Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: Ramazan Ayında Kafirlere İkram  (Okunma sayısı 52116 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı nadal

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 10
Ynt: Ramazan Ayında Kafirlere İkram
« Yanıtla #30 : 28 Temmuz 2012, 15:45:18 »
Hadis İle Darbe Vurdum Bir De Kurandan Haricilere Darbe Vurayım:

Günahın âşikâr olanını da, gizlicesini de bırakınız. Şüphesiz o kimseler ki günahı kazanırlar, elbette irtikab ettikleri şeyden dolayı cezalanacaklardır.(Enam 120)

“De ki: “Muhakkak ki  Rabbim, açık ya da gizli her türlü fuhşu, günahı ve haksız yere başkaldırmayı, hakkında hiçbir delil indirilmeyen bir şeyi Allah’a ortak koşmanızı ve bilmediğiniz şeyleri Allah’a karşı söylemenizi haram kılmıştır.”  (A’raf: 33)


Hadi Bakalım Bir Kaç Kitap Okuyup Fetva Makamına Geçen Birey

Hatta İmam Nevevi Yanlış Değilsem Şerhu Muslimde Günahını Fıskına Açığa Vuranın Gıybeti  Hakkında Şöyle Diyor:

"Fıskını veya bid'atını açığa vuran kimsenin, açığa vurduğu günahlarıyla yadedilmesi caizdir, diğerleriyle yadedilmesi caiz değildir."

Hadisleri Bir Daha Vereyim de Gözden Kaçmasın:

Ben İmamuddin İşte Haricilere Cevabım:

“Günahı herkesin ortasında işleyenler, günahlarını açıklayanlar hariç, bütün ümmetim af olunacaktır, aftan yararlanacaktır. İnsanın gece bir günahı işleyip, ALLAH onun günahını örtmüşken, sabah olduğunda: Ey falan! Ben dün gece şöyle şöyle bir günahı işledim, diye söylemesi, günahlarını açıklamak olup onun lâubalîliğini gösterir. Hâlbuki o kişi, Rabbi onun günahını gizleyerek gecelemişti. Sabah olunca da o kişi ALLAH’ın örtüsünü üzerinden açmaktadır.İşte bu, günahı aleni işlemenin bir çeşididir.”

Buhari, Edeb:60, 5/2254, NO:5721, , Müslim; Zühd:52, NO:2990

Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

“ Ümmetimin hepsi affa mazhar olacaktır, günahı aleni işleyenler hariç. Kişnin geceleyin işlediği kötü bir ameli ALLAH örtmüştür. Ama, sabah olunca o: ‘Ey falan, bu gece ben şu şu işleri yaptım!’ der. Böylece o, geceleyin ALLAH kendini örtmüş olduğu halde, sabahleyin, üzerindeki ALLAH'ın örtüsünü açar. İşte bu, günahı aleni işlemenin bir çeşididir.”

(Buhari, Edeb 60)


Bu Hadisi Şerhetme Gereği Duymuyorum:

Hidayete Tabi Olanlara Selam Olsun.

topcubaşı

  • Ziyaretçi
Ynt: Ramazan Ayında Kafirlere İkram
« Yanıtla #31 : 28 Temmuz 2012, 15:57:49 »
diyorsun ki: Ben İmamuddin İşte Haricilere Cevabım:
“Günahı herkesin ortasında işleyenler, günahlarını açıklayanlar hariç, bütün ümmetim af olunacaktır, aftan yararlanacaktır. İnsanın gece bir günahı işleyip, ALLAH onun günahını örtmüşken, sabah olduğunda: Ey falan! Ben dün gece şöyle şöyle bir günahı işledim, diye söylemesi, günahlarını açıklamak olup onun lâubalîliğini gösterir. Hâlbuki o kişi, Rabbi onun günahını gizleyerek gecelemişti. Sabah olunca da o kişi ALLAH’ın örtüsünü üzerinden açmaktadır.”
Buhari, Edeb:60, 5/2254, NO:5721, , Müslim; Zühd:52, NO:2990
Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:
“ Ümmetimin hepsi affa mazhar olacaktır, günahı aleni işleyenler hariç. Kişnin geceleyin işlediği kötü bir ameli ALLAH örtmüştür. Ama, sabah olunca o: ‘Ey falan, bu gece ben şu şu işleri yaptım!’ der. Böylece o, geceleyin ALLAH kendini örtmüş olduğu halde, sabahleyin, üzerindeki ALLAH'ın örtüsünü açar. İşte bu, günahı aleni işlemenin bir çeşididir.”
(Buhari, Edeb 60)
Bu Hadisi Şerhetme Gereği Duymuyorum:
Hidayete Tabi Olanlara Selam Olsun.
 cevap: aleykum selam: hadise sokuşturma yapmışın hadiste günahı herkesin ortasında işleyenler diye bir şey yok. hadisin metni şöyle:
 ebu hureyreden rasulullah şöyl ediyordu:
 günahını açığa vuranlar dışında ümmetimin hepsi bağışlanabilir. günahı açığa vurmanın biriside şudur bir kimse gece bir günah işler sonra sabaha çıkar Allah onu gizlediği halde ey falan ben dün gece şöyle şöyle  işler yaptım der. halbuki rabbi rabbi günahını örtmüş olarak gecelemişti. rabbinin örttüğünü açığa vurarak sabahladı.
 şimdi sen sandın ki bu hadis size delil! hadiste bak ne diyor ''gece işlemiş'' gündüz milletin ortasındamı işlemiş diyor??!
 günahını açıklamak nasıl onuda anlatmış rasulullah
 bir kişi gece bir şey işler sabah falan ben şöyle şöyle yaptım der. bak burada kişi överekmi anlatıyor? güzelmi görüyor? hadisten bunlarımı çıkarttın?
 bak günahı açıklamak şöyle olur: bir kişi alime veya büyük gördüğü bir kişiye der ki hocam ben gece şöyle bir günah işledim bana dua et. bu hatadır çünkü günahına başkasını şahit tuttu. buna gerek yoktu kendisi Allahtan af dileseydi yeterdi.
 hem hadiste günahı açığa vuranlar affolunur demiyorki açığa vurmayanalr affonlunur diyor. sen burdan kendine nasıl bir delil çıkardır.

Çevrimdışı nadal

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 10
Ynt: Ramazan Ayında Kafirlere İkram
« Yanıtla #32 : 28 Temmuz 2012, 16:06:42 »
Allah İçin Din İçin İman İçin Siz Bakın Araştırın Hadisi Takip Eden Arkadaşlar. Sokuşturmuş Muşum. Orada İki Çeviriyi de Verdim. Şerhlerini Fethul-bari (Hafız İbn Hacer) ve El-Minhactan (İmam Nevevi) Bakında Bu Çocuk Sizi Saptırmasın.

Hadiste Allahın Örtüsünü Kaldıran Kişi Diyor. Peki İmam Nevevinin Sözüne Ne Demeli.  Buradan Da Ne Manada Olduğunu Dünya Alem Anlar.

topcubaşı

  • Ziyaretçi
Ynt: Ramazan Ayında Kafirlere İkram
« Yanıtla #33 : 28 Temmuz 2012, 16:21:11 »
diyorsun ki: Hadis İle Darbe Vurdum Bir De Kurandan Haricilere Darbe Vurayım:
Günahın âşikâr olanını da, gizlicesini de bırakınız. Şüphesiz o kimseler ki günahı kazanırlar, elbette irtikab ettikleri şeyden dolayı cezalanacaklardır.(Enam 120)
“De ki: “Muhakkak ki  Rabbim, açık ya da gizli her türlü fuhşu, günahı ve haksız yere başkaldırmayı, hakkında hiçbir delil indirilmeyen bir şeyi Allah’a ortak koşmanızı ve bilmediğiniz şeyleri Allah’a karşı söylemenizi haram kılmıştır.”  (A’raf: 33)
cevap: bu konuları güzel anlayamıyorsunuz bak şimdi kaç kere dedim bir amelin bir nefsin çektiği bir yönü vardır birde itkadi yönü ama bazı amellerin sadece itikadi yönü vardır ramazanda açık yemek yemek gibi. bu kişi ramazanda yemek yemeyi helal  itikat etmese yapmaz çünkü bunu canı çekmez. simdi bu ayeti alıp açıktan zina edilir açıktan kumar oynanır açıktan faiz alınır diyemi anladınız siz. Allah akıl fikir verisin. kıyamet kimin üzerine kopacak biliyorusnuz demi hayvanlar gibi açıktan zina edenlerin üzerine. günahın açığınıda gizlisinide bırakın diyor Allah günahlar çoktur her günah büyük günah deyildir. küçük günahları işleyenler mesela harama bakanlar tekfirmi edilir. adam devamlı harama bakıyor ve gözünü sakınamıyor bu kişiyi tekifir mi edeceğiz? 
 ayrıca en em 120 ayetinden önceki ayete ve sonraki ayete bakarsak iki ayettede şirkten habsediliyor sizin anladığınız gibi büyük günahlardan bahsedilmiyor.
 ikinci ayette Allah şirkten bahsediyor diğer günahlarla beraber şimdi siz şirk koşanı tekfir etmiyormusunuz!? bu ayette açıktan büyük günah işleyenler kafir olmaz diye bir mana mı var? Allah yasakladım diyor bu yasaklama haram boyutundada olabilir küfür boyutundada Allaha şirk koşmak küfür olan boyuta örnektir ve ayette vardır.
 ayırca bize harici demen senin haricileri bilmediğini gösterir. türkiyede harici yok ta konuşuyorsunuz. siz kitaplardan okuyupta anlayacak deyilsiniz ya haricinin nasıl olduğunu görmeniz lazım. görüncede anlayacağınız meçhul ya!
 diyorsun ki: Hadi Bakalım Bir Kaç Kitap Okuyup Fetva Makamına Geçen Birey
Hatta İmam Nevevi Yanlış Değilsem Şerhu Muslimde Günahını Fıskına Açığa Vuranın Gıybeti  Hakkında Şöyle Diyor:
"Fıskını veya bid'atını açığa vuran kimsenin, açığa vurduğu günahlarıyla yadedilmesi caizdir, diğerleriyle yadedilmesi caiz değildir."
 cevap: gayet güzel söylemiş: kişi haram işler fısk işler ve sonra bunu açıklarsa o kişi sadece o açıkladığı fıskıyla yadedilir bu günahtan yola çıkıp başka günahlarla yadedilmez. bu sözde size ne delil var?!
 neyse yazmaya devam edin. zamanla düzelirsiniz inşaAllah. bu arada sizlere sorduğum sorulara cevap verirseniz iyi olur. bakın ben size güzel güzel cevap veriyorum.

Çevrimdışı nadal

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 10
Ynt: Ramazan Ayında Kafirlere İkram
« Yanıtla #34 : 28 Temmuz 2012, 16:27:54 »
Ne İse Sen Kan Kaybetmeye Devam Et Bak İbn Abinin Raddul Muhtarda Ne Diyor:

Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Kim, dünyada günahını gizlerse, Allahü teâlâ da, kıyamette o günahı herkesten saklar.) [Müslim]

“Günahları açıkça işleyenler hariç bütün ümmetim affolunacaktır, (Buhari, Müslim).

Ebû Hüreyre radıyAllahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“İşlediği günahları açığa vuranlar dışında, ümmetimin tamamı affedilmiştir. Bir adamın, gece kötü bir iş yapıp, Allah onu örttüğü halde, sabahleyin kalkıp:

Ey falan! Ben dün gece şöyle şöyle yaptım”, demesi, açık günahlardandır. Oysa o kişi, Rabbi kendisinin kötülüğünü örttüğü halde geceyi geçirmişti. Fakat o, Allah’ın örttüğünü açarak sabahlıyor.” Buhârî, Edeb 60; Müslim, Zühd 52

Açıklamalar

Bir günah işlemek, bir kusur ve hata yapmak, sevilmeyen, arzu edilmeyen ve sahibine de hiçbir kıymet kazandırmayan, sadece kötü görülmesine ve bayağı sayılmasına vesile olan bir haslettir. Durum böyle iken, gizli kapaklı bir yerde işlediği ve Allah’tan başkasının bilmediği, Allah’ın da örttüğü bir günahı faziletmişcesine ortaya döken ve başkalarına anlatan bir kimse, Allah tarafından affedilme şansını kaybetmiştir.

