Hoş Geldiniz!

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için Giriş yapın.

Eğer üyeliğiniz yoksa Kayıt olun.

Gönderen Konu: Seyyid Kutub'un Kısaca Hayatı  (Okunma sayısı 11296 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mahmut_Şakir

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 42
Seyyid Kutub'un Kısaca Hayatı
« : 25 Ekim 2009, 12:41:13 »
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
 
  
SEYYİD KUTUB'UN KISACA HAYATI
  
Seyyid Kutub 1906 yılında Mısır'ın Asyut kasabasına bağlı köylerden birisinde, muhafazakar, varlıklı fakat cömertçe harcamalarda bulunan bir babadan dünyaya geldi. Babasının geçim kaynağı, geniş sayılabilecek arazilerinin gelirleri idi. Bu arazilerinde ücretle çiftçi çalıştırırdı ama giderleri gelirlerine hiçbir zaman denk olmazdı. Fazla harcamaları dolayısıyla biriken borçlarını ödemek amacıyla arazisini azar azar satıp duruyordu.

Seyyid'in anesi gittikçe eksilen arazilerinin bir gün ellerinden tamamen çıkmasından korkuyor ve oğlunun gelecekte eli iş tuttuğunda babasının satmakta olduğu arazi parçalarını geri alacağını umuyordu.

Seyyid Kutub'un kullandığı ifadeye göre babası, kültüre düşkün, aydın bir kimse idi. Ulusal Parti'ye mensup ve bu partinin resmi gazetesine abone idi. Bu sebeple oğlunu yeni açılan okula verdi. O sıralarda henüz altıyı aşmayan küçük yaşına rağmen açık ve belirgin üstünlükler, başarılar gösterdi. Bu okulda dört yıl geçirdi. On yaşına gelince de Kur'an'ın tamamını ezberledi. Bundan üç yıl sonra Kahire'ye lise tahsilini dayısının gözetiminde yapmak için gitti. Daha sonra da Dar'ul Ulum'a girip oradan mezun oldu. Köyde geçirdiği dönemlerden beri okumayı severdi. Eline geçen her şeyi okurdu. Hatta, çocukluğunda, her dönemde halkın sığındığı hurafe dolu büyü kitaplarını bile okudu. Bu bakımdan yazmaya erken dönemlerde başlaması doğaldır.

Mısır edebiyatının yenilikçilerinin en ünlülerinden olan Abbas Mahmud el-Akkad ile ilişki kurup uzun bir süre öğrencisi oldu. Onun görüşlerini benimsiyor, savunuyor ve bu uğurda edebi tartışmalara giriyordu. Otuzlu yılların ikinci yarısında ve daha sonraki yıllarda yayınlanmış edebi dergilere göz atanlar, bu tür mücadelelerin çokça örneklerini görebilir.

Seyyid her ne kadar Akkad'ın öğrenciliğini yapıp ondan yararlanmışsa da yine de bağımsız bir ruha sahipti. Onun bu bağımsızlığı edebiyatta adeta kendine has yeni bir üslub ortaya koydu. Halbuki onun hocası Akkad, felsefi-edebi üsluba daha yakın bir kimse idi. Belki de Seyyid Kutub'un bu durumu, köyde yetişmesinden, duygu ve hayallerle dolup taşan psikolojik bir yapıya sahip olmasından kaynaklanıyordu. Ayrıca o hürriyeti seven ve zulmün hiçbir türünden hoşlanmayan bir kişiliğe sahipti.

Edebiyat konusunda yabancı kültürlerle ve özellik-e İngiliz kültürü ile ilişkisi büyüktü. Bu konuda Akkad'ın büyük etkisi oldu.

Batı edebiyatının her zaman için felsefi bir takım görüşleri yansıttığı bilinen bir şeydir. Fakat eski Arap edebiyatı böyle değildir. Eski Arap edebiyatının bir bölümü bazı fikir gelişmeleri yansıtırken, bazısı da hiçbir şey yansıtmamaktadır. Bu da refahın, zevkin, zevke dalmanın veya dünyevi nimetlerden yararlanmanın bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.
 
