaniyy'den nakletti ki: El-Hamedaiyy dedi ki: Kim, sünneti yaşayan ve yaşatan kişilerin, dinin koruyucuları olduğunu kabul atmezs, şüphesiz Allah (c.c) dinini kendine din edinmeyen akılsız kişilerden sayılır."

Allah (c.c) hadisi, Nebi(s.a.s)'e en güzel şekilde indirdiğini buyurmuştur. Rasûlullah (s.a.s)'de Bu hadisi Cebrail bana Allah'u Tealadan ğetirdi"  buyurmuştur.

Makdisi Süfyan es-Sevri'den nakletti ki: Süfyan (r.a) dedi ki: "Melekler semanın bekçileridir. Hadis ehli ise yeryüzünün bekçileridir." Makdisi Veki'i nakletti ki: Veki'i (r.a) dedi ki:

"Şayet bir adam hadislerden hiç bir şey anlamıyor ise, şüphesiz buna o kişinin içine düştügü heva hevesi neden olmaktadır."

Makdisi Ahmed bin Sinan'dan nakletti ki: Ahmed (r.a) şöyle dedi:

Velid el- Kerabisiyy benim dayımdı. Vefatı anında çocuklarına dedi ki: "Siz benden çok kelamı bilen birisini biliyormusunuz?" Çocukları dedi ki:

"Hayır bilmiyoruz." Velid dedi ki: "Benim hakkımda kötü düşünüyormusunuz?" Çocukları dediler ki:

Hayır  kötü düşünmüyoruz? Velid dedi ki: "Size bir Ögüt versem kabul edermisiniz?" Çocukları "Evet kabul ederiz" dediler. Velid dedi ki: "Size hadis alimlerinin üzerinde bulundukları şeye (sünnete) sımsıkı sarılmanızı tavsiye ederim. Çünkü ben hakkın onlarla beraber olduğunu gördüm."

imam Ahmed, Zühd kitabında Katade'den nakletti ki: Katade şöyle dedi:"Bir kişi Nebi (s.a.s)'in sünnetlerinden yüz çevirirse, şüphesiz helak olur. Siz sünnete sımsıkı sarılınız, Bid'atlardan sakınınız. Ve siz fıkha sımsıkı tutununuz, şüpheli olan şeylerden de kaçınınız."

Hakim Müskedrek'inde Abdurrahman bin Ebza'dan nakletti ki: Abdurrahman şöyle dedi:

"İnsanlar Osman (r.a)'ın halifeliğinde, fitneye düştükleri zaman ubeyy bin Ka'b'a dedim ki: " Bu fitneden kurtuluş yolu nedir?"

Ubeyy bin Ka'b dedi ki: Allah'ın Kitabı veRasûlullah (s.a.s)'in sünnetidir. Siz Kitab ve Sünnetten anladığınız şeylerle amel ediniz. Onlarda anlamadığınız şeylerde anlayan birisine gidiniz."

Hakim Ali Ebu Talib'den nakletti ki: İnsanlar Ali (r.a) ğelip İbn Mes'ud (r.a) övdüler. Ali (r.a) dedi ki: "Bende aynı kanaateyim" Hatta daha fazla överek dedi ki:

"Abudullah bin Mes'ud Kur'anı okur, helalini helal, haramını haram kabul ederdi. Dinde fakih bir alimdi. Sünnetide yaşar ve yaşartırdı."

Hakim Ebu Hureyre (r.a)'dan nakletti ki: Ebu Hureyre dedi ki: Rasûlullah (s.a.s) şöyle buyurdu;

"Allah (c.c) Ğıfar kabilesine magfiret etti ve Eslem kabilesinide selamete kavuşturdu.. Şüphesiz bunları ben söylemedim. Lakin Allah (c.c) buyurdu."
"Vakti zayi etmek ölümden daha kötüdür. Çünkü vaktin zayi olması, seni hem Allah'tan ve hem de âhiret yurdundan koparır. Ölüm ise, seni ancak dünya ve ehlinden koparır."



SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Facebook  Twitter  Google  Google