Günah ve kusurlarını başkalarına anlatanlar, Allah’ı, Resûlünü ve salih amel sahibi mü’minleri hafife almış, kötülüklerini iyilik, günahlarını sevap, bayağılıklarını fazilet saymış olurlar. Bu ise, en az işledikleri günah seviyesinde bir pervasızlıktır. Oysa günah işleyen bir kimsenin, hiç olmazsa onu gizli tutması, kendisini aşağılanmaktan kurtarır. Aksi takdirde açıkladığı günah eğer bir cezayı gerektiriyorsa cezalandırılmasını, cezayı gerektirmiyorsa kınanmasını icab ettirir. Bir kimse, dünyada işlediği bir günahı utanarak gizlerse, Allah’ın kendisini kıyamet gününde rüsvay etmemesi umulur.

Hadisten Öğrendiklerimiz

1. Kişinin, gizli olarak işlediği bir günahı açığa vurmaması, Allah’ın onu affetmesine vesile olur.
2. İşlediği günahı başkalarına anlatan ve bunu bir meziyet sayanları Allah affetmez.
3. Gizli işlenen günahları açığa vurmak, başkalarına anlatmak, Allah ve Resûlünü hafife almaktır.
4. Gizli işlediği günahları açığa vuranlar, eğer bu günah cezayı gerektiriyorsa cezalandırılırlar. Çünkü açığa vurmak itiraf sayılır.

Ebû Hüreyre radıyAllahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Bir kul, bu dünyada başka bir kulun ayıbını örterse, kıyamet gününde Allah da onun ayıbını örter.”
Müslim, Birr 72. Ayrıca bk. Buhârî, Mezâlim, 3; Ebû Dâvûd, Edeb 38; Tirmizî, Birr 19; İbni Mâce, Mukaddime 17

topcubaşı

  • Ziyaretçi
Ynt: Ramazan Ayında Kafirlere İkram
« Yanıtla #35 : 28 Temmuz 2012, 16:46:13 »
diyrosun ki: Ne İse Sen Kan Kaybetmeye Devam Et Bak İbn Abinin Raddul Muhtarda Ne Diyor:
Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Kim, dünyada günahını gizlerse, Allahü teâlâ da, kıyamette o günahı herkesten saklar.) [Müslim]
“Günahları açıkça işleyenler hariç bütün ümmetim affolunacaktır, (Buhari, Müslim).
Ebû Hüreyre radıyAllahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“İşlediği günahları açığa vuranlar dışında, ümmetimin tamamı affedilmiştir. Bir adamın, gece kötü bir iş yapıp, Allah onu örttüğü halde, sabahleyin kalkıp:

Ey falan! Ben dün gece şöyle şöyle yaptım”, demesi, açık günahlardandır. Oysa o kişi, Rabbi kendisinin kötülüğünü örttüğü halde geceyi geçirmişti. Fakat o, Allah’ın örttüğünü açarak sabahlıyor.” Buhârî, Edeb 60; Müslim, Zühd 52
cevap: bak sen ne yüzsüz adamsın sana hadise sokuşturma yapıyorsun diyorum hala utanmadan yazıyorsun. aynı hadisi bak burada başka lafızla yazmışın. ya yazsana arkadaş o hadise ben sokuştuma yapmadım şurdan aldım falan kendini temize çıkar önce bi. bu halinle yazı  yazmaya utanmıyormusun?  Allah sizin gibi saptırıcıların şerrinden korusun.
 ve bak burada yazdığın konuda bir tane sana delil olacak bir şey varmı hepsi bana delil olur. yazmış olmak için yazıyorsun. Allah senin gönlüne göre versin. Allah seni senin gibilerle karşılaştırsın beni benim gibilerle karşılaştırsın. bak ben sana beddua etmiyorum sende bana aynı şekilde dua edebilirsin.
  hadiste günahını açıktan işleyen dışında bütün ümmetim affolacaktır hadisi şimdi sana mı delil oluyor? Allah sana mantık versin.

 diyorsun ki: Açıklamalar
Bir günah işlemek, bir kusur ve hata yapmak, sevilmeyen, arzu edilmeyen ve sahibine de hiçbir kıymet kazandırmayan, sadece kötü görülmesine ve bayağı sayılmasına vesile olan bir haslettir. Durum böyle iken, gizli kapaklı bir yerde işlediği ve Allah’tan başkasının bilmediği, Allah’ın da örttüğü bir günahı faziletmişcesine ortaya döken ve başkalarına anlatan bir kimse, Allah tarafından affedilme şansını kaybetmiştir.
cevap: bak ne diyor gizli kapaklı bir yerde işlediği günah. sizin gibi uluorta işlenen günahlardanmı bahsediyor. sen bu yazıları yazmadan önce gözümde biraz değere sahiptin şimdi çok seviyesiz birisin.

 diyorsun ki: Günah ve kusurlarını başkalarına anlatanlar, Allah’ı, Resûlünü ve salih amel sahibi mü’minleri hafife almış, kötülüklerini iyilik, günahlarını sevap, bayağılıklarını fazilet saymış olurlar. Bu ise, en az işledikleri günah seviyesinde bir pervasızlıktır. Oysa günah işleyen bir kimsenin, hiç olmazsa onu gizli tutması, kendisini aşağılanmaktan kurtarır. Aksi takdirde açıkladığı günah eğer bir cezayı gerektiriyorsa cezalandırılmasını, cezayı gerektirmiyorsa kınanmasını icab ettirir. Bir kimse, dünyada işlediği bir günahı utanarak gizlerse, Allah’ın kendisini kıyamet gününde rüsvay etmemesi umulur.
cevap: bak günahı açıktan işlemekten bahsetmiyor. gizli işlediği günahı başkalarına anlatmaktan bahsediyor. burda nerde sana delili olcaka şey. neyse sen aramaya devam et bir tane bile bulamazsın kendine delil olacak yazı. ancak yukarıda yaptığın gibi hadislere sokuşturma yaparsın.

 diyorsun ki: Hadisten Öğrendiklerimiz

1. Kişinin, gizli olarak işlediği bir günahı açığa vurmaması, Allah’ın onu affetmesine vesile olur.
2. İşlediği günahı başkalarına anlatan ve bunu bir meziyet sayanları Allah affetmez.
3. Gizli işlenen günahları açığa vurmak, başkalarına anlatmak, Allah ve Resûlünü hafife almaktır.
4. Gizli işlediği günahları açığa vuranlar, eğer bu günah cezayı gerektiriyorsa cezalandırılırlar. Çünkü açığa vurmak itiraf sayılır.
cevap: burda sana delil olacak ne var. senin gibileri çok gördük. alakasız şeylerle konuyu sulandırmaya çalışıyorsun.

 diyorsun ki: Ebû Hüreyre radıyAllahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Bir kul, bu dünyada başka bir kulun ayıbını örterse, kıyamet gününde Allah da onun ayıbını örter.”
Müslim, Birr 72. Ayrıca bk. Buhârî, Mezâlim, 3; Ebû Dâvûd, Edeb 38; Tirmizî, Birr 19; İbni Mâce, Mukaddime 17
cevap: çok komiksin bununda konumuzla alakası yok. ilk başta yazdım ya daha hiç tartışmadan. sizin mantığınız bozuk diye. o günden bu yana her yazınızda benim ne kadar haklı olduğumu ortaya çıkardınız. bu tartışma ne kadar uzar ve siz hakkı anlarmısınız bilmiyorum ama şunu kesin biliyorum siz mantığnızın ne kadar bozuk olduğunu çok iyi anladınız. Allah düzeltmek nasip etsin.

Çevrimdışı nadal

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 10
Ynt: Ramazan Ayında Kafirlere İkram
« Yanıtla #36 : 28 Temmuz 2012, 17:04:38 »
Allah İçin Din İçin İman İçin Siz Bakın Araştırın Hadisi Takip Eden Arkadaşlar. Sokuşturmuş Muşum. Orada İki Çeviriyi de Verdim. Şerhlerini Fethul-bari (Hafız İbn Hacer) ve El-Minhactan (İmam Nevevi) Bakında Bu Çocuk Sizi Saptırmasın.

Hadiste Allahın Örtüsünü Kaldıran Kişi Diyor. Peki İmam Nevevinin Sözüne Ne Demeli.  Buradan Da Ne Manada Olduğunu Dünya Alem Anlar.


Aynı Şeyi Söylüyorum. Benim Gibilerini Çok Görmüşmüş  ;D Zaten Hep Böyle Diyorlar Çünkü Kelamı Çok Severler Elle Tutulur Bİrşey Demezler ve Onun Fasid Düşüncesini Paylaşmazsak Hemen Allah Akıl Versin Körelmiş Derler Mantık Yok Derler. İmam Malik Ne De Güzel Söylemiş:

"Diğerinden daha çok mücadele ve tartışmayı beceren bir kimse her geldiğinde biz de Cebrail'in rasule getirdiğini geri mi çevireceğiz?" (Şerefu Ashabu'l-Hadis, s. 5)



Çevrimdışı Ishaan

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 9
Ynt: Ramazan Ayında Kafirlere İkram
« Yanıtla #37 : 28 Temmuz 2012, 17:29:57 »
Hanefi âlimlerinden Bahri'r-Râik kitabının sahibi, Fetâvâ el-Bezzaziyye'den naklederek dedi ki: "Kim, Ramazan ayında gündüzleyin kasten açık bir şekilde yerse öldürülür. Çünkü o, haramı helalleştirmiştir." (İbn Nuceym, c: 2, s: 299)

Şunu soylemek gerekir ki burada laf kalabalığı yapan topcubaşı kendi bir takım amelleri yorumlayarak açıktan haram işleyen müslüman değil dedi konuları oyle saptırmış ki haramla tağuta muhakemeyi bir görüp ,haram ile şirki  kıyas ederek niyet sormayız demiş :) Alakaya bakınız..Hz.Ebubekir delilsiz ayet hadis olmadan zekat vermeyenleri tekfir etti demiş.Bu bir iftiradır.Hz.Ebubekir bunu onlar namazı kılar ve zekatı  da verirlerse artık dinde kardeşlerinizdir ayetinden bu hükmü çıkarmıştır.Sizde nerde o fakihlik? Kafadan ayetleri yorumlayıp burada cevap diye yazanlarda sizde selefin izinde olamazsınız.Hz.Ebubekire iftira atıp delilsiz tekfir etti bizle oyle yapıyoruz demişsiniz resmen.İntihar,yalan vs..ile ilgili sorduğum sorulara cevap verilmemiş kabul ediyorum.Ki cevaba da gerek yok aslında sorular sadece sizin mantığınızla kimleri tekfir ettiğinizi göstermek için yeterli.Bi zahmet yayınını çıkardığınız kitapların yazarları da tekfir edin  zira kitaplarında gizli açık diye bir ayrıma gitmemişler :)
Ve sizi muhatap alıp bir daha yazı yazmayacağım. Bilmem ne bilmem ne insanlar onun haram işlediğini bilmiyor zannediyormuş.Bırakın bunları.............
Kafadan şöyle olurla boyle olurda varsayımlarla hükmünüz size kalsın.Biz kelam ehlinden de sizden beriyiz Elhamdulillah.
Nadal adlı üye gereken ilmi cevabı vermiş artık yapmanız gereken bu sapıklıklarınızdan tevbe etmektir tabi nefsinize yedirebiliyorsanız.

Hanzala adlı üyenin yazdığınız nakil ise açıklanmaya muhtaç şöyle ki:Hanefiler tekfir usulünde en katı insanlardır.Imam Ebu Hanife Fıkh'ul Ekberde diyor ya "Gökleri ve yerleri yaratan Allah'ı bilmemekte,tanımamakta özür yoktur."Hiçbir özrü kabul etmiyorlar.Osmanlı Şeyhülislamı Ebu Suud efendinin fetvalarını okuduysanız eğer bunu apaçık görebilirsiniz.Zira ona 2.Ebu Hanife denilmekle beraber küfür olmayan şeylere küfür diye fetva vermiştir.Neden? Sakındırmak için.