  
Seyyid Kutub'un düşünce hayatını genel olarak üç ayrı aşamaya ayırabiliriz:
 
1 - İslam'a yönelişten önceki aşama.

2 - İslam'a genel olarak yöneliş aşaması.

Bu iki aşama bir dereceye kadar iç içedir. Çünkü ikinci aşama birincisinin bir takım tohumlarını taşımakla birlikte, birinci aşama da tümü ile İslam'dan kopuk bir aşama değildi.

3 - Sınırları belli İslama yöneliş aşaması.
 
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
 
  
ÖNSÖZ
 
  
Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun, salat ve selam efendimiz Muhammed'e, onun aile efradına, ashabına ve onun izinden gidenlere olsun.

Allah'ın rahmetine nail olmasını dilediğim Seyyid Kutup hakkında beni yazmaya iten sebep, aslında düşünce yönteminin ağırlığını ve hareket yönteminin doğruluğunu onda bulmuş olmamdan, kendisinin bu konularla ilgili kalbimde bulunan gerçekleri dile getirdiğine inanmamdan kaynaklanır. Aklımla, kalbimle, Seyyid Kutup gibi eserlerini okuduğum hiç bir müslüman yazardan böylesine etkilenmiş değilim. Onun hakkındaki araştırmalarım beni bir ortamdan başka bir ortama götürdü, ruhumda belirsiz şeyleri belirginleştirip bir takım şeyleri değiştirdi. Seyyid Kutup dışındaki hiçbir müslüman düşünür beni böyle etkilememiştir.

İşkence altında bulunduğum dönemlerde Yüce Allah'tan şu dünya hayatında onunla bir arada bulunma imkanını vermesini dilemekteydim. Ancak Yüce Rabbimiz bunu nasip etmedi. Şu anki dileğim ise aziz ve celil olan Allah'ın, bizleri takva sahibi olanların dışında, dost ve arkadaşların birbirine düşman olacakları o günde (kıyamet gününde) rahmet ve esirgemesinin altında bir araya getirmesidir.

İşte benim bu konuda yazmamdaki ilk etken Seyyid Kutub'un üzerimdeki bu etkisine güzel bir şekilde karşılık verme düşüncesidir.

Diğer taraftan Seyyid Kutub'un çağdaş İslam'i hareket düşüncesine geniş boyutta etkisi olmasına rağmen hakkı gereği gibi verilmemiştir. Onun hakkında hiçbir şey yazılmadı diyebiliriz.

Yayıncılar onu kazançları için bir araç olarak kullanmış, onun yazdığı pek çok şeyi yayınlamışlardır. Hatta yayınladıkları bu şeyler arasında Seyyid Kutup hayatta iken; İslam'dan uzak olduğu gerekçesiyle vazgeçtiği, reddettiği bir takım şeyler de vardır. Bunları bile yayınladılar.

İşte bu yayıncılar oldukça eskiden kaleme aldığı bir takım makalelerini topladılar ve kendisinin yazacağını açıkladığı fakat henüz yayınlanmayan isimler altında yeni eserlermiş gibi basıp sundular.

Ayrıca daha önce basılmış eserlerinden bir takım bölümler alıp, onlara özel isimler ve uydurma adlar vererek yayınladılar. Bu işin iç yüzünü bilmeyenler de bunların el yazısı ile yazılıp bırakılmış yeni bir takım kitaplar olduğunu sandılar.

Bu bakımdan Allah'ın yardımı ile yazdıklarından hareket ederek onu tanıtmak istedik. Bu çabamızın bu büyük yazar hakkında yazılacak şeylerin daha da artmasına ve çoğalmasına neden olacağını ümit ediyoruz.