Hatta Ebu Hanife Abdestsiz namaz kılanı bile tekfir eder.Halbuki bu küfr değildir.Imamın boyle fetva vermesi Namazın şanını yüceltmek içindir.Yani sözün özü fıkıh kitaplarının mürted bahsini açarsanız 400-500 tane daha da fazla küfre götüren amel yazmıştır alimler.Bunların hepsi insanı dinden çıkardığından değil insanları bunlardan uzaklaştırmak içindir.Ki Eğer bir müslüman haramı açıktan işlemekle kafir oluyorsa elbette bu dini bize ileten Rasul ve Selef boyle birşeyi naklederdi.Dolayısıyla bu iddialarınız hala batıl olup Allah'ın izniyle sizin yorumlarızdan öteye geçemeyecek.

Çevrimdışı nadal

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 10
Ynt: Ramazan Ayında Kafirlere İkram
« Yanıtla #38 : 28 Temmuz 2012, 18:39:39 »



Bana Sokuşturma Yaptın Diyor Çünkü Kabul Etse Cahil Olduğu Ortaya Çıkar. İşte Nice İnsan Var ki Şeytanın Özelliği Olan Kibrini Kıramayıp Hak Geldiği Zaman Reddetmiştir. Üstteki Foto Hadis Külliyatından. İşte Bu Buharinin Edep Bölümü Artık Dileyen Dediğim Şerhlere (Şerhlerini Fethul-bari (Hafız İbn Hacer) ve El-Minhactan (İmam Nevevi) Bakın) Bakar Dileyende Cahil Kişinin Kelamına Bakar.

Duamın Sonu: Hamd Allah'adır.

Çevrimdışı Uyarıcı

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 6
Ynt: Ramazan Ayında Kafirlere İkram
« Yanıtla #39 : 28 Temmuz 2012, 21:07:46 »
Allah İçin Din İçin İman İçin Siz Bakın Araştırın Hadisi Takip Eden Arkadaşlar. Sokuşturmuş Muşum. Orada İki Çeviriyi de Verdim. Şerhlerini Fethul-bari (Hafız İbn Hacer) ve El-Minhactan (İmam Nevevi) Bakında Bu Çocuk Sizi Saptırmasın.

Hadiste Allahın Örtüsünü Kaldıran Kişi Diyor. Peki İmam Nevevinin Sözüne Ne Demeli.  Buradan Da Ne Manada Olduğunu Dünya Alem Anlar.


Kardeş öncelikle şunu söylemek isterim ki, bu arkadaşımız ne haricileri ne kelamcıları anlamamış selef'in menhecinden bihaber mürekkeb bir cahildir. Vermiş olduğunuz hadisi Fethu'l Bari'nin 12.ci cildinde buldum. Biraz uzun olduğu için şuan sadece metni ve kısaca şerh'i yazacağım.

Birinci Hadis no 6069 cil 12 sf; 160; Ebu Hureyre (r.a) diyor ki, ben Rasulullah (s.a.s)'ı şöyle derken dinledim; "Ümmetimin hepsi ilahi affa mazhar olur. Ancak açıktan açığa işleyen müstesnadır. Süphesiz bir adam geceleyin bir iş yapıp sonra Allah onu setretmiş olduğu halde sabah edip de. Ey filan ben dün şöyle şöyle yaptım demeside kötülüğü açıkça işlemesi kabilindendir. Böyle bir kişi Rabbi kendisini setretmiş olduğu halde geceyi geçirmekle birlikte, sabahı edince Allah'ın kendisi üzerindeki setretmiş örtüsünü açıverir." 

İkinci Hadis no 6070 cil 12 sf; 161; Safvan ibn Muharriz'den rivayet edildiğine göre "Bir adam İbn Ömer'e; Sen Rasulullah (s.a.s)'ın fısıldaşma hakkında ne söylediğini işittin mi, diye sordu. İbn Ömer dedi ki; " Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu; "Sizden herhangi bir kimse Rabbine oldukça yaklaşır ve nihaye üzerine perdesini örter ve şunu şunu işledin değil mi der, Kul evet der, Rabbi; şunu şunu işledin değil mi der, Kul evet der böylelikle yüce Allah ona bütün yaptıklarını söyletir. Sonra şüphesiz ben dünyada iken seni setrettim. Bugünde bütün bunları sana mağfiret buyuruyorum der.

Şerhi; "Mü'min'in kendi kusurlarını örtmesi" Yani ayıplanmasını gerektiren bir iş işlemesi halinde kusurunu örtmesi meşru ve menduptur.
"Açıktan açığa işleyen müstesna" Et tibi dediki; Günahı açıktan açığa gizleyen kimse, masiyetini açığa çıkartan ve Allah'ın setrettiği halini açığa vurup o masiyeti işlediğini söyleyen demektir.

İmam Nevevi ; Fasıklığını veya bidatını açıkça söyleyen kimse hakkında yaptığı işi söylemenin caiz olduğunu ancak bunu açıktan yapmayan kimsenin durumunun da öyle olmadığını da zikretmiştir.

İbn Battal dedi ki; Masiyetin açıkça işlenmesinde Allah'ın rasülünün ve salih mü'minlerin hakkını hafife almak söz konusudur. Ayrıca onlara karşı bir çeşit inatlaşmayıda ihtiva eder. Ama masiyetin gizli tutulmasında böyle bir hafife almaktan yana esenlikte kalmak söz konudur. Çünkü masiyetler sahiblerini zelil kılar. Eğer işlenen masiyet bir haddi gerektiriyorsa had uygulamasında, haddi gerektirmiyorsa da tazir (hafif) cezasından kişiyi kurtarır. Eğer işlenen masiyet katıksız Allah'ın hakkı ise şüphesiz ki o en cömert olanıdır. Onun rahmetide gazabını geçmiştir. Bundan dolayı eğer dünyada masiyet işleyen bu kimseyi Allah setretmiş ise ahirette onu rüsvay etmez. Günahı açığa vuran kimse ise bütün bunları elden kaçırır.  (Feth'ul bari cilt 12 syf; 161-162)

Yazdıklarınıza gelince Topçu başı sizin yazdıklarınızı cümle cümle alıp cevap vermek isterim ancak bunun fayda sağlayacağını sanmıyorum. Kardeşler size gereken cevabı vermişler. Bende onlara yardımcı olmak istedim. Size sadece Allah (c.c.)'tan korkmanızı tavsiye ediyorum.

Çevrimdışı Hak Mücadelesi

  • Site Yöneticisi
  • *****
  • İleti: 1244
Ynt: Ramazan Ayında Kafirlere İkram
« Yanıtla #40 : 28 Temmuz 2012, 21:47:24 »
Alıntı
Soru: Eşinden boşanmış müslüman bir bayan var ve çalıştığı yerde oruç tutmayan kızlara yemek verecek ne yapması gerekir?

Soruyu biraz açarak teferruatlı bir şekilde cevaplayalım inşeAllah.

1-   Oruç tutmayan bu kızlar, şayet hayız olduklarından veya oruç tutmalarına engel şer’i bir takım sebeplerden ötürü oruç tutmuyorlarsa onlara yemek vermekte bir sakınca yoktur. Çünkü şer’i mazeretlerle Ramazan ayında oruç tutmamak (duruma göre) ruhsat ya da emirdir. O halde bu durumda olanlara Ramazan ayında ikramda bulunmak Ramazan ayına hürmetsizlik ve Allah (c.c)’ın oruç emrini hafife almak demek değildir.

2-
   Oruç tutmayan bu kişiler şer’i hiçbir mazerete sahip değillerse onlar için iki durum söz konusu olur:

a) Oruç tutmamanın haramlığına inanıyor ancak nefsine ağır geldiği için tutmak istemiyordur, bu kişi orucunu gizlice yer.

b) Oruç tutmamanın haramlığına inanıyor, ancak Allah (c.c)’ın “Sizden kim o aya erişirse oruç tutsun” (Bakara: 185) ayetini hafife alıyor, Ramazan orucu emrini yok sayıyor, Ramazan ayının hürmetini çiğniyor ve bile bile bu haramı aşikâre bir şekilde işliyor; işte bu kişinin yaptığı küfürdür ve ona yardım eden de küfrüne iştirak etmiştir. (İlk cevabımda "sebepsiz olarak" ifadesini kullanmamışım. Bundan dolayı özür diliyorum. Cevap düzeltildi.)


Bir ameli meşrulaştırmak için illa ki dille açık bir şekilde “bu haram olan ameli ben helal sayıyorum” demek gerekmez. Nasıl ki; içki içmenin haram olduğuna inanan bir kişi buna rağmen kalkıp da meyhane açtığında (Müslüman olan) hiç kimse onun için “diliyle bunu helal kılmadı, bizim için niyeti önemlidir, biz onun fiiline göre hüküm vermeyiz” demezse, Allah (c.c) Ramazan ayını şer’i sebepler dışında oruçlu geçirmeyi emrettiği halde bir kimsenin Allah (c.c)’ın bu emrini yok sayarcasına saygısız bir şekilde açıktan oruç yemesine de hiç kimse “diliyle buna helal demiyor, ameli helalleştirdiğini göstermez” diyemez! Bu, helalleştirmenin de ötesinde Allah (c.c)’a ve onun mukaddes dinine saygısızlıktır.

Ramazan ayında hiçbir şer’i mazeret olmaksızın açıktan yemek, içmek, ancak inkârdan kaynaklanmaktadır. İslam Dininin şiarlarına bir Müslüman bu şekilde açıktan açığa hürmetsizlik göstermez.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تُحِلُّواْ شَعَآئِرَ اللهِ"
“Ey iman edenler! Allah’ın şeârine hürmetsizlik etmeyin…” (Maide: 2)

İslam dini, Allah (c.c)’ın şiarlarına saygı ve tazim esasına dayanır. Kur’an-ı Kerim’de mü’minler, Allah (c.c)’ın şiarlarına hürmet etme ve saygısızlıktan kaçınmakla açık bir şekilde emrolunmuşlardır. Bu konuyu fıkıh ve usul âlimleri elfâz-ı küfür ve ef’âli küfür meselelerinde genişçe açıklamışlar; Allah (c.c)’a, Rasuli (s.a.s)’ne, indirdiği Kur’an’a ve namaz, oruç gibi dinin şiarlarına yapılan saygısızlığın kişiyi dinden çıkaracağını söylemişlerdir. (Allah (c.c)’ın izni ile Elfaz-ı küfrü içeren bir kitap yakında yayınevimiz tarafından sizlere sunulacaktır, orada geniş bir şekilde bu konular açıklanmış olacak.)

Allah (c.c) Ramazan ayının önemini: “Ramazan ayı öyle bir aydır ki; insanlar için bir hidayet kaynağı olan, hakkı batıldan ayıran ve hakka hidayet edici açık deliller ihtiva eden Kur'an o ayda indirilmiştir. Sizden kim o aya erişirse oruç tutsun!” (Bakara: 185) ayetinde beyan etmiştir. Ramazan ayı, mübarek ve faziletli bir aydır. Allah (c.c)’ın faziletli kıldığı ve oruçla geçirilmesini emrettiği bu aya saygısızlık yapan kimsenin elbette imanından söz edilemez.

Rasulullah (s.a.s) buyurdu ki:

"Ramazan size geldi, o mübarek bir aydır. Aziz ve celil olan Allah size o ayda oruç tutmanızı farz kıldı. Bu ayda semanın kapıları açılır. Onda cehennemin kapıları kapatılır. Allah'a karşı isyan eden şeytanların azgınları zincire vurulur. O ayda bin aydan daha hayırlı bir gece vardır. O gecenin hayrından mahrum edilen gerçek anlamıyla mahrum edilmiş olur." (Nesâi, Siyam 5.)

"Şüphesiz yüce Allah üzerinize Ramazan orucunu farz kıldı. Ben de size o ayın (teravih) namazını sünnet kıldım. Her kim bu ayı (orucunun farz, teravihin sünnet) olduğuna inanarak ve ecrini umarak orucunu tutar ve (teravih) namazını kılarsa annesinden doğduğu günkü gibi günahlarından kurtulur." (Nesâi, Siyam 40; İbn Mâce, İkrime 173; Müsned, 191, 195.)

“Ramazan ayının fazileti çok büyük, sevabı pek fazladır. Buna, bu ayın adının günahları yakmayı ifade eden bir kelimeden türetilmesi ve kaydettiğimiz hadis-i şerifler delildir.” (İmam Kurtubi, el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an, 2/555-557)

Allah-u Teâlâ’nın mübarek kıldığı, hakkında Rasulullah (s.a.s)’n faziletine dair hadisler zikrettiği, kıyamete kadar hükmü geçerli olacak olan ve Müslümanların hayat rehberi olarak uymaları gereken, Rasulullah (s.a.s)’a bu mükemmel dinin emir, yasak ve hükümlerini bildiren Kur’an-ı Kerim’in indiği bu mübarek ayda ne Allah’tan ne de kuldan utanmadan hayâsızca oruç vakitleri içinde biri kalkıp aşikâre bir şekilde sebepsiz olarak yemek yiyecek ve o kişi hala bu din üzerinde sabit kalacak, öyle mi? Bunu hiçbir ehl-i sünnet âlimi kabul etmediği gibi bu dine tabi olmuş ve dinin şiarlarının tazim edilmesinin farz olduğunu bilen Müslümanlar da asla kabul etmezler. Çünkü bu, her şeyden önce Allah (c.c)’ın bu yüce emrini hiçe saymaktır. Adeta “umurumda değil” demektir! Eğer umurunda olsaydı zaten aşikâre bir şekilde değil, gizlice yerdi. Bugün bırakın sebepsiz yere oruç tutmayanları, şer’i mazeretlere sahip olan (hayızlı kadın, yolcu, hasta, yaşlı vs) kişiler bile oruçluların yanında açıktan yemeye, içmeye hayâ ediyorlar. Bir de kalkmışsınız, hiçbir şer’i mazereti yokken zerre hayâ etmeyen ve bu mübarek ayın hürmetini Allah (c.c)’ın “bu ayda oruç tutun” emrini inkâr edercesine adeta yok sayan bu kişinin hala Müslüman kalabileceğini iddia ediyorsunuz? Neye göre?? Allah (c.c)’ın mübarek ve faziletli kıldığı Kâbe’nin yanında Kâbe’ye doğru bir adam bevletse hükmünüz ne olur? Yine Mescid-i Rasul ve Mescid-i Aksa’da bu veya başka bir saygısızlık yapılsa hükmünüz ne olur? Yine diyecek misiniz, “Kâbe’ye bevletmenin küfür olduğuna dair ayet, hadis getirin”? Demezsiniz; çünkü bunun, Allah (c.c)’ın mübarek kıldığı ve dinin şiarlarından olan bir şeye hürmetsizlik olduğunu bilirsiniz. Buna hangi müslümanın vicdanı sessiz kalabilir? O halde mübarek Ramazan ayının hürmetini açıktan oruç yiyerek çiğneyenlerin hükmünde niye duraklıyorsunuz? Sizin ille de açık açık “Ramazan’da mazeretsiz olarak açıktan yiyen kâfirdir” şeklinde ayet, hadis istemeniz, oy kullananların ille de açık bir şekilde “oy kullanmak şirktir” şeklinde bir ayet istemelerine benzemektedir. Eğer İslam’a biraz saygınız varsa, bu dinin saygı duyulmaya layık en büyük emir olduğuna biraz olsun inancınız varsa, bu dinin şiarlarına olan saygısızlığı, hele hele İslam’ın beş ana temelinden biri olan Ramazan ayının hürmetinin yok sayılmasını asla kabullenemezsiniz. Biraz olsun imanınız varsa…

Elfaz-ı küfür ve ef’âli küfür’de âlimler demişlerdir ki:

"Kim Kuran’ı veya İslâm şeriatında değeri olan ve tazim edilen şeyleri hafife alırsa küfre girer." (Yetîmetu'l-Fetâvâ)

“Ramazan ayında dışarıda her hangi bir şeyi yiyen, içen kişi de İslam’ın oruç emrini hafife aldığı için kâfir olur.”

Çünkü onlar, Ramazan ayının bu dinin şiarlarından olduğunu ve tazim edilmesi gerektiğini çok iyi biliyorlardı.

" ذكر صاحب البحر الرائق من الأحناف نقلا عن الفتاوى البزازية أن من أكل نهارا فى رمضان عيانا عمدا شهرة يقتل، لأنه دليل الاستحلال"
ابن نجيم ، جـ:2 ، صـ:299


Hanefi âlimlerinden Bahri'r-Râik kitabının sahibi, Fetâvâ el-Bezzaziyye'den naklederek dedi ki:
"Kim, Ramazan ayında gündüzleyin kasten açık bir şekilde yerse öldürülür. Çünkü o, haramı helalleştirmiştir." (İbn Nüceym, c: 2, s: 299)

İbn Nüceym’in bu sözü, âlimlerin üzerinde icma ettikleri bir görüşün tezahürüdür. Yoksa Hanefi âlimlerinin günahlardan sakındırmak için günah olan amellerden küfür olarak bahsetmelerinden kaynaklı değil. Zaten âlim “öldürülür” lafzını kullanıyor. Öldürülmeyi günah işleyenler değil, ancak irtidat eden ve münafık kimseler hak etmektedirler. İrtidat ise ancak büyük küfür ve büyük şirk ile söz konusu olur.

Altını çizerek tekrar söylüyoruz; Ramazan ayında gündüz vakti insanların içinde aşikâre bir şekilde yemek yiyen, içen kişi bu ayın hürmetini inkâr ettiğinden, Allah-u Teâlâ’nın oruç emrini yok saydığını açıkça belli ettiğinden dolayı kâfir olur. Bu konuda aksini söyleyen bir tane âlim getirin, görelim iddianızın sahihliğini (!)… “Ramazanda sebepsiz olarak açıktan yiyen kişi günah işlemiştir ama kâfir değildir” diyen bir tane muteber âlim söyleyin bize, hadi bakalım…

* * *

Eşinden boşanmış, maddi durumu iyi olmayan, ihtiyaç sahibi bir kadının küfre hizmet etmesi helal midir?

İslam fıkhında meşhur olan şöyle bir kaide vardır: “Gayenin iyi olması, hiçbir zaman haram olan vesileyi mübah kılmaz.”

Örneğin; kimsesi olmayan muhtaç bir kadın çoluk çocuğunun maişetini temin etmek için zina edebilir mi? Elbette hayır. Gayenin iyi olması, haramı dahi meşru kılmazken küfür olan bir şeyi nasıl meşru kılar? İhtiyacı var diye, hiçbir yerde iş bulamıyor diye bir Müslüman millet meclisinin güvenlik görevlisi olabilir mi? Her gün çocukları küfür yuvası olan okula götürüp servisçilik yapabilir mi? Küfre vesile olabilir mi? Buna cevap verin. İhtiyaç sahibi olan bir insan, ikrah-ı mülci söz konusu olmadan küfre hizmet edebilir mi? Tabi ki hayır. Aksini söyleyenin imanı olmadığına hükmederiz.

İhtiyaç durumunda olan Müslümanlara yardım etmek Müslümanların borcudur. Böyle kimselere yardım etmekle her Müslüman mükelleftir. Ve hiçbir Müslüman muhtaç olan bir müslümanın küfre düşmesine göz yumacak kadar da vicdansızlaşmış, dininden taviz vermiş değildir elhamdulillah.

* * *

“Bi zahmet yayınını çıkardığınız kitapların yazarları da tekfir edin zira kitaplarında gizli açık diye bir ayrıma gitmemişler” diyen arkadaş, bir zahmet kitaplarımızı yeniden gözden geçirsin. Haramı helalleştirme hakkındaki izahatları idrak etme çabasıyla tekrar okusun inşeAllah. Umulur ki, Allah (c.c) bu anlayışta olanlara basiret verir de meselelere doğru hükmü uygulayabilirler.

http://www.islaminida.com/forum/index.php?topic=2990.msg3794#msg3794

* * *

İbn Battal dedi ki; Masiyetin açıkça işlenmesinde Allah'ın rasülünün ve salih mü'minlerin hakkını hafife almak söz konusudur. Ayrıca onlara karşı bir çeşit inatlaşmayıda ihtiva eder. Ama masiyetin gizli tutulmasında böyle bir hafife almaktan yana esenlikte kalmak söz konudur. Çünkü masiyetler sahiblerini zelil kılar. Eğer işlenen masiyet bir haddi gerektiriyorsa had uygulamasında, haddi gerektirmiyorsa da tazir (hafif) cezasından kişiyi kurtarır. Eğer işlenen masiyet katıksız Allah'ın hakkı ise şüphesiz ki o en cömert olanıdır. Onun rahmetide gazabını geçmiştir. Bundan dolayı eğer dünyada masiyet işleyen bu kimseyi Allah setretmiş ise ahirette onu rüsvay etmez. Günahı açığa vuran kimse ise bütün bunları elden kaçırır.  (Feth'ul bari cilt 12 syf; 161-162)

Çok doğru. Günahı açıktan açığa hayasızca işlemek, Allah (c.c)'ın emir ve yasaklarını ve bu emir ve yasaklara riayet eden Rasulullah (s.a.s) ve müslümanların hakkını hafife almak demektir. Ayrıca dinin emir ve yasaklarıyla inatlaşma, sonucunda bir inkardır bu.  Masiyet gizli olarak nefsin dürtüsüyle işlendiğinde sahibini zelil kılar. Fakat nefsin dürtüsüne engel olamayıp günahını aşikare bir şekilde işlemeye başlayan kişinin kalbinde artık bu günahın değeri azalır ve basitleşerek onun için sanki meşru bir amelmiş gibi olur. Kişi kendi günahını örtmediği için Allah (c.c) da ahirette onun günahını örtmez. Ve o kimse azaba uğrayanlardan olur.

Allah (c.c)'ın açıktan açığa işlenen günahları affetmeyişini, günahı açığa vurmanın ne kadar çirkin ve Allah (c.c), Rasulü ve müslümanların hakkını hafife almak, onları basit görmek ve onlarla inatlaşmak olduğunu açıkça gösteren bu hadislerden nasıl olur da kendi lehinize hüküm çıkarırsınız? Allah (c.c) size anlayış, basiret ve ilim versin. Sizi doğru yoldan saptırmayacak bir ilim... Zira bazen ilim anlaşılmadığı takdirde daha vehim sonuçlara yol açabiliyor.

Çevrimdışı nadal

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 10
Ynt: Ramazan Ayında Kafirlere İkram
« Yanıtla #41 : 29 Temmuz 2012, 11:42:11 »
Alıntı
b) Oruç tutmamanın haramlığına inanıyor, ancak Allah (c.c)’ın “Sizden kim o aya erişirse oruç tutsun” (Bakara: 185) ayetini hafife alıyor, Ramazan orucu emrini yok sayıyor, Ramazan ayının hürmetini çiğniyor ve bile bile bu haramı aşikâre bir şekilde işliyor; işte bu kişinin yaptığı küfürdür ve ona yardım eden de küfrüne iştirak etmiştir.

Kişinin ramazan orucunun emrini yok saydığının delili peki ne olacak yani neye göre biz diyecez ki bu adam dinle kafa buluyor. Herhalukarda ancak fiiline bakıp zan ile bazı şeyler söyleyebiliriz. Mesela sen ne biçim müslümansın diyip kendisine bera uygulayabiliriz. Ancak kesin olmayan ve kalbi amel olan ve sözleri ile ne yapmaya çalıştığını söylemeyen ve durumunu bilmediğimiz kişi hakkında bu bir zan olur ve kişilere zan ile hüküm veremeyiz ( Küfre düşürmeyen günahların işlenmesinde). Mesela fiske taşı meselesi güzel bir örnektir.