Daha önce araştırmalarımın, onun kişiliğinin çeşitli yönlerini kapsamasını düşünmüş ve tasarlamıştım. Fakat şehidin hayatı ile ilgili bir takım eserlerin bulunduğunu veya yazılmakta olduğunu öğrendik. Bu eseri yazan kişi onun çağdaşı, onunla beraber yaşamış ve şehidi bizden daha çok tanımış bir kimsedir. Bu sebeple çeşitli yönleriyle onun kişiliği hakkında detaylı bilgi vermekten vazgeçtik, sadece bir özet sunmakla yetindik. Şayet yazarın hayatı ile ilgili yeterli bir eser yayınlanırsa mesele kalmaz. Eğer böyle bir eser yayınlanmazsa istedigimiz; çeşitli aşama ve yönleri ile ilgili hayatına dair, yeterli genişlikte özel bir bölüm hazırlamayı Yüce Allah'ın bize kolaylaştırmasıdır.

Seyyid Kutub'un düşünce ve metodu ile ilgili bu kitabı yazmaya neden olan önemli etkenlerden birisi de; Seyyid Kutub'un talebeleri ve bağlıları olduklarını (İhvani Müslim'in) ve kendilerinin bir evladı olduğunu sanan kişiler tarafından bilinmeyen bir kişi olmasıdır.

Seyyid Kutub'un kitapları bu kimselerin kitaplıklarını dolduruyor ve bunlar bu kitapların maddi bereketinden yararlanıyorlar fakat okumuyorlar. Aralarından okuyan çoksa bile, yalnızca onun kullandığı yeni kelimelere, güzel terkiplere ve çekici ifadelere dikkat ediyor.

Bu bakımdan onun hakkında yazmak kaçınılmaz bir zorunluluk oldu. Ta ki bu kimselere kazanç sağlamak için ellerini sürdükleri, kendilerini ona onu da kendilerine nisbet ettikleri fakat düşünce ve pratikte çelişip muhalefet ettikleri bu hayırlı evlatlarını tanıtabilelim. Böylece her şeyi açık seçik görebilsinler ve bundan sonra seçimlerini yapabilsinler. Çünkü en sağlıklı seçim bütün incelikleri kavrayabilen bir anlayışla yapılan seçimdir.

Bu şekilde onun fikirleri açıklandıktan sonra onun fikrinde olanlar ve ona karşı olanlar belli olur.

Böyle bir durum ise İslam davasının çerçevesi içinde yer alan ve onun yörüngesi etrafında dönen kimselerin yararına olacaktır, başkalarının değil.

İslam'a davet eden pek çok kimse Seyyid Kutub'un hareket metoduna çağırmış ve "Seyyid Kutub'un Metodu" adı verilen eserleri okumuştur. Ancak bu kimselerin hareket düşüncelerinde ve bizzat hareketlerinin özünde hiç bir şey değişmemiştir. Bu kitabı ele almamdaki sebeplerden birisi de budur.

Çünkü Seyyid Kutub, sadece incelensin, öğrenilsin, kültürel bir inceleme konusu olarak ortaya çıksın diye İslami Hareket Metoduna dair şeyler yazmış değildir. O ne yazmışsa, eğitim programlarının ve çalışma şekillerinin bu hareket metoduna göre planlanması için yazmıştır. Ta ki bu hareket metodunu gereği gibi kavrayanlar, salih mü'minler ve bu metodun inceliklerini tam anlamıyla kavramalarından doğan güçlü bir iman ile bu metoda inananlar, bu uygulama ve bu programlamayı yapsınlar diye yazmıştır.

Allah'a hamd ederek söylüyorum ki, biz bu metodun sırlarını belirlemeye ve mümkün olduğunca inceliklerini sunmaya gayret ettik. İşte bizim bu çabamız bu incelememizde ortaya koyduğumuz en önemli çabadır.

Bu metodun gereği gibi anlaşılması ve ona göre bir oluşuma geçilmesi halinde, bütün olarak İslami hareketin durumunda gerçek bir devrim yapacak ve bu durum toplumdaki etkin güçleri Allah'ın izniyle İslam'ın yararına değiştirecektir. Biz buna inanıyoruz.