Rivâyete göre, müşârün-ileyh bir kimsenin sapan ile fiske taşı attığını görmekle ona: "Böyle taş atma! İyi bil ki Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem sapan ile taş atmaktan (ümmetini) men etti. -Yâhut sapanla taş atmayı çirkin gördü- demiştir. Râvî İbn-i Mugaffel (rivâyetine devâm ederek) "Şüphesiz ki bu sapan taşıyle ne av avlanır, ne de düşman paralanır ve öldürülür. Ancak bu taş diş kırar, göz çıkarır!" demiştir. Abdullah İbn-i Mugaffel bir zaman sonra yine sapanla taş attığını görmüş de ona: "Be adam ben sana Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in sapan taşı atılmasını nehyettiğini, yâhut bu atışı çirkin gördüğünü hikâye ettim. Sen hâlâ atmağa devâm ediyorsun. Artık sana bundan sonra edebî söz söylemem" demiştir.(İbni Mace ve(ya) Ebu Davud)

Mesela burada hadisi bilmesine rağmen kişinin halen aynı olayı yapması orta da. Ki bizim bu kişinin, rasulin emrini hafife aldığına dair nasıl hüküm verecez ki İbni Mugaffel'in yaptığı gibi (Had gerektirmiyorsa) bera kidesini uygular ve uzaklaşırız.

Kişinin mesela İngiltere de çalışıyor bir restaurantta diyelim ramazan ayında müşriklere yemek verdiği zaman küfre girmesi için hiç bir neden yok.

Kişi kendini müslüman sanan insanların arasında da aynı şekilde çalışabilir ve yine aynı şekilde bu kişinin küfre girmesine hiçbir sebeb teşkil etmez.

Kişi eğer müslümanlara karşı yapılan bir eylemde yardımda bulunursa küfre girer ki burda öyle bir vakıa gözükmemekte. Ayrıca bu işi yapanın o oruç tutmayanlara sevgi beslediğini de bilmemekteyiz. Kişi müşriklerin yanında şu şartlarda çalışabilir:

İmam İbni Hacer şöyle dedi:

"Alimler, müşriklerin yanında çalışmayı, zaruret olmaksızın ve şu iki şart dışında caiz görmediler: 
1 - Yapılan iş müslümanlara helal olmalıdır.
2 - Müslümanlara zarar verecek konularda müşriğe yardımcı olunmamalıdır.  (Fethül Bari c: 4 s: 452)


Alıntı
Bir ameli meşrulaştırmak için illa ki dille açık bir şekilde “bu haram olan ameli ben helal sayıyorum” demek gerekmez. Nasıl ki; içki içmenin haram olduğuna inanan bir kişi buna rağmen kalkıp da meyhane açtığında (Müslüman olan) hiç kimse onun için “diliyle bunu helal kılmadı, bizim için niyeti önemlidir, biz onun fiiline göre hüküm vermeyiz” demezse, Allah (c.c) Ramazan ayını şer’i sebepler dışında oruçlu geçirmeyi emrettiği halde bir kimsenin Allah (c.c)’ın bu emrini yok sayarcasına saygısız bir şekilde açıktan oruç yemesine de hiç kimse “diliyle buna helal demiyor, ameli helalleştirdiğini göstermez” diyemez! Bu, helalleştirmenin de ötesinde Allah (c.c)’a ve onun mukaddes dinine saygısızlıktır.

Kişinin bir ameli meşrulaştırması ile onu meşrulaştırmadan işlemesi aynı değildir. Dilim döndüğünce anlatacam hatam varsa ikaz edin inş.

Meşrulaştırılmış Günah: Kişi günahı arada zaman aralığı olmayacak şekilde daima o günah üzerinde bulunmasıdır.
Meşrulaşrıtılmamış Günah: Kişi farklı zamanlar da arada zaman olacak şekilde o günahı işlemesidir.

Örnekler

ZİNA:

Meşrulaştırılmış şekli: Kişinin genel ev açması. Bu genel ev daimi olarak kişinin zina yapması gibidir. O evin arasıra boş olması da etkilemez. Kişi o evi kapatmadıkça daima zina eden ve bunu meşrulaştıran biridir. Şu hadisten yola çıkarak anlayabiliriz:

Cemaatle namaz kılmak için bekleyen, hep namazda gibi sevap kazanır. [Buhari]

Hadiste kişi camide ezanı bekliyor ve daima namazdaymış gibi sevap alıyor. Şu hadise bakalım:

Bera (r.a) şöyle rivayet etmiştir:

 «Dayım Ebu Bureyde elinde sancak olduğu halde yanımdan geçti. «Nereye gidiyorsun?» diye sordum. Dedi ki: «Rasulullah (s.a.s) beni, babasının hanımıyla evlenen birini öldürüp malını da ganimet  olarak almam için gönderdi.» (Ebu Davud, Tirmizi, Nesei, İbni Mace, Ahmed)


Burada da kişinin evlenmesini ele alırsak evlenme daimi birşeydir şeriatın evlenmesini yasakladığı biri ile evlenmek haramdır. Ancak evlenme vakıasında haramın üzerinde sürekli bulunmak vardır. Mesela kişi evli olduğu sürede herzaman aralıksız o haramın içindedir. Bu da başka bir meşrulaştırmadır.

Meşrulaştırılmamış şekli: Kişinin meşrulaştırmayacak şelikde zina etmesi durumu.

Ashab-ı Kiram'dan Ebû zer (r.a.) şöyle demiştir:

"Rasulimize geldim. Üzerinde beyaz bir elbise olduğu halde uyuyordu. Döndüm, sonra yine geldim, uyanmıştı şöyle buyurdu:
– Lâilâhe illAllah –Allah'tan başka ilâh yoktur– diyen ve bu ikrar üzerine ölen hiç bir kul yoktur ki, cennete girmesin, buyurdu. Ben:
– Zina etse de hırsızlık etsede mi? dedim. Rasulimiz:
– Evet, zina etse de hırsızlık etse de girer, buyurdu. Ben:
– Zina etse de hırsızlık etse de mi? dedim. Rasulimiz:
– Evet, hırsızlık etsede zina etsede girer, buyurdu. Ben takrar:
– Ey Allah'ın Resûlü, zina etse de hırsızlık etse de mi? dedim. Rasulimiz:
– Evet, Ebû Zerr'in burnu toprağa sürülse ve böylece zelil ve hakir olsa da muhakkak cennete girer, buyurdu.
Ebû Zer (r.a.) bu hadisi rivâyet ederken:
– Ebû Zerr'in burnu kırılsa da, yani istemese de rasulimiz böyle buyurdu." demiştir. (Buhari, Tevhid, 33, Rikak, 16; Müslim, İman, 40.)


ALKOL:

Meşrulaştırılmış şelki: Kişinin meyhane veya birahane açması. Bu kişinin aralıksız olarak bir haramın içince olan kişi gibidir.

Meşrulaştırılmamış şekli: Kişinin bu haramı aralıklı işlemesi. Şu hadiste olduğu gibi:

Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem zamânında Abdullah adlı bir kimse vardı. (Halk arasında) hımâr (=eşek) lâkabiyle anılırdı. Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`i (ara sıra) güldürürdü. Resûlu`llah da bu adama şarab içtiği için had vurdururdu. Günlerden bir gün Abdullah yine huzûra (kusurlu) getirildi. Resûl-i Ekrem de had vurulmasını emretti. Mecliste bulunanların birisi (Hazret-i Ömer): "Allah`ım! Şu adamı rahmetinden uzak kıl. (diye lâ`net edib) İçki yüzünden ne de çok dîvâna getiriliyor" dedi. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem: "Yâ Ömer! (ona lâ`net etmeyiniz.) VAllahi kesin olarak bildiğim bir şey varsa, o, Allah`ı ve Resûlü`nü sever" buyurdu.(Sahihi Buhari Hudud Kitabı)

Abdullah Himara hangi delile dayanıp (Ki küçümseme kalp amellerindendir onunla konuşmadıkça anlayamayız) onun bu haramı küçümsediğini söyleyebiliriz. Ki bu sık sık içki yüzünden had cezası alıyor.

FAİZ:

Meşrulaştırılmış şekli: Banka açmak

Meşrulaştırılmamış şekli: Bankaya gidip kredi çekmek (Ki bu uluorta yapılır).


Alıntı
Ramazan ayında hiçbir şer’i mazeret olmaksızın açıktan yemek, içmek, ancak inkârdan kaynaklanmaktadır.

Bu görüşe ancak kişinin durumunu çok iyi bildiğimiz zaman kanaat getiririz.

Alıntı
Allah (c.c)’a, Rasuli (s.a.s)’ne, indirdiği Kur’an’a ve namaz, oruç gibi dinin şiarlarına yapılan saygısızlığın kişiyi dinden çıkaracağını söylemişlerdir.

Amenna buna itiraz eden kim?

Alıntı
Bunu hiçbir ehl-i sünnet âlimi kabul etmediği gibi bu dine tabi olmuş ve dinin şiarlarının tazim edilmesinin farz olduğunu bilen Müslümanlar da asla kabul etmezler.Adeta “umurumda değil” demektir!

Biz de kabul etmez ve İbn-i Mugaffel gibi beri oluruz o kişiden. Çünkü o fiske taşı atan da sanki hiç umrumda değil gibi tavır içinde.

Alıntı
Allah (c.c)’ın mübarek ve faziletli kıldığı Kâbe’nin yanında Kâbe’ye doğru bir adam bevletse hükmünüz ne olur? Yine Mescid-i Rasul ve Mescid-i Aksa’da bu veya başka bir saygısızlık yapılsa hükmünüz ne olur? Yine diyecek misiniz, “Kâbe’ye bevletmenin küfür olduğuna dair ayet, hadis getirin”? Demezsiniz; çünkü bunun, Allah (c.c)’ın mübarek kıldığı ve dinin şiarlarından olan bir şeye hürmetsizlik olduğunu bilirsiniz.

Kişi ayağını kabeye uzatıp oturursa ona sen kabeye saygı göstermiyon aşağıladın demek için kesin bilgi lazım. Kabenin yanında derken tam olarak mesafe de kişiye sorulur durumu sorulur. Ki bunu sorulan soru ile kıyas etmek yanlıştır ve kendini haklı çıkarmak için olaydan uzaklaşmaktır.

Hz. Enes radıyAllahu anh anlatıyor: "Biz, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile birlikte mescidde otururken bir bedevi çıkageldi. Durup mescidin içine akıtmaya (işemeye) başladı. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın Ashab'ı kalkıp:
"Dur! dur!" diyerek (üzerine yürümeye) kalktılar ki Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm müdahale etti:"Kestirmeyin, bırakın tamamlasın." Ashab müdahale etmedi, adam da ihtiyacını tamamladı. Sonra Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, adamı yanına çağırdı ve:"Bu mescidler, idrar ve pislik bırakma yeri değildir. Allah'ın zikredildiği yerlerdir. Buralarda namaz kılınır. Kur'an okunur" dedi. Sonra cemaatten birine bir kova su getirmesini emretti. Kova gelince sidiğin üzerine boşalttı."
Buhari, Vudü 57, 58, Edeb 35; Müslim, Taharet 99, (284); Nesai, Taharet 45, (1, 48)


Hadiste de görüldüğü biri bu kişinin durumuna bakılır. Böyle bir kişi ile kelam yapmadan durumunu bilmeden nasıl hemen hürmetsizlik gösterdi aşağıladı diyerek tekfir edilir? Ki bu kişi rasul hazır durumda iken gelip mescide işemeye başlıyor.

Alıntı
Eğer İslam’a biraz saygınız varsa, bu dinin saygı duyulmaya layık en büyük emir olduğuna biraz olsun inancınız varsa, bu dinin şiarlarına olan saygısızlığı, hele hele İslam’ın beş ana temelinden biri olan Ramazan ayının hürmetinin yok sayılmasını asla kabullenemezsiniz. Biraz olsun imanınız varsa…

Kabullenmemek farklı onu tekfir etmek farklı ben kabullenmem ve imkanım olursa hakaret eder ve onunla bir daha da muhattap olmam. Ancak onun kesin bir şekilde sen din ile alay ettin mürted oldun demek (Küfre düşürmeyen günahlar için) herkesin harcı değil. Evet İbn Nuceym gibi fetvayı verirsin ancak uygulamaya gelince kişinin durumunu iyi bilmek lazım. İbn Nuceym diyor ki:

"Kim, Ramazan ayında gündüzleyin kasten açık bir şekilde yerse öldürülür. Çünkü o, haramı helalleştirmiştir." (İbn Nüceym, c: 2, s: 299)

Burda kasten lafzı var neden bunun üzerinde durulmuyor. Kasten demek müslümanı aşağılamak amacı ile demektir. Ama sen kasten yaptığını nereden bileceksin? İşte bu kalp amelidir kişi ile konuşmadan fetva verilmez.


Alıntı
Eşinden boşanmış, maddi durumu iyi olmayan, ihtiyaç sahibi bir kadının küfre hizmet etmesi helal midir?

Dediğim gibi küfür olduğunu söylemek için kişinin durumunun bilinmesine bağlıdır. Kişi zaman küfre hizmet ederse küfre girer. Ancak küfre hizmet senin dediğin gibi (Bu olayda) zan ile hareket edilerek belirlenmez.

Alıntı
Allah (c.c)'ın açıktan açığa işlenen günahları affetmeyişini, günahı açığa vurmanın ne kadar çirkin ve Allah (c.c), Rasulü ve müslümanların hakkını hafife almak, onları basit görmek ve onlarla inatlaşmak olduğunu açıkça gösteren bu hadislerden nasıl olur da kendi lehinize hüküm çıkarırsınız? Allah (c.c) size anlayış, basiret ve ilim versin. Sizi doğru yoldan saptırmayacak bir ilim... Zira bazen ilim anlaşılmadığı takdirde daha vehim sonuçlara yol açabiliyor.

Hadisler açık günahların affedilmeyeceğini belirtiyor. Günahların keffareti ise ateştir. Ancak sen diyorsun ki kafir olur. Tam tersi sen anlamıyorsun hadisi. Orada günahını açığa vuran açıktan günah işleyen gibidir diyor. Ve affedilmez diyor. Sen burdan yani affedilmezden kişinin küfre girdiği için affedilmez denildiğini iddia ediyorsan şerhi bir daha okumanda fayda var.

Velhasıl bu bahsettiğim kişiler islamı sahih olan kişiler sabit olan kişiler için. Yoksa günümüz kendini müslüman sana müşrikler için değil.




Çevrimdışı nadal

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 10
Ynt: Ramazan Ayında Kafirlere İkram
« Yanıtla #42 : 29 Temmuz 2012, 15:00:25 »
Zekatın Örneğini de Vermekte Fayda Var:

Meşrulaştırılmış: Hz. Ebubekirin zekat vermeyenlere karşı cihadı onların malını ganinet olarak alması ve ölülerinin ateşte olduğunu belirtmesi. Onlara mürted muamelesi yapması çünkü onlar ayetin (Tevbe, 9/103) sadece zekatın rasulullaha verildiğini iddia ettiler ve bu da zekat emrini daimi olarak rafa kaldırmaktır. Yani sürekli bu cürmün altında bulunmaktır.  Ki bu da diğerlerinde belirttiğim gibi meşrulaştırmadır ve irtidat demektir.

Hz. Rasul (s.a.v.)’in vefatından sonra, Hz. Ebubekir (r.a.)’in halifeliğinin ilk günlerinde dinden dönme olayları görüldü. Hz. Ebu Bekr (r.a.)’ın bu kimselere ve topluluklara savaş açarak gösterdiği kararlı tutumu ile İslâm’ın bütünlüğü korunmuş oldu. Ebu Hureyre (r.a.)’den şöyle dediği nakledilmiştir: ‘Resûlullah vefat ettikten sonra Ebu Bekir (r.a.) halife seçildiği ve araplardan bazıları dinden döndüğü zaman Hz. Ömer (r.a.), Hz. Ebu Bekir’e şöyle dedi: Allah Resûlü “İnsanlar, Allah’tan başka ilah yoktur, deyinceye kadar onlarla savaşmakla emrolundum. Kim, Allah’tan başka ilah yoktur, derse, malını ve canını benden korumuş olur. Ancak İslâm’ın hakkı müstesnadır. Onun asıl hesabı ise Allah’a kalmıştır.” buyurduğu halde, nasıl olur da sen insanlarla savaşırsın? Hz. Ebu Bekir şöyle cevap verdi: ‘Allah’a yemin ederim ki, namazla zekatın arasını ayıranlarla mutlaka savaşacağım. Çünkü zekat mali bir haktır. Allah’a yemin ederim ki, Resûlullah’a vermiş oldukları bir deve yularını bile bana vermezlerse, onlarla savaşırım.’ dedi. Bunun üzerine Hz.Ömer (r.a.) şöyle dedi: ‘Allah’a yemin olsun ki, Aziz ve Celil olan Allah Ebu Bekir’in gönlünü savaş için genişletmiş ve yine anladım ki, onun görüşü doğrudur.’ (Ebu Davud, Zekat, 1.)

Uyarı: Hz.Ömer onların irtidatlarında şüphede olduğundan dolayı Ebubekir'e itiraz etmemiştir. O savaşma konusunda itiraz etmiştir. Yoksa kafamıza göre deriz ki Ebubekir tekfir etti Ömer tekfir etmedi o zaman tekfir etmeyen tekfir edilmez. Ki bu da yanlış olur.


Meşrulaştırılmamış: Salebe olayı. Salebenin tekfir edildiği ve mürted muamelesi gördüğüne dair delil yok.

Medineli Müslümanlardan Salebe b. Hâtıb,[Taberi, Tefsîr, c. 10, s. 189-190, Beyhakî, Delâilü´n-nübüvve, c. 5, s. 289-290, Vâhidî, Esbâbu´n-nüzûl, s. 170-172, Zemahşerî, Keşşaf, c. 2, s. 203, Fahru´r-Râzî, Tefsîr, c. 16 s. 1 38-1 39, İbn Esir, Usdu´l-gâbe, c. 1, s. 283-285, Kurtubî, Tefsîr, c. 8, s. 209, Nesefî, Medârik, c. 2, s. 136-137, Ebu´l-Fidâ, Tefsîr, c. 2, s. 374, Ebussuud, Tefsîr, c. 4, s. 85, Suyûtî, Dürru´l-mensur, c. 3, s. 260.] Rasulimiz Aleyhisselama gelip:[Beyhakî, Delâilü´n-nübüvve, c. 5, s. 290, Vâhidî, Esbâbu´n-nüzûl, s. 170, İbn Esîr, Usdu´l-gâbe, c. 1, s. 284, Suyûtî, Dürru´l-mensûr, c. 3, s. 260]

"Yâ RasûlAllah![Beyhaki, Delâil, c. 5, s. 290, Vahi df, E sbâbu ´n-n üzül, s. 170, Zemahşeri, Keş sâ f,c.2,s.203,Fahru´r-R âzf, Tefsîr, c. 16, s. 138, İbn Esîr, Usdu´l-gâbe, c. 1, s. 284, Nesefî, Medârik, c. 2, s. 137, Ebussuud, Tefsîr, c. 4, s.85, Suyûtî, Dürru´l-mensûr, c. 3, s. 260.] Bana mal vermesi için, ALLAH´a dua et!" dedi.

Rasulimiz Aleyhisselam:

"Yazıklar olsun sana ey Salebe! Şükrünü yerine getirdiğin az, şükrünü yerine getiremeyeceğin çok­tan hayırlı dir.[Taberi, Tef sfr, c. 10, s. 189, B eyhaki, D el âil, c. 5, s. 290, Vahi df, E sbâb, s. 1 70, Zem ahşerf, Keşşaf, c. 2, s. 203, F ahru´r-Râzi, c. 16, s. 138, İbn Esîr, Usd, c. 1, s. 284, Kurtubî, Tefsîr, c. 8, s. 209, Nesefî, Medârik, c. 2, s. 137, Ebu´l-Fidâ, Tefsîr, c. 2, s. 374.] Ey Salebe! Hakkını ödeyeceğin az, hakkını ödemeye güç yetiremeyeceğin çoktan hayırlıdır!" buyurdu.[Ebussuud, Tefsir, c. 4, s. 85.]

Salebe, dönüp gittikten sonra, geri geldi.[Zemahşeri, Keşşaf, c. 2, s. 203, Fahru´r-Râzî, c. 16, s. 138, İbn Esîr, Usdu´l-gâbe, c. 1, s. 284, Kurtubî, c. 8, s. 209, Nesefi, Medârik, c. 2, s. 137.]

"Yâ RasûlAllah! Bana mal vermesi için, ALLAH´a dua et!" diyerek [Beyhakî, Delâilü´n-nübüvve, c. 2, s. 290, İbn Esîr, Usdu´l-gâbe, c. 1, s. 284.] dileğini tekrarladı. Bunun üzer­ine, Rasulimiz Aleyhisselam:

"Sen ALLAH´ın Rasuli gibi davranışlı olmaya razı değil misin?[Taberî, Tefsîr, c. 10, s. 189, Vâhidî, Esbâbu´n-nüzûl, s. 170, Kurtubî, Tefsîr, c. 8, s. 209, Ebu´l-Fidâ, Tefsîr, c. 374.] Ben sana en güzel ömek değil miyim?[İbn Esîr, Usdu´l-gâbe, c. 1, s. 284.]

Varlığım Kudret Elinde bulunan ALLAH´a yemin ederim ki; dağların altın ve gümüş olarak benimle bir­likte yürümüş olmalarını istemiş olsaydım, muhakkak yürürlerdi!" buyurdu.[Taberî, Tefsîr, c. 10, s. 189, Vâhidî, Esbâbu´n-nüzûl, s. 170, Beyhakî, D el âil, c. 5, s. 290, Ebu´l-Fidâ, Tefsîr, c. 2, s. 374.]

Salebe:

"Yâ RasûlAllah! Sen, bana mal vermesi için, ALLAH´a dua et![Beyhakî, Delâil, c. 5, s. 290, Zemahşerî, Keşşaf, c. 2, s. 203, İbn Esîr, Usdu´l-gâbe, c. 1, s. 284, Kurtubî, Tefsîr, c. 8, s. 209.] Seni hak ile rasul gönderen ALLAH´a andolsun ki;[Taberî, Tefsîr, c. 10, s. 189, Beyhakî, Delâilü´n-nübüvve, c. 5, s. 290, Vâhidî, Esbâbu´n-nüzûl, s. 170, İbn Esîr, Usdu´l-gâbe, c. 1, s. 284, Kurtubî, Tefsîr, c. 8, s. 209, Ebu´l-Fidâ, Tefsîr, c. 2, s. 374, Ebussuud, Tefsîr, c. 4, s. 85.] sen bana dua edecek olursan,[Taberî, c. 10, s. 189, Vâhidî, Esbâbu´n-nüzûl, s. 170, Kurtubî, c. 8, s. 209, Ebu´l-Fidâ, c. 2, s. 374, Suyûtî, Dürru´l-men­ûr, c. 3, s. 260.] ALLAH da bana mal verecek olursa.[Beyhakî, Delâil, c. 5, s. 290, Zemahşerî, Keşşaf, c. 2, s. 203, Fahru´r-Râzî, Tefsîr, c. 16, s. 138, Nesefî, Medârik, c. 2, s.137, Ebussuud, Tefsîr, c. 4, s. 85.] her hak sahibine hakkını vereceğim!" dedi.[Taberî, Tefsîr, c. 10, s. 189, Beyhakî, Delâilü´n-nübüvve, c. 5, s. 290, Vâhidî, Esbâbu´n-nüzûl, s. 1 70-1 71, Zemahşeri, Keşşâf, c. 2, s. 203, F ahru´r-Râzî, Tefsîr, c. 16, s. 13 8, İ b n Esîr, U sdu´l-gâbe, c. 1, s. 284, Kurtubî, Tefsîr, c. 8, s. 209, Nesefi, Medârik, c. 2, s. 137, Ebu´l-Fidâ, Tefsîr, c. 2, s. 374.]