Bizi bu araştırmayı yapmaya iten başka bir neden daha vardır. İslam'a dair bir şeyler yazan bazı kimseler Seyyid Kutub'un üzerinde durduğu bir takım problemleri gereği gibi anlayamamış, bu bakımdan çeşitli hedefler gözeterek ve çeşitli yollar izleyerek ona karşı değişik eleştiriler yapmışlardır. Yapılan bu eleştirilerin bazısının amacı kötüleme olmamakla birlikte; bir kısmı bizzat kötülemek içindir. Bu eleştirileri yönelten kimselere karşı durup da bu konuda Seyyid Kutub'un görüşlerini gerçek şekliyle açıklayan, bunların ne derece doğru yada yanlış olduğunu belirten hiç kimse çıkmadı. Bu bakımdan bizlerin bu problemler üzerinde tek tek durmamız, daha sonra da bunların doğrusunu açığa çıkartmamız, bu konuda herhangi bir bağnazlık yada haksızlığa düşmeden, kimseden korkmadan ve çekinmeden bunu yapmamız kaçınılmaz oldu.

Biz elbette Seyyid Kutub'un masum olmadığını biliyoruz. O da yanılabilir, isabet de edebilir. Sadece biz gücümüz oranında hakkı araştırmaya çalıştık.

Yardım talebimiz Allah'tandır.
 
  
Bizim Seyyid Kutub üzerindeki bu araştırmamız üç bölüm halinde ortaya çıktı:

Birinci Bölüm: Seyyid Kutub'un hayatı, hayatının çeşitli aşamaları ve yazma üslubu ile ilgili faydalı bir özet.

İkinci Bölüm: İslami Hareket Metodu.

Üçüncü Bölüm: Ona yöneltilen eleştiriler ve yanıldığı iddia edilen konuların gerçek durumu.
 
  
Bu araştırmamızda bizzat onun yazdığı metinlerden hareket ettik. Mümkün olduğu kadar onun görüşlerini kendi kalemiyle ortaya koymaya çalıştık. İşte bu, yapmış olduğumuz alıntıların çokluğunun ana nedenidir. Bazen birbirine benzer metinleri de almak zorunda kaldık. Fakat bu benzer metinlerin birisinde bulunup da diğerinde bulunmayan bir fazlalık söz konusudur.

Onun metodunda çeşitli temel problemlerle ilgili metinler gerçekten çoktur. Bu çokluk, bu büyük ilim adamının bu metodu ne kadar açık seçik bir şekilde anladığının ve bu konunun onda gidip gelen sadece bir takım ilham kırıntılarından ibaret olmadığının kesin delilidir. Beni en çok şaşırtan ve dehşete düşüren bu durum oldu.
 
  
Önsözümü bitirmeden önce şuna dikkat çekmek istiyorum:

Benim bu araştırmam hiçbir zaman Seyyid Kutub'un kitaplarının yerini tutamaz, tutmasına imkan yoktur. Onu gerçekten tanımak hazinelerinin farkına varmak isteyen bir kimse mutlaka onun kitaplarına başvurmalıdır. Ta ki düşüncesi netleşsin düşünüşündeki pürüzler gitsin, gayrete gelsin ve ileriye doğru atılsın...

Ve bütün bunları bizzat Seyyid Kutub'un kendi üslubu içinde fark etsin.

Yüce Rabbimizden dileğimiz odur ki, şehidimizi merhametiyle kuşatsın ve bizim bu çalışmamızı sırf kendi rızası için yapılmış bir çalışma olarak kabul buyursun.
 





SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Yapılan paylaşımlar vesilesi ile Allah'ın razı olmadığı, İslam'a zıt olan şirk (Allah'a ait hak, sıfat ve yetkileri Allah'tan başkasına veyahut Allah'la beraber başkasına vermektir) ve küfür (gerek inatla gerek cehaletle gerekse inat edenleri taklit sebebiyle Allah'ın tevhidini inkar ve rasulünü yalanlamaktır) içeriklere veyahut bunların savunuculuğunu yapan kurum veya kuruluşlara ulaşmanız halinde hiçbir sorumluluk kabul etmiyoruz.
Facebook  Twitter  Google