Bunun üzerine, Rasulimiz Aleyhisselam:

"Ey ALLAH´ım! Salebeye mal ver!" diyerek dua etti.

Salebe bir koyun edindi.

Koyun bereketlendi.

Küçük böceklerin, kurtların üreyip çoğaldıkları gibi, çoğaldığı zaman, Medine ona dar geldi. Medine´den uzaklaşmak zorunda kaldı. Medine vadilerinden bir vadiye gidip kondu.

Öğle ve ikindi namazlarını cemaatle kılıp diğerlerini terketmeye başladı.

Koyunlar daha da arttıkları zaman, Salebe Medine´den büsbütün uzaklaştı.

Cuma namazları dışında bütün namazları bıraktı.

Koyunlar küçük böceklerin, kurtların üreyip çoğaldıkları gibi çoğalınca, Salebe Cuma namazını da bıraktı.

Cuma günü, oradan geçen yolculardan, Medineliler hakkında haberler sormakla yetinir oldu.

Rasulimiz Aleyhisselam, ashaba:

"Salebe ne yapıyor?" diye sordu.

Ashab:

"Salebe bir koyun edinmişti. Koyun üreyip çoğalınca, Medine ona dar geldi. O da Medine´den uza­klaşmak, Medine vadilerinden birine gidip konmak zorunda kaldı..." diyerek, Sa´lebe´nin işini haber verdiler.

Rasulimiz Aleyhisselam:

"Vâh Salebeye! Vâh Salebe´ye! Vâh Salebe´ye!" buyurdu.[Taberî, c. 10, s. 1 89, Beyhakî, c. 5, s. 290, Vâhidî, s. 1 71, Zemahşerî, c. 2, s. 203, Fahru´r-Râzî, c. 16, s. 138, İbn Esîr, c. 1, s. 284, Kurtubî, c. 8, s. 209, Nesefî, M edârik, c. 2, s. 137, Ebu´l-Fidâ, Tefsîr, c. 2, s. 374, Ebussuud, Tefsîr, c. 4, s. 85.]

Yüce ALLAH:

"Onların mallarından bir sadaka (zekat) al ki, bununla kendilerini (günahlarından) temizlemiş, bununla onlan(n mallarını, hasenelerini) bereketlendirmiş olasın!.." mealindeki âyeti indirdi.[Tevbe: 103.]

Bu sadaka ve zekat âyeti inince, Rasulimiz Aleyhisselam; biri Cüheyne, diğeri de Süleyım kabilesinden iki kişiyi zekat tahsildarı olarak çevredeki mal sahiplerine gönderdi.

Müslümanların mallarından zekat ve sadakalarını ne kadar alacakları hakkında bir yazı yazdırıp onlara:

"Sa´lebeye ve Süleym oğullarından da filan zâta uğrayınız! Onlardan, zekat ve sadakalarını, buna göre alınız!" buyurdu.

Tahsildarlar gittiler, Salebeye vardılar. Ona Resûlullah Aleyhisselamın yazısını okuyup, kendisin­den mallarının

sadaka ve zekatını istediler.

Salebe:

"Bu da ne?! Bu ancak bir cizyedir! Onun kızkardeşidir! Bu da ne? Bu, cizyeden başka birşey değil! Ben bilmiyorum bu nedir? Hele siz şimdi gidin! İşinizi bitirdikten sonra yanıma dönün!" dedi.

Tahsildarlar, Sa´lebe´nin yanından ayrılıp, Sülemî´nin yanına vardılar.

Sülemî, sadaka ve zekat hakkındaki yazıyı dinledikten sonra, develerinin en iyisine baktı ve onu sadaka ve zekat olarak ayırıp teslim etmek üzere tahsildarları karşıladı.

Tahsildarlar zekat için ayrılan deveyi gördükleri zaman:

"Senin bunu vermen gerekmez! Biz bunu senden almayı istemiyoruz!" dediler.

Sülemî:

"Hayır! Alınız bunu! Ben bunu gönül hoşluğuyla (gönlümden koparak) veriyorum. O da benimdir (ALLAH´ın emriyle verildiği için, benim demektir)," dedi.

Bunun üzerine, tahsildarlar Sülemî´nin ayırdığı zekat ve sadakasını aldılar.

Zekat toplama işini bitirince, dönüp Sa´lebe´ye tekrar uğradılar.

Salebe:

"Yazınızı bana gösterin!" dedi.

Yazının içine baktı:

"Nedir bu?! Ancak cizyedir!

Nedir bu? Ancak cizyenin kızkardeşi!

Siz, hele şimdi birdönüp gidin! Ben birdüşüneyim bakayım!" dedi.

Tahsildarlar, Sa´lebe´nin yanından ayrılıp, Rasulimiz Aleyhisselam in yanına geldiler.

Rasulimiz Aleyhisselam, daha onlar konuşmadan:

"Vâh Salebeye![Taberî, Tefsîr, c. 10, s. 189-190, Vâhidî, Esbâbu´n-nüzûl, s. 171, Zemahşerî, Keşşaf, c. 2, s. 203, İbn Esîr, Usdu´l-gâbe, c. 1, s. 284, Ebu´l-Fidâ, Tefsîr, c. 2, s. 374.] Vâh Sa´lebe´ye!" buyurdu.[Zemahşeri, Keşşaf, c. 2, s. 203, Nesefî, Medârik, c. 2, s. 1 37.]

Sülemî için de, bereket duası yaptı.

Tahsildarlar Sa´lebe´nin yaptığını da, Sülemî´nin yaptığını da, Rasulimiz Aleyhisselam a haber verdiler.

Bunun üzerine, Yüce ALLAH, indirdiği âyetlerde meal olarak şöyle buyurdu:

"İçlerinden kimi de, ALLAH´a şöyle ahdetmişti:

´Bize lütuf ve kereminden ihsan ederse, andolsun, zekatını vereceğiz! Muhakkak, salihlerden ola­cağız!´

ALLAH, kendilerine fazi ve inayetinden verince de, onunla cimrilik edip arka çevirdiler. Onlar öyle dönektirler."

"Nihayet, ALLAH´a karşı va´d ettiklerini tutmadıkları, yalan söylemekte oldukları için, O da (bu fiil­lerinin) akıbetini kalblerinde, Kendisinin huzuruna çıkarılacakları güne kadar sürecek bir nifak yaptı." (Tevbe: 75-77)

Sa´lebe´nin akrabalarından olup Resûlullah Aleyhisselamın yanında bulunan bir zât, bunu işitince, Sa´lebe´nin yanına vardı ve:

"Yazıklar olsun sana ey Salebe! ALLAH senin hakkında şöyle şöyle âyetler indirdi!" dedi.

Salebe, hemen kalkıp Rasulimiz Aleyhisselama geldi. Zekatını kabul buyurmasını istedi.

Rasul Aleyhisselam:

"ALLAH senin zekatını kabul etmekten beni men etti!" buyurdu.

Salebe başına toprak saçınca, Resûlullah Aleyhisselam:

"Bunu sen kendin yaptın. Ben sana emretmiştim, beni dinlemedin!" buyurdu, onun zekatını almaya yanaşmadı, vefatına kadar da ondan hiçbir şey kabul etmedi.

Hz. Ebu Bekir halife olunca, Salebe onun yanına geldi:

"Sen benim Resûlullah Aleyhisselamın yanındaki mevkiimi, Ensar içindeki yerimi biliyorsun, zekatımı kabul et!" dedi.

Hz. Ebu Bekir:

"Resûlullah Aleyhisselamın kabul etmediğini ben kabul edeceğim ha!" dedi ve vefatına kadar onun zekatını kabul etmedi.

Hz. Ömer, halife olunca, Salebe ona geldi ve:

"Ey mü´minler emîri! Zekatımı kabul et!" dedi.

Hz. Ömer:

"Resûlullah Aleyhisselam senin zekatını kabul etmemiş, Ebu Bekir de etmemiş! Ben kabul ede­ceğim ha! Ben senin zekatını kabul edemem!" dedi ve vefatına kadar da, onun zekatını kabul etmedi.

Hz. Osman halife olunca, Sa´lebe onun yanına geldi ve zekatını kabul etmesini istedi.

Hz. Osman:

"Resûlullah Aleyhisselamın da, Ebu Bekir´in de, Ömer´in de kabul etmedikleri zekatı, ben de senden kabul edemem!" dedi ve kabul etmedi.

Sa´lebe, Hz. Osman´ın halifeliği devrinde ölüp gitti.[Taberî, Tefsîr, c. 10, s. 190-191, Beyhakî, Delâilü´n-nübüvve, c. 5, s. 291-292, Vâhidî, Esbâbu´n-nüzûl, s. 171-172, İbn Esîr, Usdu´l-gâbe, c. 1, s. 284, Ebu´l-Fidâ, Tefsîr, c. 2, s. 374.]

Çevrimdışı Ishaan

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 9
Ynt: Ramazan Ayında Kafirlere İkram
« Yanıtla #43 : 30 Temmuz 2012, 17:10:20 »
Alıntı yapılan:  link=topic=5415.msg7298#msg7298 date=1343501244
Bir ameli meşrulaştırmak için illa ki dille açık bir şekilde “bu haram olan ameli ben helal sayıyorum” demek gerekmez. Nasıl ki; içki içmenin haram olduğuna inanan bir kişi buna rağmen kalkıp da meyhane açtığında (Müslüman olan) hiç kimse onun için “diliyle bunu helal kılmadı, bizim için niyeti önemlidir, biz onun fiili ne göre hüküm vermeyiz” demezse

Meyhane açanın kafir olma sebebi meyhane açması mı? Yoksa ruhsat alması mı? Meyhane açtıkları için kafirdirler çünkü içki satmak meşrulaştırmak anlamına gelir demek akli bir yorum olur.

Her ilim ehli kimse bilir ki Haramın satışı haramdır.İçki satan kişi sırf bu ameliyle helal mi görüyor?

Oysa Omer b.Hattab hadisler dekadın satanın da içki satanında bu yaptığı işin haram olduğunu söylemekte?

Çevrimdışı el-Vakkâf inde'l-Hak

  • Site Yöneticisi
  • *****
  • İleti: 130
Ynt: Ramazan Ayında Kafirlere İkram
« Yanıtla #44 : 31 Temmuz 2012, 23:45:58 »
Allah'u teala'ya hamd, Rasulü ve ashabına salat ve selam olsun

Öncelikle şunu iyice bilmek gerekir ki; İslam'da bazı haramlar vardır ki; kişi bunu işlediği zaman nefsine uyduğu için işlemiştir. Yani kişi bunu işlediğinde meşrulaştıracak bir davranışta bulunmamış, bu hükmü hafife almamış, sadece nefsine karşı düştüğü yenilgi nedeniyle bu ameli yapmıştır. Müslüman için aslolan budur. Yani o haram işlediği zaman "Ben bu şeyin haram olduğunu biliyorum ve bunu işlediğimden dolayı rahatsızım, sevinç duymuyorum" piskolojisine sahip olmalıdır. Keza müslümanlar günah işlediği zaman bunu meşrulaştırmaz ve bunu işlediğinden dolayı memnun olmaz. Örneğin: Müslüman bir kimse içki içtiği zaman bunu meşrulaştırmaz ve bunu içtiğinden dolayı her ne kadarda haz alma vs. gibi durumlarda olsa bu kişi bunu meşrulaştırmaksızın yapmışsa bu haramdır. Ve bütün haramlarda öyledir. Kişi meşrulaştırmaksızın, helalleştirmeksizin ve o konuda kat'i nassı inkar edecek söz, amel ve davranışlarda bulunmaksızın haram olan bir ameli işlerse haram işlemiş olup, günahkar olur.

Fakat öyle durumlar vardır ki; Kişi o haram olan ameli kat'i nassı inkar ve onu hafife alma anlamına gelen bir tarzda işlerse, bu durumda bu kişi nassı inkar ettiği ve hafife aldığı için küfre girmiş olur. Ramazanda gündüz vakti açıktan yemek ve içmek gibi... Kişi ramazanda oruç tutulmasının farz olduğunu bilmesine rağmen gündüz vakti açıktan yiyip, içiyorsa nassı hafife aldığı, ramazan ayına hürmetsizlik ettiği için küfre girmiş olur. İslam'da şöyle bir kaide vardır;

"Kesin muhkem nas ile haram olan bir şey eğer yapıldığında meşrulaştırılmış olarak anlaşılıyorsa kişi bu ameliyle kâfir olur."

Bu kaide kati bir kaide olup bu konuda islam âlimleri ihtilaf etmemiştir. Keza ramazanda gündüz vakti açıktan yiyip, içmekte böyledir. Kişinin şer'i bir mazereti olmaksızın ramazanda gündüz vakti açıktan yiyip içiyorsa; bu kişi Allah'ın emrini hafife almış, ramazana hürmetsizlik etmiş ve lisan-ı hali ile haramı meşrulaştırdığı için kafir olur. Yani bu kişi oruç tutmadığı için kafir olmamış, ramazan ayına hürmetsizlik ve oruç emrini hafife alan bir amel işlediği için kafir olmuştur. Farziyetini inkar etmeksizin oruç tutmamak küfür değildir. Yani bu kişinin amelinden yani lisanı halinden oruç emrini hafife aldığı ve ramazan ayına saygısızlık gösterdiği anlaşılmaktadır ki; kişi bu haseble kafir olur.

Şayet kişi kesin muhkem nas ile haram kılınan bir haramı meşrulaştıracak ve o konudaki emri hafife alacak bir tarzda işlerse ve bu kişinin davranışından bu anlaşılıyorsa kişi dili ile "ben bu emri meşrulaştırıyorum, hafife alıyorum" demese bile lisan-ı hali ile bunu meşrulaştırmış ve bu konuda ki muhkem nassı hafife aldığı için kafir olmuş olur. Peki bu konuda ki itirazcılar; Ramazan ayında gündüz vakti açıktan yiyip içen bir kimsenin hali neyi göstermektedir? Onun oruç tutma emrine riayet ettiğini mi, yoksa bu emri hafife aldığını mı? Veya bu kimsenin ramazan ayına saygısızık ettiğini mi, yoksa bu aya hürmet ettiğini mi gösterir? Bu kişinin lisan-ı hali onun Allah'ın oruç tutma emrini hafife aldığını, ramazan ayına saygısızlık gösterdiğini ortaya koymaktadır. Keza bunun küfür olduğu konusunda ihtilaf yoktur.

Bu kişi her ne kadar dili ile "ben bu emri hafife almadım, ramazan ayına hürmetsizlik etmedim" derse lisan-ı hali onu yalanlamaktadır. Bu kimsenin durumu Kur'an'ı pisliğe atıp "ben onu hafife almadım, küçümsemedim ve hakaret etmedim" diyen kimsenin durumuna benzer. Zira bu kimsenin lisanı hali onun sözlerini yalanlamaktadır. Keza kişi diliyle aksini iddia etse bile onun ameli onu yalanlamaktadır.

Bizim ehli sünnet olarak görüşümüz: Bir kişi haramı helalleştirmediği müddetçe veya Allah'ın emrini gerek fiili, ameli, sözüyle hafife almaksızın, onu inkâr etmeksizin işlerse kâfir olmaz, haram işlemiş olur. Bizim büyük günahlar konusundaki menhecimiz, ehli sünnetin menheci olup, haricilerin menheci değildir. Bizi haricilikle itham edenler ne haricileri tanıyorlar, ne de onların sapıklıklarından haberdardırlar.

Şeyh Seyfuddin El-Muvahhid   şöyle diyor:

“İster müslüman devlette olsun ister kafir devlette olsun, Ramazan ayında, gündüz vakti sebepsiz olarak açıktan yemek yiyen kimse bütün alimlere göre kafirdir. Kafir olmasının sebebi; oruç tutmamasından değil, açık bir şekilde yemek yiyerek, ramazan ayına saygısızlık göstermesinden ve oruç emrini hafife almasındandır.

Aynı şekilde, ramazan ayında, gündüz vakti açıkça yemek yiyen kimseye, yemek yemesi için yardım eden de kafir olur.

Örneğin; bir kimse, ramazan ayında, gündüz vakti lokantasını açıp, oruç tutmayanların açık bir şekilde oruçlarını yemelerine müsaade ederse, o da onlar gibi kafir olur.

Ramazan ayında bu şekilde insanların açıkca gündüz vakti orucu yemelerine müsaade eden her sistem, her ne kadar müslüman olduğunu iddia ederse etsin, kafirdir. Hatta, bütün İslam kanunlarını tatbik eden, fakat “Dileyen oruç tutsun, dileyen oruç tutmasın” diye kanun çıkaran veya orucun açık bir şekilde yenmesine  veya lokanta gibi, dükkan sahiplerine ramazanda gündüz vakti dükkanlarını açmalarına izin veren sistemler, Allah (cc)'ya baş kaldırmış küfür sistemleridir. Bu ve benzeri hareketler, bu gibi sistemlerin müslüman olmadığını gösteren açık alametlerdir.” (Davetçinin Tefsiri- Bakara  183 ayeti)

Bütün İslam alimlerine göre: Ramazanda gündüz vakti sebepsiz olarak açıktan yiyip, içen kişi ramazan ayına hürmetsizlik ettiği ve oruç emrini hafife aldığı için küfre girmiş olur. Bu kimsenin küfre girmesinin sebebi oruç tutmaması olmayıp, oruç emrini hafife alması ve ramazan ayına saygısızlık göstermesindendir. Bu kişi gizli olarak sebepsiz olarak yiyip, içseydi bu küfür olmazdı, haram olurdu.

İddia: İmamuddin! ve nadal! İsimli üyelerin getirmiş olduğu ayet ve hadisler…

Cevap: Bahsi geçen vakıamıza bu üyelerin sunmuş olduğu ayet ve hadisler delil olma açısından yeterli değildir. Zira konumuz masiyet işlemek veya işledikten sonra bunu teşhir etmek olmayıp, Allah’ın emrini hafife almak ve onun mübarek olarak vasıflandırdığı ve o ayda oruç tutulmasını emrettiği bir ayda sebepsiz olarak açıktan yiyip, içmektir. Dolayısıyla bu üyelerin asmış oldukları ayet ve hadisler bu konumuza delil niteliği taşımamaktadır. Farz edelim ki bunlar delil olarak kabul edilse bile hiçbir alim bu ayet ve hadisleri bu kimselerin anladığı gibi, ramazan ayına saygısızlık etme ve oruç emrini hafife almanın haram olduğu konusunda delil olarak ileri sürmemişlerdir. Aksine İslam âlimlerinin icması ile sebepsiz olarak ramazan ayında gündüz vakti yiyip, içmenin ramazan ayına hürmetsizlik ve oruç emrini hafife almak olduğu için bunun küfür olduğunu söylemişlerdir. Bu ayet ve hadisleri delil olarak gösteren kimseler kendi açıklamalarından daha önemli olan ve değer arzeden âlimlerin görüşlerini katıksız olarak assınlar ki; meallere bakıp ta ayet ve hadisleri yorumlamaya kalkışmasınlar.

Masiyetleri açıktan işleme ile ilgili ayet ve hadislere gelince;

Bu ayet ve hadislerde masiyeti açıktan işlemek yerilmiş ve bunun azab sebebi olduğu ifade edilmiştir. Bizde aynı şeyi söylüyoruz. Kişi açıktan masiyeti işlerse ve bu işlediği masiyet onun Allah'ın emrini hafife aldığı, onun mubarek kıldığı bir şeaire saygısızlık ettiği şeklinde anlaşılmıyorsa bu durumda bu şekilde masiyet işlemek küfür olmaz. Ancak işlenilen amel eğer Allah'ın muhkem nassını inkar ve hafife almak, meşrulaştırmak ve onun mukaddes kıldığı şeairlere saygısızlık ve hürmetsizlik göstermek şeklinde anlaşılıyorsa bu küfürdür. Bu demek değildir ki her masiyeti açıktan işleyen kişi hemen kafir olur. Bizim böyle bir görüşümüz söz konusu değildir. Şayet kişi masiyeti açıktan işler ve bunu meşrulaştırmadan, Allah'ın emrini hafife almadan, onun mukaddes saydığı şeairlere saygısızlık, hürmetsizlik etmeden açıktan işlerde bu büyük günah olup, büyük bir azabın sebebi olur. Fakat ramazan ayında sebepsiz gündüz vakti açıktan oruç yemek böyle değildir. Kişinin bu ameli açıkça onun Allah'ın  oruç tutma emrini hafife aldığını, ramazan ayına hürmetsizlik ettiği şeklinde anlaşılmakta olduğu için bu küfürdür. Ve bunun küfür olduğu konusunda  alimler arasında ittifak vardır.

Soru: Meyhane açanın kafir olma sebebi meyhane açması mı? Yoksa ruhsat alması mı? Meyhane açtıkları için kafirdirler çünkü içki satmak meşrulaştırmak anlamına gelir demek akli bir yorum olur.

Cevap: İçki içmek ve onu satmak da haramdır. Fakat bunu meşrulaştırmak, helalleştirmek küfürdür. Yani içkinin haram olduğunu söylemesine rağmen kişi bunu gerek sözlü, yazılı ve ameliyle helalleştirirse bu kişi kafir olur.

Meyhane açan kimsenin kafir olmasının sebebi: Bu kişinin ameliyle içki satmayı meşrulaştırmasından dolayıdır. Zira bu kişi her ne kadar içki içmenin haram olduğu söylese bile meyhane açarak bu haramı ameliyle meşrulaştırmış ve kafir olmuş olur.

Bunun delili; üvey annesi ile nikah akdi yapan kimsenin olayıdır (Bera -r.a- hadisidir). Bu kişi üvey annesiyle zina etmiş olsaydı mürted olmazdı ve malları ganimet olarak alınmazdı. Fakat bu kişi üvey annesiyle onu kendisine meşru kılan nikah akdini yaptığı, ve onunla evlenmeyi nikah akdi ile kendisine helalleştirdiği için mürted olmuş ve malları ganimet olarak alınmıştır.

Soru: Her ilim ehli kimse bilir ki Haramın satışı haramdır.İçki satan kişi sırf bu ameliyle helal mi görüyor?

Cevap: Evet, haram olan şeyin satılması da haramdır. Fakat kişi meyhane açtığı zaman bu kişi sırf içki sattığı için değil, içki satma amelini meşrulaştırdığı için kafir olur. Yukarıda "Kesin muhkem nas ile haram olan bir şey eğer yapıldığında meşrulaştırılmış olarak anlaşılıyorsa kişi bu ameliyle kâfir olur." kaidesi bu meseleye açıklık getirmekte olup bu meselede verilen hükmün akli bir yorum değil, nakli ve şer'i bir hüküm olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Soru: Oysa Omer b.Hattab hadisler dekadın satanın da içki satanında bu yaptığı işin haram olduğunu söylemekte?

Cevap: İçki içmek ve onu satmak haramdır. Aynı şekilde zina yapmak ve kadın satmak ta haramdır.  Fakat bu amelleri kurumsallaştırıp, meşrulaştırmak haram olmayıp küfürdür.


SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Yapılan paylaşımlar vesilesi ile Allah'ın razı olmadığı, İslam'a zıt olan şirk (Allah'a ait hak, sıfat ve yetkileri Allah'tan başkasına veyahut Allah'la beraber başkasına vermektir) ve küfür (gerek inatla gerek cehaletle gerekse inat edenleri taklit sebebiyle Allah'ın tevhidini inkar ve rasulünü yalanlamaktır) içeriklere veyahut bunların savunuculuğunu yapan kurum veya kuruluşlara ulaşmanız halinde hiçbir sorumluluk kabul etmiyoruz.
Facebook  Twitter  Google